Genel kurul kararının yokluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4734 E. 2025/3177 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu↗ genel kurul kararının butlanı↗ ihtiyari dava arkadaşlığı↗ hisse devrinin iptali↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ butlan↗ sözleşmenin iptali↗ pay devri↗ yokluk↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ olağanüstü genel kurul↗ ibra↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/204 E., 2021/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin % 23.32 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı olağan genel kurul gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda muvazaalı ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde pay devri yaptığını, hisse devrinin iptali için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının geçersiz olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan ibra kararının da hem nisap hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr dağıtım taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünde olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan pay devrinin mal rejimi sözleşmesine dayandığını ve bu sözleşmenin iptal edilmediğini, ...'in şirkete ortak olarak kabul edildiğini, pay defterine adının yazıldığını, alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, ibrada yöneticinin oy kullanmadığını, 15. maddenin ana sözleşmeden kaldırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yokluk talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy yasağının ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki pay devrinin geçersiz olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar nisabının ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ...'na eşi tarafından yapılan hisse devir sözleşmesinin mahkeme kararı ile muvazaalı olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verildiği, dava konusu gündem maddelerinin, şirket ortağı sıfatı taşımayan kişinin katılımı ile alındığı, oy kullanan ...'nun gerçekte ortak sıfatını taşımadığı, kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemeyeceği, böylece alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının yokluğunun tespiti ve iptali istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, davalı şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti, olmazsa iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla limited şirketlerde uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'da anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu husustaki değerlendirmeler genel kurallara göre yapılmaktadır. Emsal daire kararlarında da genel hukuki değerlendirmelerden hareketle yokluk nedenleri belirlenmiş olup bunlardan biri de karar nisabının bulunmamasıdır (11. Hukuk Dairesinin 2013/1632 E., 2014/5097 K. sayılı ilamı). Bununla birlikte; aynı Kanunun 620. maddesine göre, Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında, davalı şirketin 14.11.2018 tarihli genel kurulunda, gündemin 3. maddesinin görüşülmesinde bilanço ve kâr zarar hesapları okunmuş, yapılan oylama sonucunda 2017 yılı bilanço ve gelir tablosunun tasdikine 141.700 adet payın olumlu, 46.640 adet payın olumsuz oyu ile karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ise şirket ana sözleşmesinin oy sınırlaması ihtiva eden 15. maddesinin hala yürürlükte olduğundan hareketle toplantıdaki karar nisabının sağlanamadığı gerekçesiyle anılan kararın yok hükmünde olduğuna karar verilmiş ise de yargılama aşamasında değerlendirmeye konu olan bir hususun bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre dava dışı şirket yöneticisi ve ortağı ... ... ...'nun bir kısım payını (Kendi beyanları ile sabit olduğu üzere yarısını) eşine devrettiği, ancak yapılan bu devrin muvazaalı olduğuna ilişkin yapılan yargılamada kabul kararı verildiği, anılan bu kararın da yine işbu dava sırasında kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda dava dışı şirket yöneticisinin eşi ...'nun genel kurul tarihinde temsil ettiği muvazaalı oylar dikkate alınmadığında geçerli oylar, dava dışı müdür-ortak ile davacıların oylarıdır. Şirket ana sözleşmesinin, bir ortağın tüm oyların 1/3'ten fazlasına sahip olamayacağı hükmünü ihtiva eden 15. maddesi dikkate alındığında ise ... ... ...'nun kullanabileceği en fazla oyu, 40 adet toplam şirket oyundan 13,33 adedine takabül etmektedir. Davacıların toplam oyu ise 9,32 adettir. Bu durumda toplantıda temsil edilen toplam oy 22 adet olduğundan, toplantı ve karar nisabının sağlanmış olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken gündemin 3. maddesine ilişkin alınan kararın yoklukla malul olduğu gerekçesi ile kurulan hüküm doğru olmamıştır.
3.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4835 E. 2020/2737 K.
Ortak:genel kurul kararının butlanı · toplantı ve karar nisabı · nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · yokluk · ibra · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaBu durumda toplantıda «temsil» edilen toplam oy 22 adet olduğundan, toplantı ve karar «nisabının» sağlanmış olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken gündemin 3. maddesine ilişkin alınan kararın «yoklukla malul» olduğu gerekçesi ile kurulan hüküm doğru olmamıştır.
… olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı «olağan genel kurul» gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda «muvazaalı» ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde «pay devri» yaptığını, «hisse devrinin iptali» için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının «geçersiz» olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan «ibra» kararının da hem «nisap» hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr «dağıtım» taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünd …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «yokluk» talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy «yasağının» ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki «pay devrinin» «geçersiz» olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar «nisabının» ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · oydan yoksunluk · esas sözleşme · şirket müdürü · iptal davası · uyuşmazlık konusu · kâr payı · dava sebebi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak «iptal davası» açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu da doğurmayacağı, dolayısıyla; çağrıdaki usulsüzlüğün bir «butlan» «sebebi» olmadığı, TTK'nın 620. maddesi gereğince; «limited şirketlerde» kanun veya «esas sözleşmede» aksi öngörülmediği takdirde seçim kararları «dahil», tüm genel kurul kararlarını toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı, kanunda «toplantı nisabı» düzenlenmediği, dolayısıyla bir alt sınır olmaksızın genel kurulda kaç pay temsil edilirse edilsin genel kurulun karar alma yeteneğine sahip olduğu, dava konusu 28.12.2016 tarihli genel kurul toplantısından itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra 17.10.2018 tarihinde davanın açıldığı, toplantıya şirketin 500 «payının» % 50’sinin katıldığı ve kararların ise oy birliği ile alındığı, somut olayda; davacının dava konusu toplantıya çağrılmamasının toplantı ve karar yeter sayılarını etkilemediği gibi başkaca bir nedene dayalı olarak ileri sürülen «yokluk» ve «geçersiz» iddiası da bulunmayıp, davacının davaya konu genel kurulda alınan kararlara karşı ancak iptal davası açma hakkı olduğu ve iptal davasının 3 aylık hak düşürücü süre …
… klı olarak talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince de bu yöne ilişkin değelendirme ile yukarıda yazılı şekilde karar verildiği ancak genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına dair re’«sen araştırma» yapılmadığı, toplantının 5 nolu gündem maddesinin şirket müdürünün «ibra» oylamasına ilişkin olduğu, «şirket müdürü» olan ortağın kendi oyu hesaplamaya katılmadığında ibra kararının alınmasına toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oluşmadığı, bu nedenle anılan kararın yoklukla malul olduğu, sair kararlarda ise bir «butlan» ya da yokluk «sebebinin» bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul …
Somut olaya gelindiğinde, şirketin 3 ortaklı olduğu, davacının %50 hisseye, dava dışı ...’in %25 hisseye ve dava dışı ...’in %25 hisseye sahip ortak olduğu, ...’in «şirketin müdürü» olduğu, «uyuşmazlık konusu» genel kurulda şirket sermayesinin %50’sinin «temsil» edildiği ve kararların oy birliği ile alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
2014 yılı ve 2015 yılı için ayrı ayrı oylama yapıldı ve «şirket müdürü» ayrı ayrı her yıl için «ibra» edildi'' şeklinde alınan «genel kurul kararının butlanla» malül olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17405 E. 2013/15902 K.
Ortak:yoklukla malul karar · karar nisabı · yokluk · muvazaa · ibra · hisse devri · dava şartı
İncelediğiniz kararda… olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı «olağan genel kurul» gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda «muvazaalı» ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde «pay devri» yaptığını, «hisse devrinin iptali» için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3. maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının «geçersiz» olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan «ibra» kararının da hem «nisap» hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr «dağıtım» taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünd …
Bu durumda toplantıda «temsil» edilen toplam oy 22 adet olduğundan, toplantı ve karar «nisabının» sağlanmış olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken gündemin 3. maddesine ilişkin alınan kararın «yoklukla malul» olduğu gerekçesi ile kurulan hüküm doğru olmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «yokluk» talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy «yasağının» ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki «pay devrinin» «geçersiz» olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar «nisabının» ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı taraf, «yönetim kurulu» kararının ibrasına ilişkin karar «nisabının» oluşmadığını ileri sürdüğüne göre, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacakları gözetilerek, toplantıya katılan davacının pay miktarı ile diğer ortakların oyları dikkate alınarak nisabın oluşup oluşmadığı belirlenip, nisabın oluşmaması durumunda kararın «yoklukla malul» olacağı ve bu hususu tespit ettirmekte de davacının «hukuki yararının» bulunduğu kabul edilerek, buna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya «tebligat» yapılmadığı hususunun aksinin davalı vekili tarafından dosyaya sunulan posta alındısı belgesiyle ispat edildiği, oylamaya katılan ...'ya yapılan «hisse devrinin» «muvazaalı» olduğu iddia edilmişse de, davacının katıldığı toplantıda hisse devri kararının alındığı, davacının sonradan bunun muvazaalı olduğunu bu davada ileri süremeyeceği, bu hususun ancak ayrı bir dava konusu olabileceği, «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinin davacı açısından «hukuki yarar» sağlamayacağı, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi olmayan ...'nın oyuyla karar alınmasında bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
2- Dava, şirket genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun «ibrası» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinde davacının «hukuki menfaatinin» bulunmadığı ve alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · sorumluluk davası · hukuki yarar · tebligat · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya «tebligat» yapılmadığı hususunun aksinin davalı vekili tarafından dosyaya sunulan posta alındısı belgesiyle ispat edildiği, oylamaya katılan ...'ya yapılan «hisse devrinin» «muvazaalı» olduğu iddia edilmişse de, davacının katıldığı toplantıda hisse devri kararının alındığı, davacının sonradan bunun muvazaalı olduğunu bu davada ileri süremeyeceği, bu hususun ancak ayrı bir dava konusu olabileceği, «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinin davacı açısından «hukuki yarar» sağlamayacağı, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi olmayan ...'nın oyuyla karar alınmasında bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
Davacı taraf, «yönetim kurulu» kararının ibrasına ilişkin karar «nisabının» oluşmadığını ileri sürdüğüne göre, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacakları gözetilerek, toplantıya katılan davacının pay miktarı ile diğer ortakların oyları dikkate alınarak nisabın oluşup oluşmadığı belirlenip, nisabın oluşmaması durumunda kararın «yoklukla malul» olacağı ve bu hususu tespit ettirmekte de davacının «hukuki yararının» bulunduğu kabul edilerek, buna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, şirket genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun «ibrası» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinde davacının «hukuki menfaatinin» bulunmadığı ve alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4734 E. , 2025/3177 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1059 Esas, 2024/940 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/204 E., 2021/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin % 23.32 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirket yöneticisi ... ... 'nun şirkette % 70.82 oranındaki pay yüksekliğine güvenerek azınlık pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiğini, 2017 yılı olağan genel kurul gündemin 3. maddesinde 2017 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunduğunu, satış ve kâr oranı arasında çelişki bulunduğunu, bilançoda gösterilen sipariş avansları ve stoklarının gerçeği yansıtmadığını, aynı zamanda muvazaalı ortak ...'nun oy hakkının bulunmadığını, kendisinin ortaklığa kabul edilmediğini, zira şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen oy hakkı sınırlamasının aşılması amacıyla dava dışı yetkilinin eşine muvazaalı biçimde pay devri yaptığını, hisse devrinin iptali için açılmış davanın bulunduğunu, gündemin 3.
maddesine ilişkin yapılan oylamada olumlu oy sayılarının geçersiz olduğunu, zira oydan yoksun dava dışı yetkili ve eşinin oyları ile alındığını, gündemin 4. maddesinde alınan ibra kararının da hem nisap hem de içerik olarak yok hükmünde olduğunu, ana sözleşme hükümlerinden 15. maddede belirtilen 1/3 oy sınırlamasının geçerli olduğunu ve ortağın kendi ibrası hakkında oy kullanamayacağını, dolayısı ile ibra kararının da yok hükmünde olduğunu, aynı toplantıda alınan kâr dağıtım taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek 14.11.2018 tarihli toplantıda alınan 3 ve 4 numaralı kararların yok hükümünde olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan pay devrinin mal rejimi sözleşmesine dayandığını ve bu sözleşmenin iptal edilmediğini, ...'in şirkete ortak olarak kabul edildiğini, pay defterine adının yazıldığını, alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, ibrada yöneticinin oy kullanmadığını, 15. maddenin ana sözleşmeden kaldırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yokluk talebi için hak düşürücü bir süre olmadığı, kesinleşen mahkeme kararı gereği 1/3 oranındaki oy yasağının ana sözleşme kapsamında genel kurul tarihinde yürürlükte olduğu, dava dışı şirket yetkilisinin bu maddeyi ihlal edecek mahiyetteki pay devrinin geçersiz olduğuna ilişkin mahkeme kararının yargılama esnasında kesinleştiği, bu durumda dava konusu kararlar için aranan karar nisabının ana sözleşmenin 15. madde hükmü karşısında sağlanamadığı, davacıların ise ihtiyari dava arkadaşı olduğu, bu nedenle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.11.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 no.lu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ...'na eşi tarafından yapılan hisse devir sözleşmesinin mahkeme kararı ile muvazaalı olduğunun ve geçersizliğinin tespitine karar verildiği, dava konusu gündem maddelerinin, şirket ortağı sıfatı taşımayan kişinin katılımı ile alındığı, oy kullanan ...'nun gerçekte ortak sıfatını taşımadığı, kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemeyeceği, böylece alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının yokluğunun tespiti ve iptali istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, davalı şirket genel kurul kararının yokluğunun tespiti, olmazsa iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla limited şirketlerde uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'da anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu husustaki değerlendirmeler genel kurallara göre yapılmaktadır. Emsal daire kararlarında da genel hukuki değerlendirmelerden hareketle yokluk nedenleri belirlenmiş olup bunlardan biri de karar nisabının bulunmamasıdır (11. Hukuk Dairesinin 2013/1632 E., 2014/5097 K. sayılı ilamı). Bununla birlikte; aynı Kanunun 620. maddesine göre, Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.
Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında, davalı şirketin 14.11.2018 tarihli genel kurulunda, gündemin 3. maddesinin görüşülmesinde bilanço ve kâr zarar hesapları okunmuş, yapılan oylama sonucunda 2017 yılı bilanço ve gelir tablosunun tasdikine 141.700 adet payın olumlu, 46.640 adet payın olumsuz oyu ile karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ise şirket ana sözleşmesinin oy sınırlaması ihtiva eden 15. maddesinin hala yürürlükte olduğundan hareketle toplantıdaki karar nisabının sağlanamadığı gerekçesiyle anılan kararın yok hükmünde olduğuna karar verilmiş ise de yargılama aşamasında değerlendirmeye konu olan bir hususun bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre dava dışı şirket yöneticisi ve ortağı ...
... ...'nun bir kısım payını (Kendi beyanları ile sabit olduğu üzere yarısını) eşine devrettiği, ancak yapılan bu devrin muvazaalı olduğuna ilişkin yapılan yargılamada kabul kararı verildiği, anılan bu kararın da yine işbu dava sırasında kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda dava dışı şirket yöneticisinin eşi ...'nun genel kurul tarihinde temsil ettiği muvazaalı oylar dikkate alınmadığında geçerli oylar, dava dışı müdür-ortak ile davacıların oylarıdır. Şirket ana sözleşmesinin, bir ortağın tüm oyların 1/3'ten fazlasına sahip olamayacağı hükmünü ihtiva eden 15. maddesi dikkate alındığında ise ... ... ...'nun kullanabileceği en fazla oyu, 40 adet toplam şirket oyundan 13,33 adedine takabül etmektedir. Davacıların toplam oyu ise 9,32 adettir. Bu durumda toplantıda temsil edilen toplam oy 22 adet olduğundan, toplantı ve karar nisabının sağlanmış olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken gündemin 3. maddesine ilişkin alınan kararın yoklukla malul olduğu gerekçesi ile kurulan hüküm doğru olmamıştır.
3.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin 2 ve 3 numaralı bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
07.05.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1154423800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz