Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7689 E. 2013/11257 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporları arasında çelişki↗ bankacılık işlemleri↗ garantörlük↗ sulh↗ taahhütname↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davaya konu yatırım aracına yönelmesinde davalı bankanın çalışanlarının yanlış ve eksik bilgilendirmelerinin rol oynadığı, bu durumda davalı bankanın yatırım danışmanlığı yapmadığı savunmasının da doğru kabul edilmediği, bu ürünün anapara korumasının her koşulda mevcut bulunduğu bilgisinin ise tamamen yanıltıcı olduğu, bir anapara korumasının bulunmadığı bilgisinin davacıya mutlaka verilmesi gerektiği, davalı çalışanlarınca bu bilginin ısrarla verilmediği gibi yatırımcının anılan hisseye yönlendirildiği ve avantajlı olduğu konusunda ikna edildiği, kaldı ki davalı bankanın zararın %50'sini karşılamaya yönelik ve davacı yanca kabul edilmeyen bir sulh teklifinin de bulunduğu, davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 USD'nin 24.02.2009 cevabi ihtarname tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara garantili olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, kötüniyetle yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davalı banka tarafından da aynı tahvillerin satımı nedeniyle başka yatırımcılar tarafından müvekkili aleyhine açılmış davalarda alınan bilirkişi raporları sunulmuştur. Dosyaya sunulan ve benzer nedenlere dayalı üç farklı davada alınan bilirkişi raporlarının tamamında ise davalı bankanın anılan tahvillerin satımında bir taahhüdünün ve sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. Bu durumda benzer olay nedeniyle alınan bilirkişi raporları arasında çelişki meydana geldiğinden, bu çelişkinin giderilmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ve benzer olay nedeniyle alınan bilirkişi raporları ile mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5155 E. 2013/22626 K.
Ortak:garantörlük
İncelediğiniz karardaDavacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara «garantili» olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, «kötüniyetle» yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu …
Benzer bu karardaTaraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faks talimatı · müşterek temsilci · bankacılık sözleşmesi · icazet · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık «yetkisinin» bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, «faks talimatı» ile işlem yapılmasının taraflar arasındaki «bankacılık sözleşmesine» göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme «icazet» verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı …
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1954 E. 2020/907 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · para alacağı · özen yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · vade · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara «kaybına» uğradığı taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, «vadenin» uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7689 E. , 2013/11257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2011 tarih ve 2009/275-2011/83 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.05.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır tüm yatırımlarını davalı bankanın ...Şubesi nezdinde değerlendirdiğini, davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile ...‘a ait (5.000.000) birim 5 YR-Water Stock Note–usd 12 apr.12:XSO hissesinin satın alındığını, banka yatırım uzmanlarınca bu hisselerin anapara garantili olduğunun özellikle vurgulandığını, daha sonra ...Bankası'nın iflas ettiğini, davalı bankanın ise bu hisselerin satışına aracılık edilişinde kendi fonksiyonunu gizleme gayreti içine girdiğini ve tamamen alıcılarının talepleri doğrultusunda aracılık etmekten ibaret bir fonksiyonlarının bulunduğu yönünde savunmalar geliştirdiğini, davalı bankanın ayrıca SPK'nun Seri lll No:20 “Yabancı Sermaye Piyasası Araçlarının Kurul Kaydına Alınmasına ve Satışına İlişkin Esaslar Tebliği'ne” aykırı hareket ederek, iflas edeceğini bildiği bankanın hisselerini alacaklarına mahsuben alarak yatırımcılara kötüniyetli olarak pazarladığını, bu nedenle gerek bankacılık mevzuatı gerek SPK mevzuatı ve gerekse Borçlar Kanunu'ndaki adam çalıştıranın sorumluluğu ilkelerine göre oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 500.000,00 USD'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davaya konu yatırım aracına yönelmesinde davalı bankanın çalışanlarının yanlış ve eksik bilgilendirmelerinin rol oynadığı, bu durumda davalı bankanın yatırım danışmanlığı yapmadığı savunmasının da doğru kabul edilmediği, bu ürünün anapara korumasının her koşulda mevcut bulunduğu bilgisinin ise tamamen yanıltıcı olduğu, bir anapara korumasının bulunmadığı bilgisinin davacıya mutlaka verilmesi gerektiği, davalı çalışanlarınca bu bilginin ısrarla verilmediği gibi yatırımcının anılan hisseye yönlendirildiği ve avantajlı olduğu konusunda ikna edildiği, kaldı ki davalı bankanın zararın %50'sini karşılamaya yönelik ve davacı yanca kabul edilmeyen bir sulh teklifinin de bulunduğu, davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 500.000,00 USD'nin 24.02.2009 cevabi ihtarname tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından davalı bankanın yatırım uzmanlarının yönlendirme ve telkinleri ile müvekkilinin...’a ait tahvilleri satın aldığı, bu tahvillerin anapara garantili olduğunun özellikle vurgulandığı, ayrıca davalı bankanın...’tan olan alacağına karşılık bu tahvilleri alıp, kötüniyetle yatırımcılara pazarladığı, bu olay nedeniyle davalı banka hakkında yurtdışında soruşturmalar açıldığı, dolayısıyla davalının müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu iddia edilmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak davalı banka tarafından da aynı tahvillerin satımı nedeniyle başka yatırımcılar tarafından müvekkili aleyhine açılmış davalarda alınan bilirkişi raporları sunulmuştur. Dosyaya sunulan ve benzer nedenlere dayalı üç farklı davada alınan bilirkişi raporlarının tamamında ise davalı bankanın anılan tahvillerin satımında bir taahhüdünün ve sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. Bu durumda benzer olay nedeniyle alınan bilirkişi raporları arasında çelişki meydana geldiğinden, bu çelişkinin giderilmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ve benzer olay nedeniyle alınan bilirkişi raporları ile mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009297000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz