6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TL talebini ıslahla dövize çeviren alacaklı seçimlik hakkından dönemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/296 E. 2019/7125 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

TBK 99 uyarınca konusu para olan borçta, ödemenin döviz üzerinden yapılması kararlaştırılmışsa alacaklının ülke parası veya döviz seçiminde seçimlik hakkı vardır; bu hak yenilik doğurucu niteliktedir ve kullanıldıktan sonra dönülemez. Dava dilekçesinde TL talep eden alacaklı, ıslahla bu tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemez. Ayrıca sözleşmede oranı kararlaştırılmayan erken kapama komisyonu emsal banka uygulamalarına göre (%2-%5) belirlenir; ilk kredi kullandırımında kredi tahsis/istihbarat ücreti alınabilir ve bu ücret makul oranda ise iade edilmez.

Ele alınan sorunlar

Erken kapama komisyonu oranının emsal banka uygulamasına göre tespiti → kısmi kabul

İddia: Davacı, davalı bankanın anaparaya işletilen faiz dışında erken kapatma komisyonu, BSMV ve dosya masrafı adı altında aldığı bedellerin BDDK ve banka uygulamalarına aykırı olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nin ilgili maddesinde erken ödeme komisyon oranı kararlaştırılmamıştır; davalı banka mahkemece kabul edilen oranın üzerinde bir oranı Merkez Bankasına bildirdiğini ileri sürmemiştir. Bu durumda emsal banka uygulamaları araştırılarak erken kapama komisyonunun %2-%5 aralığında alındığı tespit edilip %5'in makul oran olarak kabul edilmesinde ve fazladan alınan komisyonun iadesine ilişkin davanın kısmen kabulünde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Kredi tahsis ve istihbarat ücretinin iade edilip edilemeyeceği → ret

Gerekçe: Bankacılık teamüllerine göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden 'Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti' adı altında ücret talep edilebilir; sözleşmede oran belirtilmemiş olsa da kredi tutarının yaklaşık %1'i oranındaki ücret emsal banka uygulamalarına göre orantılı ve makuldür. Bu nedenle bu talep yönünden davanın reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Türk lirası olarak açılan davanın ıslahla yabancı para üzerinden talebe dönüştürülmesi → kabul

İddia: Davacı, dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunmuş, sonradan maddi hata yapıldığını belirterek ıslahla talebini Euro cinsine yükseltmiştir.

Gerekçe: 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir; ödemenin başka bir para birimiyle yapılması kararlaştırılmışsa alacaklı, ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle yapılmasını istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklı, yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesiyle borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemez; bu husus gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yabancı para üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TL olarak açılan davanın ıslahla döviz talebine dönüştürülemeyeceği (seçimlik hakkın dönülemezliği) yönünden bağlayıcı bozma emsali; ayrıca sözleşmede oran yoksa erken kapama komisyonu ve kredi tahsis ücretinin makullük ölçütüyle belirlenmesi bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçimlik hak yenilik doğuran hak yabancı para borcu ıslah erken kapama komisyonu kredi tahsis ücreti sebepsiz zenginleşme

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı TBK — 6098 sayılı TBK 99

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3837 E. 2017/6508 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/296 E.  ,  2019/7125 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/12/2017 tarih ve 2015/923 E.- 2017/861 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/11/2018 tarih ve 2018/222 E.- 2018/1339 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Beylikdüzü Şubesinden imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi karşılığında 1.100.000,00 TL limitli 3 yıl ödeme süreli ticari kredi kullandığını, müvekkilinin çektiği kredinin tamamını 25/12/2013 tarihinde kapatmak istediğini, davalı bankanın anaparaya işletilen faiz dışında erken kapatma komisyon ücreti, BSMV ve dosya masrafı adı altında ücretler talep ettiğini, bu ücretlerin ödenmemesi halinde kredinin kapatılmayacağını davalı tarafından bildirildiğini, bu nedenle talep edilen ek ücretlerin ödenmek zorunda kalındığını, müvekkiline imzaladığı sözleşmenin bir nüshasının verilmediğini, davalının aldığı bedellerin BDDK ve diğer bankaların güncel uygulamalarına uygun olmadığını, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkiline iadesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı kalmak ve bilirkişi aracılığı ile alacak tespit edildiğinde artırılmak kaydıyla erken kapama komisyon ücreti, BSMV, ipotek fekki, dosya masrafı adı altında alınan şimdilik 10.000.- TL ücretin tahsil edildiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiş, 15/11/2017 havale tarihli ıslah dilekçesi talebini 29.391,49 Euro’ya yükseltmiştir.

Davalı vekili, davacıdan tahsil edilen tüm masrafların davacının bilgisi ve onayı dahilinde tahsil edildiğini, davacının kredi kullanmadan önce ön bilgi formunu imzaladığını, bu form ile birlikte davacıya sözlü bilgi verildiğini, davacıdan alınan ücretlerin Bankacılık Kanunu, ilgili diğer mevzuat hükümleri ve bankacılık genel uygulamalarına, imzalanan sözleşme ve tebliğ hükümlerine uygun olduğunu, davacının tahsilat tarihi itibarıyla dava konusu alacağa faiz işletilmesi talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari kredilerde erken kapama komisyonunun %2 ile %5 arasında değiştiği, erken kapama tazminatının diğer banka uygulamaları ve bilirkişi görüşüde dikkate alınarak %5 olarak değerlendirilmesinin makul olduğu, kredi tahsis ve kullanım işlemlerinin bankanın asli fonksiyonlarından biri olduğundan buna ilişkin maliyetlerin kredi faizi içinde yer alması gerektiği, bu sebeple davalı bankaca davacıdan kredi tahsis komisyonu ve istihbarat ücreti adı altında tahsil edilen ücretlerin iadesinin gerektiği gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile ıslahla ve taleple bağlı kalınarak 17.891,49 Euro fazla alınan erken kapama tazminatının ve 11.500,00 Euro alınan kredi istihbarat ücretinin temerrüt olmadığından dava tarihi olan 18/09/2015 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri azami faiz oranı ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen 23/08/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin 6.4 maddesinde erken ödeme komisyon oranının kararlaştırılmamış olduğu, mahkemece davalı bankanın Merkez Bankasına erken kapama komisyon oranlarını bildirip bildirmediği yönünde bir araştırma yapmadığı, ancak davalı tarafça mahkemece kabul edilen oranın üzerinde bir oranın Merkez Bankasına bildirilmiş olduğu yönünde bir iddia ileri sürülmediğinden mahkemece emsal banka uygulamaları araştırılarak %2-%5 oranında erken kapama komisyonu alındığının tespit edilerek %5 oranın makul bir oran olarak kabul edilip buna göre fazladan ödenen erken kapama komisyon oranının tespitinde ve bu talebe ilişkin davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunulmuş iken, daha sonra maddi hata yapıldığı belirtilerek euro cinsinden para birimi ile talepte bulunulması ile mahkemece maddi hata yapıldığı kabul edilerek eksik harcın tamamlatılmasında bir hata olmadığı, bankacılık teamüllerine göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel vs.

gibi işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden "Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti" adı altında ücret talep edilebileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müşterinden alınabilecek komisyon, ücret ve masrafları düzenleyen 6/1-2-3 maddesinde talep edilebilecek komisyon oranları belirtilmemiş olmakla birlikte, kredi tutarının yaklaşık %1’i oranındaki ücretin emsal banka uygulamalarına göre orantılı ve makul olduğu, mahkemece bu talep yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/923 Esas-2017/861 Karar sayılı ve 04/12/2017 tarihli hükmünün kaldırılmasına, davanın ıslah edilen haliyle kısmen kabulüne, 17.891,49 Euro Erken Kapama Komisyonu'nun dava tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri azami faiz oranı ile davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davalı banka tarafından kredi kullandırımı ve kredinin erken kapatılması sırasında alınan ücretlerin davalı bankadan istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.- TL'nin tahsil edildiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak ıslah etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan harç, yargılama sırasında tamamlanmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden erken kapama komisyonu alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde yabancı para üzerinden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/553202800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/222 E. 2018/1339 K.

Vadesinden önce çekilen mevduata vadesiz faiz oranı uygulanması

Gerekçe özeti

Mahkeme tarafından bir bedelin bankada vadeli hesapta bekletilmesi yönünde talimat verilmiş ancak vade süresi belirlenmemişse, bankanın kendi belirlediği vade süresi usul ve yasaya aykırı sayılmaz. Vade süresi dolmadan hesaptan para çekilmesi halinde, bankaların onayı ile yapılan bu erken çekimlere, ilgili Bakanlar Kurulu Kararı ve Tebliğ uyarınca vadeli mevduat faiz oranı değil, vadesiz mevduat faiz oranı (yıllık en fazla %0,25) uygulanır.

Emsal değeri

Mahkeme talimatında vade süresi belirtilmediğinde bankanın kendi belirlediği vade süresinin geçerli olacağı ve vadesinden önce çekilen mevduata vadesiz mevduat faiz oranı uygulanacağı yönündeki tespit, benzer bankacılık ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: vadeli mevduat vadesiz mevduat faiz oranı kamulaştırma bedelinin depo edilmesi bankacılık işleminden kaynaklanan alacak

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/210

KARAR NO 2018/1391

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ ... ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/11/2017

NUMARASI 2016/618 E.-2017/1120 K.

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/11/2018

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulune yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkiline ait bir taşınmazın kamulaştırılması talebiyle açılan davada yargılama devam ederken mahkemece verilen ara karar ile kamulaştırma bedelinin davalı bankada depo edilmesine ve vadeli hesapta bekletilmesine karar verildiğini ve davacı tarafça bedelin davalı bankaya yatırıldığını, bankaca bedelin vadeli hesaba aktarıldığının bildirildiğini, daha sonra mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın bir kısmının kamulaştırılmasına ve bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın ardından davalı bankaya müzekkere yazılarak depo edilen bedelin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı bankanın uzun süre ödeme yapmadığını, gönderilen ihtarname üzerine ise anaparayı ödediğini, faiz ödemesi yapmadığını ileri sürerek işlemiş faiz tutarının tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL’sinin, ayrıca ihtarname gideri 539,37 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 23/09/2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 10.000,00 TL olan faiz taleplerini 32.142,64 TL olarak artırdıklarını bildirmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının müvekkili bankada bulunan parasını vadesi dolmadan çekmek istemesi üzerine kendisine vadenin bozulacağı ve faiz alamayacağı hususunun bildirildiğini, ancak davacının faiz talebinin olmadığını belirterek vadenin bozulmasını ve hesaptaki paranın ödenmesini istediğini, daha sonra gönderdiği ihtarnamede ise faiz talebinde bulunduğunu, davacının faiz talebinin vadesiz faiz oranı üzerinden kabul edildiğini, ancak davacının bu tutarda faizi kabul etmediğini, davacıya gönderilen ihtarname ile başvurması halinde bu oran üzerindne faizin ödeneceğinin bildirildiğini, ancak davacının kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davaya konu kamulaştırma bedeli olan 12.268.827,00 TL'nin 09/11/2015 tarihinde davalı bankanın vadeli hesabına yatırıldığı, mahkemece verilen karara istinaden 04/12/2015 tarihinde paranın davacıya ödendiği, 2006/11188 Karar sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları ... Hakkında Kararın 7. maddesinde vadesinden önce bankaların onayı ile çekilen vadeli mevduata vadesiz mevduat faiz oranı uygulanacağının hüküm altına alındığı, 2006/1 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ... Hakkında Tebliğin 3. maddesinde bankalarca, mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranları serbestçe belirleneceğinin, ancak vadesiz mevduat faiz oranının yıllık % 0.25’i geçemeyeceğinin hüküm altına alındığı, anılan bu karar ve tebliğ dikkate alındığında vade günü gelmeksizin çekilen paraya % 0,25 oranında vadesiz mevduat faiz oranının uygulanması gerektiği, bilirkişi raporu ile kamulaştırma bedeline % 0,25 üzerinden uygulanan faiz oranı neticesinde 25 günlük net faizin 1.785,70 TL olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla 1.785,70 TL faiz talebinin yerinde olduğu, vadeli hesaba uygulanması gereken faiz oranı üzerinden talep edilen fazlaya ilişkin miktarın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 1.785,70 TL faiz alacağının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, talep edilen 539,37 TL ihtarname masrafının yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Müvekkilinin davalı banka ile bir sözleşme akdetmediğini, mahkeme tarafından bankaya yazılan yazıda bedelin vadeli bir hesaba yatırılmasının istenildiğini, ancak belirli süreli(vadeli) bir hesaba yatırılmasının istenilmediğini, mahkemece vadenin kimin tarafından ne şekilde belirlendiği, neden günlük değil de aylık vadeli hesap açıldığı hususları üzerinde durulmadığını, davalı bankanın ne müvekkilinin ne mahkemenin onayı almaksızın tek taraflı olarak vade süresini belirleme ve daha sonra da kendisi tarafından belirlenen (belirlendiği tarihte ne kadar olduğu da belli olmayan) vadenin dolmadığı iddiasıyla (olmayan sözleşmeye göre) vadesiz mevduat faizi oranının işletilmesi gerektiği iddiasının kabul edilemeyeceğini,(aksi halde örneğin yargılamanın 8 ay sürdüğü varsayılırsa banka bu bedelin kendilerince 1 yıllık vadeli hesaba yatırıldığını iddia ederek 4 ay daha beklenmesi veya vadesiz mevduat hesabına göre ödeme yapılmasını iddia edebileceğini)

2- Ayrıca bankaların uyguladıkları faiz oranının vade uzadıkça artmakta olduğunu, ancak davalı bankanın taraflar arasında sözleşme olmadığı için piyasadaki sözleşmesel faiz oranının üçte biri oranında olan en düşük orandan esas almakta, fakat iş vade süresine geldiğinde sanki sözleşme varmış gibi en kısa vadeyi değil, aylık vadenin geçerli olacağını ileri sürmekte olduğunu, bankanın getirisi düşük dahi olsa söz konusu bedeli günlük vadeli hesaba yatırmak ve vadeli bir hesaptan elde edilecek faizi ödemekle mükellef olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı banka vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın doğru olduğunu belirterek istinaf isteminin reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hakkında açılan kamulaştırma davasında mahkemenin ara kararı ile kamulaştırma bedelinin davalı bankada vadeli hesapta depo edilmesine karar verildiğini, idare tarafından bedelin bankaya yatırıldığını, davanın sonuçlanmasının ardından mahkemece depo edilen bedelin kendisine ödenmesi yönünde yazı yazıldığını, ancak davalı bankanın sadece anapara tutarı olan kamulaştırma bedelini ödediğini, bu tutara işlemiş olan faizi ödemediğini ileri sürerek faiz tutarının tahsilini talep etmiş, davalı ise mahkemenin yazısı üzerine depo edilen bedelin 32 günlük vadeli hesap açılarak bu hesaba aktarıldığını, ancak davacının 32 günlük süre dolmadan ödeme yapılmasını talep etmesi üzerine vadenin bozulacağının ve vadeli mevduat faiz oranı üzerinden faiz alamayacağının bildirildiğini, ancak davacının faiz alacağından vazgeçmesi üzerine anaparanın ödendiğini, daha sonra vadesiz mevduat hesaplarında uygulanan faiz oranı üzerinden faiz ödenmesi teklifinin ise davacı tarafından reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2006/11188 Karar sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları ... Hakkında Kararın 7. maddesinde, vadesinden önce bankaların onayı ile çekilen vadeli mevduata vadesiz mevduat faiz oranı uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine 2006/1 sayılı Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ... Hakkında Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, ancak vadesiz mevduat faiz oranının yıllık yüzde 0,25’i geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda dosya kapsamında kamulaştırma davasının görüldüğü mahkemece davalı bankaya kamulaştırma bedelinin depo edilmesi yönünde yazıya rastlanılmamış ise de, söz konusu yazının kamulaştırma bedelinin vadeli bir hesapta bekletilmesi yönünde olduğu, ancak mahkemece vadeli hesabın ne kadar süreli olması gerektiği yönünde bir talimatının bulunmadığı tarafların kabulündedir. Davalı bankaya vadeli hesabın ne kadar süreli olması gerektiği yönünde verilmiş bir talimatın bulunmaması nedeniyle, davalının bu vadeli hesabı 32 günlük olarak belirlemiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince, davacı tarafça vadesinden önce çekilen mevduata yukarıda sözü edilen tebliğ ve karar uyarınca vadesiz mevduat faiz oranı üzerinden faiz işletilerek hesaplanan faiz tutarına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 08/11/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.