Keşif
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4469 E. 2017/6387 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
keşif↗ tanıma↗ ticari işletme↗ ticaret sicili↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait ... Hidroelektrik santralinin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığı, şube vasfına haiz olmadığı dolayısıyla şube olarak tescilinin gerekmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça davalının ... şubesinin ticaret siciline kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin tanımı yapılmamıştır. Özel yasalardan 5174 sayılı ... Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ve ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu göz önüne alınarak değerlendirme yapılması mümkündür. 5174 sayılı Yasa'nın 9/2 maddesinde, bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil muhasebesi bulunan ve muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde, kendi başına sınai faaliyet ve ticari işlem yapan yerler ve satış mağazaları anılan Kanun'un uygulanması bakımından şube olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Şubenin varlığından söz edilebilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının bulunması gerekmektedir. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (... ..., Ticari İşletme ve Şirketler, ..., Prof. Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan keşif ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8578 E. 2018/2027 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · ticaret sicili · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir «ticari işletmeye» bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
Hidroelektrik Santrali işletmesinin şube olarak Ticaret Sicili Memurunca «ticaret siciline» kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrasında uyarınca "bir merke …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · ilan · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Menfi tespit | Şube tesciline karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/582 E. 2020/4446 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir «ticari işletmeye» bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan «keşif» ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4465 E. 2022/8124 K.
Ortak:tanıma · ticari işletme · ticaret sicili · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir «ticari işletmeye» bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Benzer bu kararda… etlerinin tümünde Aras Kargo ibareleri bulunduğu, işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının bulunduğu, «acentelik sözleşmesi»'nin tarafı olan ...’in sözleşmede her ne kadar «acente» sıfatı bulunsa da acentenin işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda «ticaret siciline» kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunması sebebiyle merkeze bağlı hareket ettiği, sözleşme ile kendisine verilen yetkiler dahilinde müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davranabildiği, yapılan işin kargo kabul, işleme ve «dağıtım» işi olması sebebiyle Aras Kargo'nun faaliyeti ile aynı faaliyette bulunulduğu, merkezden ayrı bir işyeri olması ve kendi içinde yönetiminin merkezden ayrı olduğu, …
Şubesi olarak «ticaret siciline» davalı Aras Kargo Yurt içi ve Yurt Dışı Taşımacılık A.Ş'nin şubesi olarak tesciline karar verilmiştir.
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · ticaret sicili tescili · acente · acentelik · kâr dağıtımı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… etlerinin tümünde Aras Kargo ibareleri bulunduğu, işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının bulunduğu, «acentelik sözleşmesi»'nin tarafı olan ...’in sözleşmede her ne kadar «acente» sıfatı bulunsa da acentenin işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda «ticaret siciline» kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunması sebebiyle merkeze bağlı hareket ettiği, sözleşme ile kendisine verilen yetkiler dahilinde müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davranabildiği, yapılan işin kargo kabul, işleme ve «dağıtım» işi olması sebebiyle Aras Kargo'nun faaliyeti ile aynı faaliyette bulunulduğu, merkezden ayrı bir işyeri olması ve kendi içinde yönetiminin merkezden ayrı olduğu, …
Mahkemece, davalı tarafın «acentesi» olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararıın bozulması gerekmi …
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6531 E. 2023/1016 K.
Ortak:keşif · tanıma · ticari işletme · ticaret sicili · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan «keşif» ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Benzer bu kararda… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste «keşif» icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında «acentelik sözleşmesi» bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma «yetkisini» havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden «acente» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla «ticaret sicile tescil» edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · ticari defter incelemesi · acentelik sözleşmesi · ticaret sicili tescili · acente · acentelik · ticaret unvanı · tüzel kişilik
Benzer bu kararda… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste «keşif» icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında «acentelik sözleşmesi» bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma «yetkisini» havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden «acente» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve «acentelik ilişkisine» ilişkin 102 nci vd. maddeleri, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 ve 119 uncu maddeleri.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla «ticaret sicile tescil» edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8354 E. 2013/21924 K.
Ortak:ticaret sicili · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48) Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan «keşif» ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait satış mağazasının tek başına ticari faaliyette bulunduğu, mağazanın şube niteliğinde olduğu ve «ticaret siciline tescilinin» kanunen zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen satış mağazasının «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicili tescili · taşıyıcı · ihtar · ticari defter · yetki · e-defter
Benzer bu kararda… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen satış mağazasının «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait satış mağazasının tek başına ticari faaliyette bulunduğu, mağazanın şube niteliğinde olduğu ve «ticaret siciline tescilinin» kanunen zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4050 E. 2019/2429 K.
Ortak:tanıma · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaDavacı tarafça davalının ... şubesinin «ticaret siciline» kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin «tanımı» yapılmamıştır.
Benzer bu karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · ticaret sicili tescili · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaBu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının sigorta şirketinin genel merkez «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, bölge müdürlüğünün poliçe düzenleyip düzenlemediğinin ve 3.kişilerle bağımsız ticari faaliyet yürütü …
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4469 E. , 2017/6387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2015 tarih ve 2013/417-2015/882 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının TTK’nın 30/3, 33 ve 40/3 maddeleri ile Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 36/3 ve 118/1 maddeleri gereğince şube olarak tescili gerektiği bildirilmesine rağmen tescil edilmediğini ileri sürerek, davalının ... Şubesi’nin ticaret siciline kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait ... Hidroelektrik santralinin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığı, şube vasfına haiz olmadığı dolayısıyla şube olarak tescilinin gerekmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça davalının ... şubesinin ticaret siciline kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nda şubenin tanımı yapılmamıştır. Özel yasalardan 5174 sayılı ... Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ve ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu göz önüne alınarak değerlendirme yapılması mümkündür. 5174 sayılı Yasa'nın 9/2 maddesinde, bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil muhasebesi bulunan ve muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde, kendi başına sınai faaliyet ve ticari işlem yapan yerler ve satış mağazaları anılan Kanun'un uygulanması bakımından şube olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118/1 maddesinde de, bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Şubenin varlığından söz edilebilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının bulunması gerekmektedir. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (... ..., Ticari İşletme ve Şirketler, ..., Prof. Dr. ..., Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, ... sayfa 48)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan keşif ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/383699000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz