Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1954 E. 2020/907 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aydınlatma yükümlülüğü↗ çerçeve sözleşme↗ para alacağı↗ özen yükümlülüğü↗ uyuşmazlık konusu↗ vade↗ kâr kaybı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen çerçeve sözleşme niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, özen yükümlülüğünü ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para kaybının 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana para alacağının dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, vadenin uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir. Davalı banka ise savunmalarına delil olarak, davacı ile imzalanan 27.07.2007 tarihli bireysel müşteri sözleşmesi, 04.11.2010 tarihli tahvil alım talimatı ve 10.08.2011 tarihli satım talimatına dayanmıştır. Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara kaybına uğradığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken çerçeve sözleşme ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, vade ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığı, ayrıca altında 6 bent halinde işlem risklerinin belirtildiği, aynı şekilde satış talimatında da risklerin hatırlatıldığı, anapara kaybı riskinin de hatırlatılan risklerden olduğu; yine taraflar arasında imzalanan bireysel müşteri sözleşmesinin 57. maddesinden de davacının davalıyı sermaye piyasası işlemleri için yetkilendirdiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davacının gerekli risk bildirimini aldığı, dosya içerisinde mevcut davalının delilleri arasındaki davacı hesap ekstresinde de tahvil alımının açıkça yazılı olduğu, davacının anılan işlemden sonra işlemler yaptığı ve yapılan işlemin riski alış talimatıyla açıklanan işleme uygun olduğu da gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3927 E. 2023/3251 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · para alacağı · özen yükümlülüğü · kâr kaybı · vade
İncelediğiniz kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, «vadenin» uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir.
Benzer bu kararda… 018/27 E. ve 2019/190 K. sayılı kararı ile davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… e Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu ancak, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığı, ayrıca altında 6 bent halinde işlem risklerinin belirtildiği, aynı şekilde satış talimatında da risklerin hatırlatıldığı, anapara «kaybı» riskinin de hatırlatılan risklerden olduğu; yine taraflar arasında imzalanan bireysel müşteri sözleşmesinin 57 nci maddesinden de davacının davalıyı sermaye piyasa …
… işlem yapmayan parasını risk barındırmayan faiz getirisinde tuttuğunu, kısa sürede ev almayı planlamakta iken davalı bankanın kusurlu işlemleri ile ana para ve faiz «kaybına» uğradığını, davalı bankanın tahvil alımına ilişkin işlemlerinin sermaye piyasası mevzuatına aykırı olduğunu, lisans belgesi sahibi olmayan personelce kusurlu işlemlerin gerçekleşmiş olmasının basiretli ve özenli bir «tacir» olmadığını, davacıyı aydınlattığına ilişkin somut belge ve tesbitlere ve «çerçeve sözleşme» bulunmadığı, yine SPK ve Tebliğ gereğince «risk bildirim formu» düzenlenmeksizin çerçeve sözleşmenin yapılamayacağı hususunda alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, «emredici» hükümlere rağmen davalı bankanın «kusurlarının» değerlendirmeksizin karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığını bu ibarenin ürün adı, «vade» ve cins bilgileri içermediğinden 10 yıl müddetli tahvil alımı olduğunu ortalama düzeyde bilgi sahibi hiç bir meslek veya ünvan dışında bilinemeyeceğini, müvekkilin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:risk bildirim formu · emredici hüküm · ba formu · tacir · kusur
Benzer bu kararda… işlem yapmayan parasını risk barındırmayan faiz getirisinde tuttuğunu, kısa sürede ev almayı planlamakta iken davalı bankanın kusurlu işlemleri ile ana para ve faiz «kaybına» uğradığını, davalı bankanın tahvil alımına ilişkin işlemlerinin sermaye piyasası mevzuatına aykırı olduğunu, lisans belgesi sahibi olmayan personelce kusurlu işlemlerin gerçekleşmiş olmasının basiretli ve özenli bir «tacir» olmadığını, davacıyı aydınlattığına ilişkin somut belge ve tesbitlere ve «çerçeve sözleşme» bulunmadığı, yine SPK ve Tebliğ gereğince «risk bildirim formu» düzenlenmeksizin çerçeve sözleşmenin yapılamayacağı hususunda alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, «emredici» hükümlere rağmen davalı bankanın «kusurlarının» değerlendirmeksizin karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığını bu ibarenin ürün adı, «vade» ve cins bilgileri içermediğinden 10 yıl müddetli tahvil alımı olduğunu ortalama düzeyde bilgi sahibi hiç bir meslek veya ünvan dışında bilinemeyeceğini, müvekkilin …
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5155 E. 2013/22626 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faks talimatı · müşterek temsilci · bankacılık sözleşmesi · icazet · garantörlük · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık «yetkisinin» bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, «faks talimatı» ile işlem yapılmasının taraflar arasındaki «bankacılık sözleşmesine» göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme «icazet» verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı …
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7689 E. 2013/11257 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · bankacılık işlemleri · garantörlük · sulh · taahhütname · ihtarname · kötüniyet · temerrüt
Benzer bu kararda… sseye yönlendirildiği ve avantajlı olduğu konusunda ikna edildiği, kaldı ki davalı bankanın zararın %50'sini karşılamaya yönelik ve davacı yanca kabul edilmeyen bir «sulh» teklifinin de bulunduğu, davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 USD'nin 24.02.2009 cevabi «ihtarname» tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara «garantili» olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, «kötüniyetle» yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu …
Dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan ve benzer nedenlere dayalı üç farklı davada alınan bilirkişi raporlarının tamamında ise davalı bankanın anılan tahvillerin satımında bir «taahhüdünün» ve sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11286 E. 2018/3522 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap işletim ücreti · haksız şart · tüketici işlemi · bedel iadesi · eş rızası · komisyon
Benzer bu kararda… a, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan 20/06/2013 tarihinde kullanılan mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen 2.592,00 TL «komisyon» kesintisinin «haksız şart» niteliğinde olduğu ve bu miktarın davacıya iadesinin gerektiği, lakin devlet tahvilinin tüketicinin bilgisi ve «rızası» dahilinde gününden evvel erken bozdurulması sebebiyle oluşan 2.393,49 TL'lik zarardan davalı bankanın sorumlu tutalamayacağı, zira davacının daha yüksek faiz oranları ile getiri elde etmek maksadıyla rızası ile tahvilleri zararına sattığı, keza devlet tahvillerinin itfası sırasında ve «hesap işletim ücreti» adı altında 912,84 TL kesinti gerçekleştirildiği iddia edilmiş ise de belirtilen kesintinin yapılmadığı, aksine kesilen hesap işletim ücretlerinin belirli dönemler …
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüketiciye ek mali külfet getiren sözleşme maddelerinin 4077 sayılı Kanun gereğince «haksız şart» niteliğinde olduğu ve davalı tarafça tahsilatın gider karşılığı yapıldığına dair belgelendirme şartı yerine getirilmediği için anılan «bedelin iadesi» gerektiği mütalaa edilmişse de, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki «tüketici işlemlerine», bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanaca …
1-Dava, taraflar arasında akdedilen mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen «komisyonun» iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 20.06.2013 tarihinde mevduat avans sözleşmesi imzalandığı ve bu kapsamda davacıdan 2.592,00 TL «komisyon» tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1954 E. , 2020/907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 13/02/2019 tarih ve 2018/27-2019/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2004 yılından beri davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı banka çalışanının müvekkilini, ana para kaybı olmayacağı konusunda garanti verdiği hazine bonosuna para yatırması hususunda ikna ettiğini, müvekkilinin kısa süre içinde ev alacağı hususunda bilgi verip, parasını 6 ay süreli hazine bonosuna yatırılması için banka çalışanıyla mutabık kaldığını, sonrasında müvekkilinin talimatı dışında parasının on yıl vadeli hazine bonosuna yatırıldığını öğrendiğini, davalı banka tarafından yapılan işlemler sırasında müvekkiline yeterli açıklamalarda bulunulmayıp özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin hazine bonolarını satıp tüm parasını çektiğini, bu nedenle müvekkilinin ana para ve faiz kaybından kaynaklı zararının doğduğunu, müvekkili adına yapılan işlemlerin bankacılık kurallarına uygun olmadığını ileri sürerek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 22.000,00 TL ana para kaybının 04.11.2010 tarihinden, mahrum kalınan faiz kaybı olarak 3.000,00 TL'nin 23.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yapmış olduğu işlemlerin taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi ve yasal mevzuat uyarınca davacının yazılı talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, davacının tüm işler sırasında bilgilendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen çerçeve sözleşme niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, özen yükümlülüğünü ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para kaybının 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana para alacağının dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, vadenin uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir. Davalı banka ise savunmalarına delil olarak, davacı ile imzalanan 27.07.2007 tarihli bireysel müşteri sözleşmesi, 04.11.2010 tarihli tahvil alım talimatı ve 10.08.2011 tarihli satım talimatına dayanmıştır. Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara kaybına uğradığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık, zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken çerçeve sözleşme ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, vade ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığı, ayrıca altında 6 bent halinde işlem risklerinin belirtildiği, aynı şekilde satış talimatında da risklerin hatırlatıldığı, anapara kaybı riskinin de hatırlatılan risklerden olduğu;
yine taraflar arasında imzalanan bireysel müşteri sözleşmesinin 57. maddesinden de davacının davalıyı sermaye piyasası işlemleri için yetkilendirdiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davacının gerekli risk bildirimini aldığı, dosya içerisinde mevcut davalının delilleri arasındaki davacı hesap ekstresinde de tahvil alımının açıkça yazılı olduğu, davacının anılan işlemden sonra işlemler yaptığı ve yapılan işlemin riski alış talimatıyla açıklanan işleme uygun olduğu da gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan gerekçeyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı taraf lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587440600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz