Re'sen araştırma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4835 E. 2020/2737 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen araştırma↗ oydan yoksunluk↗ genel kurul kararının butlanı↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ şirket müdürü↗ ibra↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ limited şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak iptal davası açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir butlan sebebi olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; limited şirketlerde kanun veya esas sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları dahil, tüm genel kurul kararlarını toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda toplantı nisabı düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 payının % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve geçersiz iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça yokluğun, çağrıya uyulmamasından kaynaklı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığına dair re’sen araştırma yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün ibra oylamasına ilişkin olduğu, şirket müdürü olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir butlan ya da yokluk sebebinin bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davaya konu 28.12.2016 tarihli Genel Kurul Toplantısının 5. maddesinde alınan "Gündem gereğince, şirket müdürüne ibra oylamasına geçildi. 2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve şirket müdürü ayrı ayrı her yıl için ibra edildi'' şeklinde alınan genel kurul kararının butlanla malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirket genel kurul kararlarının butlan olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile ibraya ilişkin kararın butlan olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerin genel kurul kararlarına ilişkin 620. maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde ve Kanun’da ibraya ilişkin kararlarda özel bir nisap öngörülmemiştir. Bu durumda ibraya ilişkin kararlarda da toplantıya katılanların salt çoğunlu ile karar alınması yeterlidir. Yine aynı Kanun’un genel kurulda oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesi uyarınca şirket yönetimine katılmış bulunanların ibraya ilişkin kararlarda oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Somut olaya gelindiğinde, şirketin 3 ortaklı olduğu, davacının %50 hisseye, dava dışı ...’in %25 hisseye ve dava dışı ...’in %25 hisseye sahip ortak olduğu, ...’in şirketin müdürü olduğu, uyuşmazlık konusu genel kurulda şirket sermayesinin %50’sinin temsil edildiği ve kararların oy birliği ile alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Az önce de açıklandığı üzere ibrada müdür olan ortak oy yoksunudur. Bu sebeple müdür olan ortağın oyu, nisabın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde hesaba katılmaz, bu durumda müdür olan ortağın oyu hariç tutulduğunda %25 hissenin salt çoğunluğu ile karar alınması gerekli olup somut olayda müdür sıfatı olmayan %25 hisseye sahip ...’in olumlu oyu ile ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince ibraya ilişkin kararda da yeterli nisabın bulunduğunun kabulü ile bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermeke gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4734 E. 2025/3177 K.
Ortak:genel kurul kararının butlanı · toplantı ve karar nisabı · nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · yokluk · ibra · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda toplantıda «temsil» edilen toplam oy 22 adet olduğundan, toplantı ve karar «nisabının» sağlanmış olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken gündemin 3. maddesine ilişkin alınan kararın «yoklukla malul» olduğu gerekçesi ile kurulan hüküm doğru olmamıştır.
… olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı «olağan genel kurul» gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda «muvazaalı» ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde «pay devri» yaptığını, «hisse devrinin iptali» için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının «geçersiz» olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan «ibra» kararının da hem «nisap» hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr «dağıtım» taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünd …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «yokluk» talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy «yasağının» ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki «pay devrinin» «geçersiz» olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar «nisabının» ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · hisse devrinin iptali · sözleşmenin iptali · pay devri · tasdik kararı · muvazaa · olağanüstü genel kurul · hisse devri
Benzer bu kararda… olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı «olağan genel kurul» gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda «muvazaalı» ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde «pay devri» yaptığını, «hisse devrinin iptali» için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının «geçersiz» olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan «ibra» kararının da hem «nisap» hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr «dağıtım» taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünd …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan «pay devrinin» mal rejimi sözleşmesine dayandığını ve bu «sözleşmenin iptal» edilmediğini, ...'in şirkete ortak olarak kabul edildiğini, «pay defterine» adının yazıldığını, alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, «ibrada» yöneticinin oy kullanmadığını, 15. maddenin ana sözleşmeden kaldırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «yokluk» talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy «yasağının» ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki «pay devrinin» «geçersiz» olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar «nisabının» ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
… F Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ...'na eşi tarafından yapılan «hisse devir sözleşmesinin» mahkeme kararı ile «muvazaalı» olduğunun ve «geçersizliğinin» tespitine karar verildiği, dava konusu gündem maddelerinin, şirket ortağı sıfatı taşımayan kişinin katılımı ile alındığı, oy kullanan ...'nun gerçekte ortak sıfatı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2413 E. 2010/8313 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · butlan · yokluk · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.7.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
… şmiş içtihatlarına göre, her ne kadar genel kurulda alınan kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmekte ise de, «hazirun cetvelinin», genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile «tasdik» imkanı veren bir belge olması ve hazirun cetvelinde imzası bulunanların toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal ve sözleşmesel bir düzenlemenin mevcut olmaması nedeniyle yasa veya anasözleşmede belirlenen «toplantı nisabını» etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün daha sonra genel kuruldan ayrılmalarına rağmen geriye kalan ortaklarla karar alınması mümkündür.
Buna göre iptali istenen maddenin oylamasına toplam 87 kişi katılmış olup, «toplantı nisabının» oluştuğu buna göre alınan kararın geçerli olması için o anda kullanılan oyların çoğunluğu olan 44 oyla alınması yeterlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · hazirun cetveli · tasdik kararı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 27.7.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
… şmiş içtihatlarına göre, her ne kadar genel kurulda alınan kararların ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınması gerekmekte ise de, «hazirun cetvelinin», genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile «tasdik» imkanı veren bir belge olması ve hazirun cetvelinde imzası bulunanların toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal ve sözleşmesel bir düzenlemenin mevcut olmaması nedeniyle yasa veya anasözleşmede belirlenen «toplantı nisabını» etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün daha sonra genel kuruldan ayrılmalarına rağmen geriye kalan ortaklarla karar alınması mümkündür.
Dava dilekçesinde bir kısım ortakların toplantıyı «terk» etmeleri nedeniyle geriye kalan ortakların karar alınması için yeterli çoğunluğa sahip olmadıkları belirtilerek alınan kararların iptali istenmiş olup, yukarıda açıklanan nedenlerle bu iddianın yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile söz konusu kararların «mutlak butlan» ile malul olduğunun kabulü ile «geçersiz» sayılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, 27.7.2008 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3178 E. 2020/3373 K.
Ortak:yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · esas sözleşme · yokluk · ibra · uyuşmazlık konusu · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, çağrıyı yapan «yönetim kurulu» üyelerinin 25/06/2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile seçildiği, 23/07/2015 tarihinde gündemin «ilan» edildiği, 2016 yılında açılan dava ile çağrıyı yapan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin maddenin iptal edildiği, ancak çağrı tarihinde henüz iptal kararı verilmediğinden ve iptal edilen karar baştan itibaren «geçersiz» olmadığından yetkili kişilerce çağrının yapıldığının kabulü gerektiği, bu duruma dayalı «yokluk» ya da «butlan» istemin yerinde olmadığı, genel kurulda alınan kararlardan ilk beşinin alınmasında davacının toplantıya katılması halinde dahi kararlarda herhangi bir etkisinin olmayacağı, bu nedenle bu kararların iptal edilemeyeceği, 6. maddenin bilançoların onaylanmasına ilişkin olduğu bu maddenin oylamasında oydan yokluğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı bu kararlar yeterli nisapla alındığından iptal de edilemeyeceği, 8. maddede de yeterli «nisabın» bulunduğu, ana sözleşmeye ya da kanuna aykırı bir durumun olmadığı ve iptal edilemeyeceği, ancak 7. maddenin «ibraya» ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyelerinin oyları hariç tutulduğunda nisabın oluşmadığı, bu nedenle «yoklukla malul» olduğu, 9 no'lu kararının taraflar arasında akdedilen Hisse Alım - Satım Sözleşmesi ile İşbirliği Çerçeve Anlaşmasına aykırı olduğu, iptal şartının oluştuğu gerekç …
… ana sözleşme maddesinde değişiklik yaptığını, ancak bu kararın tüm paydaşlarca kabul etmesi şartıyla alınabilecek bir karar olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan «uyuşmazlık konusu» «genel kurulda nisabın» olup olmadığı hususunun nazara alınamayacağı, ancak dava konusu genel kurul çağrısının mahkemece iptal edilen 26/03/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında yönetici olarak seçilen dava dışı ... ve... tarafından yapıldığı, yetkili kişiler tarafından çağrılmayan genel kurul tarafından alınan bütün kararlar …
2- Dava, genel kurul kararlarının yok hükmünde ya da «butlana» tabi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul nisabı · olağanüstü genel kurul · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu kararda… ana sözleşme maddesinde değişiklik yaptığını, ancak bu kararın tüm paydaşlarca kabul etmesi şartıyla alınabilecek bir karar olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan «uyuşmazlık konusu» «genel kurulda nisabın» olup olmadığı hususunun nazara alınamayacağı, ancak dava konusu genel kurul çağrısının mahkemece iptal edilen 26/03/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında yönetici olarak seçilen dava dışı ... ve... tarafından yapıldığı, yetkili kişiler tarafından çağrılmayan genel kurul tarafından alınan bütün kararlar …
Bölge Adliye Mahkemesince, çağrıyı yapan «yönetim kurulu» üyelerinin 25/06/2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile seçildiği, 23/07/2015 tarihinde gündemin «ilan» edildiği, 2016 yılında açılan dava ile çağrıyı yapan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin maddenin iptal edildiği, ancak çağrı tarihinde henüz iptal kararı verilmediğinden ve iptal edilen karar baştan itibaren «geçersiz» olmadığından yetkili kişilerce çağrının yapıldığının kabulü gerektiği, bu duruma dayalı «yokluk» ya da «butlan» istemin yerinde olmadığı, genel kurulda alınan kararlardan ilk beşinin alınmasında davacının toplantıya katılması halinde dahi kararlarda herhangi bir etkisinin olmayacağı, bu nedenle bu kararların iptal edilemeyeceği, 6. maddenin bilançoların onaylanmasına ilişkin olduğu bu maddenin oylamasında oydan yokluğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı bu kararlar yeterli nisapla alındığından iptal de edilemeyeceği, 8. maddede de yeterli «nisabın» bulunduğu, ana sözleşmeye ya da kanuna aykırı bir durumun olmadığı ve iptal edilemeyeceği, ancak 7. maddenin «ibraya» ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyelerinin oyları hariç tutulduğunda nisabın oluşmadığı, bu nedenle «yoklukla malul» olduğu, 9 no'lu kararının taraflar arasında akdedilen Hisse Alım - Satım Sözleşmesi ile İşbirliği Çerçeve Anlaşmasına aykırı olduğu, iptal şartının oluştuğu gerekç …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3047 E. 2025/1257 K.
Ortak:nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · yokluk · şirket müdürü · ibra · hak düşürücü süre · temsil · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… in salt çoğunluğu ile karar alınması gerekli olup somut olayda müdür sıfatı olmayan 15 hisseye sahip ortaklardan 12 sinin ret yönünde oy kullanmış olması nedeni ile «ibra» için gerekli ve yeterli oy «nisabının» sağlanmadığı, faaliyet raporları, gelir gider tablosu ve bilançonun onaylanması için alınan kararda ise oy yoksunluğu söz konusu olmadığından gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı Şirketin 17.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan beş (5) numaralı kararının «yoklukla malul» olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
… nedeniyle davacıların miras payları oranında şirkete ortak olduklarını, diğer ortak ... ile birlikte ...’ın şirketi birlikte yönettiklerini, ...’ın ölümünden sonra «şirket müdürü» olarak kalan ...’ün fiziki şartların kötü olması nedeniyle genel kurul toplantısını kendisine ait adreste yapmayı uygun bulduğunu, davacıların toplantıda herhangi bir inceleme isteğinde bulunmadıklarını, «ibra» oylamasının 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarını kapsadığını, ...’ın 2017 yılında vefat etmiş olması dikkate alındığında bu yıllarla ilgili olarak «mirasçıların» da ibra oylamasında oy kullanmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
N:10/7 ...” adresinde yapıldığı, toplantıda 51 payın asaleten, 12 payın vekaleten «temsil» edildiği, davacıların genel kurul toplantısının 4, 5, 7 ve 10 numaralı gündem maddesinde görüşülen kararlara muhalif kaldıkları, davalı şirketin ortak sayısının 14, sermayesinin ise 10.000,00 TL olduğu, 48 payın müdür ...'e ait bulunduğu, davalı şirketin adresinin “847/1 Sk N:4/307 Konak-İzmir” olduğu, «şirket müdürü» tarafından alınan müdür kurulu kararı ile gündem oluşturulduğu, gündemde şirketin genel kurul toplantısının Mansuroğlu Mah.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · iyiniyet kuralı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · mirasçılık · olumsuz oy
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «olağan genel kurul» toplantısının ve karar almanın usulüne aykırı olduğunu, genel kurul öncesinde ilgili belgelerin incelenmesine imkan tanınmadığını, davacıların alınan kararlara karşı «olumsuz» oy kullanarak muhalefetlerini tutanağa geçirdiklerini, genel kurul toplantısında merkez değişikliğine karar verildiğini, faaliyet raporları ile bilanço ve gelir giderler üzerinde inceleme yapılamadığını, «özel denetçi» atanması gerektiğini, toplantıda faaliyet raporunun, bilanço ve gelir gider raporlarının «ibra» edildiğine karar verildiğini, müdürün kendi ibrasında oy kullandığını ileri sürerek kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
N:10 D:7 Bayraklı-İzmir adresinde yapılmasına karar verildiği, 4 ve 5 numaralı maddelerde şirket müdürünün de oy kullandığını, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığın bulunmadığını, şirket yönetiminde olanların «ibra» oylamasına katılamayacakları, davalı şirkette 48 payın sahibi olan «şirket müdürü» Şemsinur Yörük'ün ibraya ilişkin 4 ve 5 numaralı kararlarda oy kullandığı, diğer kararlar yönünden yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılığın bulun …
… nedeniyle davacıların miras payları oranında şirkete ortak olduklarını, diğer ortak ... ile birlikte ...’ın şirketi birlikte yönettiklerini, ...’ın ölümünden sonra «şirket müdürü» olarak kalan ...’ün fiziki şartların kötü olması nedeniyle genel kurul toplantısını kendisine ait adreste yapmayı uygun bulduğunu, davacıların toplantıda herhangi bir inceleme isteğinde bulunmadıklarını, «ibra» oylamasının 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarını kapsadığını, ...’ın 2017 yılında vefat etmiş olması dikkate alındığında bu yıllarla ilgili olarak «mirasçıların» da ibra oylamasında oy kullanmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4835 E. , 2020/2737 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/02/2019 tarih ve 2018/1181 E- 2019/175 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/10/2019 tarih ve 2019/2072 E- 2019/1558 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 3 ortaklı olduğunu, müvekilinin de % 50 oranında pay sahibi olduğunu, 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin çağrılmadığını, müvekkiline hiçbir tebligat yapılmaması nedeniyle 28.12.2016 tarihli ve 2016/1 karar sayılı genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, bu kararların yasaya, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı kararlar olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 28.12.2016 tarihli genel kurul kararlarının butlan olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, toplantıya ilişkin çağrının 05.12.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete adres bildirimi yapılmadığı için davacıya iadeli taahhütlü bildirim yapılamadığını, butlan şartlarının olmadığını, iptal içinse de 3 aylık dava şartının geçtiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak iptal davası açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir butlan sebebi olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; limited şirketlerde kanun veya esas sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları dahil, tüm genel kurul kararlarını toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda toplantı nisabı düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 payının % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda;
davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen yokluk ve geçersiz iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafça yokluğun, çağrıya uyulmamasından kaynaklı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığına dair re’sen araştırma yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün ibra oylamasına ilişkin olduğu, şirket müdürü olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir butlan ya da yokluk sebebinin bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davaya konu 28.12.2016 tarihli Genel Kurul Toplantısının 5.
maddesinde alınan "Gündem gereğince, şirket müdürüne ibra oylamasına geçildi. 2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve şirket müdürü ayrı ayrı her yıl için ibra edildi'' şeklinde alınan genel kurul kararının butlanla malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirket genel kurul kararlarının butlan olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile ibraya ilişkin kararın butlan olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerin genel kurul kararlarına ilişkin 620. maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde ve Kanun’da ibraya ilişkin kararlarda özel bir nisap öngörülmemiştir. Bu durumda ibraya ilişkin kararlarda da toplantıya katılanların salt çoğunlu ile karar alınması yeterlidir.
Yine aynı Kanun’un genel kurulda oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesi uyarınca şirket yönetimine katılmış bulunanların ibraya ilişkin kararlarda oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Somut olaya gelindiğinde, şirketin 3 ortaklı olduğu, davacının %50 hisseye, dava dışı ...’in %25 hisseye ve dava dışı ...’in %25 hisseye sahip ortak olduğu, ...’in şirketin müdürü olduğu, uyuşmazlık konusu genel kurulda şirket sermayesinin %50’sinin temsil edildiği ve kararların oy birliği ile alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Az önce de açıklandığı üzere ibrada müdür olan ortak oy yoksunudur. Bu sebeple müdür olan ortağın oyu, nisabın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde hesaba katılmaz, bu durumda müdür olan ortağın oyu hariç tutulduğunda %25 hissenin salt çoğunluğu ile karar alınması gerekli olup somut olayda müdür sıfatı olmayan %25 hisseye sahip ...’in olumlu oyu ile ibra için gerekli ve yeterli oy nisabının sağlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince ibraya ilişkin kararda da yeterli nisabın bulunduğunun kabulü ile bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermeke gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bente açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606969600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz