Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1295 E. 2020/4362 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayri nakdi kredi↗ tazmin talebi↗ ticari itibar↗ illiyet bağı↗ teminat mektubu↗ eş rızası↗ muvafakat↗ tbk 99↗ istirdat↗ maddi ve manevi tazminat↗ kredi sözleşmesi↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının temerrüte düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının maddi manevi tazminat isteminin reddine, istirdat talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve muvafakatı dışında düzenlemiş olduğu teminat mektubu nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadı ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadına, maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Ancak, TBK'nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK'nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208).
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen teminat mektubunun işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin rızası ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin tazmin talebinin kabulü ile tazmin edilmesinin davacının ticari itibarını sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinden mahkemece verilen kararın manevi tazminat yönünden de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile yukarıda açıklanan bozma nedeninin Dairemizin 17.10.2018 tarih, 2017/954 E.-2018/6428 K. sayılı ilamına 3 numaralı bent olarak eklenmesi, (3) numaralı bendin (4) numaralı bent olarak değiştirilmesi suretiyle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/508 E. 2016/3266 K.
Ortak:illiyet bağı · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Benzer bu kararda2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça, dava dışı banka ile akdedilen «kredi sözleşmesinin» müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» olarak ödenen bedelin asıl borçlu ile diğer kefillerden tahsili ve manevi tazminat istemli olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir Ancak, davacının kefil olarak ödediği bedelin diğer kefillerden «rücu» talebine yönelik olarak kefillerin payları hesap edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerekirken diğer kefillerden biri olan davalının ödenen bedelin tümünden …
Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Somut olayda, davacının «kefaletinin» bulunduğu «kredi sözleşmesine» ilişkin olarak açılan davada manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı nazara alınmaksızın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «müteselsil kefalette» alacaklının borçlu yahut kefillere direk olarak başvurabileceği, adi kefaletten farklı olarak ilk önce krediyi kullanan asıl borçluya başvurma şartının olmadığı, kendisine başvurulan «kefilin» ödediği para için asıl borçluya veyahut diğer kefillere «rücu hakkının» bulunduğu ayrıca, davacının aleyhinde icra takibi yapılması nedeniyle üzüldüğü ve küçük düştüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle, 70.000,00 TL'nin dava tarihinden …
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça, dava dışı banka ile akdedilen «kredi sözleşmesinin» müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» olarak ödenen bedelin asıl borçlu ile diğer kefillerden tahsili ve manevi tazminat istemli olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir Ancak, davacının kefil olarak ödediği bedelin diğer kefillerden «rücu» talebine yönelik olarak kefillerin payları hesap edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerekirken diğer kefillerden biri olan davalının ödenen bedelin tümünden …
1- HUMK'nın 434/3 maddesi atfı ile aynı Yasa'nın 432/«son» maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde temyiz yoluna başvurulabileceğinden ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz isteminin reddine dair ek karar temyiz edilmediğinden mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Somut olayda, davacının «kefaletinin» bulunduğu «kredi sözleşmesine» ilişkin olarak açılan davada manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı nazara alınmaksızın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8824 E. 2013/7977 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · yargılama gideri · vekalet ücreti · teslim
Benzer bu karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, kaybolan valizdeki eşyaların yerine yenisi alındığına ve valizin daha sonra «teslim» edilmiş olmasına göre, kişilik hakklarına saldırı bulunmadığı, B.K'nun 49. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- (...) nolu bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delilerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, hava yoluyla yapılan taşıma sırasında valizin «geç teslimi» nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/954 E. 2018/6428 K.
Ortak:teminat mektubu · istirdat · maddi ve manevi tazminat · temerrüt · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve «muvafakatı» dışında düzenlemiş olduğu «teminat mektubu» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin «istirdadı» ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenle …
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde haksız olarak 36.694.02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
2- Dava, «teminat mektubu» bedelinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Muhatabının davacı, «lehtarının» dava dışı şirket olduğu «teminat mektubunun» davacının istemi dışında davalı banka tarafından düzenlendiği ve dava dışı lehtar şirket tarafından tahsil edildiği hususları tartışmasızdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lehtar · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · ıslah · vekalet ücreti · avans faizi
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davacının ödemek zorunda kaldığı «teminat mektubu» bedeli sebepsiz olarak «lehtara» ödenmiş olup, davacı «sebepsiz zenginleşmeye» dayanarak yapmış olduğu ödemeyi isteyebileceğinden ödeme tarihinden itibaren «avans faizini» de talep edebilecektir.
Bu nedenle, dava dilekçesi ve «ıslah» dilekçesi göz önüne alınarak dava tarihine kadar «işlemiş faiz» konusunda karar verilmesi gerekirken yeterli olmayan gerekçeyle bu kısma ilişkin istemin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde haksız olarak 36.694.02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Muhatabının davacı, «lehtarının» dava dışı şirket olduğu «teminat mektubunun» davacının istemi dışında davalı banka tarafından düzenlendiği ve dava dışı lehtar şirket tarafından tahsil edildiği hususları tartışmasızdır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7489 E. 2011/608 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması,saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.Prof Dr.Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,yirminci baskı, S.202-208) Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olaya gelince, davacı, havayolu şirketinde seyahat sonrası kaybolan valizi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş ve talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davalı vekili savunmasında,valizin sonradan bulunarak iade edildiğini, davacıya olay anında 100 USD ve sonrasında Amerika’da yapılan harcamalar nedeniyle 1.466 USD ödemede bulunulduğu belirtmiş ve buna ilişkin ödeme dekontunu «ibraz» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması,saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.Prof Dr.Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,yirminci baskı, S.202-208) Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olaya gelince, davacı, havayolu şirketinde seyahat sonrası kaybolan valizi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş ve talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davalı vekili savunmasında,valizin sonradan bulunarak iade edildiğini, davacıya olay anında 100 USD ve sonrasında Amerika’da yapılan harcamalar nedeniyle 1.466 USD ödemede bulunulduğu belirtmiş ve buna ilişkin ödeme dekontunu «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10234 E. 2013/11670 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · hisse senedi · maddi tazminat
Benzer bu karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı şirket çalışanı olan diğer davalıya «hisse senedi» alması için elden verilen paranın bu davalı tarafından «zimmetine» geçirildiği iddiasıyla manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, ileri sürülen sebepler «maddi tazminata» konu edilebilecek nitelikte olup, BK'nun 49. maddesinde öngörülen şartların oluşmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi do …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4839 E. 2017/7572 K.
Ortak:illiyet bağı · maddi ve manevi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · sözleşmenin ihlali · kişilik hakları · sözleşmeye aykırılık · hakkaniyet · cezai şart
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Hukuk Dairesinin bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin «yetkisiz temsil» ile imzalandığı, fakat davalının bir aylık da olsa sözleşmeyi kısmen ifası ile kabul ettiği, bu nedenle sözleşmenin davalıyı da bağladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesinde sözleşmenin 18 ay boyunca geçerli olduğu, sözleşme sona erme tarihinden 1 ay öncesine kadar «fesih» edilmediği takdirde otomatik olarak 18 ay daha uzayacağının kararlaştırıldığı, feshe ilişkin bir belgenin sunulmadığı dolayısıyla sözleşme süresinin 36 ay olduğu, sözleşmenin 9. maddesine göre davalının davacıya sözleşme konusu reklamlarda görev alması karşılığında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, her ay sonunda 850 ABD Doları ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla ücret alacağının toplamda 36Ayx850USD olduğu, sözleşme uyarınca 800USD'nin tahsil edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, bu nedenle kalan ücret alacağının 29.800 USD olduğu, 13.1 madde de 5.000 USD «cezai şartın» kararlaştırıldığı, bu nedenle toplam talep edilebilecek «maddi tazminatın» 34.800 USD olduğu, fakat TBK'nin 50 ve devamı maddeleri uyarınca «hakkaniyet» gereği takdiren indirilmesi suretiyle ücret alacağı için 25.000USD ile 5.000 USD cezai şartın toplamı ile 30.000 USD'nin tahsiline, davacının söz konusu sözleşmeni …
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacının, davalı tarafın «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun MK'nin 24 ve BK'nin 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nin 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15772 E. 2015/1069 K.
Ortak:illiyet bağı · kredi sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve «muvafakatı» dışında düzenlemiş olduğu «teminat mektubu» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin «istirdadı» ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenle …
Benzer bu kararda2-Dava, davacının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı «kredi sözleşmesi» nedeniyle «teminat» olarak davalıya verilen senedin amacına aykırı olarak doldurulup icra takibine konu edilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından icra takibine konulan 50.000,00 TL bedelli senedin dava dışı .... tarafından çekilen kredinin «teminatı» olarak davalıya verildiği, davalı bankanın bu hususu ve bankaya olan borç miktarının 13.143,10 TL olduğunu bildiği halde, bankacılık uygulamalarına aykırı biçimde «asıl alacak» miktarından fazla olan senedi icra takibine koyduğu, takip uyarınca senet bedeli üzerinden «haciz» işlemleri yaptığı, davacının bu süre zarfında borçlu olmadığı miktar yönünden haciz tehdidi altında tutulduğu, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesiyle birlikte davalının haksızlığının sübuta erdiği, bu nedenle davalının zaman aşımı «def»'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın 29.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmi …
Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle «kişilik haklarının» zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında «illiyet bağının» bulunmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · sözleşmeye aykırılık · müteselsil kefil · def'i · kefil · haciz · asıl alacak
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından icra takibine konulan 50.000,00 TL bedelli senedin dava dışı .... tarafından çekilen kredinin «teminatı» olarak davalıya verildiği, davalı bankanın bu hususu ve bankaya olan borç miktarının 13.143,10 TL olduğunu bildiği halde, bankacılık uygulamalarına aykırı biçimde «asıl alacak» miktarından fazla olan senedi icra takibine koyduğu, takip uyarınca senet bedeli üzerinden «haciz» işlemleri yaptığı, davacının bu süre zarfında borçlu olmadığı miktar yönünden haciz tehdidi altında tutulduğu, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesiyle birlikte davalının haksızlığının sübuta erdiği, bu nedenle davalının zaman aşımı «def»'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın 29.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmi …
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminatı gerektirmeyeceği gibi somut olayda davalı tarafından yapılan icra ve «haciz» işlemlerinin davacının «kişilik haklarına» zarar verdiğinden de söz edilemez.
2-Dava, davacının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı «kredi sözleşmesi» nedeniyle «teminat» olarak davalıya verilen senedin amacına aykırı olarak doldurulup icra takibine konu edilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle «kişilik haklarının» zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında «illiyet bağının» bulunmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2862 E. 2018/6288 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · sigorta tazminatı · kişilik hakları · muafiyet · sözleşmeye aykırılık · yenileme · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 7 ay boyunca işsiz kaldığı, 30 günlük «muafiyetin» ardından 6 ay için tazminat talep edebileceği, ikinci yapılan poliçe «yenileme» niteliğinde olduğundan 90 günlük muafiyet süresinin uygulanmayacağı, kredi veren bankaya yapılması gereken 950,76 TL aylık kredi ödeme tutarı üzerinden 6 aylık dön …
2- Dava işsizlik «sigorta poliçesinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf «sigorta tazminatının» davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürmüş ve mahkemece davacının işsiz kaldığı dönemde davalının ödeme yapmamasının davacının manevi ızdırabına neden olduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1295 E. , 2020/4362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.04.2016 gün ve 2014/1069 - 2016/331 sayılı kararı bozan Daire'nin 17.10.2018 gün ve 2017/954 - 2018/6428 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın, müvekkilinin onayı olmadan teminat mektubu düzenlemek suretiyle dava dışı Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş'ye usulsüz düzenlenen teminat mektubuna istinaden 60.000,00 TL ödeme yaparak müvekkilini borçlandırdığını, borçtan dolayı hesaplara bloke koymak, gayrinakdi risk hesabını kısıtlamak suretiyle zarar verdiğini, gayrinakdi risk hesabı kullanımının engellenmiş olması ve icra tehdidi altında kalan müvekkilinin borçlanmaya ilişkin banka ile bir yapılandırma yapmaya mecbur kaldığını, yapılandırmanın 60.000,00 TL bedelli, 36 ay vadeli ticari kredi olduğunu, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/12 Esas numaralı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ileri sürerek, haksız ödenen 36.694,02 TL'nin her taksit için ödeme tarihinden başlayacak ticari faiziyle ve ayrıca 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah ile 36.694,02 TL yönündeki talebini 41.943,78 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının temerrüte düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının maddi manevi tazminat isteminin reddine, istirdat talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve muvafakatı dışında düzenlemiş olduğu teminat mektubu nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadı ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadına, maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Ancak, TBK'nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK'nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208).
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen teminat mektubunun işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin rızası ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin tazmin talebinin kabulü ile tazmin edilmesinin davacının ticari itibarını sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinden mahkemece verilen kararın manevi tazminat yönünden de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile yukarıda açıklanan bozma nedeninin Dairemizin 17.10.2018 tarih, 2017/954 E.-2018/6428 K.
sayılı ilamına 3 numaralı bent olarak eklenmesi, (3) numaralı bendin (4) numaralı bent olarak değiştirilmesi suretiyle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile yukarıda açıklanan bozma nedeninin Dairemizin 17.10.2018 tarih, 2017/954 E.-2018/6428 K. sayılı ilamına 3 numaralı bent olarak eklenmesi, (3) numaralı bendin (4) numaralı bent olarak değiştirilmesi suretiyle kararın bozulmasına, işbu kararın yukarıda belirtilen İLAMIN EKİ SAYILMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, teminat mektubunun usulsüz olarak muhataba ödenmesi nedeniyle oluşan zararın davalı bankadan tahsili ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, davacı şirketin, dava dışı Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. nezdinde gireceği ihale nedeniyle oluşacak zararı temin amacıyla davalı bankadan muhatap şirket lehine alınan “kayıtsız, şartsız ve ilk yazılı talepte ödeme kayıtlı 60.000 TL” teminat mektubu verdiği, teminat mektubunun işinin bittiği gerekçesiyle bankaya iadesi üzerine, bankanın teminat mektubunu iptal yazısı düzenleyerek davacıya verdiği, ancak teminat mektubunun muhatabı Akdeniz AŞ’nin, mektubun sehven ihale katılımcısı Ömer’e iade edildiği, oysa bu kişinin ihale yasaklısı olduğu dönemde ihaleye girerek kurumu zarara uğrattığı gerekçesiyle teminat mektubu olmaksızın davalı bankaya başvurması üzerine, davalı bankanın da mektup bedelini muhataba ödediği anlaşılmaktadır.
iptal edilen teminat mektubu bedelini haksız olarak ödeyen davalı bankadan bu sebeple oluşan maddi zararını ve kendisinin bankalar nezdinde risk grubuna girmesine sebep olduğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminde bulunmaktadır.
Mahkemece, maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, faiz istemi yönünden davacı taraf yararına bozulmuş, manevi tazminat istemi yönünden temyiz istemi reddolunmuştur.
Sadece davacı tarafça karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Teminat mektupları, TBK’nın 128 (eBK 110) maddesinde düzenlenen, teminat mektubu isteyen kişinin (lehtarın), üçüncü kişi nezdinde doğmuş veya doğacak bir borcunu garanti altına almak ve ona sunulmak üzere sözleşmenin diğer tarafından (garanti veren) alınan, süreli veya süresiz, koşullu veya koşulsuz olarak tanzim olunan, garanti belgeleridir. Lehtarın borcunu garanti eden banka, sözleşmenin tarafı olmayan muhatabın talebi üzerine teminat mektubunda yazılı bedeli ödeme yükümlülüğü altına girer. Söz konusu garanti sözleşmesi, TBK 129 anlamında tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olup, bu nitelikteki sözleşmeler, sözleşmenin tarafı olan edim borçlusundan doğrudan talepte bulunma hakkı verir (Şener Akyol, Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme, İstanbul1987, s.11.).
Öğretide de ifade olunduğu üzere, teminat mektupları sadece üçüncü kişi yararına garanti sözleşmesi yapıldığını gösteren bir ispat vasıtası olup, teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde değildir (Vahit Doğan, Teminat Mektubu, 3.Baskı, s.192; Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları, 4.Bakı, s.53, 216). Diğer bir anlatımla, üçüncü kişi lehine doğan hak, teminat mektubu olmaksızın da ileri sürülebilecektir.
Yargıtay uygulamasında da, teminat mektuplarının kıymetli evrak olmadığı, mektuptan doğan hakkın, mektup metni olmaksızın da ileri sürülebileceği bir çok kararda ifade edilmiştir (Bkz. 15 HD 02.10.2013 T. Ve 2012/6732-2013/5356;
19. HD15.06.2011 T. 2001/546-4641)
Dairemiz uygulamasında da, teminat mektubundan kaynaklanan banka borcunun sukutu için mutlaka muhatabın mektubu bankaya sunması gerektiği, mektubun muhatap değil de lehtar tarafından bankaya iadesi halinde, bankanın mutlaka muhatabı bundan haberdar etmesi, muhatabın riskin ortadan kalktığını teyit etmesi ve ancak bu doğrultuda risk çıkışını gerçekleştirmesinin zorunlu olduğu, aksi takdirde lehtar tarafından mektup aslı bankaya getirilse bile bankanın riskinin devam edeceği içtihat olunmuştur (Bkz.
30. 11.2015 T. ve 2015/10116-12679).
Somut olayda, mektup aslı davacı lehtar tarafından davalı bankaya getirilmiş olup, her ne kadar davalı banka tarafından mektubun iptal edildiğine dair yazı verilmiş ise de, davacının lehtarın teminat mektubundan doğan riskinin kapatılması için ayrıca muhataptan riskin sona erdiğine ilişkin teyit yazısı sunması veya garanti veren bankadan bu yönde talepte bulunması gerektiği, bunlar olmaksızın, tam üçüncü kişi yararına sözleşme sonucu verilen ve bu nedenle sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiye talepte bulunma hakkı veren bir sözleşmenin varlığı nedeniyle, davalı bankanın bu borç kapsamında muhataba ödeme yapmasının hukuka uygun olduğu ve hatta ödeme yapmaya zorunlu olduğu, zira teminat mektubu aslının ve mektubun iptal edildiğine ilişkin yazının garanti veren bankanın üçüncü kişiye olan borcunu sona erdirmeyeceği, davacının bu sebeple davalı bankaya haksız ödeme isnadında bulunamayacağı ve tazminat talep edemeyeceği, ancak karar düzeltmeye gelenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı sebebiyle, sadece davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle yetinilmesi gerektiği halde, Daire çoğunluğunun, davacı lehine ayrıca manevi tazminata da hüküm olunmak üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin kararına katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/616147400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz