Menfi tespit | Şube tesciline karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/582 E. 2020/4446 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ ticari işletme↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının iddiası, davalı tarafın savunması, SSK, Vergi Dairesi ile Belediye Başkanlığı yazı cevapları ile dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, kanun ve yönetmelikler bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait işletmenin şube vasfında olduğunun tespit ve şube olarak tescili talebine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu şube tanımına yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun'un uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, şubenin varlığından söz edilebilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının bulunması gerekmektedir. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, sayfa 941, Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, Poroy/Yasaman sayfa 48)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, mahkemece davalıya ait işletmenin şube olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8578 E. 2018/2027 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Benzer bu kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Ticaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrasında uyarınca "bir merke …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
Hidroelektrik Santrali işletmesinin şube olarak Ticaret Sicili Memurunca «ticaret siciline» kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4465 E. 2022/8124 K.
Ortak:tanıma · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Benzer bu karardaMahkemece, davalı tarafın «acentesi» olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararıın bozulması gerekmi …
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda şube «tanımına» yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkez …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · ticaret sicili tescili · acente · acentelik · kâr dağıtımı · ticaret sicili
Benzer bu kararda… etlerinin tümünde Aras Kargo ibareleri bulunduğu, işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının bulunduğu, «acentelik sözleşmesi»'nin tarafı olan ...’in sözleşmede her ne kadar «acente» sıfatı bulunsa da acentenin işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda «ticaret siciline» kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunması sebebiyle merkeze bağlı hareket ettiği, sözleşme ile kendisine verilen yetkiler dahilinde müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davranabildiği, yapılan işin kargo kabul, işleme ve «dağıtım» işi olması sebebiyle Aras Kargo'nun faaliyeti ile aynı faaliyette bulunulduğu, merkezden ayrı bir işyeri olması ve kendi içinde yönetiminin merkezden ayrı olduğu, …
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Şubesi olarak «ticaret siciline» davalı Aras Kargo Yurt içi ve Yurt Dışı Taşımacılık A.Ş'nin şubesi olarak tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın «acentesi» olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararıın bozulması gerekmi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4469 E. 2017/6387 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir «ticari işletmeye» bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan «keşif» ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · ticaret sicili
Benzer bu karardaDavacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan «keşif» ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8354 E. 2013/21924 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · taşıyıcı · ihtar · ticari defter · ticaret sicili · yetki · e-defter
Benzer bu kararda… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen satış mağazasının «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait satış mağazasının tek başına ticari faaliyette bulunduğu, mağazanın şube niteliğinde olduğu ve «ticaret siciline tescilinin» kanunen zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6531 E. 2023/1016 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Benzer bu kararda… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.6102 sayılı Kanun'da şube «tanımına» yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, i …
3.Mahkemece, davalı tarafın «acentesi» olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüld …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · ticari defter incelemesi · acentelik sözleşmesi · keşif · ticaret sicili tescili · acente · acentelik · ticaret unvanı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste «keşif» icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında «acentelik sözleşmesi» bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma «yetkisini» havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden «acente» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve «acentelik ilişkisine» ilişkin 102 nci vd. maddeleri, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 ve 119 uncu maddeleri.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla «ticaret sicile tescil» edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
-
Menfi tespit | Şube tesciline karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4732 E. 2022/8447 K.
Ortak:tanıma · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Menfi tespit | Şube tesciline karar
İncelediğiniz kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Benzer bu karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… bul edilmesi için bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı şeklinde yeterli araştırma …
Bu nedenle 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalı şirketinin genel merkez «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra davalının 3. kişilerle bağımsız ticari faaliyet yürütüp yürütmediği, davalı ile işletme arasında nasıl bir hesap ilişkisi olduğunun davalı şirket ve işletme arasında yapılan «acentelik sözleşmesindeki» hükümlerde göz önünde bulundurmak ve ayrıca davalının hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu ciddi ve somut itirazları da karşılayacak şekilde alanında uzman yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · denetime elverişlilik · kâr dağıtımı · ticari defter · ticaret sicili
Benzer bu karardaBu nedenle 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalı şirketinin genel merkez «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra davalının 3. kişilerle bağımsız ticari faaliyet yürütüp yürütmediği, davalı ile işletme arasında nasıl bir hesap ilişkisi olduğunun davalı şirket ve işletme arasında yapılan «acentelik sözleşmesindeki» hükümlerde göz önünde bulundurmak ve ayrıca davalının hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu ciddi ve somut itirazları da karşılayacak şekilde alanında uzman yeni bir bilirkişi kurulundan «denetime elverişli» ve gerekçeli rapor alınması, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulmasını gerektirmiştir.
Şti.’nin sözleşmede her ne kadar «acente» sıfatı bulunsa da «acentenin» işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda «ticaret siciline» kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunması sebebiyle merkeze bağlı hareket ettiği, sözleşme ile kendisine verilen yetkiler dahilinde müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davranabildiği, yapılan işin kargo kabul, işleme ve «dağıtım» işi olması sebebiyle Aras Kargo’nun faaliyeti ile aynı faaliyette bulunulduğu, bununla birlikte merkezden ayrı bir işyeri olması ve kendi içinde yönetiminin merkez …
Şti.’nin sözleşmede her ne kadar «acente» sıfatı bulunsa da «acentenin» işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda «ticaret siciline» kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunm …
Hanım şubesinin «ticaret siciline» davalı Aras Kargo Yurt içi ve Yurt Dışı taşımacılık AŞ nin şubesi olarak tesciline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8443 E. 2018/1745 K.
Ortak:tanıma · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...’da şubenin «tanımının» yapılmadığı ancak 5174 Sayılı Kanunda şubenin tanımlanmış olduğu, bu Kanun’un 9/.... maddesine göre "Bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanı …
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… in merkezden yürütüldüğü, dava konusu birimin bağımsız hareket kabiliyeti olmadığı belirtilmiş olup, mahkemece yazılan müzekkere cevabında ise muhasebe kayıtlarının «şirket merkezinde» tek bir «defterde» tutulduğu, ... birimine ait olarak ayrıca bir muhasebe «kaydının» olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · e-defter
Benzer bu kararda… in merkezden yürütüldüğü, dava konusu birimin bağımsız hareket kabiliyeti olmadığı belirtilmiş olup, mahkemece yazılan müzekkere cevabında ise muhasebe kayıtlarının «şirket merkezinde» tek bir «defterde» tutulduğu, ... birimine ait olarak ayrıca bir muhasebe «kaydının» olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4050 E. 2019/2429 K.
Ortak:tanıma
İncelediğiniz karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Benzer bu kararda… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · ticaret sicili tescili · ticari defter · ticaret sicili · e-defter
Benzer bu karardaBu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının sigorta şirketinin genel merkez «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, bölge müdürlüğünün poliçe düzenleyip düzenlemediğinin ve 3.kişilerle bağımsız ticari faaliyet yürütü …
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/582 E. , 2020/4446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.06.2018 tarih ve 2018/93 E. - 2018/302 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.09.2019 tarih ve 2018/1293 E. - 2019/968 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin Ticaret Sicil Memurluğu'nun 02/10/2017 tarih 1776 ve 1793 sayılı yazıları ile Türk Ticaret Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tescile davet edildiğini, davalının süresi içerisinde müdürlüklerine tescilini yaptırmadığını, dava konusu mağazanın konu ile ilgili mevzuat kapsamında şube olduğunu, davaya konu mağazanın/işletmenin açıldığı günden itibaren 15 gün içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer Ticaret Siciline tescil ve ilan ettirmesinin yasa gereği olduğunu belirterek davalı Ay Marka Mağazacılık Anonim Şirketi (Network) unvanlı Park Forbes Alış Veriş Merkezindeki Ticari İşletme/Şube işyerinin ...'ne şube olarak resen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Siciline 680850 ile tescilli olduğunu, şirketin İskenderun Park Forbes AVM içinde bulunan mağazasının Türk Ticaret Kanunu anlamında bağımsız bir işletme olmadığını, davalı şirketin müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunmadığını, tek başına herhangi bir ticari muamele yapabilmesi de mevzu bahis olmadığını, şirket merkezine hem iç hem dış ilişkide yüzde yüz bağımlı olduğunu, mağaza müdürü merkezden aldığı talimatlar doğrultusunda işyerini sevk ve idare ettiğini, mağaza müdürünün iş akdi ile işverene bağımlı çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iddiası, davalı tarafın savunması, SSK, Vergi Dairesi ile Belediye Başkanlığı yazı cevapları ile dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, kanun ve yönetmelikler bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait işletmenin şube vasfında olduğunun tespit ve şube olarak tescili talebine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu şube tanımına yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun'un uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, şubenin varlığından söz edilebilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının bulunması gerekmektedir. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, sayfa 941, Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, Poroy/Yasaman sayfa 48)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, mahkemece davalıya ait işletmenin şube olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/616032000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz