Esasın incelenmeden kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5335 E. 2020/3250 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esasın incelenmeden kaldırılması↗ tamamlanabilir dava şartı↗ limited şirket müdürünün sorumluluğu↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ kesin mehil↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ hmk 115/3↗ yönetici sorumluluğu↗ ek mehil↗ sorumluluk davası↗ ortaklar kurulu kararı↗ dava şartı yokluğu↗ anonim şirket↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dahili dava↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda her ne kadar davalının sorumlu müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde ihale yoluyla belediyeden alınan gayrimenkulleri para karşılığında devrettikten sonra parayı şirket aktifine dahil etmediği belirtilmiş ise de; davalının, şirket yetkilisi olduğu ve taşınmazların satışını gerçekleştirdiği tarihte, davacı şirket yetkilisi ...'ın nam ve hesabına hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olduğu, Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekeceği, anılan Yasa hükmüne göre, müdürün sorumluluğu davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun bir dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, ilk derece mahkemesince anılan gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçeyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, limited şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmasının dava şartı olduğuna ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Dairemiz içtihatlarında da belirtildiği üzere bu husus HMK’nın 115/2 maddesine göre tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir. Bu durumda, dava şartı olan bu husustaki eksikliğin giderilmesi için davacı yana mehil ve gerektiğinde kesin mehil verilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince, bu hususta HMK’nın 115/2. maddesine göre bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 353/1-a maddesinde, bölge adliye mahkemesinin, aynı Yasa hükmünde 6 bent olarak sayılmış olan hallerde esası incelemeksizin kararı kaldıracağı ve dosyayı yeniden yargılama yapılması için ilk derece mahkemesine göndereceği düzenlenmiş olup, bu hallerden birisi de 4. bentte ifade edilen dava şartlarına aykırılık bulunması halidir. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, HMK’nın 353/1-a-4 maddesine göre işlem yapılıp, kararın kaldırılması ve anılan dava şartındaki eksikliğin giderilmesini teminen ilk derece mahkemesince işlem yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde işlem yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin kararı kaldırılarak yeni bir karar tesis edilmiş olmakla HMK'nın 353/b-3 maddesi gereğince artık Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden esas hakkında karar vermesi gerekmekle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/521 E. 2015/5538 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olduğu, Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekeceği, anılan Yasa hükmüne göre, müdürün «sorumluluğu davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun bir dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, ilk derece mahkemesince anılan gerekçeyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçeyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, «limited şirket» müdürüne karşı «sorumluluk davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmasının dava şartı olduğuna ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Dairemiz içtihatlarında da belirtildiği üzere bu husus HMK’nın 115/2 maddesine göre tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece davacı şirket «ortaklar kurulu» tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter · cy/cy kaydı · ibraz · teslim · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlarda davaya konu çeklerin davacıya ait olduğuna ilişkin herhangi bir «kayda» yer verilmediği, anılan çeklerin davalıya «teslim» edildiğine ve davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair bir kaydın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
618/«son») Dava konusu olayda «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı dosyaya «ibraz» edilmediğinden dava açma koşulu oluşmamış ise de bu husus yargılama sırasında tamamlanabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5212 E. 2017/7552 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · kesin mehil · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olduğu, Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekeceği, anılan Yasa hükmüne göre, müdürün «sorumluluğu davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun bir dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, ilk derece mahkemesince anılan gerekçeyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçeyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, «limited şirket» müdürüne karşı «sorumluluk davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmasının dava şartı olduğuna ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Dairemiz içtihatlarında da belirtildiği üzere bu husus HMK’nın 115/2 maddesine göre tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir.
Benzer bu karardaLimited «şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin işbu davada, Mülga 6762 sayılı TTK'nin 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi uygulanacaktır.
Bu nedenle, dava konusu olayda «sorumluluk davası» açılması için alınmış bir genel kurulu kararı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması, bulunmaması halinde bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa «mehil» ve gerektiğinde «kesin mehil» verildikten sonra sonucuna göre bir hüküm tesisi gerekirken bu eksiklik giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizin 17.11.2015 …
1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir Davacı şirket vekili, davalının müdür olarak görev yaptığı dönemde açılan işçi alacaklarına dair davalar sonucu hükmedilen miktarların, davalın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazminat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir Davacı şirket vekili, davalının müdür olarak görev yaptığı dönemde açılan işçi alacaklarına dair davalar sonucu hükmedilen miktarların, davalın …
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 618/«son» madde hükmü de aynı yöndedir.
-
Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4456 E. 2017/6470 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · ek mehil · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olduğu, Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekeceği, anılan Yasa hükmüne göre, müdürün «sorumluluğu davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun bir dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, ilk derece mahkemesince anılan gerekçeyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçeyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, «limited şirket» müdürüne karşı «sorumluluk davası» açılabilmesi için bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmasının dava şartı olduğuna ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Dairemiz içtihatlarında da belirtildiği üzere bu husus HMK’nın 115/2 maddesine göre tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir.
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmasının gerektiği, bu husus dava şartı olduğu, davacı vekilinin işbu davanın «sorumluluk davası» değil «alacak davası» olduğunu beyan ettiği, genel kurul kararının bu dava için dava şartı olmadığını belirttiği, bu nedenle genel kurul kararının ikmali için süre verilmediği, dava şar …
Dairemizin bozma ilamıyla «sorumluluk davası» açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının gerektiği, somut olayda bu yönde alınmış bir karar olmadığı ancak bu hususun davacıya «mehil» verilerek tamamlanabileceği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · şirket müdürü · kesin süre · alacak davası · haksız fiil · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı tarafa bu yönde alınmış kararı «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken süre tanınmaması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacının davalılardan ... aleyhine açılan davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından davalı ...’in davacı «şirketin müdürü» olmadığı ve şirketle hiçbir bağlantısının bulunmadığı iddia edilmiş olup bu kişi aleyhine «haksız fiil» hükümlerine dayalı olarak dava açılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı bulunmasının gerektiği, bu husus dava şartı olduğu, davacı vekilinin işbu davanın «sorumluluk davası» değil «alacak davası» olduğunu beyan ettiği, genel kurul kararının bu dava için dava şartı olmadığını belirttiği, bu nedenle genel kurul kararının ikmali için süre verilmediği, dava şar …
Mahkemece, davacı vekilinin 24.11.2015 tarihli duruşmadaki beyanları esas alınarak davacı tarafa bu yönde alınmış genel kurul kararını «ibraz» etmesi için «mehil» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5335 E. , 2020/3250 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2018 tarih ve 2010/488 E. - 2018/885 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 14/10/2019 tarih ve 2019/355 E. - 2019/830 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı şirketin kurucu ortaklarından olup, 02.08.2004 ila 14.08.2006 tarihleri arasında davacı şirketi münferiden temsile yetkili müdür olarak görev yaptığını, müdür olarak görev yaptığı dönemde şirkete ait taşınmazı 275.000,00 TL bedelle akrabalık bağı bulunan ... isimli şahsa sattığını ancak satış bedelini şirket kasasına aktarmadığını ileri sürerek, 275.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda her ne kadar davalının sorumlu müdür olarak görev yaptığı dönem içerisinde ihale yoluyla belediyeden alınan gayrimenkulleri para karşılığında devrettikten sonra parayı şirket aktifine dahil etmediği belirtilmiş ise de; davalının, şirket yetkilisi olduğu ve taşınmazların satışını gerçekleştirdiği tarihte, davacı şirket yetkilisi ...'ın nam ve hesabına hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olduğu, Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesinde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesinin uygulanması gerekeceği, anılan Yasa hükmüne göre, müdürün sorumluluğu davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmekte olup bu hususun bir dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, ilk derece mahkemesince anılan gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince, yazılı gerekçeyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin, limited şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açılabilmesi için bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmasının dava şartı olduğuna ilişkin gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, Dairemiz içtihatlarında da belirtildiği üzere bu husus HMK’nın 115/2 maddesine göre tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir. Bu durumda, dava şartı olan bu husustaki eksikliğin giderilmesi için davacı yana mehil ve gerektiğinde kesin mehil verilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince, bu hususta HMK’nın 115/2. maddesine göre bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 353/1-a maddesinde, bölge adliye mahkemesinin, aynı Yasa hükmünde 6 bent olarak sayılmış olan hallerde esası incelemeksizin kararı kaldıracağı ve dosyayı yeniden yargılama yapılması için ilk derece mahkemesine göndereceği düzenlenmiş olup, bu hallerden birisi de 4.
bentte ifade edilen dava şartlarına aykırılık bulunması halidir. Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince, HMK’nın 353/1-a-4 maddesine göre işlem yapılıp, kararın kaldırılması ve anılan dava şartındaki eksikliğin giderilmesini teminen ilk derece mahkemesince işlem yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde işlem yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin kararı kaldırılarak yeni bir karar tesis edilmiş olmakla HMK'nın 353/b-3 maddesi gereğince artık Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden esas hakkında karar vermesi gerekmekle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/608720200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz