Çekin süresinde ibrazı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5842 E. 2020/3547 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin süresinde ibrazı↗ anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ kur farkı↗ kesin mehil↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ imza inkarı↗ delil niteliği↗ yönetici sorumluluğu↗ ek mehil↗ istirdat davası↗ sorumluluk davası↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ ciro↗ zamanaşımı def'i↗ tbk 99↗ def'i↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ıslah↗ çek↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davalı-karşı davacının, davacı şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada 14.09.2007 tarihinde şirket adına bankadan çektiği paranın 104.000,00 TL'sini uhdesinde bıraktığı, daha sonra bir kısmını iade etmiş ise de 39.000,00 TL'ni iade ettiğini kanıtlayamadığı ayrıca, davacı-karşı davalı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2007/10855 E. sayılı dosyası ile Citibank A.Ş.'ye ait çekten dolayı takip başlatıldığı, söz konusu çekin keşide imzasının davalı- karşı davacı ...’a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu itibarla davacı şirketin anılan çek nedeniyle yapılan ödeme miktarı kadar zarara uğradığı sabit ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin çek bedelinin istirdadı davası açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00 TL istenilmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacı şirketin bir zarara uğradığını kanıtlanamadığı, karşı dava yönünden ise, davacının yaptığını ileri sürdüğü harcamaların 8.149,16 TL'sinin şirket için yapıldığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve kur farkı 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL'ni istemekte haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça11.310,00 Euro'luk çekin süresinde ibraz edilmediği ve zamanaşımına uğradığı savunulmuş ise de, imzası inkar edilmemiş çekin arada ciro olmaması halinde temel ilişkiye dayanılarak dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 644. maddesi uyarınca tahsilinin istenebileceği, davacının 26.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 145.949,59 TL'ne çıkarttığı, davalı tarafça ıslah edilen alacak kısmı için zamanaşımı def'inde bulunulduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 126/4 (TBK'nın 147/4) maddesi uyarınca şirket ile ortakları arasındaki her türlü alacak 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan ıslah edilen alacak kısmının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 39.000,00 TL'nin 14.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karşı davanın da kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı ...'ın davacı şirkete ait 104.000,00 TL'nin 39.000,00 TL'lık kısmını iade ettiğini kanıtlayamadığı, davalı- karşı davacı ...'ın bu tutardan AHİKÖY A.Ş.'ye ait 15.09.2007 tarihli, 6.375,00 TL'lık çeki ödediği belirtilmiş ise de, bu miktarın ayrı bir tüzel kişiliği olan davacı şirket alacağından düşülmesinin mümkün olmadığı, karşı dava yönünden ise, davacı ...'ın 8.149,16 TL’lik harcamayı şirket için yaptığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve kur farkı 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL alacaklı olduğu ancak, dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00 TL'den fazla olan alacağının ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada davacı tarafça, müdür ve ortak olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiası ile işbu zararın tazmini talep edilmiş, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davaya yönelik istinaf istemleri de istinaf mahkemesince reddedilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerekmekte olup, bu husus dava şartıdır. Bu itibarla, mahkemece öncelikle şirketin ticaret sicil dosyası getirtilerek davalının, davacı şirkette üstlendiği görevin ne olduğunun tespiti, yönetici ya da TTK’nın 342. maddesi kapsamında icracı müdür olduğunun anlaşılması halinde ki anılan yasal düzenleme uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacağından hakkında sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; karşı davada, davacı tarafça şirketten alacağı olduğu iddiası ile işbu alacağın tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve istinaf mahkemesince de, karşı davaya yönelik istinaf istemleri reddedilmiş ise de, yukarıda 1 numaralı bentte de açıklandığı üzere, öncelikle karşı davada davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket defterlerinin tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının yetki ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket ticari defterlerinde alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği ( YHGK 21.2.1972 tarih, 591/975 sayılı içtihadı), dayanak belgelerin de bağımsız delil niteliği taşımadıkça tek başına delil olarak kabul edilemeyecekleri, bu hususun Dairemizin 20.04.2000 tarih, 2000/1706 E-2000/3247
K, 04.02.2002 tarih, 2001/9055 E-2002/873 K, 14.12.2005 tarih, 2004/14739 E-2005/12311 K. sayılı ilamlarında da vurgulandığı göz önünde bulundurularak ve ayrıca, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davalı vekilinin, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/375 E. 2024/6549 K.
Ortak:kesin mehil · ek mehil · istirdat davası · sorumluluk davası · anonim şirket · istirdat · ticari defter · yetki · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece öncelikle şirketin «ticaret sicil» dosyası getirtilerek davalının, davacı şirkette üstlendiği görevin ne olduğunun tespiti, yönetici ya da TTK’nın 342. maddesi kapsamında icracı müdür olduğunun anlaşılması halinde ki anılan yasal düzenleme uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacağından hakkında «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… in keşide imzasının davalı- karşı davacı ...’a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu itibarla davacı şirketin anılan «çek» nedeniyle yapılan ödeme miktarı kadar zarara uğradığı sabit ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin çek bedelinin «istirdadı davası» açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00 TL istenilmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacı şirketin bir zarara uğradığını kanıtlanamadığı, karşı dava yönünden ise, davacının yaptığını ileri sürdüğü harcamaların 8.149,16 TL'sinin şirket için yapıldığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve «kur farkı» 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL'ni istemekte haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça11.310,00 Euro'luk «çekin süresinde ibraz» edilmediği ve «zamanaşımına» uğradığı savunulmuş ise de, «imzası inkar» edilmemiş çekin arada «ciro» olmaması halinde temel ilişkiye dayanılarak dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 644. maddesi uyarınca tahsilinin istenebileceği, davacının 26.05.2017 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 145.949,59 TL'ne çıkarttığı, davalı tarafça ıslah edilen alacak kısmı için «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 126/4 (TBK'nın 147/4) maddesi uyarınca şirket ile ortakları arasındaki her türlü alacak 5 yıllık zamanaş …
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerekmekte olup, bu husus dava şartıdır.
Benzer bu karardaDairemizin 23.09.2020 tarih, 2018/5842 E, ve 2020/3547 K. sayılı kararıyla asıl davada 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerektiği bu itibarla, bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi; karşı davada ise; davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket «defterlerinin» tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının «yetki» ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket «ticari defterlerinde» alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu «çek» nedeniyle ... ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle kar …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/164 E. sayılı dosyası ile «çek» bedelinin «istirdadı davası» açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek, kararın kesinleştiği gerekçesiyle çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 6 …
… ştırmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre; davalı/karşı davacının 2004 yılında şirket ortağı olduğu, 2005 yılında şirket yönetim kuruluna seçildiği ve aynı yıl «istifa» ettiği, 14.07.2008 tarihine kadar olan dönemde şirket ortağı, «yönetim kurulu» üyesi, şirketi birinci derecede «temsile» yetkili olduğu, sonuç olarak 1999-14.07.2008 tarihleri arasında davacı şirkette TTK'nın 342. maddesinde ifade edilen icracı-genel müdürlük görevinin bulunmadığı şirkete ait «ticari defterlerin» davalı/karşı davacı denetiminde tutulduğu tespit edilmiş ve davacı/karşı davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu «çek» nedeni ile ... ilişkiye dayalı olarak davalı/karşı davacıya ispat hakkı tanındığı, kendisine ... ilişkiye dayanak delillerini sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı borcu · muavin defter · tüketici kredisi · istifa · sahtecilik · şirket müdürü · pasif husumet yokluğu · derdestlik
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nin 2007/914 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve halen «derdest» olduğunu, henüz mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığını, davalının kredi kartlarına ilişkin çıkardığı bir takım hesap özetlerinde davacı şirket dışında diğer şirketler için yaptığı harcamaları da gösterdiğini, davacı şirketle bağlantısı bulunmayan bu harcamaların kabulünün mümkün olmadığını ve dava kapsamı dışında bulunduğunu, davalının yaptığını iddia ettiği bu harcamaların alacak kalemlerini ve hangi şirketten ne kadar alacağı olduğunun ayrıntılandırılmadığını, müvekkilinden talep edilen rakamın dava dışı ve davacı şirketle bağlantısı olmayan şirketler için yaptığı iddia edilen harcamaların müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının Denizbank Ankara Şubesinden «tüketici kredisi» aldığını ve davacı şirkette kullandığını iddia ettiğini, ancak davalının bu krediyi kendisi için aldığını ve kullandığını, finansmanından ve kullanımından kendisinin sorumlu olduğunu, bahsi geçen kredinin davacı şirket için kullandığının ispatının davalıda olduğunu, davacı şirketin davalı ...'a «kredi kartı borcu» olmadığını ve kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartı ile yaptığı harcamalar varsa dahi bunların fazlası ile ödendiğini, davalının dosyaya «ibraz» ettiği belgelerde de bu durumun açıkça görüldüğünü, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartlarının ödenmesi için verilen parayı kredi kartları …
… dığını, bu durumun şirket yöneticileri tarafından bilindiğini, bu çerçevede davalıya verilen 28.08.2007 tarihli 11.310 euro tutarındaki çekin ödenmediğini, bu çekin «muavin defterlerde» iki kere kaydedildiğini, bu «çek» karşılığında faiz ile birlikte müvekkilinin 30.609,57 TL alacağı bulunduğunu, davalının kendi adına kredi çektiğini ve bunu şirket için kullandığını, bu krediden kaynaklı 3.520,01 TL'nin ödendiğini ve faiziyle birlikte 5.303,48 TL alacağının mevcut olduğunu, davalının ve annesinin kredi kartlarının şirket için kullanıldığını, yapılan bu harcamaların şirkete sunulduğunu ve kayıtlara girdiğini, davanın açıldığı tarih itibari ile davalı şirketten 103.823,24 TL alacağının bulunduğunu, kredi kartı borçlarını ödemek için yeni krediler çektiğini, ödeme güçlüğü içinde olduğunu, sürekli icra tehdidi altında bulunduğunu ileri sürerek 11.310 euro tutarındaki çekin karşılığı olarak 30.609,67 TL'nin Denizbank'tan alınan «tüketici kredisi» olan 5.303,48 TL ve kredi kartı harcamaları olan 103.823,24 TL olmak üzere 139.736,39 TL alacağının olduğunu ileri sürerek karşılık davada şimdilik 20.000,00 TL 'nin en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.05.2017 tarihlı «ıslah» dilekçesi ile talebini 145.959,59 TL'ye yükseltmiştir.
Asliye 2021/663 E sayılı dosyasında «derdestlik» nedeni ile reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının müvekkili «şirkette müdür» ve hisse sahibi olduğunu, 14.09.2007 tarihinde Pelka A.Ş.'ye tahakkuk eden 129.000,00 TL KDV iadesini bankadan çektiğini ve 104.000,00 TL'yi uhdesinde bıraktığını, bir kısmını ödediğini, bakiye 39.000,00 TL'yi bugüne dek ödemediğini, bunun yanında, şirkete ait hakkında Ankara Cumhuriyet Başsacılığının 2007/173526 sayılı soruşturma dosyası devam ederken şirkete ait bazı «çek» ve bonoları yanına aldığını ve şirket kaşesi kullanarak sahte çek düzenlediğini, bu nedenle davacı şirket aleyhine Ankara 6.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5842 E. , 2020/3547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15.06.2017 tarih ve 2010/224 E. - 2017/228 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.10.2018 tarih ve 2017/996 E. - 2018/1036 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.09.2020 günü hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili Av. ... ile davacı-karşı davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, davalının müvekkili şirkette müdür ve hisse sahibi olduğunu, 14.09.2007 tarihinde müvekkili şirkete tahakkuk eden 129.000,00 TL KDV iadesini bankadan çektiğini ve 104.000,00 TL'sini uhdesinde bıraktığını, daha sonra bir kısmını ödediğini ancak, bakiye 39.000,00 TL’yi bugüne kadar ödemediğini, müvekkilinin şikayeti üzerine hakkında açılan savcılık soruşturma dosyası devam ederken şirkete ait bazı çek ve bonoları yanına aldığı ve şirket kaşesini kullanarak sahte çek düzenlediğinin tespit edildiğini, davalının düzenlediği sahte çeklerden biri nedeniyle müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin takip konusu işbu Citibank A.Ş.'ye ait 30.365,00 TL'lik çek nedeniyle zarara uğradığını ayrıca, Ankara CBS’nin 2006/173051 sayılı dosyasında bulunan 65.000,00 TL'lik çek nedeniyle de zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı uhdesinde kalan 39.000,00 TL, Citibank A.Ş.'ne ait 30.365,00 TL tutarındaki çekin icra takibine konulması nedeni ile uğranılan zarardan 1.000,00 TL, ayrıca Ankara CBS’nin 2006/173051 Esas sayılı soruşturma dosyası içerisinde bulunan 65.000,00 TL'lik çek nedeniyle uğranılan zararın 500,00 TL olmak üzere toplam 40.500,00 TL maddi tazminatın 14.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davada ise, davacının iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun ve davacının da müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, davalının taleplerinin haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin davacı şirkete borçlu değil alacaklı olduğunu, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, müvekkilinin 9 yıl boyunca davalı şirket ve grup şirketlerinde görev yaptığını, şahsi kredi kartlarını ve aile birikimlerini karşılık olmaksızın şirket için kullandığını, bu durumun şirket yöneticileri tarafından bilindiğini, müvekkiline verilen 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çekin ödenmediğini, bu çekin muavin defterlerde kayıtlı olduğunu, müvekkilinin işbu çekten dolayı 30.609,57 TL alacağı bulunduğunu, müvekkilinin kendi adına kredi çekerek şirket için kullandığını, krediden kaynaklı 3.520,01 TL'yi ödediğini ve faiziyle birlikte 5.303,48 TL alacağı olduğunu, müvekkili ve annesinin kredi kartlarının davalı şirket için kullanıldığını, yapılan bu harcamaların şirkete sunulduğunu ve kayıtlara girdiğini, davanın açıldığı tarih itibariyle bu kredi kartı harcamalarından kaynaklanan davalı şirketten 103.823,24 TL alacağının bulunduğunu, kredi kartı borçlarını ödemek için yeni krediler çektiğini, ödeme güçlüğü içinde olduğunu, sürekli icra tehdidi altında bulunduğunu, işbu çek, kredi ödemesi ve kredi kartı harcamalarından kaynaklı toplam 139.736,39 TL alacağının olduğunu ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL'nin en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 145.959,59 TL'ne yükseltmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, davalı-karşı davacının, davacı şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada 14.09.2007 tarihinde şirket adına bankadan çektiği paranın 104.000,00 TL'sini uhdesinde bıraktığı, daha sonra bir kısmını iade etmiş ise de 39.000,00 TL'ni iade ettiğini kanıtlayamadığı ayrıca, davacı-karşı davalı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2007/10855 E. sayılı dosyası ile Citibank A.Ş.'ye ait çekten dolayı takip başlatıldığı, söz konusu çekin keşide imzasının davalı- karşı davacı ...’a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu itibarla davacı şirketin anılan çek nedeniyle yapılan ödeme miktarı kadar zarara uğradığı sabit ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin çek bedelinin istirdadı davası açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00 TL istenilmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacı şirketin bir zarara uğradığını kanıtlanamadığı, karşı dava yönünden ise, davacının yaptığını ileri sürdüğü harcamaların 8.149,16 TL'sinin şirket için yapıldığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve kur farkı 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL'ni istemekte haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça11.310,00 Euro'luk çekin süresinde ibraz edilmediği ve zamanaşımına uğradığı savunulmuş ise de, imzası inkar edilmemiş çekin arada ciro olmaması halinde temel ilişkiye dayanılarak dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 644.
maddesi uyarınca tahsilinin istenebileceği, davacının 26.05.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 145.949,59 TL'ne çıkarttığı, davalı tarafça ıslah edilen alacak kısmı için zamanaşımı def'inde bulunulduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 126/4 (TBK'nın 147/4) maddesi uyarınca şirket ile ortakları arasındaki her türlü alacak 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan ıslah edilen alacak kısmının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 39.000,00 TL'nin 14.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karşı davanın da kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle davalıdan tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı ...'ın davacı şirkete ait 104.000,00 TL'nin 39.000,00 TL'lık kısmını iade ettiğini kanıtlayamadığı, davalı- karşı davacı ...'ın bu tutardan AHİKÖY A.Ş.'ye ait 15.09.2007 tarihli, 6.375,00 TL'lık çeki ödediği belirtilmiş ise de, bu miktarın ayrı bir tüzel kişiliği olan davacı şirket alacağından düşülmesinin mümkün olmadığı, karşı dava yönünden ise, davacı ...'ın 8.149,16 TL’lik harcamayı şirket için yaptığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve kur farkı 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL alacaklı olduğu ancak, dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00 TL'den fazla olan alacağının ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada davacı tarafça, müdür ve ortak olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiası ile işbu zararın tazmini talep edilmiş, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davaya yönelik istinaf istemleri de istinaf mahkemesince reddedilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerekmekte olup, bu husus dava şartıdır. Bu itibarla, mahkemece öncelikle şirketin ticaret sicil dosyası getirtilerek davalının, davacı şirkette üstlendiği görevin ne olduğunun tespiti, yönetici ya da TTK’nın 342. maddesi kapsamında icracı müdür olduğunun anlaşılması halinde ki anılan yasal düzenleme uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacağından hakkında sorumluluk davası açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; karşı davada, davacı tarafça şirketten alacağı olduğu iddiası ile işbu alacağın tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve istinaf mahkemesince de, karşı davaya yönelik istinaf istemleri reddedilmiş ise de, yukarıda 1 numaralı bentte de açıklandığı üzere, öncelikle karşı davada davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket defterlerinin tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının yetki ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket ticari defterlerinde alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği ( YHGK 21.2.1972 tarih, 591/975 sayılı içtihadı), dayanak belgelerin de bağımsız delil niteliği taşımadıkça tek başına delil olarak kabul edilemeyecekleri, bu hususun Dairemizin 20.04.2000 tarih, 2000/1706 E-2000/3247
K, 04.02.2002 tarih, 2001/9055 E-2002/873 K, 14.12.2005 tarih, 2004/14739 E-2005/12311 K. sayılı ilamlarında da vurgulandığı göz önünde bulundurularak ve ayrıca, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davalı vekilinin, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/632595300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz