Saklama sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5982 E. 2017/6266 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
saklama sözleşmesi↗ bildirim yükümlülüğü↗ değer kaybı↗ rayiç değer↗ el koyma↗ sözleşmeye aykırılık↗ tbk 99↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu olayda davalının saklayıcı olarak kumaşların saklanması için gerekli özeni göstermediği, değişiklik olmasını da saklatana bildirmediği, bu nedenle olayda davalının kusurlu bulunduğu, davalının saklama koşullarından kaynaklanan davacı zararından sorumlu olduğu, zarar gören davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, bu durumda, davalının kusuru % 100 olmasa bile, yani olayda ürünlere haksız el koyduğu anlaşılan gümrük idaresinin de belli bir oranda kusuru bulunsa bile, diğer bir ifade ile saklayan davalı ile ürünlere haksız el koyduğu anlaşılan dava dışı gümrük idaresi zararın doğumuna farklı oranlardaki kusurları ile birlikte sebep olmuş olsalar da, davalının TBK m. 61 uyarınca müteselsilen zararın tamamından davacıya karşı sorumlu olduğu, kaldı ki birinci ve ikinci bilirkişi raporunda belirtildiği üzere zararın tamamen davalının kusurundan kaynaklandığı, gümrük idaresinin el koyma tarihinden itibaren saklatan konumunda bulunduğu gerekçesiyle; davanın artırılan tutar üzerinden kabulüne, 317.430,31 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi uyarınca ardiyecinin, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlü olduğunun, aynı Kanunun 575. maddesi gereğince de ardiyecinin, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri vermekle yükümlü bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, saklama sözleşmesine aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu zarar gören asetat saten astarlık kumaşlardaki zarar bu kumaşların nakliye, vergiler ve tüm masraflar dahil ithalatçı firmaya maliyet değerinden hurda değerinin çıkarılması suretiyle 251.493,16 TL olarak bulunmuştur. Oysaki davacı şirketin hasar gören bu tür kumaş emtiası yönünden zararının kumaşın rayiç değeri üzerinden hesaplanması, bu kumaşların hurda olarak eden çıkartıldığı bildirildiğine göre rayiç değer üzerinden hesaplanacak bedelden davacı tarafından elde edilen hurda değerinin düşülmesiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda toplam zarar miktarı fire kumaş bedeli ile tamir bedeli toplamı olarak gösterilmiş ve davacının bu tür kumaşlar yönünden zararının 65.937,15 TL olduğu bildirilmiştir. Ancak, davacı tarafça fireye uğradığı için kesilmiş ve bütünlüğü bozulmuş, yıkanmış, ütülenmiş ve yeniden rulo haline getirilmiş polyester kumaşın yeni bir kumaş değerinde satılamayacağı, değer kaybının da zarara yansıtılması gerektiği yönündeki itiraz üzerinde durulmamıştır. Bu suretle, dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda değer kaybına ilişkin yapılan itiraz da değerlendirilerek, değer kaybının söz konusu olup olmayacağı, bu hususun davacının zararı olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4572 E. 2023/7479 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz karardaHükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu zarar gören asetat saten astarlık kumaşlardaki zarar bu kumaşların nakliye, vergiler ve tüm «masraflar» «dahil» ithalatçı firmaya maliyet değerinden hurda değerinin çıkarılması suretiyle 251.493,16 TL olarak bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3368 E. 2020/1310 K.
Ortak:bildirim yükümlülüğü · komisyon · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… erlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi uyarınca ardiyecinin, kendisine bırakılan malları bir «komisyoncu» gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana «bildirmekle yükümlü» olduğunun, aynı Kanunun 575. maddesi gereğince de ardiyecinin, ticari malları, genel «saklama sözleşmesinde» olduğu gibi geri vermekle yükümlü bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında k …
Bu suretle, dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda «değer kaybına» ilişkin yapılan itiraz da değerlendirilerek, değer kaybının söz konusu olup olmayacağı, bu hususun davacının zararı olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ardiyecinin saklama borcu başlıklı 572. maddesi “Ardiyeci, kendisine bırakılan malları bir «komisyoncu» gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana «bildirmekle yükümlüdür».
… için de her zaman izin vermek zorundadır.” düzenlemesini içermekte olup, aynı kanunun, 534. maddesi ise “Satılmak üzere kendisine gönderilen eşya açıkça ayıplı ise «komisyoncu», vekâlet verenin «taşıyıcıya» karşı haklarının korunması için gerekeni yapmak, zararı tespit ettirmek, olabildiğince eşyayı koruma altına almak ve durumdan vekâlet vereni hemen «bilgilendirmekle yükümlüdür»; aksi takdirde, her türlü ihmalinden doğan zarardan sorumlu olur.
Satılmak üzere gönderilen eşya kısa sürede bozulabilecek nitelikte ise «komisyoncu», vekâlet vereni hemen bilgilendirmek koşuluyla eşyayı satmakla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilgilendirme yükümlülüğü · cari hesap alacağı · özen yükümlülüğü · cari hesap · depo kararı · kâr dağıtımı · taşıyıcı · ticari defter
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 10/f maddesinde İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı bu nedenle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacının «ticari defter» ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıdan 66.256,44 TL alacaklı olduğu, davalının incelemeye ticari defterlerini sunmadığı, davacı tarafça dava konusu icra takibinde 31.08.2016 tarihi itibariyle «cari hesap» bakiye alacağının tahsilinin talep edildiği, davalının bir kısım mallarının davacının deposunda bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu ve «fatura» karşılığı depolama hizmetinin verildiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının depolama hizmeti nedeniyle «cari hesap alacağı» iddiasına dayanarak başlattığı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen «depo» işletmesi ve nakliye «dağıtım» sözleşmesine istinaden malların depolanması hizmeti karşılığı davalıya aylık «fatura» düzenlediğini, davalının aldığı depolama hizmeti karşılığında bir kısım ayların ücretini ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının 2006 yılının Haziran ayında …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5982 E. , 2017/6266 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/03/2016 tarih ve 2014/868-2016/183 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.11.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ..., davalı vekili Av. ... ile ihbar olunanlardan ... Müd. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ithal ettiği kumaşlarının 14/05/2010 ve 26/05/2010 tarihlerinde davalının işlettiği antrepoya teslim edildiğini, gümrük işlemlerinin yapıldığı sırada gümrük idaresince emtianın tarifesi ve menşeine ilişkin ihtilaf çıkması üzerine el konulan ürünlerin el koyma tutanağı ile yedi emin olarak davalıya verildiğini, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/159 esas sayılı dosyası ile görülen davada, eşyanın bir kısmına sehven el konulduğunun belirlenip bu nedenle, bir kısmının da davanın beraatla sonuçlanması nedeniyle davacıya iadesine karar verildiğini, emtianın antrepo içinde birden fazla yer değişikliğine uğratıldığının, yer değiştirme sırasında ambalajlarının bozulduğunun, kötü depolama koşulları nedeniyle eşyada tozlanma, nemlenme ve kirlenme olduğunun, böylece emtianın ticari değerini yitirdiğinin dolayısıyla eşyada zarar oluştuğu hususlarının tespit edildiğini, zararın emtianın saklanma koşullarından kaynaklandığını ileri sürerek şimdilik 250.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
yargılama sırasında HMK.nın 107/2. maddesi uyarınca dava değerini 317.393,31 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, antrepo hizmet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin hapis hakkının olduğunu, bu durumda davacının eşyalarının antrepoda kalmasının iki nedeninin bulunduğunu, bunlardan birinin antrepo ücretlerinin ödenmemesi diğerinin ise gümrük idaresi tarafından eşyalara el konulması olduğunu, bu durumda hapis hakkının varlığı nedeniyle davacının kusurlu olduğunu, gümrük idaresi tarafından el konulması nedeniyle
eşyaların uzun süre antrepoda kalmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, eşyanın kötü koşularda saklandığı iddiasının asılsız olduğunu, gerekli özen gösterilerek eşyaların saklandığını, bozulma ve değer kayıplarının müvekkilinden kaynaklanmadığını, talep edilen tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu olayda davalının saklayıcı olarak kumaşların saklanması için gerekli özeni göstermediği, değişiklik olmasını da saklatana bildirmediği, bu nedenle olayda davalının kusurlu bulunduğu, davalının saklama koşullarından kaynaklanan davacı zararından sorumlu olduğu, zarar gören davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, bu durumda, davalının kusuru % 100 olmasa bile, yani olayda ürünlere haksız el koyduğu anlaşılan gümrük idaresinin de belli bir oranda kusuru bulunsa bile, diğer bir ifade ile saklayan davalı ile ürünlere haksız el koyduğu anlaşılan dava dışı gümrük idaresi zararın doğumuna farklı oranlardaki kusurları ile birlikte sebep olmuş olsalar da, davalının TBK m.
61 uyarınca müteselsilen zararın tamamından davacıya karşı sorumlu olduğu, kaldı ki birinci ve ikinci bilirkişi raporunda belirtildiği üzere zararın tamamen davalının kusurundan kaynaklandığı, gümrük idaresinin el koyma tarihinden itibaren saklatan konumunda bulunduğu gerekçesiyle; davanın artırılan tutar üzerinden kabulüne, 317.430,31 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 572. maddesi uyarınca ardiyecinin, kendisine bırakılan malları bir komisyoncu gibi özenle saklamak ve mallarda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik olursa, durumu imkân ölçüsünde saklatana bildirmekle yükümlü olduğunun, aynı Kanunun 575. maddesi gereğince de ardiyecinin, ticari malları, genel saklama sözleşmesinde olduğu gibi geri vermekle yükümlü bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, saklama sözleşmesine aykırılık nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu zarar gören asetat saten astarlık kumaşlardaki zarar bu kumaşların nakliye, vergiler ve tüm masraflar dahil ithalatçı firmaya maliyet değerinden hurda değerinin çıkarılması suretiyle 251.493,16 TL olarak bulunmuştur. Oysaki davacı şirketin hasar gören bu tür kumaş emtiası yönünden zararının kumaşın rayiç değeri üzerinden hesaplanması, bu kumaşların hurda olarak eden çıkartıldığı bildirildiğine göre rayiç değer üzerinden hesaplanacak bedelden davacı tarafından elde edilen hurda değerinin düşülmesiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda toplam zarar miktarı fire kumaş bedeli ile tamir bedeli toplamı olarak gösterilmiş ve davacının bu tür kumaşlar yönünden zararının 65.937,15 TL olduğu bildirilmiştir. Ancak, davacı tarafça fireye uğradığı için kesilmiş ve bütünlüğü bozulmuş, yıkanmış, ütülenmiş ve yeniden rulo haline getirilmiş polyester kumaşın yeni bir kumaş değerinde satılamayacağı, değer kaybının da zarara yansıtılması gerektiği yönündeki itiraz üzerinde durulmamıştır. Bu suretle, dava konusu zarar gören polyester saten astarlık kumaşlarda değer kaybına ilişkin yapılan itiraz da değerlendirilerek, değer kaybının söz konusu olup olmayacağı, bu hususun davacının zararı olarak kabul edilip edilmeyeceği yönünde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 16.262,66 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/387885100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz