Fon alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7737 E. 2018/1376 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 20 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fon alacağı↗ kusur karinesi↗ gecikme cezası↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ hmk 150↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ ispat külfeti↗ teminat mektubu↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ zamanaşımı def'i↗ ipotek↗ açılmamış sayılma↗ kefalet↗ ispat yükü↗ def'i↗ anonim şirket↗ kefil↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada davalılar ..., ...,..., ..., ... hakkında açılan davanın takip edilmediği, diğer davalılar hakkında açılan davalarda sorumluluğa esas zarar unsurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davada davalılar ..., ..., ., ..., ... hakkında açılan davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, diğer tüm davalılar yönünden asıl ve birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı .... vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine ipotekler konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... kefil olması, grup şirketçe kullanılan kredinin teminatını oluşturulan teminat mektubuna..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve gecikme cezalarına katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine sorumluluk davası açılmıştır.
-/-
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (...). Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 sayılı TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, 6762 sayılı TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, asıl ve birleşen davada davacı vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu asıl ve birleşen davadaki dava dilekçelerinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporları da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Dava konusu edilen ipotek ve kefalet bedellerinin ....yönünden tamamen karşılıksız kalması, batık alacağa dönüşmesi, yani tahsil edilme imkanının kalmaması zararın varlığı için şart olmadığı gibi, mahkemece katlanılan vergi cezaları ve gecikme zamları nedeniyle ....nezdinde zararın ortaya çıktığı kabul edilmiştir. İbraz edilen bir kısım delillerin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği yönündeki itirazlar da cevaplandırılmamıştır. Bu suretle; iddia edilen zarar kalemlerinin anılan hükümler doğrultusunda incelenip belirlenmesi, bilirkişi raporlarına tarafların ileri sürdüğü ciddi itirazların cevaplandırılması, böylece taraflar arasındaki uyuşmazlıkta isnat edilen fiiller sebebiyle zararın bulunup bulunmadığının tespiti, şirket için belirtilen her bir hususun zarar kalemi olarak kabulü halinde, oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davada davacı .... yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinde yer alan “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi uyarınca, haklarındaki davanın red sebebi aynı olan asıl ve birleşen davada davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Mahkemece, alacağın fon alacağı niteliğinde olduğu ve bu kapsamda 5411 Sayılı Yasanın 141. maddesinin olaya uygulanması gerektiği, bu durumda da 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalıların zamanaşımı def’ileri reddedilmiştir. Ancak, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan zamanaşımı süresi Bankacılık Yasasından doğan davalara ilişkin olup asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerine göre açılan sorumluluk davasında 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
-/-
6762 sayılı TTK’nın 340. maddesine göre 336. ve 337. madde hükümleri gereğince şirket yöneticilerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmü uygulanır. 336. ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği taşıyan 309. maddenin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davalı ... yarına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
1- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nın 337. maddesi çerçevesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yetersiz ve «denetime elverişsiz» bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · kâr payı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12224 E. 2014/19093 K.
Ortak:kusur karinesi · sorumluluk davası · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
1- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Hriş.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru sorumluluğu · limited şirket müdürü · limited şirket ortağı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · kazanç kaybı · yönetici sorumluluğu · şirket müdürlüğü · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürü» olan davalının şirket kayıtlarına geçirmediği kazancı kendi adına tahsil ettiği iddiası ile açılan, limited «şirket yöneticisinin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı «limited şirket ortağı» olduklarını, şirketin sigorta aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini devrettiğini, daha sonra vergi idaresi tarafından yapılan inceleme sonucunda bir kısım gelirlerin «defterlere» kaydedilmediğinin tespit edildiğini, davalının şirketin defterlerini tutarak gelir ve gider kayıtlarını takip ettiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama so …
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri ve «şirket müdürleri» şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Aynı Yasa'nın 556. maddesi uyarınca şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin yönetim veya denetimine memur edilen kimselerin ve «tasfiye memurlarının sorumluluğuna» ilişkin olarak yukarıda değinilen «anonim şirketlere» yönelik hükümler «limited şirketler» yönünden de uygulanır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7106 E. 2014/1347 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları, yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişli bilirkişi raporu · kasa açığı · denetime elverişlilik · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu kararda… iiller sebebiyle zararın bulunup bulunmadığının tespiti, davalıların sorumlukları, zarar miktarının tespiti için yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TMSF tarafından şirkete 13/04/2004 el konulduğu, 28/05/2004 ve 31/08/2004 tarihlerinde «kasa açığının» tespit edilerek toplam 134.416.014.381 TL'sinin kasa noksanı olarak Y. ve Ticaret A.Ş'nin «defter» kayıtlarına intikal ettirildiğinin anlaşıldığı, kasa açığının davalıların «kusuru» ile ortaya çıktığı hususunun ispatlanamadığı, tespitin zamanında yapılamamasının davalıların sorumluluğunu 'tespite dayanmadan' kabul etmek için geçerli ve yeterli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · nispi vekalet ücreti · teamül · şirketin tasfiyesi · maktu vekalet ücreti · fatura · eksik inceleme
Benzer bu karardaOysa davacı şirketin ana sözleşmesinde hukuki danışmanlık vermek gibi bir amaç olmadığı halde, şirket parasının, kendi ticari amaçları doğrultusunda, kendi ihtiyaçları ve ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka şirketlerin avukatlık ücreti borçlarının ödenmesi için kullanılmasının, şirket açısından bir zarar oluşturacağı kuşkusuzdur.
3- Kabul şekline göre de 5411 SK.’nun 134/3. maddesi uyarınca, davacı TMSF. tarafından kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, davanın reddi halinde davacı Fon aleyhine «maktu vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
… gerçekleştiğine dair somut kayıt veya belgenin bulunmadığı kaldı ki böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için Berke A.Ş.'den sağlanan fonlarla hisseleri satın alınan «şirketlerin tasfiyesi» sonucunda kalan mal varlıklarından davacı şirket hisselerine isabet eden sermaye paylarının tahsil edilmesinin olanaksız hale geldiğinin belgelenmesi, yine hukuki …
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise davacı şirketçe Uzan Grubu şirketleri için vekalet görevi yapan iki avukata toplam (1.316.162,80) TL ödenerek, bu paranın anılan şirketlere «fatura» edilmesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · hisse senedi · temlik · kâr payı · ek tasfiye · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin «defterlerinde» duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin «tasfiye» sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye «payının» tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, ne …
… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
… hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı «defterlerinde» alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili ve davalılardan ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (...).
1- Asıl ve birleşen dava, «anonim şirket yönetim kurulu» üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine «ipotekler» konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... «kefil» olması, grup şirketçe kullanılan kredinin «teminatını» oluşturulan «teminat mektubuna»..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve «gecikme cezalarına» katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine «sorumluluk davası» açılmıştır. -/- Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için ispat yükünü tersine çevirmiş, «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
2-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile müdürünün sorumluluklarına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı müdürün şirket borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalıların ise kasti bir eylemlerinin veya sorumluluklarını gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» iddia ve ispat edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · hile · şirket müdürü
Benzer bu karardaAncak, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesine göre «anonim şirketlerde müdürler», yasa veya anasözleşme yahut iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olmaları halinde «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» ilişkin hükümler uyarınca ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olurlar.
… un bulunmadığı, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ise fazla ödeme yapılmış olmasında kasti bir eylemlerinin veya sorumluluk gerektirecek derecede ağır bir «kusurlarının» bulunduğunun iddia ve ispat edilmediği, bir şirketin hata ve «hileye» uğratılarak fazla ödeme yapması halinde ödeme yapılan kişiye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle, davalı şirkete karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 9.80 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7737 E. , 2018/1376 K.
"İçtihat Metni"
.....
-/-
Taraflar arasında görülen davada.....Mahkemesi’nce verilen 14/07/2015 tarih ve 2004/16-2015/551 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı .... vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.02.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan temlik alan .ile asıl davada davalılar ....... ve ... vekili ... ile yine asıl davada davalılardan İbrahim Tahir Kolat vekili....... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun 01/07/2002 tarihli kararı ile hisseleri tamamen .... intikal eden ve ..... A.Ş ile devir yoluyla birleşen .... . .... eski hakim ortaklarından ve yöneticilerinden olan Fon alacaklarının tahsili ile.... olan alacaklarının tahsili bakımından 4389 Sayılı yasanın 15/7 (a) maddesine istinaden ..... temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetimlerinin ... tarafından devralındığını, Fon İdaresi tarafından göreve getirilen yeni yönetim ve denetim kurulu üyelerinin atanmasını takiben, denetim kurulu üyelerince 2001 ve 2002 yıllarına ilişkin şirket faaliyetleri için hazırlanmış olan raporda yer verilen tespit ve değerlendirmelerden hareketle, şirketin zararına sebep olan yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin sorumluluğu nedeniyle haklarında dava açılması yönünde genel kurul kararı alındığını ileri sürerek, dava ve ıslah dilekçelerine istinaden sözkonusu işlemler nedeniyle doğduğu ileri sürülen toplam 6.575.000,00 TL, 24.297.585 Euro ve 32.156.062 USD tutarındaki zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faizleri ile birlikle asıl ve birleşen davada davalılardan sorumlulukları tutarında müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri, zamanaşımı def’inde bulunmuş, alınan ibra kararları nedeniyle sorumluluk davasının açılamayacağını, ibra kararlarının geri alınmasının sözkonusu olmadığını, asıl ve birleşen davada davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen davada davalılar ..., ...,..., ..., ... hakkında açılan davanın takip edilmediği, diğer davalılar hakkında açılan davalarda sorumluluğa esas zarar unsurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen davada davalılar ..., ..., ., ..., ... hakkında açılan davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, diğer tüm davalılar yönünden asıl ve birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı .... vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Grup şirketçe kullanılan krediler için ....e ait taşınmazlar üzerine ipotekler konulması, yine grup şirketçe çekilen krediye ..... kefil olması, grup şirketçe kullanılan kredinin teminatını oluşturulan teminat mektubuna..... ile yapılan “....” sözleşmelerinin Kanununa aykırılığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen cezalar nedeniyle Maliye ile uzlaşılmayarak itiraz edilmesi, itirazdan sonuç alınamaması nedeniyle.....vergi ceza ihbarnameleri ve gecikme cezalarına katlanması, kira alacaklarının ertelenmesi nedenleri ileri sürülere..... zarara uğradığı iddiasıyla şirket eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine sorumluluk davası açılmıştır.
-/-
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (...). Nitekim 6762 sayılı TTK’nın 338.
maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine 6762 sayılı TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, 6762 sayılı TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, asıl ve birleşen davada davacı vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu asıl ve birleşen davadaki dava dilekçelerinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporları da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Dava konusu edilen ipotek ve kefalet bedellerinin ....yönünden tamamen karşılıksız kalması, batık alacağa dönüşmesi, yani tahsil edilme imkanının kalmaması zararın varlığı için şart olmadığı gibi, mahkemece katlanılan vergi cezaları ve gecikme zamları nedeniyle ....nezdinde zararın ortaya çıktığı kabul edilmiştir.
İbraz edilen bir kısım delillerin bilirkişi raporunda değerlendirilmediği yönündeki itirazlar da cevaplandırılmamıştır. Bu suretle; iddia edilen zarar kalemlerinin anılan hükümler doğrultusunda incelenip belirlenmesi, bilirkişi raporlarına tarafların ileri sürdüğü ciddi itirazların cevaplandırılması, böylece taraflar arasındaki uyuşmazlıkta isnat edilen fiiller sebebiyle zararın bulunup bulunmadığının tespiti, şirket için belirtilen her bir hususun zarar kalemi olarak kabulü halinde, oluşan şirket zararından, yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davada davacı ....
yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinde yer alan “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi uyarınca, haklarındaki davanın red sebebi aynı olan asıl ve birleşen davada davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Mahkemece, alacağın fon alacağı niteliğinde olduğu ve bu kapsamda 5411 Sayılı Yasanın 141. maddesinin olaya uygulanması gerektiği, bu durumda da 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalıların zamanaşımı def’ileri reddedilmiştir. Ancak, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan zamanaşımı süresi Bankacılık Yasasından doğan davalara ilişkin olup asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerine göre açılan sorumluluk davasında 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
-/-
6762 sayılı TTK’nın 340. maddesine göre 336. ve 337. madde hükümleri gereğince şirket yöneticilerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmü uygulanır. 336. ve 337. maddelere yapılan atıf dolayısıyla şirket yönetim ve denetleme kurulu başkan ve üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasında, özel hüküm niteliği taşıyan 309. maddenin son fıkrasında yazılı zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, sorumlu olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu durumda, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinden asıl davada davalı ...
vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davalı ... yarına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün asıl ve birleşen davada davacı .... yararına, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün asıl davada davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak temlik alan ..... verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı ...'a iadesine, 22.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/407323200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz