Tasfiye memuru sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12224 E. 2014/19093 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru sorumluluğu↗ kusur karinesi↗ limited şirket müdürü↗ limited şirket ortağı↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ kazanç kaybı↗ yönetici sorumluluğu↗ şirket müdürlüğü↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket müdürü↗ müteselsil sorumluluk↗ tasfiye memuru↗ ispat yükü↗ kâr kaybı↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına, alınan bilirkişi raporuna göre 13.300 TL’nin davacıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.300 TL’nin 2002 yılı Haziran ayından itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited şirket yöneticisinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı limited şirket ortağı olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin defterlere kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını
ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Hriş. Ticari İşletme ve Şirketler, s: 1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Aynı Yasa'nın 556. maddesi uyarınca şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin yönetim veya denetimine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna ilişkin olarak yukarıda değinilen anonim şirketlere yönelik hükümler limited şirketler yönünden de uygulanır.
Dava konusu olayda davalı şirket müdürüne isnat edilen kusurlu eylem, davacı eski ortağın hissesine düşen kazancın davalı tarafından kendi hesabına aktarıldığı ve şirketin kazanç kaybına uğradığı yönündedir. Bir başka anlatımla davacı, davalı şirket müdürünün görevi sırasında şirket gelirlerini kayıtlara geçirmediğini ve bu şekilde kendisinin kazanç kaybına uğradığını ileri sürmüştür. Bu hali ile iddianın ileri sürülüş şekline göre eldeki dava, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında sorumluluk davası niteliğini haiz olup, şirket ortağının mülga 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca eldeki davayı açma hakkı bulunmakla birlikte, dosya kapsamı itibari ile davacının şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği ve dava tarihi itibari ile şirket ortağı sıfatının bulunmadığı, bunun sonucu olarak aktif dava ehliyetini de haiz olmadığı göz önüne alınmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Dava, «limited şirket müdürü» olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited «şirket yöneticisinin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Dava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu · şirket zararı · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve «denetime elverişsiz» bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · şirket zararı · kâr payı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
… , karar tarihinde yürürlükte bulunan ...’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · kusur · e-defter
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · şirket zararı · hisse senedi · temlik · kâr payı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili ve davalılardan ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin tüm, davacı («temlik» alan) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, karar tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nın 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.
Ortak:kusur karinesi · şirket müdürü · müteselsil sorumluluk · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · hile · şirket zararı
Benzer bu kararda… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
Davalılar, yapılan işlerin sözleşmesine göre doğan farkı irdelemedikleri, geri tahsilatını sağlamadıkları ve bu suretle «şirketi zarara» uğrattıkları için kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumludurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · nispi vekalet ücreti · teamül · şirketin tasfiyesi · maktu vekalet ücreti · fatura · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de 5411 SK.’nun 134/3. maddesi uyarınca, davacı TMSF. tarafından kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, davanın reddi halinde davacı Fon aleyhine «maktu vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Oysa davacı şirketin ana sözleşmesinde hukuki danışmanlık vermek gibi bir amaç olmadığı halde, şirket parasının, kendi ticari amaçları doğrultusunda, kendi ihtiyaçları ve ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka şirketlerin avukatlık ücreti borçlarının ödenmesi için kullanılmasının, şirket açısından bir zarar oluşturacağı kuşkusuzdur.
… gerçekleştiğine dair somut kayıt veya belgenin bulunmadığı kaldı ki böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için Berke A.Ş.'den sağlanan fonlarla hisseleri satın alınan «şirketlerin tasfiyesi» sonucunda kalan mal varlıklarından davacı şirket hisselerine isabet eden sermaye paylarının tahsil edilmesinin olanaksız hale geldiğinin belgelenmesi, yine hukuki …
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise davacı şirketçe Uzan Grubu şirketleri için vekalet görevi yapan iki avukata toplam (1.316.162,80) TL ödenerek, bu paranın anılan şirketlere «fatura» edilmesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın geri alınması · hükmün kesinleşmesi · zamanaşımı defi · muvafakat · ifa · eksik inceleme · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 2 ve 5 yıllık süreler dava tarihi itibariyle dolmadığından «zamanaşımı definin» reddine, davalı ... dışındaki davalıların 2001-2003 yıllarında görev yaptıkları, davalıların seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından denetim görevlerini «ifa» edemedikleri bu sebeple kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği, davacının davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın reddine, dava konusu zarara yol açan kredilerin kullanıldığı ve grup şirketlere aktarıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüile, 1.085.267,27 euro, 3.225.060 USD ve 300.000.-TL'nin 16.01.2003 tarihinden itibaren euro ve USD alacağın 3095 sayılı Yasa'nın 4/a'daki döviz faizi, TL alacağına da değişen oranlardaki «avans faizinin» uygulanması suretiyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verimiştir.
1- Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, «hükmün kesinleşmesinden» önce davacı taraf 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca davalı ... yönünden davasını geri aldığını beyan etmiş, davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile de «davanın geri alınmasına» açıkça «muvafakat» edilmiştir.
Bu durumda mahkemece mümeyyiz davalı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiğinden, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Somut olayda, mahkemece, şirket tarafından 1995-2000 yıllarında kullanılan kredilerin usulsüzce grup şirketelere aktarıldığı, bu şekilde zararın doğduğu, en «son» usulsüz kredi aktarımının Temmuz 2000 tarihi olduğu, davalıların 2001- 2004 yılları arasında farklı tarihlerde yönetici ve denetçi olarak görev aldığı tespit edildiğine göre, davalıların seleflerinin işlemleri nedeniyle sorumlu olup olmadıklarının tespiti için her davalı yönünden göreve başlama ve ayrılma tarihleri dikkate alınarak her yıl bilançoda meydana gelen zararı tespit etme imkanlarının bulunup bulunmadığı, zararın tespiti, tahsili ve temini hususunda ihmalleri dolayısıyla bir sorumluluklarının bulunup bulunmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10438 E. 2014/16102 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat · olumsuz oy · işlemiş faiz · temerrüt faizi · ihtar · haksız fiil · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu kararda… kullandırılan usulsüz krediler nedeniyle bankanın 161.503,27 TL anapara, 564.966,33 TL faizi olmak üzere toplam 726.469,60 TL zarara uğradığı iddiası ile anaparaya «temerrüt faizi» uygulanmak suretiyle anılan bedelin tahsili talep edilmiş olup, mahkemece 17.03.1998 tarihli «hesap kat» ihtarında belirtilen 118.525,24 TL anaparanın %20’si olan 23.705,17 TL’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş ise de, davacı bankanın alacak isteminin temeli davalının haksız eylemleri olduğundan, temerrüt için davalıya «ihtar» gönderilmesi gerekmediği gibi «haksız fiilin» gerçekleşme tarihi de dava dışı firmaya usulsüz olarak kredinin verildiği tarihtir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «yönetim kurulu» üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı süre için «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen dava dışı şirkete usulsüz olarak kredi kullandırılarak bankanın zararına neden olduğu, meydana gelen zararda davalının %20 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 23.705,17 TL'nin dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın dava tarihine kadar «işlemiş faize» ilişkin talebinin buna göre değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
D..'ın meydana gelen zararın tamamından diğer zarar veren kişiler ile birlikte «müteselsilen sorumlu» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12224 E. , 2014/19093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ORDU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 13/02/2014
NUMARASI 2007/357-2014/93
Taraflar arasında görülen davada Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2014 tarih ve 2007/357-2014/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı limited şirket ortağı olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin defterlere kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini, müvekkilinin ise müşterilerle ilgilendiğini, bu şekilde davalının müvekkilinin haberi olmaksızın, elde edilen gelirlerin bir kısmını kendi tasarrufunda tuttuğunu ileri sürerek, 20.000 TL alacağın 2002 yılı Haziran ayından itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile faiz başlangıç tarihini 2003 yılı Haziran ayı olarak değiştirmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına, alınan bilirkişi raporuna göre 13.300 TL’nin davacıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.300 TL’nin 2002 yılı Haziran ayından itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited şirket yöneticisinin sorumluluğu hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı limited şirket ortağı olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin defterlere kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını
ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Hriş. Ticari İşletme ve Şirketler, s: 1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337.
maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Aynı Yasa'nın 556. maddesi uyarınca şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin yönetim veya denetimine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna ilişkin olarak yukarıda değinilen anonim şirketlere yönelik hükümler limited şirketler yönünden de uygulanır.
Dava konusu olayda davalı şirket müdürüne isnat edilen kusurlu eylem, davacı eski ortağın hissesine düşen kazancın davalı tarafından kendi hesabına aktarıldığı ve şirketin kazanç kaybına uğradığı yönündedir. Bir başka anlatımla davacı, davalı şirket müdürünün görevi sırasında şirket gelirlerini kayıtlara geçirmediğini ve bu şekilde kendisinin kazanç kaybına uğradığını ileri sürmüştür. Bu hali ile iddianın ileri sürülüş şekline göre eldeki dava, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında sorumluluk davası niteliğini haiz olup, şirket ortağının mülga 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca eldeki davayı açma hakkı bulunmakla birlikte, dosya kapsamı itibari ile davacının şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği ve dava tarihi itibari ile şirket ortağı sıfatının bulunmadığı, bunun sonucu olarak aktif dava ehliyetini de haiz olmadığı göz önüne alınmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102061100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz