6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4542 E. 2020/2885 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu kusur karinesi şirket yöneticisinin sorumluluğu yönetici sorumluluğu kusur sorumluluğu müteselsil sorumluluk şirket zararı denetime elverişlilik ispat yükü anonim şirket yönetim kurulu kararı kusur

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 336TTK 337TTK 338

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Davanın geri alınması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tasfiye memuru sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12224 E. 2014/19093 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Feragate yetki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Fon alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7737 E. 2018/1376 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/4542 E.  ,  2020/2885 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22.03.2018 tarih ve 2015/1253-2018/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, fona devredilen şirketin varlıkları ile şirketin grup içi borçlanma tutarları arasında uyumsuzluk bulunduğunu ve dengesiz bir borçlanma yapıldığını, şirketin sağladığı bu fonlarla şirket aktifinden yine grup içi şirketlere 71.000.- TL’lik fonlama yaptığı ve grup şirketi olan Pasaj Elektronik Şirketi'ne 17.000.- TL'yi iştirak bedeli olmak üzere toplam 30.000.- TL fon aktarıldığını, şirkete orta ve uzun vadede ekonomik bir fayda getirmeyecek olan ve aktifindeki cihazların bilançoda görünen değerini muhasebe prensiplerine aykırı olarak gereksiz yere fazlalaştıran gider aktifleştirmeleri ve şüpheli alacaklar için ayrılması gereken karşılığı da birlikte düşünüldüğünde 2.165.000.- TL'nin şirketin aktifinden silinip gider yazılmasının gerektiğini, böylece şirketin 2002 ve 2003 mali tablolarında hesaplanan 2002 yılı sonu öz kaynağının 3.299.330.- TL negatif bakiye vermesi gerektiğini, şirketin İktisat Bankası ve İktisat Finansal Kiralama A.Ş'den sağladığı finansmanı şirket menfaatleri ve ticari teamüller ile TTK hükümlerine uygun bir şekilde değerlendirilmeyerek basiretsiz bir yönetim sergilendiğini ve yönetim kurulu üyesi ve denetçi olan davalıların şirketi 71.000.- TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 10.000.- TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan, müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında temlik alan TMSF vekili tarafından talep edilen tutar ıslahla 71.000.- TL'ye yükseltilmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.

Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı şirket zararının 07/11/2000-31/12/2002 tarihleri arasında gerçekleştiği, davalılar ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyelik görevlerinin 03/03/2003 tarihinde başladığı, bu davalıların, davacı şirkette zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, olay tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak bulunmayan davalılar ..., ... ve ...'ın oluşan zararlardan dolayı TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmadıkları, şirket zararının oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s. TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.

Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim 6762 s. TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 s. TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, 6762 s. TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 15/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/608465100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.