Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3141 E. 2020/343 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tebligat usulsüzlüğü↗ vekile tebliğ↗ hakkaniyet↗ taşıma sözleşmesi↗ tüzel kişilik↗ içtihadı birleştirme kararı↗ tebligat↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra tüzel kişilik kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan maddi tazminat davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu kusur oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı vekiline kararın tebliğine dair tebligat evrakı incelendiğinde, tebliğin vekilin bizzat kendisine değil de görevi ve sıfatı belirtilmeyen Sıttık Ayhan isimli kişiye yapıldığı ancak vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı, bu durumda davalı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve istinaf isteminin incelenmesi gerektiği, meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı bedeni zararın derecesi, tarafların kusur durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile emsal olaylara ilişkin Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 50.000.- TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Somut olayda kaza nedeniyle, 16 yaşındaki lise öğrencisi davacı sağ bacağını kaybetmiş, yüzde kırk yedi oranında çalışma gücünü kaybetmiş, bir çocuk olarak vücut bütünlüğü yönünden zor süreçlerden geçmiştir. Vücut bütünlüğünü kaybettiği için geri kalan yaşamınında da bu kazanın etkilerini her daim hissedecektir. Bu durumda somut olayın özelliği ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek hakkaniyet ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyen miktarda manevi tazminatın takdiri doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2265 E. 2022/2054 K.
Ortak:hakkaniyet · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra «tüzel kişilik» kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan «maddi tazminat» davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu «kusur» oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve «hakkaniyete» uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Bu durumda somut olayın özelliği ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek «hakkaniyet» ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyen miktarda manevi tazminatın takdiri doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaŞti. aleyhine açılan «maddi tazminata» ilişkin istemin konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davalı AGİÇ Oto Ulaştırma Hizmetleri San. ve Tic.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve «hakkaniyete» uygun olarak kullanması gerekmektedir.
… n işlevinin yitirilmesine neden olduğu, hafif aort yetmezliği ve dalak splenektomisi tanılarıyla yüzde on dokuz oranında çalışma gücünü kaybettiği sabit olup; gerek «maluliyet oranının» yüksekliği, gerek davacının bozulan vücut bütünlüğünün kaza sonrası ve hayatı boyunca davacı üzerindeki «olumsuz» etkileri gibi somut olaya has özellikler ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek «hakkaniyet» ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyecek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maluliyet oranı · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · olumsuz oy · yargılama gideri · yasal faiz
Benzer bu kararda3) Davacı taraf, 08/06/2015 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden davayı takip etmediklerini ve «dosyanın işlemden kaldırılmasını» talep etmiş olup, anılan davalı vekili 13/10/2016 tarihli dilekçesinde bu beyan karşısında davacıdan «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» talepleri olmadığını beyan etmiş olmasına rağmen, bu husus gözden kaçırılarak davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu sebeple d …
Mahkemece, davalı ... aleyhine açılan «davanın açılmamış sayılmasına», davalı AGİÇ Oto Ulaştırma Hizmetleri San. ve Tic.
… n işlevinin yitirilmesine neden olduğu, hafif aort yetmezliği ve dalak splenektomisi tanılarıyla yüzde on dokuz oranında çalışma gücünü kaybettiği sabit olup; gerek «maluliyet oranının» yüksekliği, gerek davacının bozulan vücut bütünlüğünün kaza sonrası ve hayatı boyunca davacı üzerindeki «olumsuz» etkileri gibi somut olaya has özellikler ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek «hakkaniyet» ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyecek …
Şti. aleyhine açılan manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile 15.000.- TL manevi tazminatın 16/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3644 E. 2016/1535 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik hakları · kısıtlılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının hareket kabiliyeti «kısıtlı» kişi olmadığı, bacağını bükememesine rağmen özel yerleşim düzenine ihtiyaç duymadan yolculuk yapabildiği, uçağa alınmamasının uluslararası mevzuata uygun düşmediği, olay nedeniyle davacıların «kişilik haklarının» zedelendiği, manevi üzüntüye uğratıldıkları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 40.000 TL, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminat ile ikinci …
Somut olayda, davacı ... uçuş güvenliğini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle uçağa alınmamış, bu durumun «kişilik haklarına» bir saldırı olduğu kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1982 E. 2013/19792 K.
Ortak:maddi tazminat · kusur · avans faizi
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra «tüzel kişilik» kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan «maddi tazminat» davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu «kusur» oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin vekilin bizzat kendisine değil de görevi ve sıfatı belirtilmeyen Sıttık Ayhan isimli kişiye yapıldığı ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı, bu durumda davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu ve istinaf isteminin incelenmesi gerektiği, meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı bedeni zararın derecesi, tarafların «kusur» durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile emsal olaylara ilişkin Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. ile imzaladığı işveren mali sorumluluk döviz «sigorta poliçesi» gereğince, davacının SGK tarafından karşılanmayan zararlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle ve sigortalı işverenin olaydaki «kusur» durumu, bilirkişi raporu ile davalı şirketin düzenlediği poliçedeki 150.000 USD limit göz önünde bulundurularak, «maddi tazminat» talebinin kabulü ile birleşen Kadıköy 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/45 Esas sayılı dosyasında 162.302,28 TL «maddi tazminatın» dava tarihi olan 05.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı Aviva Sigorta A.Ş.'den tahsiline, davacının manevi tazminat isteminin, davalı ... şirketinin işveren ile imzaladığı poliçenin 6. maddesinde manevi zararlarının da sigorta kapsamında olduğu belirtildiğinden, olayın oluş biçimi, davacının olaydaki «kusur» durumu ve maluliyeti göz önüne alınarak, olay tarihindeki paranın satın alma gücü de gözetilerek manevi zararlarının karşılanması amacıyla kısmen kabulü ile, 3.000 …
Bu haliyle, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın oluş şekli, tarafların olayın oluşumundaki «kusur» oranları, meydana gelen zarar, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların konumu da dikkate alındığında az bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · riziko · muacceliyet · kâr kaybı · temerrüt faizi · sigorta poliçesi · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda2-Öte yandan sigorta alacağının «rizikonun» ihbarından sonra «muaccel» olacağı hususu nazara alınarak 6762 sayılı TTK'nın 1332/«son» maddesi uyarınca davalı ... şirketinin «temerrüdünün» hangi tarihte gerçekleştiği araştırılıp, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, gerekçesi gösterilmeden dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacının «avans faizi» talebinin 6762 sayılı TTK'nın 4 ve 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesi uyarınca yerinde bulunduğu nazara alınmadan «yasal faize» hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş. ile imzaladığı işveren mali sorumluluk döviz «sigorta poliçesi» gereğince, davacının SGK tarafından karşılanmayan zararlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle ve sigortalı işverenin olaydaki «kusur» durumu, bilirkişi raporu ile davalı şirketin düzenlediği poliçedeki 150.000 USD limit göz önünde bulundurularak, «maddi tazminat» talebinin kabulü ile birleşen Kadıköy 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/45 Esas sayılı dosyasında 162.302,28 TL «maddi tazminatın» dava tarihi olan 05.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı Aviva Sigorta A.Ş.'den tahsiline, davacının manevi tazminat isteminin, davalı ... şirketinin işveren ile imzaladığı poliçenin 6. maddesinde manevi zararlarının da sigorta kapsamında olduğu belirtildiğinden, olayın oluş biçimi, davacının olaydaki «kusur» durumu ve maluliyeti göz önüne alınarak, olay tarihindeki paranın satın alma gücü de gözetilerek manevi zararlarının karşılanması amacıyla kısmen kabulü ile, 3.000 …
1- Mahkemece, manevi zarar karşılığı olarak 3.000,00 TL'nin dava tarihi olan 5.4.2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı Aviva Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1458 E. 2022/3817 K.
Ortak:hakkaniyet · kusur
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra «tüzel kişilik» kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan «maddi tazminat» davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu «kusur» oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin vekilin bizzat kendisine değil de görevi ve sıfatı belirtilmeyen Sıttık Ayhan isimli kişiye yapıldığı ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı, bu durumda davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu ve istinaf isteminin incelenmesi gerektiği, meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı bedeni zararın derecesi, tarafların «kusur» durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile emsal olaylara ilişkin Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve «hakkaniyete» uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, taraflar arasındaki «trafik kazası» nedeniyle Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılamanın yapıldığı ve netice olarak davalı ...'in asli kusurlu olması nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, ceza dosyasındaki Ankara Adli Tıp raporuna göre davalı ...'in asli kusurlu olduğu, davacıların oğlu/abisi ... ...'in ise tali kusurlu olduğu, davalı Taş Otomotiv Ltd.Şti' nin aracın kayden maliki olarak bulunduğu, davalı ...'in ise aracın şoförü olduğu, tarafların «kusur oranı», sosyal ve ekonomik durumları, meydana gelen trafik kazası nedeniyle tarafların duyduğu üzüntü değerlendirilerek davacı olan anne ve babaya 7.000,00 TL, diğer kardeşler için ise 5.000,00 TL olmak üzere toplam 44.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılar Taş Otomotiv Turizm Taşımacılık Gıda ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi ile davalı ...
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve «hakkaniyete» uygun olarak kullanması gerekmektedir.
… nda alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre davalı araç sürücüsü Bekir’in asli, mütevaffa ... ...’in tali kusurlu ve kaza tarihinde 40 yaşında olduğu değerlendirilerek «hakkaniyet» ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyecek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:trafik kazası · kusur oranı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, taraflar arasındaki «trafik kazası» nedeniyle Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılamanın yapıldığı ve netice olarak davalı ...'in asli kusurlu olması nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, ceza dosyasındaki Ankara Adli Tıp raporuna göre davalı ...'in asli kusurlu olduğu, davacıların oğlu/abisi ... ...'in ise tali kusurlu olduğu, davalı Taş Otomotiv Ltd.Şti' nin aracın kayden maliki olarak bulunduğu, davalı ...'in ise aracın şoförü olduğu, tarafların «kusur oranı», sosyal ve ekonomik durumları, meydana gelen trafik kazası nedeniyle tarafların duyduğu üzüntü değerlendirilerek davacı olan anne ve babaya 7.000,00 TL, diğer kardeşler için ise 5.000,00 TL olmak üzere toplam 44.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılar Taş Otomotiv Turizm Taşımacılık Gıda ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi ile davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16055 E. 2015/1258 K.
Ortak:hakkaniyet · kusur
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra «tüzel kişilik» kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan «maddi tazminat» davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu «kusur» oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın «hakkaniyete» uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı vekiline kararın tebliğine dair «tebligat» evrakı incelendiğinde, tebliğin vekilin bizzat kendisine değil de görevi ve sıfatı belirtilmeyen Sıttık Ayhan isimli kişiye yapıldığı ancak «vekilin tebliğ» adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı, bu durumda davalı vekiline yapılan «tebligatın usulsüz» olduğu ve istinaf isteminin incelenmesi gerektiği, meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı bedeni zararın derecesi, tarafların «kusur» durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile emsal olaylara ilişkin Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve «hakkaniyete» uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Benzer bu kararda… diz üstünden, sol ayağının ise bilekten kopması neticesinde manevi ızdırap, elem ve keder yaşayan, davacıların ekonomik ve sosyal durumları, tren kazasının oluşunda «kusurun» %75'inin kazazedeye, %25'inin davalıya ait olduğuna dair ATK raporu, olayı çevreleyen hal ve şartlar ile kazazede hakkında daha önce verilmiş olan kısmen kabul kararı ile yapılan ödemeler, «hakkaniyet» kuralları, manevi tazminatın yaşanan elem ve ızdırabı tamamıyla dindirmese de davacılar nezdinde doğuracağı iç huzuru ve davalı kurum nezdinde cezai bir müeyyide o …
Ancak, bu miktar olayın oluş şekli, davacıların oğlu olan kazazede ile davalının olayın oluşumundaki «kusur» oranları, meydana gelen zarar, olay tarihi, tarafların konumu ile benzer olaylar nedeniyle oluşan daha ağır nitelikteki maluliyetler ve ölümler sonucu hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları da dikkate alındığında yüksek bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3476 E. 2014/9292 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafların fotoğraflarının istemleri dışında dergide kullanıldığı, bu kullanımın FSEK 84. madde anlamında «haksız rekabet» olduğu, davacı tarafların haksız rekabete göre söz konusu kullanımı engelleme haklarının olduğu, ayrıca taraflardan izinsiz olarak fotoğraflarının yayınlanmasının davacı tarafların «kişilik haklarına» müdahale olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 12.500 TL manevi tazminatın FSEK 84 ve BK hükümleri dikkate alınarak toplam iki davacı …
… lıların bu fotografları kullanırken herhangi bir ticari gaye gütmedikleri, çekilen fotoğraflarda davacıları incitecek karelerin, detayların bulunmadığı, davacıların «kişilik haklarını ihlal» edici bir durumun dava konusu olayda oluşmadığı sadece, fotografların davacıların rızaları aranmaksızın çekildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacılar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3141 E. , 2020/343 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Tüketici Mahkemesince verilen 21/09/2017 tarih ve 2016/1588 E- 2017/1174 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/04/2018 tarih ve 2018/449 E- 2018/395 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.01.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2009 tarihinde davalıya ait banliyö treninin açık bırakılan kapısından trenin ani fren yapması sonucu düştüğünü, bunun sonucunda sağ bacağının koptuğunu, apandistinin ve idrar torbasının patladığını, ömür boyu sürecek şekilde sakat kaldığını, bu nedenle açılan maddi tazminat davasının Ankara 14. Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü ve kesinleştiğini, işbu davanın maddi tazminat davasının devamı niteliğinde olan ek bir manevi tazminat davası olduğunu, söz konusu kaza nedeniyle müvekkilinin manevi yıkıma uğradığını, sakatlığının önüne hep bir engel olarak çıktığını, daha çocuk yaşta uğradığı kazanın onun psikolojisi üzerinde çok büyük olumsuzlar yarattığını, tedavi sürecinde geçirdiği ameliyatlar sırasında da yine dayanılmaz acılara katlanmak zorunda kaldığını ileri sürerek, 800.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 14.06.2016 tarihinde tescil edildiğini ve tüzel kişilik kazandığını, dava konusu kazanın ise 01.04.2009 tarihinde meydana geldiğini, tüzel kişilik kazanmasından önce meydana gelmiş bir kaza nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının söz konusu kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davacının eyleminin illiyet bağını kesecek derecede ağır bir kusur ve ihmal içerdiğini, ...'nün dava konusu kaza ile ilgili alınabilecek tüm önlemleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket, davaya konu kazadan ve işbu davadan sonra tüzel kişilik kazanmış ise de kaza tarihi itibariyle davacının bulunduğu treni işleten TCDD'nin yasal halefi olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacı tarafından söz konusu kaza nedeniyle açılan maddi tazminat davasında alınan raporda, davacının %75, davalının %25 oranında kusurlu olduğunun açıklandığı, bu kusur oranları esas alınarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının maluliyet durumu, kaza sırasındaki yaşı, mali ve sosyal durumu ile tazminatın sadece oluşan zararı bir ölçüde hafifletme niteliği ve zenginleşme aracı olmaması ölçütlerine göre 150.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı vekiline kararın tebliğine dair tebligat evrakı incelendiğinde, tebliğin vekilin bizzat kendisine değil de görevi ve sıfatı belirtilmeyen Sıttık Ayhan isimli kişiye yapıldığı ancak vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı, bu durumda davalı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve istinaf isteminin incelenmesi gerektiği, meydana gelen kaza sonucu davacının uğradığı bedeni zararın derecesi, tarafların kusur durumları, olay tarihi, kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile emsal olaylara ilişkin Yargıtay uygulamaları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2.
maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.04.2009 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 50.000.- TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kabul gören görüşe göre manevi tazminat; ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını TMK'nın 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Somut olayda kaza nedeniyle, 16 yaşındaki lise öğrencisi davacı sağ bacağını kaybetmiş, yüzde kırk yedi oranında çalışma gücünü kaybetmiş, bir çocuk olarak vücut bütünlüğü yönünden zor süreçlerden geçmiştir. Vücut bütünlüğünü kaybettiği için geri kalan yaşamınında da bu kazanın etkilerini her daim hissedecektir. Bu durumda somut olayın özelliği ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek hakkaniyet ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, olay tarihi itibariyle taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun düşmeyen miktarda manevi tazminatın takdiri doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.560,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosya kapsamına, mevcut delillere, somut olayın özelliklerine ve özellikle davacının ekonomik-sosyal durumu ile kendisine izafe olunan kusur oranına göre, olaydan 7,5 yıl sonra açılan işbu davada, Bölge Adliye Mahkemesince davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının makul, yeterli, adalete ve hakkaniyete uygun olduğunu, ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminat tutarının yüksek bulunmasına yönelik gerekçesinin, Dairemizin benzer olaylardaki emsal uygulamaları gözetildiğinde, yerinde bulunduğunu düşündüğümüzden Daire çoğunluğunun "daha makul manevi tazminat gerektiği" yolundaki bozma görüşüne katılamıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587235000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz