Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/375 E. 2024/6549 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ kredi kartı borcu↗ muavin defter↗ karşılıksız çek↗ kesin mehil↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ tüketici kredisi↗ yönetici sorumluluğu↗ ek mehil↗ istirdat davası↗ sorumluluk davası↗ istifa↗ sahtecilik↗ şirket müdürü↗ pasif husumet yokluğu↗ derdestlik↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ticari defter↗ yetki↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;asıl davada davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 19. Asliye 2021/663 E sayılı dosyasında derdestlik nedeni ile reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette müdür ve hisse sahibi olduğunu, 14.09.2007 tarihinde Pelka A.Ş.'ye tahakkuk eden 129.000,00 TL KDV iadesini bankadan çektiğini ve 104.000,00 TL'yi uhdesinde bıraktığını, bir kısmını ödediğini, bakiye 39.000,00 TL'yi bugüne dek ödemediğini, bunun yanında, şirkete ait hakkında Ankara Cumhuriyet Başsacılığının 2007/173526 sayılı soruşturma dosyası devam ederken şirkete ait bazı çek ve bonoları yanına aldığını ve şirket kaşesi kullanarak sahte çek düzenlediğini, bu nedenle davacı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2007/10855 sayılı dosyası ile Citibank A.Ş. ye ait 30.365,00 TL'lik çekin icra takibine konulması nedeniyle zarara uğradığını, ayrıca Ankara C. Başsavcılığı'nın 2006/173051 sayılı dosyasında 65.000,00 TL'lik çek bulunduğunu ileri sürerek davalı uhdesinde kalan 39.000,00 TL'nin, Citibank A.Ş.'ye ait 30.365,00 TL tutarındaki çekin icra takibine konulması nedeni ile uğranılan 1.000,00 TL, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/173051 E. sayılı soruşturma dosyası içerisinde bulunan 65.000,00 TL'lik çekten kaynaklanan 500 TL'lik zarar olmak üzere toplam 40.500,00 TL maddi zararın 14.09.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili karşı davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin 9 yıl boyunca davacı şirket ve grup şirketlerinde görev yaptığını, iş akdinin 15.09.2007 tarihi itibariyle sona erdiğini, şahsi kredi kartlarını ve aile birikimlerini karşılık olmaksızın şirket için kullandığını, bu durumun şirket yöneticileri tarafından bilindiğini, bu çerçevede davalıya verilen 28.08.2007 tarihli 11.310 euro tutarındaki çekin ödenmediğini, bu çekin muavin defterlerde iki kere kaydedildiğini, bu çek karşılığında faiz ile birlikte müvekkilinin 30.609,57 TL alacağı bulunduğunu, davalının kendi adına kredi çektiğini ve bunu şirket için kullandığını, bu krediden kaynaklı 3.520,01 TL'nin ödendiğini ve faiziyle birlikte 5.303,48 TL alacağının mevcut olduğunu, davalının ve annesinin kredi kartlarının şirket için kullanıldığını, yapılan bu harcamaların şirkete sunulduğunu ve kayıtlara girdiğini, davanın açıldığı tarih itibari ile davalı şirketten 103.823,24 TL alacağının bulunduğunu, kredi kartı borçlarını ödemek için yeni krediler çektiğini, ödeme güçlüğü içinde olduğunu, sürekli icra tehdidi altında bulunduğunu ileri sürerek 11.310 euro tutarındaki çekin karşılığı olarak 30.609,67 TL'nin Denizbank'tan alınan tüketici kredisi olan 5.303,48 TL ve kredi kartı harcamaları olan 103.823,24 TL olmak üzere 139.736,39 TL alacağının olduğunu ileri sürerek karşılık davada şimdilik 20.000,00 TL 'nin en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.05.2017 tarihlı ıslah dilekçesi ile talebini 145.959,59 TL'ye yükseltmiştir.
3.Davacı vekilinin birleşen 2021/663 E. sayılı davaya yönelik dava dilekçesinde; davalının şirkete ait parayı uhdesine geçirmesinden dolayı uğranılan
39.000,00 TL zarar ile Citibank A.Ş'ye ait 30.365,00 TL tutarındaki çekin icra takibine konu
edilmesi nedeniyle uğranılan 1.000,00 TL zarar ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın
2006/173051 E. sayılı soruşturma dosyası içinde bulunan 65.000,00 TL'lik çekten kaynaklı olarak
uğranılan 500,00 TL zarar için toplam 40.500,00 TL maddi tazminatın davalının çekleri ve parayı
alarak kaçtığı 14.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin 14.09.2007 tarihi itibari ile davacı şirketten 98.333,00 TL alacaklı olduğunu, ceza mahkemesine konu paranın şirket YK başkanının sözlü talimatı üzerine bu alacaklara istinaden ödenmiş bir para olduğunu, şirketin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz nedeniyle bu paranın geri ödenmek üzere şirkete iade edildiğini, buna rağmen davacı şirketin müvekkilinin haksız bir yargılama sonucu çek sahteciliği suçu nedeniyle ceza aldığını, davacının iddia ettiği 65.000,00 TL tutarında bir çek olmadığını, müvekkili uhdesinde bulunduğu ileri sürülen tutarın 39.000,00 TL olmadığını 32.625,00 TL olduğunu, aradaki tutarın davacı şirketin borcuna karşılık olarak bir çek alacaklısına elden ödendiğini, işçi alacakları dışındaki alacakların bu dosya üzerinden talep edildiğini, davacı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını, 30.625,00 TL tutarındaki çeke ilişkin harcamaların şirket muhasebe kayıtlarında yer aldığını ve bundan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili karşı davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davalı karşı davacının dava konusu ettiği alacaklar için Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2007/914 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve halen derdest olduğunu, henüz mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığını, davalının kredi kartlarına ilişkin çıkardığı bir takım hesap özetlerinde davacı şirket dışında diğer şirketler için yaptığı harcamaları da gösterdiğini, davacı şirketle bağlantısı bulunmayan bu harcamaların kabulünün mümkün olmadığını ve dava kapsamı dışında bulunduğunu, davalının yaptığını iddia ettiği bu harcamaların alacak kalemlerini ve hangi şirketten ne kadar alacağı olduğunun ayrıntılandırılmadığını, müvekkilinden talep edilen rakamın dava dışı ve davacı şirketle bağlantısı olmayan şirketler için yaptığı iddia edilen harcamaların müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının Denizbank Ankara Şubesinden tüketici kredisi aldığını ve davacı şirkette kullandığını iddia ettiğini, ancak davalının bu krediyi kendisi için aldığını ve kullandığını, finansmanından ve kullanımından kendisinin sorumlu olduğunu, bahsi geçen kredinin davacı şirket için kullandığının ispatının davalıda olduğunu, davacı şirketin davalı ...'a kredi kartı borcu olmadığını ve kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartı ile yaptığı harcamalar varsa dahi bunların fazlası ile ödendiğini, davalının dosyaya ibraz ettiği belgelerde de bu durumun açıkça görüldüğünü, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartlarının ödenmesi için verilen parayı kredi kartlarına yatırmayıp kullandı ise oluşan faizin ne kadarının davalının şahsi harcamasından ne kadarının şirket için yapıldığının anlaşılamadığını, davalının sunmuş olduğu borç ve faiz tablosunun bu anlamda kabulünün mümkün bulunmadığını, davalının ibraz ettiği belgelerde belirtilen hususların şirket yetkilisi olduğu dönemde oluşan borçlar olduğunu, bu konularla ilgili tüm borçların davacı şirket tarafından ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2010/224 E, 2017/228 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2017/996 E, 2018/1036 K. sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.09.2020 tarih, 2018/5842 E, ve 2020/3547 K. sayılı kararıyla asıl davada 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerektiği bu itibarla, bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi; karşı davada ise; davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket defterlerinin tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının yetki ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket ticari defterlerinde alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeniyle ... ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemece yapılan araştırmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre; davalı/karşı davacının 2004 yılında şirket ortağı olduğu, 2005 yılında şirket yönetim kuruluna seçildiği ve aynı yıl istifa ettiği, 14.07.2008 tarihine kadar olan dönemde şirket ortağı, yönetim kurulu üyesi, şirketi birinci derecede temsile yetkili olduğu, sonuç olarak 1999-14.07.2008 tarihleri arasında davacı şirkette TTK'nın 342. maddesinde ifade edilen icracı-genel müdürlük görevinin bulunmadığı şirkete ait ticari defterlerin davalı/karşı davacı denetiminde tutulduğu tespit edilmiş ve davacı/karşı davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeni ile ... ilişkiye dayalı olarak davalı/karşı davacıya ispat hakkı tanındığı, kendisine ... ilişkiye dayanak delillerini sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine rağmen herhangi bir delil sunulmadığından davalı/karşı davacının açtığı davanın reddine, birleştirilen Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/663 E.sayılı dosyasındaki talep ve tarafların mahkemenin 2010/224 E. sayılı dosyasındaki taraflar ve dava konusu ile aynı olduğu anlaşıldığından birleştirilen bu dava yönünden açılan davanın derdestlik nedeni ile reddine, asıl davada davalı ...'ın davacı şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada 14.09.2007 tarihinde davacı adına bankadan çektiği paranın 104.000,00 TL sini uhdesinde bıraktığı, daha sonra bir kısmını iade etmiş ise de, 39.000,00 TL'yi iade ettiğini somut delillerle kanıtlamadığı, bunun yanında ... Kaya tarafından davacı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2007/10855 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı ve Citibank A.Ş.'ye ait çekten dolayı takip alacaklısı ... Kaya'ya ödemede bulunduğu, söz konusu çekin keşide imzasının ...'a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığı tespit edildiğinden ödeme miktarı kadar şirketin davalı tarafça zarara uğratıldığı anlaşılıyor ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin ... Kaya aleyhine Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/164 E. sayılı dosyası ile çek bedelinin istirdadı davası açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek, kararın kesinleştiği gerekçesiyle çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00,00 TL istenmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacının bir zarara uğradığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 19. Asliye 2021/663 E sayılı dosyasında derdestlik nedeni ile reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şahıslar ve davalı şirket hakkında daha önce açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğini ve kesinleştiğini, müvekkilinin yasal süresi içerisinde dava açtığını ancak bu dava husumetten reddedilince husumet hususundaki yanlışlığı düzelterek işbu davayı açtığını, açılan bu davanın zamanaşımı süresini kestiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususun gözden kaçırıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava, şirketin müdürü ve ortağının uhdesinde kaldığı iddia edilen alacağın tahsili, karşılık dava, şirket müdürü ve ortağının şirket için yaptığı iddia edilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü, 555 inci ve 560 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5842 E. 2020/3547 K.
Ortak:kesin mehil · ek mehil · istirdat davası · sorumluluk davası · anonim şirket · istirdat · ticari defter · yetki · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDairemizin 23.09.2020 tarih, 2018/5842 E, ve 2020/3547 K. sayılı kararıyla asıl davada 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerektiği bu itibarla, bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi; karşı davada ise; davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket «defterlerinin» tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının «yetki» ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket «ticari defterlerinde» alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu «çek» nedeniyle ... ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle kar …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/164 E. sayılı dosyası ile «çek» bedelinin «istirdadı davası» açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek, kararın kesinleştiği gerekçesiyle çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 6 …
… ştırmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre; davalı/karşı davacının 2004 yılında şirket ortağı olduğu, 2005 yılında şirket yönetim kuruluna seçildiği ve aynı yıl «istifa» ettiği, 14.07.2008 tarihine kadar olan dönemde şirket ortağı, «yönetim kurulu» üyesi, şirketi birinci derecede «temsile» yetkili olduğu, sonuç olarak 1999-14.07.2008 tarihleri arasında davacı şirkette TTK'nın 342. maddesinde ifade edilen icracı-genel müdürlük görevinin bulunmadığı şirkete ait «ticari defterlerin» davalı/karşı davacı denetiminde tutulduğu tespit edilmiş ve davacı/karşı davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu «çek» nedeni ile ... ilişkiye dayalı olarak davalı/karşı davacıya ispat hakkı tanındığı, kendisine ... ilişkiye dayanak delillerini sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece öncelikle şirketin «ticaret sicil» dosyası getirtilerek davalının, davacı şirkette üstlendiği görevin ne olduğunun tespiti, yönetici ya da TTK’nın 342. maddesi kapsamında icracı müdür olduğunun anlaşılması halinde ki anılan yasal düzenleme uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olacağından hakkında «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmaması halinde bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… in keşide imzasının davalı- karşı davacı ...’a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu itibarla davacı şirketin anılan «çek» nedeniyle yapılan ödeme miktarı kadar zarara uğradığı sabit ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin çek bedelinin «istirdadı davası» açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00 TL istenilmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacı şirketin bir zarara uğradığını kanıtlanamadığı, karşı dava yönünden ise, davacının yaptığını ileri sürdüğü harcamaların 8.149,16 TL'sinin şirket için yapıldığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve «kur farkı» 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL'ni istemekte haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça11.310,00 Euro'luk «çekin süresinde ibraz» edilmediği ve «zamanaşımına» uğradığı savunulmuş ise de, «imzası inkar» edilmemiş çekin arada «ciro» olmaması halinde temel ilişkiye dayanılarak dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 644. maddesi uyarınca tahsilinin istenebileceği, davacının 26.05.2017 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 145.949,59 TL'ne çıkarttığı, davalı tarafça ıslah edilen alacak kısmı için «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 126/4 (TBK'nın 147/4) maddesi uyarınca şirket ile ortakları arasındaki her türlü alacak 5 yıllık zamanaş …
Ancak, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca «anonim şirketlerde» yöneticiler hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerekmekte olup, bu husus dava şartıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin süresinde ibrazı · kur farkı · imza inkarı · delil niteliği · şirket zararı · ciro · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu kararda… in keşide imzasının davalı- karşı davacı ...’a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi ve bu itibarla davacı şirketin anılan «çek» nedeniyle yapılan ödeme miktarı kadar zarara uğradığı sabit ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin çek bedelinin «istirdadı davası» açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00 TL istenilmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacı şirketin bir zarara uğradığını kanıtlanamadığı, karşı dava yönünden ise, davacının yaptığını ileri sürdüğü harcamaların 8.149,16 TL'sinin şirket için yapıldığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki çek karşılığı 20.942,73 TL ve «kur farkı» 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL'ni istemekte haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça11.310,00 Euro'luk «çekin süresinde ibraz» edilmediği ve «zamanaşımına» uğradığı savunulmuş ise de, «imzası inkar» edilmemiş çekin arada «ciro» olmaması halinde temel ilişkiye dayanılarak dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 644. maddesi uyarınca tahsilinin istenebileceği, davacının 26.05.2017 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 145.949,59 TL'ne çıkarttığı, davalı tarafça ıslah edilen alacak kısmı için «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 126/4 (TBK'nın 147/4) maddesi uyarınca şirket ile ortakları arasındaki her türlü alacak 5 yıllık zamanaş …
… anıtlayamadığı, davalı- karşı davacı ...'ın bu tutardan AHİKÖY A.Ş.'ye ait 15.09.2007 tarihli, 6.375,00 TL'lık çeki ödediği belirtilmiş ise de, bu miktarın ayrı bir «tüzel kişiliği» olan davacı şirket alacağından düşülmesinin mümkün olmadığı, karşı dava yönünden ise, davacı ...'ın 8.149,16 TL’lik harcamayı şirket için yaptığının kabul edilebilir olduğu, bunun yanında ödenmemiş kredi taksidi 3.500,00 TL ile 28.08.2007 tarihli, 11.310,00 Euro tutarındaki «çek» karşılığı 20.942,73 TL ve «kur farkı» 13.480,39 TL olmak üzere toplam 46.092,28 TL alacaklı olduğu ancak, dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00 TL'den fazla olan alacağının «ıslah» tarihi itibariyle 5 yıllık «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
1- Asıl davada davacı tarafça, müdür ve ortak olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiası ile işbu zararın tazmini talep edilmiş, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl davaya yönelik istinaf istemleri de istinaf mahkemesince reddedilmiştir.
… n incelenmesine gelince ise; karşı davada, davacı tarafça şirketten alacağı olduğu iddiası ile işbu alacağın tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve istinaf mahkemesince de, karşı davaya yönelik istinaf istemleri reddedilmiş ise de, yukarıda 1 numaralı bentte de açıklandığı üzere, öncelikle karşı davada davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket defterlerinin tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının «yetki» ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket ticari defterlerinde alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği ( YHGK 21.2.1972 tarih, 591/975 sayılı içtihadı), dayanak belgelerin de bağımsız «delil niteliği» taşımadıkça tek başına delil olarak kabul edilemeyecekleri, bu hususun Dairemizin 20.04.2000 tarih, 2000/1706 E-2000/3247 K, 04.02.2002 tarih, 2001/9055 E-2002/873 K, 14.12.2005 tarih, 2004/14739 E-2005/12311 K. sayılı ilamlarında da vurgulandığı göz önünde bulundurularak ve ayrıca, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu «çek» nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, anılan hususlar nazara alınmaksızın, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/375 E. , 2024/6549 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/57 Esas, 2023/89 Karar
HÜKÜM
Asıl davada davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine
BİRLEŞEN DAVA
Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/663 E.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl ve birleşen davada, şirketin müdürü ve ortağının uhdesinde kaldığı iddia edilen alacağın tahsili, karşılık olarak, şirket müdürü ve ortağının şirket için yaptığı iddia edilen alacağın tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;asıl davada davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 19. Asliye 2021/663 E sayılı dosyasında derdestlik nedeni ile reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette müdür ve hisse sahibi olduğunu, 14.09.2007 tarihinde Pelka A.Ş.'ye tahakkuk eden 129.000,00 TL KDV iadesini bankadan çektiğini ve 104.000,00 TL'yi uhdesinde bıraktığını, bir kısmını ödediğini, bakiye 39.000,00 TL'yi bugüne dek ödemediğini, bunun yanında, şirkete ait hakkında Ankara Cumhuriyet Başsacılığının 2007/173526 sayılı soruşturma dosyası devam ederken şirkete ait bazı çek ve bonoları yanına aldığını ve şirket kaşesi kullanarak sahte çek düzenlediğini, bu nedenle davacı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2007/10855 sayılı dosyası ile Citibank A.Ş. ye ait 30.365,00 TL'lik çekin icra takibine konulması nedeniyle zarara uğradığını, ayrıca Ankara C.
Başsavcılığı'nın 2006/173051 sayılı dosyasında 65.000,00 TL'lik çek bulunduğunu ileri sürerek davalı uhdesinde kalan 39.000,00 TL'nin, Citibank A.Ş.'ye ait 30.365,00 TL tutarındaki çekin icra takibine konulması nedeni ile uğranılan 1.000,00 TL, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/173051 E. sayılı soruşturma dosyası içerisinde bulunan 65.000,00 TL'lik çekten kaynaklanan 500 TL'lik zarar olmak üzere toplam 40.500,00 TL maddi zararın 14.09.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili karşı davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin 9 yıl boyunca davacı şirket ve grup şirketlerinde görev yaptığını, iş akdinin 15.09.2007 tarihi itibariyle sona erdiğini, şahsi kredi kartlarını ve aile birikimlerini karşılık olmaksızın şirket için kullandığını, bu durumun şirket yöneticileri tarafından bilindiğini, bu çerçevede davalıya verilen 28.08.2007 tarihli 11.310 euro tutarındaki çekin ödenmediğini, bu çekin muavin defterlerde iki kere kaydedildiğini, bu çek karşılığında faiz ile birlikte müvekkilinin 30.609,57 TL alacağı bulunduğunu, davalının kendi adına kredi çektiğini ve bunu şirket için kullandığını, bu krediden kaynaklı 3.520,01 TL'nin ödendiğini ve faiziyle birlikte 5.303,48 TL alacağının mevcut olduğunu, davalının ve annesinin kredi kartlarının şirket için kullanıldığını, yapılan bu harcamaların şirkete sunulduğunu ve kayıtlara girdiğini, davanın açıldığı tarih itibari ile davalı şirketten 103.823,24 TL alacağının bulunduğunu, kredi kartı borçlarını ödemek için yeni krediler çektiğini, ödeme güçlüğü içinde olduğunu, sürekli icra tehdidi altında bulunduğunu ileri sürerek 11.310 euro tutarındaki çekin karşılığı olarak 30.609,67 TL'nin Denizbank'tan alınan tüketici kredisi olan 5.303,48 TL ve kredi kartı harcamaları olan 103.823,24 TL olmak üzere 139.736,39 TL alacağının olduğunu ileri sürerek karşılık davada şimdilik 20.000,00 TL 'nin en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.05.2017 tarihlı ıslah dilekçesi ile talebini 145.959,59 TL'ye yükseltmiştir.
3.Davacı vekilinin birleşen 2021/663 E. sayılı davaya yönelik dava dilekçesinde; davalının şirkete ait parayı uhdesine geçirmesinden dolayı uğranılan
39.000,00 TL zarar ile Citibank A.Ş'ye ait 30.365,00 TL tutarındaki çekin icra takibine konu
edilmesi nedeniyle uğranılan 1.000,00 TL zarar ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın
2006/173051 E. sayılı soruşturma dosyası içinde bulunan 65.000,00 TL'lik çekten kaynaklı olarak
uğranılan 500,00 TL zarar için toplam 40.500,00 TL maddi tazminatın davalının çekleri ve parayı
alarak kaçtığı 14.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkilinin 14.09.2007 tarihi itibari ile davacı şirketten 98.333,00 TL alacaklı olduğunu, ceza mahkemesine konu paranın şirket YK başkanının sözlü talimatı üzerine bu alacaklara istinaden ödenmiş bir para olduğunu, şirketin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz nedeniyle bu paranın geri ödenmek üzere şirkete iade edildiğini, buna rağmen davacı şirketin müvekkilinin haksız bir yargılama sonucu çek sahteciliği suçu nedeniyle ceza aldığını, davacının iddia ettiği 65.000,00 TL tutarında bir çek olmadığını, müvekkili uhdesinde bulunduğu ileri sürülen tutarın 39.000,00 TL olmadığını 32.625,00 TL olduğunu, aradaki tutarın davacı şirketin borcuna karşılık olarak bir çek alacaklısına elden ödendiğini, işçi alacakları dışındaki alacakların bu dosya üzerinden talep edildiğini, davacı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını, 30.625,00 TL tutarındaki çeke ilişkin harcamaların şirket muhasebe kayıtlarında yer aldığını ve bundan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili karşı davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davalı karşı davacının dava konusu ettiği alacaklar için Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2007/914 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve halen derdest olduğunu, henüz mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir kararın söz konusu olmadığını, davalının kredi kartlarına ilişkin çıkardığı bir takım hesap özetlerinde davacı şirket dışında diğer şirketler için yaptığı harcamaları da gösterdiğini, davacı şirketle bağlantısı bulunmayan bu harcamaların kabulünün mümkün olmadığını ve dava kapsamı dışında bulunduğunu, davalının yaptığını iddia ettiği bu harcamaların alacak kalemlerini ve hangi şirketten ne kadar alacağı olduğunun ayrıntılandırılmadığını, müvekkilinden talep edilen rakamın dava dışı ve davacı şirketle bağlantısı olmayan şirketler için yaptığı iddia edilen harcamaların müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının Denizbank Ankara Şubesinden tüketici kredisi aldığını ve davacı şirkette kullandığını iddia ettiğini, ancak davalının bu krediyi kendisi için aldığını ve kullandığını, finansmanından ve kullanımından kendisinin sorumlu olduğunu, bahsi geçen kredinin davacı şirket için kullandığının ispatının davalıda olduğunu, davacı şirketin davalı ...'a kredi kartı borcu olmadığını ve kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartı ile yaptığı harcamalar varsa dahi bunların fazlası ile ödendiğini, davalının dosyaya ibraz ettiği belgelerde de bu durumun açıkça görüldüğünü, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının kredi kartlarının ödenmesi için verilen parayı kredi kartlarına yatırmayıp kullandı ise oluşan faizin ne kadarının davalının şahsi harcamasından ne kadarının şirket için yapıldığının anlaşılamadığını, davalının sunmuş olduğu borç ve faiz tablosunun bu anlamda kabulünün mümkün bulunmadığını, davalının ibraz ettiği belgelerde belirtilen hususların şirket yetkilisi olduğu dönemde oluşan borçlar olduğunu, bu konularla ilgili tüm borçların davacı şirket tarafından ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2010/224 E, 2017/228 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2018 tarihli ve 2017/996 E, 2018/1036 K. sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.09.2020 tarih, 2018/5842 E, ve 2020/3547 K. sayılı kararıyla asıl davada 6762 sayılı TTK’nın 341'nci maddesi uyarınca anonim şirketlerde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması gerektiği bu itibarla, bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa mehil ve gerektiğinde kesin mehil verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi; karşı davada ise; davacının, davalı şirketteki statüsü belirlenerek yönetici ya da icracı müdür olup olmadığı, şirket defterlerinin tutulmasında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı eğer şirket defterlerinin tutulması davacının yetki ve sorumluğunda ise, salt kendi sorumluluğunda tutulan şirket ticari defterlerinde alacaklı görünmesinin alacağın varlığının ispatı için yeterli olmayacağı ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa hüküm altına alınabileceği zira, kayıtların dayanak belgeleri ile desteklenmesi gerektiği, defterlerin davacı denetiminde tutulduğunun tespiti halinde ise, davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeniyle ...
ilişkiye dayalı olarak davacıya ispat hakkı tanınıp, diğer delilleri de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaretle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahkemece yapılan araştırmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre; davalı/karşı davacının 2004 yılında şirket ortağı olduğu, 2005 yılında şirket yönetim kuruluna seçildiği ve aynı yıl istifa ettiği, 14.07.2008 tarihine kadar olan dönemde şirket ortağı, yönetim kurulu üyesi, şirketi birinci derecede temsile yetkili olduğu, sonuç olarak 1999-14.07.2008 tarihleri arasında davacı şirkette TTK'nın 342. maddesinde ifade edilen icracı-genel müdürlük görevinin bulunmadığı şirkete ait ticari defterlerin davalı/karşı davacı denetiminde tutulduğu tespit edilmiş ve davacı/karşı davalı şirketin keşide ettiği çekin de dava konusu olduğu anlaşılmakla, bu çek nedeni ile ...
ilişkiye dayalı olarak davalı/karşı davacıya ispat hakkı tanındığı, kendisine ... ilişkiye dayanak delillerini sunmak üzere 2 hafta süre verilmesine rağmen herhangi bir delil sunulmadığından davalı/karşı davacının açtığı davanın reddine, birleştirilen Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/663 E.sayılı dosyasındaki talep ve tarafların mahkemenin 2010/224 E. sayılı dosyasındaki taraflar ve dava konusu ile aynı olduğu anlaşıldığından birleştirilen bu dava yönünden açılan davanın derdestlik nedeni ile reddine, asıl davada davalı ...'ın davacı şirketin ortağı ve müdürü olduğu sırada 14.09.2007 tarihinde davacı adına bankadan çektiği paranın 104.000,00 TL sini uhdesinde bıraktığı, daha sonra bir kısmını iade etmiş ise de, 39.000,00 TL'yi iade ettiğini somut delillerle kanıtlamadığı, bunun yanında ...
Kaya tarafından davacı şirket aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2007/10855 sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı ve Citibank A.Ş.'ye ait çekten dolayı takip alacaklısı ... Kaya'ya ödemede bulunduğu, söz konusu çekin keşide imzasının ...'a ait olduğu ve şirketin bu borçtan sorumlu olmadığı tespit edildiğinden ödeme miktarı kadar şirketin davalı tarafça zarara uğratıldığı anlaşılıyor ise de, işbu dava açıldıktan sonra davacı şirketin ... Kaya aleyhine Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/164 E. sayılı dosyası ile çek bedelinin istirdadı davası açtığı ve davanın kabulüne karar verilerek, kararın kesinleştiği gerekçesiyle çek bedelinden şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsili ile ilgili istemin konusuz kaldığı, 65.000,00 TL'lik çekten dolayı uğranılan zarar için şimdilik 500,00,00 TL istenmiş ise de, 65.000,00 TL'lik çekin adli emanette olduğu ve bundan dolayı davacının bir zarara uğradığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 19.
Asliye 2021/663 E sayılı dosyasında derdestlik nedeni ile reddine, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şahıslar ve davalı şirket hakkında daha önce açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğini ve kesinleştiğini, müvekkilinin yasal süresi içerisinde dava açtığını ancak bu dava husumetten reddedilince husumet hususundaki yanlışlığı düzelterek işbu davayı açtığını, açılan bu davanın zamanaşımı süresini kestiğini, Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususun gözden kaçırıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava, şirketin müdürü ve ortağının uhdesinde kaldığı iddia edilen alacağın tahsili, karşılık dava, şirket müdürü ve ortağının şirket için yaptığı iddia edilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü, 555 inci ve 560 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089378100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz