Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11286 E. 2018/3522 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hesap işletim ücreti↗ haksız şart↗ tüketici işlemi↗ bedel iadesi↗ eş rızası↗ komisyon↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan 20/06/2013 tarihinde kullanılan mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen 2.592,00 TL komisyon kesintisinin haksız şart niteliğinde olduğu ve bu miktarın davacıya iadesinin gerektiği, lakin devlet tahvilinin tüketicinin bilgisi ve rızası dahilinde gününden evvel erken bozdurulması sebebiyle oluşan 2.393,49 TL'lik zarardan davalı bankanın sorumlu tutalamayacağı, zira davacının daha yüksek faiz oranları ile getiri elde etmek maksadıyla rızası ile tahvilleri zararına sattığı, keza devlet tahvillerinin itfası sırasında ve hesap işletim ücreti adı altında 912,84 TL kesinti gerçekleştirildiği iddia edilmiş ise de belirtilen kesintinin yapılmadığı, aksine kesilen hesap işletim ücretlerinin belirli dönemler sonunda davacının hesabına iade olunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, 2.592,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen komisyonun iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 20.06.2013 tarihinde mevduat avans sözleşmesi imzalandığı ve bu kapsamda davacıdan 2.592,00 TL komisyon tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüketiciye ek mali külfet getiren sözleşme maddelerinin 4077 sayılı Kanun gereğince haksız şart niteliğinde olduğu ve davalı tarafça tahsilatın gider karşılığı yapıldığına dair belgelendirme şartı yerine getirilmediği için anılan bedelin iadesi gerektiği mütalaa edilmişse de, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup, bu durumda sözleşme tarihi itibariyle uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklandığı ve genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5501 E. 2011/6095 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tediye makbuzu · ödeme savunması · karine · tacir · yasal faiz · ibraz
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de «ibraz» edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu «tediye makbuzunun» davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde «karine» oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul e …
… usları karşısında davacının anılan tarihte davaya konu parayı çekmiş olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle dosya kapsamındaki diğer deliller ve davalı savunmasının değerlendiril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1954 E. 2020/907 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · para alacağı · özen yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · vade · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara «kaybına» uğradığı taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, «vadenin» uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11286 E. , 2018/3522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tüketici Mahkemesi’nce verilen 03/05/2016 tarih ve 2015/1461-2016/624 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şubesinden kupon ödemeli tahvil aldığını, tahvillerde iki türlü faiz oranı yazıldığını, kendisine %9.07, %8.42 ve % 8.94 oranında faiz ödemeleri gerekirken altı aylık dönemler için %3.75 ve % 2.5 brüt faiz ödemek istemeleri üzerine 2 adet devlet tahvilini aldığı fiyatın çok altında 4 gün sonra 2.393,49 TL zararla sattığını ve yeniden devlet tahvili almak mecburiyetinde kaldığını, 20.06.2013 tarihinde mevduat avans kredisi kullandığını, kendisinden 2.592,00 TL komisyon ücreti kesildiğini, 12.07.2013 tarihinde satın aldığı devlet tahvilinin 17.06.2015 tarihindeki itfasında 31.998,62 TL anapara + 1.424,61 TL faizi ile birlikte 33.423,23 TL ödemeleri gerekirken 32.721,02 TL ödeme yapıldığını, bu durumda kendisinden haksız yere 702,21 TL para kesildiğini, bu kesintiyle ilgili olarak 10 yıllık hesap işletim ücreti olarak tahsil edildiğinin belirtildiğini, kendisinden 02.02.2007 tarihinden itibaren 24 ayrı tarihte 149,26 TL hesap işletim ücreti ve kupon faizi ödemelerinde 50,60 TL hesap işletim ücreti ile 10,77 TL usulsüz olarak fazladan para tahsil edildiğini ileri sürerek, 2.393,49 TL devlet tahvili alım satım farkı parası, 2.592,00 TL komisyon ücreti ve 912,84 TL hesap işletim ücreti olmak üzere toplam 5.898,33 TL 'nin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan kesintilerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan 20/06/2013 tarihinde kullanılan mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen 2.592,00 TL komisyon kesintisinin haksız şart niteliğinde olduğu ve bu miktarın davacıya iadesinin gerektiği, lakin devlet tahvilinin tüketicinin bilgisi ve rızası dahilinde gününden evvel erken bozdurulması sebebiyle oluşan 2.393,49 TL'lik zarardan davalı bankanın sorumlu tutalamayacağı, zira davacının daha yüksek faiz oranları ile getiri elde etmek maksadıyla rızası ile tahvilleri zararına sattığı, keza devlet tahvillerinin itfası sırasında ve hesap işletim ücreti adı altında 912,84 TL kesinti gerçekleştirildiği iddia edilmiş ise de belirtilen kesintinin yapılmadığı, aksine kesilen hesap işletim ücretlerinin belirli dönemler sonunda davacının hesabına iade olunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, 2.592,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında akdedilen mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen komisyonun iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 20.06.2013 tarihinde mevduat avans sözleşmesi imzalandığı ve bu kapsamda davacıdan 2.592,00 TL komisyon tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüketiciye ek mali külfet getiren sözleşme maddelerinin 4077 sayılı Kanun gereğince haksız şart niteliğinde olduğu ve davalı tarafça tahsilatın gider karşılığı yapıldığına dair belgelendirme şartı yerine getirilmediği için anılan bedelin iadesi gerektiği mütalaa edilmişse de, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş olup, bu durumda sözleşme tarihi itibariyle uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklandığı ve genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423616800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz