Çek İstirdadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4990 E. 2020/2736 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imzaya itiraz↗ bozma sonrası karar↗ icra hukuk mahkemesi↗ kötüniyet tazminatı↗ alacak davası↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ haciz↗ çek↗ kötüniyet↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun imza itirazında bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, bozma sonrası Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının kötüniyet tazminatı ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40. maddesinin "....Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açılan davada hükmedilen tazminat kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulduğu, bu durumda davacı takip borçlusunun, takip alacaklısı davalı tarafından tazminata yönelik olarak başlatılan icra takibinde anılan yasa maddesi gereğince icra dairesinden talepte bulunarak, icranın eski haline iadesini isteyebileceği, bir başka deyişle tazminata ilişkin talebi iptal ettirebileceği, o halde, davacının bu talep yönünden de bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-h maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin icra mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ve %10 para cezasının kaldırılmasına yönelik istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin çek bedellerinin tahsili ve kötüniyet tazminatı istemlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile işbu istemler bakımından da hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça yapılan istinaf istemi de aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, davacı tarafça çeklerin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluyla takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiş olsa dahi davacının, çekler nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağının ilama bağlanmasında işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk açısından tanınan sonuçlar nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Aynı şekilde davacı tarafın, davalının takibe kötüniyetle itiraz ettiğinden bahisle kötüniyet tazminatı istemekte hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir .
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5378 E. 2020/3387 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun «imza itirazında» bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, «bozma sonrası» Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle «alacak davası» açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının «kötüniyet tazminatı» ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40. maddesinin "....Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açıl …
Benzer bu karardaAncak, İİK 40.maddesine göre; bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapak hesabı · haksız fiil · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… zeltme sonucu beklenmeksizin, davalı ...Ş. aleyhine İstanbul 22.İcra Müdürlüğünün 2015/4895 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ING Bank A.Ş. tarafından «kapak hesabı» olan 494.113,12 TL, 15.01.2016 tarihinde icra dosyasına ödenmek suretiyle davalının davacı tarafa olan borcunu kapattığı gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava, «haksız fiile» dayalı olarak bankaya yatırılan paranın tahsiline ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13337 E. 2012/4049 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asıl alacak · temerrüt · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacağın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile «asıl alacak» yönünden itirazın iptaline, yapılan icra takibinden evvel davalının «temerrüde» düşürülmediği gerekçesi ile fazlaya ve faize ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın bu mahiyetine göre, 556 sayılı KHK'nin 71. maddesi uyarınca davaya bakmakla «görevli» mahkeme Trabzon 3.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3118 E. 2012/9678 K.
Ortak:hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun «imza itirazında» bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, «bozma sonrası» Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle «alacak davası» açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının «kötüniyet tazminatı» ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40. maddesinin "....Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açıl …
… anın eski haline iadesini isteyebileceği, bir başka deyişle tazminata ilişkin talebi iptal ettirebileceği, o halde, davacının bu talep yönünden de bu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-h maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin «çek» bedellerinin tahsili ve «kötüniyet tazminatı» istemlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile işbu istemler bakımından da «hukuki yarar» yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça yapılan istinaf istemi de aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir.
Benzer bu kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı kanunun 361. maddesi uyarınca " İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada «hukuki yararı» bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · muhtıra · infaz · işlemiş faiz · istirdat · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40. maddesi gereğince icranın eski haline iadesinin icap ettiği, İİK'nın 39. maddesine göre 10 yıllık «zamanaşımı» içinde ödemenin «istirdadının» mümkün olduğu, «vekalet ücreti» «dahil» tüm ödemelerin davanın tarafına yapılacağı, vekilin tahsilattan vekalet ücretini almasının «husumetin» kısmen vekile yöneltilmesini icap ettirmeyeceği, davacı tarafça takip dosyasında 9.721 TL asıl ve 10.279 TL «işlemiş faiz» alacağının istendiği, borcun da davalı tarafından hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle, davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ı oranında 8.000 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
1-Dava, ilama dayalı olarak yapılan takip sonucu ödenen paranın «istirdadı» için yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5074 E. 2013/21366 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun «imza itirazında» bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, «bozma sonrası» Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle «alacak davası» açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının «kötüniyet tazminatı» ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40. maddesinin "....Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açıl …
Benzer bu kararda… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı Kanun'un 361. maddesi uyarınca "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta, davalının, icra müdürlüğünce çıkartılan «muhtıraya» istinaden süresinde geri ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · kesinleşen ilam · muhtıra · infaz · işlemiş faiz · yetkisizlik kararı · temerrüt
Benzer bu kararda797) Davalı hükmün «infazı» sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen «hükmün kesinleştiği» tarihe ve hatta kendisine çıkartılan «muhtırada» verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma «yetkisine» sahip olup, Yargıtay'ın yerleşmiş kararları uyarınca ancak icra müdürlüğünce çıkartılan muhtıraya rağmen paranın iade edilmemesi halinde, muhtırada verilen sürenin sonunda «temerrüt» gerçekleşeceğinden, ayrıca davacının icra müdürlüğüne ödemiş olduğu parayı kullanamamasından dolayı zararı varsa ayrı bir dava ile bu zararını istemesinin mümkün b …
İhtilaf, «kesinleşmemiş ilama» ilişkin yapılan tahsilat tarihi ile fazladan tahsil edilen miktarın iadesi tarihine kadar geçen sürede «işlemiş faizin» istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava, «kesinleşmemiş ilama» dayalı olarak yapılan takip sonucu fazladan ödenen paranın faizinin tahsili istemine ilişkindir.
… emesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı «kesin» bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." Ayrıca aynı Kanun'un 361. maddesi uyarınca "İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır." Somut uyuşmazlıkta, davalının, icra müdürlüğünce çıkartılan «muhtıraya» istinaden süresinde geri ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4990 E. , 2020/2736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/03/2019 tarih ve 2015/517 E- 2019/134 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2019/945 E- 2019/1087 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 9357 ve 9364 seri numaralı çeklere istinaden davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesince takibin iptaline ve müvekkili aleyhine %20 kötüniyet tazminatına ve %10 para cezasına hükmolunduğunu, ancak davalının çekler nedeniyle borçlu olduğunu ileri sürerek müvekkilinin çek bedelleri toplamı olan 93.751 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktarın tahsiline, icra mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ve %10 para cezasının kaldırılmasına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun imza itirazında bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, bozma sonrası Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının kötüniyet tazminatı ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40.
maddesinin "....Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açılan davada hükmedilen tazminat kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulduğu, bu durumda davacı takip borçlusunun, takip alacaklısı davalı tarafından tazminata yönelik olarak başlatılan icra takibinde anılan yasa maddesi gereğince icra dairesinden talepte bulunarak, icranın eski haline iadesini isteyebileceği, bir başka deyişle tazminata ilişkin talebi iptal ettirebileceği, o halde, davacının bu talep yönünden de bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-h maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin icra mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ve %10 para cezasının kaldırılmasına yönelik istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin çek bedellerinin tahsili ve kötüniyet tazminatı istemlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile işbu istemler bakımından da hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça yapılan istinaf istemi de aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, davacı tarafça çeklerin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluyla takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiş olsa dahi davacının, çekler nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağının ilama bağlanmasında işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk açısından tanınan sonuçlar nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Aynı şekilde davacı tarafın, davalının takibe kötüniyetle itiraz ettiğinden bahisle kötüniyet tazminatı istemekte hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir .
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bente açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/608729700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz