Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/5155 E. 2013/22626 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faks talimatı↗ müşterek temsilci↗ bankacılık sözleşmesi↗ icazet↗ ba formu↗ garantörlük↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık yetkisinin bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, faks talimatı ile işlem yapılmasının taraflar
arasındaki bankacılık sözleşmesine göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme icazet verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği, ancak riski bildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara garantisi vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın müşteri temsilcisi arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığının anlaşılması karşısında, davalı Banka'nın doğan zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14076 E. 2013/21712 K.
Ortak:ba formu · garantörlük
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı bankanın ana para «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. madde de bankanın tahvilin satın alınması aşamasında tavsiye veya öneride bulunamayacağı hüküm altına alınmış olmasına karşın söz konusu «formun» imza aşamasından önce taraflar arasındaki yazışmalardan banka çalışanı ...'in tavsiye ve öneri niteliğinde beyanlarda bulunduğu ve bu durumun taraflar arasındaki «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğinin anlaşılması karşısında davalı bankanın doğan zarardan sorumlu olduğuna dair yerel mahkemece ulaşılan sonucun usul ve yasaya uygun görülmesine naza …
Davacı vekilinin dosyaya «ibraz» ettiği e-mail yazışmalarında ana para «garantisi» olduğu belirtilmekte ise de bu garantinin Lehmann Brothers tarafından mı, yoksa davalı banka tarafından mı verildiği açıkça anlaşılmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · sözleşmeye aykırılık · ibraz
Benzer bu karardaDava «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin dosyaya «ibraz» ettiği e-mail yazışmalarında ana para «garantisi» olduğu belirtilmekte ise de bu garantinin Lehmann Brothers tarafından mı, yoksa davalı banka tarafından mı verildiği açıkça anlaşılmamaktadır.
Taraflar arasındaki 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı bankanın ana para «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. madde de bankanın tahvilin satın alınması aşamasında tavsiye veya öneride bulunamayacağı hüküm altına alınmış olmasına karşın söz konusu «formun» imza aşamasından önce taraflar arasındaki yazışmalardan banka çalışanı ...'in tavsiye ve öneri niteliğinde beyanlarda bulunduğu ve bu durumun taraflar arasındaki «sözleşmeye aykırılık» teşkil ettiğinin anlaşılması karşısında davalı bankanın doğan zarardan sorumlu olduğuna dair yerel mahkemece ulaşılan sonucun usul ve yasaya uygun görülmesine naza …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7689 E. 2013/11257 K.
Ortak:garantörlük
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDavacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara «garantili» olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, «kötüniyetle» yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · bankacılık işlemleri · sulh · taahhütname · ihtarname · kötüniyet · temerrüt
Benzer bu kararda… sseye yönlendirildiği ve avantajlı olduğu konusunda ikna edildiği, kaldı ki davalı bankanın zararın %50'sini karşılamaya yönelik ve davacı yanca kabul edilmeyen bir «sulh» teklifinin de bulunduğu, davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 USD'nin 24.02.2009 cevabi «ihtarname» tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara «garantili» olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, «kötüniyetle» yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu …
Dosyaya sunulan ve benzer nedenlere dayalı üç farklı davada alınan bilirkişi raporlarının tamamında ise davalı bankanın anılan tahvillerin satımında bir «taahhüdünün» ve sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1954 E. 2020/907 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · para alacağı · özen yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · vade · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara «kaybına» uğradığı taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, «vadenin» uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/5155 E. , 2013/22626 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.04.2012 tarih ve 2008/1021-2012/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan vadesiz hesabından 30.000 USD paranın, davalı bankanın müşteri temsilcisi tarafından, hiç bir talimatı olmadığı halde, merkezi Amerika'da olan Lehman Brother's ait tahvilleri alınmak sureti ile kullanıldığı, talimat olmadığı halde parası ile bu işlemin yapılmasından rahatsız olduğu ve bu para dışındaki parasını hemen bankadan çektiği, ancak müşteri temsilcisinin kârlı bir iş olacağı, bu alımdan zarar görmeyeceği, paranın her halükarda 5 yıllık ana para korumasında olduğunu garantisini verdiğini, bankanın yaptığı hataya rağmen, defalarca tahvil satışını talep ettiği, ancak müşterici temsilcinin hemen bozulursa zarar edeceği iknası ile kendisini oyaladığını, daha sonra Lehman Brother's şirketinin battığını, davalı bankanın müşteri temsilcisinin keyfi işlemi sebebi ile talimatı dışında alınan tahvilden dolayı zarara uğradığını ileri sürerek 30.000 USD karşılığı 46.860,00 TL'nin hesap başlangıç tarihinden itibaren bankanın uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın tahvil alım satım işleme aracılık ettiği gerekçesi ile husumet itirazında bulunarak, esas yönünden mevzuata uygun işlem yapıldığını, davacının yazılı talimatı gereği yurt dışı menkul kıymetin satın alındığını ve bankanın tahvil alımına aracılık ettiği bedeli yurt dışına transfer ettiğini, davacının bir başka müşterinin önerisi üzerine banka şubesine gelip görüşme yapıp hesap açtırdığını ve açılıştan 1 hafta sonra imzalayıp gönderdiği tahvil alımına dair talimat formu ile alış iradesini ortaya koyduğunu, davacı imzasını taşıyan talimat formu uyarınca, davacının olası riskleri üstlendiğini, müvekkili bankanın yatırım danışmanlığı hizmeti vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık yetkisinin bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, faks talimatı ile işlem yapılmasının taraflar
arasındaki bankacılık sözleşmesine göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme icazet verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği, ancak riski bildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara garantisi vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın müşteri temsilcisi arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığının anlaşılması karşısında, davalı Banka'nın doğan zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek buna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/570399600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz