6102TTK Türk Ticaret Kanunu

5174 sayılı kanun

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6531 E. 2023/1016 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5174 sayılı kanun acentelik ilişkisi ticari defter incelemesi acentelik sözleşmesi keşif ticaret sicili tescili tanıma ticari işletme acente acentelik ticaret unvanı tüzel kişilik ihbar ticari defter ticaret sicili esastan ret haciz yetkisizlik kararı dava sebebi cy/cy kaydı eksik inceleme istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste keşif icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında acentelik sözleşmesi bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma yetkisini havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden acente olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek yerel Mahkemece verilen karar gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu acente işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, acentelik faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten ticari işletme ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında ticaret unvan ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına haciz olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir tüzel kişilik olduğunu, dava dışı acenteye davanın ihbar edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin ticari defterleri incelenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir .

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla ticaret sicile tescil edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve acentelik ilişkisine ilişkin 102 nci vd. maddeleri, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 ve 119 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Dava, dava konusu iş yerinin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.

2.6102 sayılı Kanun'da şube tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun'un uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, yer ve yönetim ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olunması, muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır, ancak ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atölyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, C. 1, s. 941, Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, s. 38, Poroy/Yasaman, s. 48). Bu bağlamda dava konusu yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

3.Mahkemece, davalı tarafın acentesi olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu itibarla Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden belirtilen hususlara ilişkin rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şube tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4465 E. 2022/8124 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit | Şube tesciline karar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4732 E. 2022/8447 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • 5174 sayılı kanun

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8354 E. 2013/21924 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Menfi tespit | Şube tesciline karar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/582 E. 2020/4446 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8578 E. 2018/2027 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Şirket Şube Tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8443 E. 2018/1745 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şube Tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8181 E. 2016/2272 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şube tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4050 E. 2019/2429 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6531 E.  ,  2023/1016 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ .... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

HÜKÜM

Esastan ret

Taraflar arasındaki iş yerinin şube olarak ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, dava dilekçesinde belirtilen adreste şube olarak faaliyet göstermesine rağmen bu hususu ticaret siciline tescil ettirmediğinin tespit edildiğini, bunun üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin anılan hususta tescile davet edildiğini, ancak davalının belirtilen adresteki iş yerinin şube değil acente olduğundan bahisle tescilden kaçındığını, tescilden kaçınma sebebi gerçeği yansıtmadığı gibi davalı şirketin internet sitesinde dahi belirtilen adreste bulunan iş yerinin şube olarak nitelendirildiğini ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen adreste bulunan iş yerinin davalı şirketin şubesi olarak ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin söz konusu adreste şubesi bulunmayıp acentesinin faaliyet gösterdiğini, acentenin G3 belgesiyle müvekkilinden bağımsız bir şekilde kâr ve zararı kendisine ait olmak üzere ticari faaliyet gösterdiğini, acentenin bu sıfatla ticaret sicilde kaydının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste keşif icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında acentelik sözleşmesi bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma yetkisini havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden acente olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek yerel Mahkemece verilen karar gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu acente işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, acentelik faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten ticari işletme ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında ticaret unvan ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına haciz olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir tüzel kişilik olduğunu, dava dışı acenteye davanın ihbar edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin ticari defterleri incelenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir .

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla ticaret sicile tescil edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve acentelik ilişkisine ilişkin 102 nci vd. maddeleri, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 ve 119 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Dava, dava konusu iş yerinin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.

2.6102 sayılı Kanun'da şube tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun'un uygulanması bakımından şube sayılır" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, yer ve yönetim ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olunması, muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır.

Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır, ancak ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atölyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, C. 1, s. 941, Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, s. 38, Poroy/Yasaman, s.

48) . Bu bağlamda dava konusu yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

3.Mahkemece, davalı tarafın acentesi olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu itibarla Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden belirtilen hususlara ilişkin rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/906470900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.