Ortaklıktan Çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6594 E. 2024/3964 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kdv iadesi↗ hisse devir sözleşmesinin iptali↗ hisse devrinin iptali↗ ortaklıktan çıkarma↗ usul ekonomisi↗ hakim ortak↗ infazda tereddüt↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ sözleşmenin iptali↗ pay devri↗ tahkikat↗ tefrik↗ şirketin tasfiyesi↗ kar payı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hile↗ şirket müdürü↗ bedelsizlik↗ ticari faiz↗ ikrar↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ infaz↗ dolandırıcılık↗ kâr dağıtımı↗ istirdat↗ feragat↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ taahhütname↗ harç↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen usul ekonomisi nedeniyle tefrik kararı verilmediği, hisse devrinin iptali koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının kar payı talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket ortaklığından çıkarılmasına, asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.10.2014 tarih, 2013/136136 E. ve 2014/15744 K. sayılı kararıyla asıl davada davacılar tarafından davalıya aylık 1.500,00 TL maaş bağlandığı kabul edildiğine ve davalının bu konudaki edimlerini yerine getirmediği de ispat edilemediğine göre, o halde karşı davada davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespit edilerek, bu meblağın karşı davada davacıya ödenmiş olduğunun ispatı yükümlülüğünün asıl davada davacılar-karşı davada davalılara düştüğünün kabul edilerek sonucuna göre karşı davadaki maaş alacağı talebi hakkında bir karar verilmesi gereğine, ayrıca karşı davadaki 500.000,00 TL ödenmiş sermayenin %8'ine isabet eden 40.000,00 TL ile tasfiye halinde mal varlığından gelecek 10.000,00 TL'nin tahsili talebi hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadan talebin reddine karar verilmesi de doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 19.10.2017 tarih, 2015/49 E. ve 2017/561 K. sayılı kararı ile bir ticari şirketi hakim ortak sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik taahhütleri nedeniyle şirket hisselerini bedelsiz olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, hile iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebebin oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasına yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr payının, ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr payı dağıtılmadığı, kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket pay defterlerinin iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin feragat nedeniyle reddine, 110.250,00 USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 11.02.2020 tarih, 201/4145 E. ve 2020/1212 K. sayılı kararıyla her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olmadığı, bu nedenle karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, ayrıca karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500,00 USD'den toplam 18.000,00 USD karşılığı 27.000,00 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin de gözetilmesi gerektiğini, yine karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin infazda tereddüte sebep olacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında belirtildiği gibi ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı döneme ilişkin ilk cevap dilekçesinde kendisi tarafından ifade edilen dönem dışında şirket müdürü olarak çalıştığı dönemi tespite yarar bir kayıt bulunmadığı, bu döneme ilişkin şirket müdürü ücretini aldığını dilekçesinde ikrar etmiş olduğu, ayrıca karşı davacıya yapılan ödemelerinde mevcut olduğu dikkate alınarak karşı davacının müdürlük ücreti alacağı ya da başkaca alacağının bulunmadığı, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün bulunmadığı, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, asıl davada şirket pay devrinin iptali ve davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin verilen kararlar ile asıl davada talep edilen alacaklara ilişkin verilen kararlar yönünden bozma olmadığı davacının davasına yönelik kararın kesinleştiği, karşı dava dilekçesi üzerindeki talepler üzerinden değerlendirme yapıldığı, karşı davacının davasını ispatlayamadığı, bir kısım taleplerinden de feragat ettiği gerekçesiyle asıl davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun 177 nci maddesi kapsamında Yargıtay'ın bozma kararından sonra, ilk derece mahkemesinin tahkikate ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceğini, müvekkilinin alacaklarının yok sayılmasının mağduriyete sebep olduğunu, hükme esas raporun hatalı olduğunu, tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamı gerektiğini, karşı davaya yönelik nisbi harcın iade edilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı ortağa yapılan hisse devir sözleşmesinin iptali, bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkarılması ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların istirdadı, karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kâr payı ve tasfiye payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu'nun 518 ve 520 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Hisse devir sözleşmesinin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13636 E. 2014/15744 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesinin iptali · hisse devrinin iptali · usul ekonomisi · kâr payı dağıtımı · ortaklıktan çıkarılma · sözleşmenin iptali · tefrik · kar payı
İncelediğiniz karardaMahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen «usul ekonomisi» nedeniyle «tefrik» kararı verilmediği, «hisse devrinin iptali» koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının «kar payı» talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın «bedelsiz» hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket «ortaklığından çıkarılmasına», asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalı ortağa yapılan «hisse devir sözleşmesinin iptali», bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket «ortaklığından çıkarılması» ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların «istirdadı», karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kâr «payı» ve «tasfiye» payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.10.2017 tarih, 2015/49 E. ve 2017/561 K. sayılı kararı ile bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250,00 USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddin …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen «usul ekonomisi» nedeniyle «tefrik» kararı verilmediği, «hisse devrinin iptali» koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının «kar payı» talep ettiği yıllarda şirketin kar payı dağıtmayıp karın «bedelsiz» hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı TTK'nın 551/3'ncü maddesi uyarınca şirket «ortaklığından çıkarılmasına», asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemenin asıl davada «bedelsiz» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan ve «irade fesadı» hakkında da bir delil sunulmayan «hisse devir sözleşmesinin iptali» koşullarının oluşmadığına ve davalı Hikmet'in «ortaklıktan çıkarılmasına» dair haklı nedenlerin bulunduğuna, birleşen davada ise davalı şirketçe 2006-2009 yılları arasında «kar payı dağıtılmaması» karşısında, davacının kar payı talep edemeyeceğine dair gerekçelerinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilini …
2- Ancak asıl dava, davalı ortağa yapılan «hisse devir sözleşmesinin iptali», bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket «ortaklığından çıkarılması» ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların «istirdadı», karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile «kar payı» ve «tasfiye» payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · kar payı dağıtımı
Benzer bu kararda… belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemenin asıl davada «bedelsiz» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan ve «irade fesadı» hakkında da bir delil sunulmayan «hisse devir sözleşmesinin iptali» koşullarının oluşmadığına ve davalı Hikmet'in «ortaklıktan çıkarılmasına» dair haklı nedenlerin bulunduğuna, birleşen davada ise davalı şirketçe 2006-2009 yılları arasında «kar payı dağıtılmaması» karşısında, davacının kar payı talep edemeyeceğine dair gerekçelerinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, asıl davada davacılar-karşı davada davalılar vekilini …
Oysa mahkemenin bu gerekçesi dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi, «irade fesadı» hakkında bir delil sunulmayan «hisse devir sözleşmesinin iptali» koşullarının oluşmadığına ve davalının kendisine ödenen maaş karşılığında yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispat edilemediğine dair mahkeme kabulleri ile de çelişmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4145 E. 2020/1212 K.
Ortak:hisse devrinin iptali · hakim ortak · infazda tereddüt · kâr payı dağıtımı · ortaklıktan çıkarılma · tahkikat · şirketin tasfiyesi · hile
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.10.2017 tarih, 2015/49 E. ve 2017/561 K. sayılı kararı ile bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250,00 USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddin …
Mahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen «usul ekonomisi» nedeniyle «tefrik» kararı verilmediği, «hisse devrinin iptali» koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının «kar payı» talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın «bedelsiz» hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket «ortaklığından çıkarılmasına», asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 11.02.2020 tarih, 201/4145 E. ve 2020/1212 K. sayılı kararıyla her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün olmadığı, bu nedenle karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, ayrıca karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500,00 USD'den toplam 18.000,00 USD karşılığı 27.000,00 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin de gözetilmesi gerektiğini, yine karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin «infazda tereddüte» sebep olacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında belirtildiği gibi ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, karşı d …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddi …
1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, «hisse devrinin iptali», davalının «ortaklıktan çıkarılması», karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, «tasfiye» «payının» ödenmesi istemlerine ilişkindir.
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında «şirketin tasfiyesi» halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, «tasfiye» yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan «ıslah» geçerli olmadığı halde tasfiye «payı» belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin «ispat külfetinin» karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten «ortaklıktan çıkarılması» kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmas …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · husumet
Benzer bu kararda3- Karşı davacı, karşı dava dilekçesinde her iki davalıya karşı «husumet» yöneltmiş olup mahkemece, karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin «infazda tereddüte» sebep olacak şekilde hüküm altına alınan tutarların “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmesi de yerinde olmamış, kararın bu yönden de boz …
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında «şirketin tasfiyesi» halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, «tasfiye» yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan «ıslah» geçerli olmadığı halde tasfiye «payı» belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin «ispat külfetinin» karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten «ortaklıktan çıkarılması» kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15875 E. 2012/15253 K.
Ortak:istirdat
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalı ortağa yapılan «hisse devir sözleşmesinin iptali», bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket «ortaklığından çıkarılması» ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların «istirdadı», karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kâr «payı» ve «tasfiye» payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, davacının «kefaletinden» kaynaklı borcun ödenmemesi nedeni ile davalı tarafından maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve haksız alındığı ileri sürülen paranın «istirdatına» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bloke · kefalet · haciz · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İİK'nun 83. maddesi gereğince davacının maaşının tamamının haczinin mümkün olamayacağı gerekçesi ile davacının maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasına ve davacının maaş hesabına 16/05/2008 tarihinde «bloke» konulan paranın her ay itibariyle ödenmesi gereken miktarının «yasal faizi» ile birlikte toplam 10.418,90 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, davacının «kefaletinden» kaynaklı borcun ödenmemesi nedeni ile davalı tarafından maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve haksız alındığı ileri sürülen paranın «istirdatına» ilişkindir.
Mahkemece İİK'nun 83. maddesi uyarınca davacının maaşının tamamı üzerine «haciz» konulamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, İİK'nun 83/2. maddesi uyarınca maaş üzerine 1/4 oranında haciz konulabileceği gözetilmeden yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6594 E. , 2024/3964 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/18 Esas, 2023/133 Karar
HÜKÜM
Asıl dava hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığı, karşı davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl şirket ortaklığından çıkarılma ve karşı alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl dava hakkında yeninde hüküm tesisine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ... ...un Türkiye'deki oturma iznini uzatamaması üzerine kendisini avukat olarak tanıtan davalının çalışma izni alabileceğini, ancak karşılığında davacı şirketin %8 hissesinin kendisine devri ile yüksek maaşla müdür atanmasını istediğini, sınırdışı edilme riski karşılığında müvekkilinin bu teklifi kabul ederek davacı şirketin müvekkili ... ... ...a ait %8 hissesini devredip aylık 1.500,00 USD maaşla davalının müdür yapıldığını, hisse devir bedeli alınmadığını, müvekkilinin çalışma iznini uzatmadığı gibi avukat olmadığı anlaşılan davalının müvekkilinden sürekli para istediğini, uzun zamandır polis ve savcılık takibindeki davalının dolandırıcılık suçundan tutuklandığını, çalışma iznini uzatma başvurusunu yapmadığı halde başvurmuş gibi evraklar sunduğunu, tanıdığı vergi denetmenlerini kullanarak müvekkilini denetleme ve ekonomik geleceğini öldürme tehditlerinde bulunduğunu, yalan beyanlarla çıkar sağladığını, şirketi karalayıcı dilekçeleri ilgili merciilere sunduğunu, şirketten haksız yere danışmanlık ücreti, maaş, vermediği hizmetler için ücret, kâr payı aldığını, böylece davacı şirketin 160.980,15 TL'sini uhdesine geçerdiğini ileri sürerek davalıya geçen %8 hissenin devrinin iptalini, aksi takdirde davalının bila bedel şirket ortaklığından çıkarılmasını, şimdilik 160.980,15 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacılara hiçbir borcunun bulunmadığını, ortaklıktan çıkarma şartlarının oluşmadığını, hangi alacak kaleminin kimin için istendiğinin anlaşılamadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında ise; kararlaştırılan aylık ücret, muhtelif yıllara ait kâr payı, KDV iadesi, karşı davalı ... ... ...un şirket hesabından arkadaşına ödediği tutar, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermaye karşılığı, tasfiye halinde şirket malvarlığı için karşı davacı hissesine tekabül eden tutarların karşılığı olmak üzere şimdilik 209.400,00 TL ile 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Karşı davacı vekili, yargılama aşamalarında ortaklık tasfiye payı isteminden feragat etmiş, 30.03.2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile de müdürlük ücreti yönünden taleplerini arttırarak toplamda müdürlük ücreti yönünden 129.750,00 USD'nin tahsilini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen usul ekonomisi nedeniyle tefrik kararı verilmediği, hisse devrinin iptali koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının kar payı talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket ortaklığından çıkarılmasına, asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.10.2014 tarih, 2013/136136 E. ve 2014/15744 K. sayılı kararıyla asıl davada davacılar tarafından davalıya aylık 1.500,00 TL maaş bağlandığı kabul edildiğine ve davalının bu konudaki edimlerini yerine getirmediği de ispat edilemediğine göre, o halde karşı davada davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespit edilerek, bu meblağın karşı davada davacıya ödenmiş olduğunun ispatı yükümlülüğünün asıl davada davacılar-karşı davada davalılara düştüğünün kabul edilerek sonucuna göre karşı davadaki maaş alacağı talebi hakkında bir karar verilmesi gereğine, ayrıca karşı davadaki 500.000,00 TL ödenmiş sermayenin %8'ine isabet eden 40.000,00 TL ile tasfiye halinde mal varlığından gelecek 10.000,00 TL'nin tahsili talebi hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadan talebin reddine karar verilmesi de doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 19.10.2017 tarih, 2015/49 E. ve 2017/561 K. sayılı kararı ile bir ticari şirketi hakim ortak sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik taahhütleri nedeniyle şirket hisselerini bedelsiz olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, hile iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebebin oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasına yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr payının, ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr payı dağıtılmadığı, kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket pay defterlerinin iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin feragat nedeniyle reddine, 110.250,00 USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 11.02.2020 tarih, 201/4145 E. ve 2020/1212 K. sayılı kararıyla her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olmadığı, bu nedenle karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, ayrıca karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500,00 USD'den toplam 18.000,00 USD karşılığı 27.000,00 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin de gözetilmesi gerektiğini, yine karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin infazda tereddüte sebep olacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında belirtildiği gibi ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı döneme ilişkin ilk cevap dilekçesinde kendisi tarafından ifade edilen dönem dışında şirket müdürü olarak çalıştığı dönemi tespite yarar bir kayıt bulunmadığı, bu döneme ilişkin şirket müdürü ücretini aldığını dilekçesinde ikrar etmiş olduğu, ayrıca karşı davacıya yapılan ödemelerinde mevcut olduğu dikkate alınarak karşı davacının müdürlük ücreti alacağı ya da başkaca alacağının bulunmadığı, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün bulunmadığı, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, asıl davada şirket pay devrinin iptali ve davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin verilen kararlar ile asıl davada talep edilen alacaklara ilişkin verilen kararlar yönünden bozma olmadığı davacının davasına yönelik kararın kesinleştiği, karşı dava dilekçesi üzerindeki talepler üzerinden değerlendirme yapıldığı, karşı davacının davasını ispatlayamadığı, bir kısım taleplerinden de feragat ettiği gerekçesiyle asıl davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun 177 nci maddesi kapsamında Yargıtay'ın bozma kararından sonra, ilk derece mahkemesinin tahkikate ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceğini, müvekkilinin alacaklarının yok sayılmasının mağduriyete sebep olduğunu, hükme esas raporun hatalı olduğunu, tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamı gerektiğini, karşı davaya yönelik nisbi harcın iade edilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı ortağa yapılan hisse devir sözleşmesinin iptali, bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkarılması ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların istirdadı, karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kâr payı ve tasfiye payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu'nun 518 ve 520 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045870600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz