Haklı sebeple fesih
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3746 E. 2020/2206 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih↗ limited şirketin feshi↗ ttk 636/3↗ muarazanın giderilmesi↗ yapılandırma protokolü↗ terditli dava↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirketin feshi↗ keşif↗ aktif dava ehliyeti↗ tasfiye memuru atanması↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirket ortaklarından davacının Geçgel Metal. Ltd. Şti. unvanı ile davalının Turbotek Otomotiv İnşaat Ltd. Şti. unvanı ile şirket kurdukları ve faaliyetlerini bu şirketler üzerinden devam ettirmek istedikleri, keşiften sonra ortaklar arasında tanzim edilen 21.10.2017 tarihli protokol ve taraflar arasında görülmekte olan 2017/297 esas sayılı dosyasında 23.01.2018 tarihinde icra edilen keşif sırasında şirketin faaliyetinin durdurulduğu, protokolde belirtilen şekilde makine ve teçhizatların paketlendiği, her ortağın kendi hissesine düşen makineleri sahiplendikleri, sadece davalının dökümhane olarak tabir edilen kısmını fiilen kullandığı, şirketin fiilen tasfiye edilmekte olduğu ve şirket ortakları arasında şirket ortaklığının sürdürülmesinin mümkün olmadığı iradesinin ortaya çıktığı, davacı vekilinin terditli birinci talebi olan davalı ...'in şirketin ortaklığından çıkarılması veyahut uygulanabilir bir çözüm şekli belirlenmesi suretiyle muarazanın giderilip davacı ...'ın şirket faaliyetini tek başına sürdürmesi şeklindeki talebinin gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, yapılan protokol doğrultusunda şirket mal varlığının paylaşılması halinde şirketin faaliyetinin devam etmesinde ülke ekonomisine bir katkısının olmayacağı ve şirket ortaklarının faydalanması imkanının da kalmadığı gerekçesiyle davacı tarafın terditli birinci talebinin reddine, davalı şirketin feshine yönelik talebinin kabulüyle davalı şirketin feshine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının, esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6100 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında ortaklık ilişkisinin devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...’in ortaklıktan çıkarılması bu mümkün olmazsa haklı sebeple limitet şirketin feshi istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesinde gösterilen şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiye davası olarak nitelendirilip, yargılama sırasında taraflarca ibraz edilen davalı şirketin fiili tasfiyesine ilişkin protokol nazara alınarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüyle davalı şirketin feshine karar verilmiştir. Ancak şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davalarda husumetin feshi istenen şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup bu tür davalarda ayrıca ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca davacı, fesih talebi öncesinde davalı ...’in ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiş ise de; 6102 sayılı TTK’nın 640. maddesi uyarınca ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin davalarda öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması şartıyla aktif dava ehliyeti şirkete ait olup şirket ortaklarının bu tür davalarda aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı şirket aleyhine açılan fesih ve tasfiyeye ilişkin davada, davalı ortak ...’e husumet yöneltilemeyeceği, anılan davalı ortağın çıkarılmasına ilişkin davada ise yukarıda anılan kanuni düzenlemeler kapsamında davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı nazara alınarak eskisi gibi sadece davalı şirket yönünden açılan davada fesih ve tasfiyeye karar verilip davalı ... yönünden açılan davanın, yukarıda anılan her iki gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince her iki davalı yönünden verilen davanın kabulüne dair karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13244 E. 2014/20076 K.
Ortak:terditli dava
İncelediğiniz kararda… unvanı ile şirket kurdukları ve faaliyetlerini bu şirketler üzerinden devam ettirmek istedikleri, keşiften sonra ortaklar arasında tanzim edilen 21.10.2017 tarihli «protokol» ve taraflar arasında görülmekte olan 2017/297 esas sayılı dosyasında 23.01.2018 tarihinde icra edilen «keşif» sırasında şirketin faaliyetinin durdurulduğu, protokolde belirtilen şekilde makine ve teçhizatların paketlendiği, her ortağın kendi hissesine düşen makineleri sahiplendikleri, sadece davalının dökümhane olarak tabir edilen kısmını fiilen kullandığı, şirketin fiilen «tasfiye» edilmekte olduğu ve şirket ortakları arasında şirket ortaklığının sürdürülmesinin mümkün olmadığı iradesinin ortaya çıktığı, davacı vekilinin «terditli» birinci talebi olan davalı ...'in şirketin «ortaklığından çıkarılması» veyahut uygulanabilir bir çözüm şekli belirlenmesi suretiyle «muarazanın giderilip» davacı ...'ın şirket faaliyetini tek başına sürdürmesi şeklindeki talebinin gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, «yapılan protokol» doğrultusunda şirket mal varlığının paylaşılması halinde şirketin faaliyetinin devam etmesinde ülke ekonomisine bir katkısının olmayacağı ve şirket ortaklarının faydalanması imkanının da kalmadığı gerekçesiyle davacı tarafın terditli birinci talebinin reddine, davalı «şirketin feshine» yönelik talebinin kabulüyle davalı şirketin feshine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «hisse devrinin» tespiti ile tescili talebinin reddine, «terditli» olarak talep ettiği 42.000 TL'nin davalı ...'dan tahsiline dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «hisse devrinin» tespiti ile tescili talebinin reddine, «terditli» olarak talep ettiği 42.000 TL'nin davalı ...'dan tahsiline dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 17.03.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · fesih · limited şirket · ek tasfiye · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… unvanı ile şirket kurdukları ve faaliyetlerini bu şirketler üzerinden devam ettirmek istedikleri, keşiften sonra ortaklar arasında tanzim edilen 21.10.2017 tarihli «protokol» ve taraflar arasında görülmekte olan 2017/297 esas sayılı dosyasında 23.01.2018 tarihinde icra edilen «keşif» sırasında şirketin faaliyetinin durdurulduğu, protokolde belirtilen şekilde makine ve teçhizatların paketlendiği, her ortağın kendi hissesine düşen makineleri sahiplendikleri, sadece davalının dökümhane olarak tabir edilen kısmını fiilen kullandığı, şirketin fiilen «tasfiye» edilmekte olduğu ve şirket ortakları arasında şirket ortaklığının sürdürülmesinin mümkün olmadığı iradesinin ortaya çıktığı, davacı vekilinin «terditli» birinci talebi olan davalı ...'in şirketin «ortaklığından çıkarılması» veyahut uygulanabilir bir çözüm şekli belirlenmesi suretiyle «muarazanın giderilip» davacı ...'ın şirket faaliyetini tek başına sürdürmesi şeklindeki talebinin gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, «yapılan protokol» doğrultusunda şirket mal varlığının paylaşılması halinde şirketin faaliyetinin devam etmesinde ülke ekonomisine bir katkısının olmayacağı ve şirket ortaklarının faydalanması imkanının da kalmadığı gerekçesiyle davacı tarafın terditli birinci talebinin reddine, davalı «şirketin feshine» yönelik talebinin kabulüyle davalı şirketin feshine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Dava, 6100 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında «ortaklık ilişkisinin» devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...’in «ortaklıktan çıkarılması» bu mümkün olmazsa haklı sebeple «limitet şirketin feshi» istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüyle davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş …
İlk Derece Mahkemesince dava, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesinde gösterilen şirketin «haklı sebeple fesih» ve «tasfiye» davası olarak nitelendirilip, yargılama sırasında taraflarca «ibraz» edilen davalı şirketin fiili tasfiyesine ilişkin «protokol» nazara alınarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüyle davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1685 E. 2017/4592 K.
Ortak:şirketin feshi · fesih · taraf ehliyeti · limited şirket · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, 6100 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında «ortaklık ilişkisinin» devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...’in «ortaklıktan çıkarılması» bu mümkün olmazsa haklı sebeple «limitet şirketin feshi» istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüyle davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş …
Bu durumda, davalı şirket aleyhine açılan «fesih» ve tasfiyeye ilişkin davada, davalı ortak ...’e «husumet» yöneltilemeyeceği, anılan davalı ortağın çıkarılmasına ilişkin davada ise yukarıda anılan kanuni düzenlemeler kapsamında davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı nazara alınarak eskisi gibi sadece davalı şirket yönünden açılan davada fesih ve tasfiyeye karar verilip davalı ... yönünden açılan davanın, yukarıda a …
İlk Derece Mahkemesince dava, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesinde gösterilen şirketin «haklı sebeple fesih» ve «tasfiye» davası olarak nitelendirilip, yargılama sırasında taraflarca «ibraz» edilen davalı şirketin fiili tasfiyesine ilişkin «protokol» nazara alınarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüyle davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece davanın şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davalı şirket ortağı tarafından «limited şirketin» diğer ortağı ve müdürüne karşı, karşı dava açıldığından karşı dava tarihinde «şirket müdürü» olan ...’ın «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığından ...’a yönelik davanın reddi doğru ise de «limited şirketin ortağı» tarafından diğer ortağı olan ...’na karşı da «fesih» davası yöneltildiğinden husumet eksikliğinin bulunmadığı gözetilerek karşı davanın esasının incelenmesi gerekirken karşı davalı ...’na yönelik «şirketin feshi davası» yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış davalı/karşı davacının karşı davalı ...’na yönelik karşı davaya ilişkin temyiz itirazının kabulü ile karşı …
2-Karşı dava; «limited şirket ortağının» şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nin 640/3. maddesi ve 636/3. maddeleri uyarınca; «haklı sebepler» ile ortağın, şirket ortaklığından çıkartılmasının ancak şirket tarafından talep edilebileceği diğer yandan, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilebilmesi için davanın şirket «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerektiği gerekçesiyle her iki davanın da «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi davası · limited şirket ortağı · haklı sebep · pasif husumet ehliyeti · şirket müdürü · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik
Benzer bu karardaHer ne kadar mahkemece davanın şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davalı şirket ortağı tarafından «limited şirketin» diğer ortağı ve müdürüne karşı, karşı dava açıldığından karşı dava tarihinde «şirket müdürü» olan ...’ın «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığından ...’a yönelik davanın reddi doğru ise de «limited şirketin ortağı» tarafından diğer ortağı olan ...’na karşı da «fesih» davası yöneltildiğinden husumet eksikliğinin bulunmadığı gözetilerek karşı davanın esasının incelenmesi gerekirken karşı davalı ...’na yönelik «şirketin feshi davası» yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış davalı/karşı davacının karşı davalı ...’na yönelik karşı davaya ilişkin temyiz itirazının kabulü ile karşı …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nin 640/3. maddesi ve 636/3. maddeleri uyarınca; «haklı sebepler» ile ortağın, şirket ortaklığından çıkartılmasının ancak şirket tarafından talep edilebileceği diğer yandan, şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilebilmesi için davanın şirket «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerektiği gerekçesiyle her iki davanın da «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-Karşı dava; «limited şirket ortağının» şirketin «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5860 E. 2014/12950 K.
Ortak:terditli dava · şirketin feshi · fesih · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… unvanı ile şirket kurdukları ve faaliyetlerini bu şirketler üzerinden devam ettirmek istedikleri, keşiften sonra ortaklar arasında tanzim edilen 21.10.2017 tarihli «protokol» ve taraflar arasında görülmekte olan 2017/297 esas sayılı dosyasında 23.01.2018 tarihinde icra edilen «keşif» sırasında şirketin faaliyetinin durdurulduğu, protokolde belirtilen şekilde makine ve teçhizatların paketlendiği, her ortağın kendi hissesine düşen makineleri sahiplendikleri, sadece davalının dökümhane olarak tabir edilen kısmını fiilen kullandığı, şirketin fiilen «tasfiye» edilmekte olduğu ve şirket ortakları arasında şirket ortaklığının sürdürülmesinin mümkün olmadığı iradesinin ortaya çıktığı, davacı vekilinin «terditli» birinci talebi olan davalı ...'in şirketin «ortaklığından çıkarılması» veyahut uygulanabilir bir çözüm şekli belirlenmesi suretiyle «muarazanın giderilip» davacı ...'ın şirket faaliyetini tek başına sürdürmesi şeklindeki talebinin gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, «yapılan protokol» doğrultusunda şirket mal varlığının paylaşılması halinde şirketin faaliyetinin devam etmesinde ülke ekonomisine bir katkısının olmayacağı ve şirket ortaklarının faydalanması imkanının da kalmadığı gerekçesiyle davacı tarafın terditli birinci talebinin reddine, davalı «şirketin feshine» yönelik talebinin kabulüyle davalı şirketin feshine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesinde gösterilen şirketin «haklı sebeple fesih» ve «tasfiye» davası olarak nitelendirilip, yargılama sırasında taraflarca «ibraz» edilen davalı şirketin fiili tasfiyesine ilişkin «protokol» nazara alınarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüyle davalı «şirketin feshine» karar verilmiştir.
Dava, 6100 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında «ortaklık ilişkisinin» devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...’in «ortaklıktan çıkarılması» bu mümkün olmazsa haklı sebeple «limitet şirketin feshi» istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüyle davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş …
Benzer bu karardaMahkemece, şirketin uzun süre zarar ettiği, sermayesinin tamamını kaybettiği, davacı hisselerinin herhangi bir karşılığının bulunmadığı gerekçeleriyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin kabulüne karar verilmişse de dava tarihinden sonra yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 636/3'üncü maddesinde haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiş olup …
… ıldığı, kendisine şirketin mali durumu ile ilgili bilgi verilmediği, bilirkişi raporu ile davacının şirketten haklı sebeple çıkmasına izin verilse dahi %10 ortaklık «payının» şirkette her hangi bir karşılığının bulunmadığının anlaşıldığı, davanın da sermaye payı yoksa «fesih» ve tasfiyeye yönelik «terditli» açıldığı gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Dava, «haklı sebepler» nedeniyle şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi veya davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebep · kâr payı
Benzer bu kararda… ıldığı, kendisine şirketin mali durumu ile ilgili bilgi verilmediği, bilirkişi raporu ile davacının şirketten haklı sebeple çıkmasına izin verilse dahi %10 ortaklık «payının» şirkette her hangi bir karşılığının bulunmadığının anlaşıldığı, davanın da sermaye payı yoksa «fesih» ve tasfiyeye yönelik «terditli» açıldığı gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Dava, «haklı sebepler» nedeniyle şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi veya davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine ilişkindir.
Mahkemece, şirketin uzun süre zarar ettiği, sermayesinin tamamını kaybettiği, davacı hisselerinin herhangi bir karşılığının bulunmadığı gerekçeleriyle «fesih» ve «tasfiye» talebinin kabulüne karar verilmişse de dava tarihinden sonra yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 636/3'üncü maddesinde haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden «şirketin feshini» isteyebileceği, mahkemenin, istem yerine, davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiş olup …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3746 E. , 2020/2206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/03/2018 tarih ve 2017/93 E- 2018/120 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2018/1228 E- 2019/800 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin müvekkili ile davalı ... tarafından 1996 yılında kurulduğunu, % 50 oranında pay sahibi olan her iki ortağın müdür sıfatıyla münferiden davalı şirketi temsil ve imzaya yetkili olduğunu, davalı ...'in temsil ve yönetim yetkisini kötüye kullanarak davalı şirketin menfaatlerini zedelediğini, şirket amacına zarar veren işlemler gerçekleştirdiğini, davalı ...'in 2012 yılında davalı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren Turbotek..Ltd. Şti.'ni kurduğunu ve yetkili müdürü olduğunu, davalının "GTSA" markası adı altında bastırmış olduğu ürün kataloglarında gerçeğe ve rekabet yasağı yükümlülüklerine aykırı şekilde kötü niyetli olarak kendi faaliyetlerini "Geçgel Grup" adı altında piyasaya sürdüğünü ve burada da Turbotek Şirketi ile davalı ...
Makine Şirketini ilişkilendirerek davalı ... Makine Şirketi'ne ait markaları kendi menfaatlerine kullandığını, davalının hukuka aykırı eylem ve işlemleri sebebiyle talep üzerine Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.01.2017 tarih 2017/184 esas, 2017/186 karar sayılı D.İş kararı ile davalı ...'in yönetim ve temsil yetkilerinin tedbiren askıya alındığını, değeri milyonları bulan ve davalı şirketin piyasaya sunduğu ve mal ve hizmetlerle özdeşleşen "GTS GEÇGEL" markasının davalı ... tarafından 500,00 TL bedelle noter işlemiyle 06.11.2016 tarihinde Turbotek Şirketine devredildiğini, yapılan bu devrin geçersizliğinin tespiti ile tescilinin iptali için davalılar aleyhinde Konya Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 2017/48 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davalı şirket müdürü olan diğer davalı ...'in şirketin banka hesaplarından parayı şirket kasasına çekiyormuş gibi işlem yapıp, aldığı paraları kendi şahsi işleri ve ortak olduğu Turbotek Şirketinin ticari işleri için kullandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 6102 sayılı TTK'nun 636/f.3 hükmü uyarınca davalı şirketin ortakları arasındaki ilişkinin
devam ettirilmesinin olanaksızlığı olgusu doğrultusunda öncelikle resen (ex officio) duruma uygun düşen bir çözüm oluşturulmasını, davalı ...'in ortaklıktan çıkarılmasını yahut başka bir çözüme karar verilmesini, aksi halde son çare olarak davalı şirketin feshini ve tasfiyesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin pasif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin tedbir süresince şirket ile ilgili işlem yapma yetkisinin bulunmamasına rağmen ödemeleri kendi kredi kartından yaptığını, davacının 15 günlük süreç içerisinde tedbiren de olsa tek başına yetkili olmasının şirkete büyük zararlar verdiğini, şirketin menfaatleri açısından en iyi çözümün davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi olduğunu, Geçgel Ltd. Şti'nin iştigal konusunun fren cırcırı ve fren ekipmanları üretimi olup, Turbotek Ltd. Şti.'nin faaliyet alanının amortisör imalatı olduğunu, her iki şirketin üretim konularının tamamen farklı olduğunu, GTSA markasının Turbotek Şirketine ait olduğunu, davacının müvekkilinden önce davalı şirketle aynı unvana sahip Geçgel Metal...Ltd.Şti.’ni kurduğunu, rekabet yasağını ihlal edenin davacı olduğunu, aynı alanda faal olduklarını, anılan dava dışı şirkette üretim makinalarının davalı şirketten alındığını, üretilen ürünlerinden satılamayınca davalı şirkete fatura edilip şirketin zarara uğratıldığını, bağlılık yükümlülüğünün davacı tarafından ihlal edildiğini, marka devrinden tarafların haberdar olduğunu, Turbotek Şirketinin müvekkilini mali açıdan desteklediğini, davacının şirket imkanlarını şahsı ve kurduğu şirket lehine kullandığını savunarak şirketi temsil ve ilzam yetkisinin HMK 394 vd maddeleri gereğince müvekkili ...'e verilmesini, şirketin iş ve işlemlerinin takibi, yönetimi ve bu davadaki hukuki haklarının muhafazası ve temsili için mahkemece duruma uygun bir karar verilmesini, davacının aktif ve pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın husumetten reddini, davacı ...'in şirket ortaklığından çıkarılmasını istemiştir.
Davalı ... Makine. Ltd. Şti. vekili; davacının davalı ...'in ortaklıktan çıkarılmasını talep etme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin de buna muvafakatinin olmadığını, davalı ...'in basiretli bir tacir olduğunu, şirketin gelişimi için elinden geleni yaptığını, her iki şirketin farklı üretim yaptığını, Turbotek Şirketi tarafından müvekkili yararına işlemler yapıldığını, GTSA markasının Turbotek Şirketi tarafından kullanılan ve GTS Geçgel markasından farklı olduğunu, markalardaki kullanımın davacının bilgisi dahinde olduğunu, davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini ve zarara uğrattığını, yeni şirket kurup müvekkilinin zararına hareket ettiğini, davacı tarafça yeni kurulan şirketin aynı unvanı taşıdığını, davacının ortağı olduğu şirket ile yeni kurduğu şirketin aynı alanda üretim yapmasını sağlayacak olan makineleri kendi şirketine ucuz bir şekilde sattığını ve şirketten götürdüğünü, davacının aynı konuda üretim yapmanın yanında piyasada satamadığı ürünleri müvekkiline fatura ederek zarara uğrattığını, müvekkilinin feshini gerektirir durumun bulunmadığını savunarak TTK'nın 638/2 madde ve fıkrası gereğince davacının şirketi temsil yetkilerinin dava süresince dondurulmasını, şirketin feshi en son çare olarak başvurulacak yol olacağından TTK 636/3 madde ve fıkrası gereğince davacının şirket ortaklığından çıkarılmasını istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirket ortaklarından davacının Geçgel Metal. Ltd. Şti. unvanı ile davalının Turbotek Otomotiv İnşaat Ltd. Şti. unvanı ile şirket kurdukları ve faaliyetlerini bu şirketler üzerinden devam ettirmek istedikleri, keşiften sonra ortaklar arasında tanzim edilen 21.10.2017 tarihli protokol ve taraflar arasında görülmekte olan 2017/297 esas sayılı dosyasında 23.01.2018 tarihinde icra edilen keşif sırasında şirketin faaliyetinin durdurulduğu, protokolde belirtilen şekilde makine ve teçhizatların paketlendiği, her ortağın kendi hissesine düşen makineleri sahiplendikleri, sadece davalının dökümhane olarak tabir edilen kısmını fiilen kullandığı, şirketin fiilen tasfiye edilmekte olduğu ve şirket ortakları arasında şirket ortaklığının sürdürülmesinin mümkün olmadığı iradesinin ortaya çıktığı, davacı vekilinin terditli birinci talebi olan davalı ...'in şirketin ortaklığından çıkarılması veyahut uygulanabilir bir çözüm şekli belirlenmesi suretiyle muarazanın giderilip davacı ...'ın şirket faaliyetini tek başına sürdürmesi şeklindeki talebinin gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, yapılan protokol doğrultusunda şirket mal varlığının paylaşılması halinde şirketin faaliyetinin devam etmesinde ülke ekonomisine bir katkısının olmayacağı ve şirket ortaklarının faydalanması imkanının da kalmadığı gerekçesiyle davacı tarafın terditli birinci talebinin reddine, davalı şirketin feshine yönelik talebinin kabulüyle davalı şirketin feshine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının, esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6100 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında ortaklık ilişkisinin devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ...’in ortaklıktan çıkarılması bu mümkün olmazsa haklı sebeple limitet şirketin feshi istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, anılan karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava, 6102 sayılı TTK’nın 636/3 maddesinde gösterilen şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiye davası olarak nitelendirilip, yargılama sırasında taraflarca ibraz edilen davalı şirketin fiili tasfiyesine ilişkin protokol nazara alınarak, her iki davalı yönünden davanın kabulüyle davalı şirketin feshine karar verilmiştir. Ancak şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin davalarda husumetin feshi istenen şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup bu tür davalarda ayrıca ortaklara husumet yöneltilmesi mümkün değildir ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca davacı, fesih talebi öncesinde davalı ...’in ortaklıktan çıkarılmasını talep etmiş ise de; 6102 sayılı TTK’nın 640.
maddesi uyarınca ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin davalarda öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması şartıyla aktif dava ehliyeti şirkete ait olup şirket ortaklarının bu tür davalarda aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı şirket aleyhine açılan fesih ve tasfiyeye ilişkin davada, davalı ortak ...’e husumet yöneltilemeyeceği, anılan davalı ortağın çıkarılmasına ilişkin davada ise yukarıda anılan kanuni düzenlemeler kapsamında davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı nazara alınarak eskisi gibi sadece davalı şirket yönünden açılan davada fesih ve tasfiyeye karar verilip davalı ... yönünden açılan davanın, yukarıda anılan her iki gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince her iki davalı yönünden verilen davanın kabulüne dair karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597371600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz