Temsil yetkisinin sınırlandırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5812 E. 2013/22160 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ ttk 309/4↗ limited şirket ortaklığı↗ belirsiz alacak davası↗ delillerin toplanmaması↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ şirket zararı↗ tespit davası↗ tazminat davası↗ alacak davası↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı ... ve davalı ... olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davalı ...'un 10/03/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar gereğince her türlü yetkiye haiz şirket müdürü olarak seçildiği, yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu iddia edildiğinden bu kararın iptali için TTK 381 maddesine göre bu atama işleminin dayanağı olan ortaklar kurulu kararının iptali istekli bir dava açıldığının iddia edilmediği, birleşen dosya yönünden ise, davalının tek başına şirketi temsile yetkili olmadığı, sadece bir ortak için davanın açılmasının söz konusu olamayacağı, davacı MSM İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak açtığı davada, ileri sürülen olayın tarihi HUMK yasasının yürürlüğü sırasında meydana geldiği, bu yasa gereği davacının böyle bir dava açma hak ve yetkisi olmadığı, 6100 sayılı HMK yasasının 106 maddesi ile bu şekilde bir dava açılabilirse de davacı dilekçesi ile maddi bir olayın tespitini talep ettiği, yasada açıkça maddi vakaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca 6100 sayılı HMK'nun 107. maddesindeki şartlarına göre de talebin uygun olmadığı, zira davacının dava ettiği ve somut olarak belirttiği olaylar nedeniyle zararın miktarının belirlenebilir bir zarar olduğu, belirli bir rakamın dilekçede yer almadığı gerekçesi ile asıl davada davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davada davacı MSM İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davacı MSM İş makineleri Ltd. Şti . vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, limitet şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. TTK.nun 556 ncı maddesi limited şirket ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin uygulanacağını öngörmüştür. TTK.nun 342 nci maddesinde de müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir. Bu davada şirket müdürünün muvazaalı olarak şirketin menkul ve gayrimenkul mallarını sattığı, şirketi zor duruma soktuğu belirtildiğine göre, yine TTK.nun 556 ncı maddesinin göndermesi ile TTK.nun 309 ncu maddesi uyarınca pay sahiplerinin ortaklar kurulu kararı olmaksızın böyle bir dava açma hakları vardır. Bu itibarla mahkemece, işin esasına girilip, tarafların delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın asıl davada davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen dava yönünden ise; davacı şirket, davalı ...’un eski şirket yöneticisi olduğunu, yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketi zarara uğrattığını iddia ederek tazminat TTK’nun 556.maddesi yollaması ile TTK’nun 341.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açmıştır.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107.maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir..." hükmü öngörülmüştür. Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Talep sonucunun belirlenememesi iki halde mümkündür: dava açarken talep sonucunun belirlenmesi imkansızdır yada davacının dava açarken talep sonucunu belirlemesinin kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Ancak, HMK'nun 107/3'nci maddesiyle bu konuda bir istisna getirilmiştir. Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse belirsiz alacak davası açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir tespit davası açabilecektir. Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya baktığımızda, niteliği itibariyle tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece birleşen dava yönünden de işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın birleşen davanın davacısı MSM İş Makineleri Ltd. Şti. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5986 E. 2014/12507 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · delillerin toplanmaması · tespit davası · tazminat davası · alacak davası · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107.maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse «belirsiz alacak davası» açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir «tespit davası» açabilecektir.
Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya baktığımızda, niteliği itibariyle «tazminat davası» olan işbu davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılması mümkün bulunmaktadır.
Benzer bu kararda107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak «harç eksikliğini» tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına «belirsiz alacak davası» olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse «belirsiz alacak davası» açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir «tespit davası» açabilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:harç eksikliği · sorumluluk davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · harç
Benzer bu karardaDava, «sorumluluk davası» niteliğinde olup mankemece dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak «harç eksikliğini» tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına «belirsiz alacak davası» olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası
İncelediğiniz kararda2- Birleşen dava yönünden ise; davacı şirket, davalı ...’un eski şirket yöneticisi olduğunu, «yönetim kurulu» üyesi olduğu dönemde «şirketi zarara» uğrattığını iddia ederek tazminat TTK’nun 556.maddesi yollaması ile TTK’nun 341.maddesi uyarınca «belirsiz alacak davası» açmıştır.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107.maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, «belirsiz alacak davası» açılamaz.
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5812 E. , 2013/22160 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/02/2012 tarih ve 2011/370-2012/28 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı ... vekili ile birleşen davada davacı MSM İş Makineleri İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/12/2013 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ve asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının MSM iş makineleri Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, davalı ...’un resmi olarak şirket müdürü sıfatıyla şirket adına kayıtlı Adana ili ... ilçesi ...köyü 11098 ada 11 parsel deki 7 nolu bağımsız bölümü müvekkili şirketin ortağının bilgisi olmadan bedelinden çok aşağı bir değere sattığını, yine şirket adına kayıtlı başta iş makineleri olmak üzere bir çok menkulü değerinin altında satarak haksız menfaat elde ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL’nın davalıdan alınarak MSM iş makineleri Ltd. Şti.'ne ödenmesi ile haksız yapılan işlemler nedeniyle davalının temsil yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın şirket tarafından açılması gerektiğini, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, asıl davacının şirket müdürü iken şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İşbu dosya ile birleşen Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/475 esas 2011/475 karar sayılı dosyasında Davacı MSM Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin ortağı ve eski müdürü olan ... aleyhine görevli olduğu dönemde şirketi zarara sokucu işlem ve eylemlerde bulunduğunu, şahsi harcamalarını şirket gideri olarak gösterdiğini, müvekkili şirket ile aynı işi yapan işyeri kurduğunu ve burada sigortalı olarak çalıştığını ve bu şirkete müvekkili şirkete ait araç ve gereçleri aktardığını, müşterileri bu şirkete yönlendirdiğini, müvekkili şirketi zararda gösterip kar dağıtımı yapmadığını, şirketin borçlarını ödemeyerek şirketin itibar kaybına uğramasına neden olduğunu ileri sürerek davalının şirket müdürü olarak görev yaptığı 4.12.2009-2.3.2011 tarihleri arasında şirketin uğradığı zararın tesbitine, şirketin kuruluş tarihi olan 19.3.2008 tarihinden bu yana kar, zarar ve ortaklara yapılan ödemelerin ve ortakların şirketten olan alacaklarının tesbitine, yargılama sırasında ortaya çıkacak zararın davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı ... ve davalı ... olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davalı ...'un 10/03/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar gereğince her türlü yetkiye haiz şirket müdürü olarak seçildiği, yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu iddia edildiğinden bu kararın iptali için TTK 381 maddesine göre bu atama işleminin dayanağı olan ortaklar kurulu kararının iptali istekli bir dava açıldığının iddia edilmediği, birleşen dosya yönünden ise, davalının tek başına şirketi temsile yetkili olmadığı, sadece bir ortak için davanın açılmasının söz konusu olamayacağı, davacı MSM İş makineleri Ltd.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak açtığı davada, ileri sürülen olayın tarihi HUMK yasasının yürürlüğü sırasında meydana geldiği, bu yasa gereği davacının böyle bir dava açma hak ve yetkisi olmadığı, 6100 sayılı HMK yasasının 106 maddesi ile bu şekilde bir dava açılabilirse de davacı dilekçesi ile maddi bir olayın tespitini talep ettiği, yasada açıkça maddi vakaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca 6100 sayılı HMK'nun 107. maddesindeki şartlarına göre de talebin uygun olmadığı, zira davacının dava ettiği ve somut olarak belirttiği olaylar nedeniyle zararın miktarının belirlenebilir bir zarar olduğu, belirli bir rakamın dilekçede yer almadığı gerekçesi ile asıl davada davacı ...
tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davada davacı MSM İş makineleri Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı ... vekili ve birleşen davada davacı MSM İş makineleri Ltd. Şti . vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, limitet şirket müdürü aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. TTK.nun 556 ncı maddesi limited şirket ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin uygulanacağını öngörmüştür. TTK.nun 342 nci maddesinde de müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir. Bu davada şirket müdürünün muvazaalı olarak şirketin menkul ve gayrimenkul mallarını sattığı, şirketi zor duruma soktuğu belirtildiğine göre, yine TTK.nun 556 ncı maddesinin göndermesi ile TTK.nun 309 ncu maddesi uyarınca pay sahiplerinin ortaklar kurulu kararı olmaksızın böyle bir dava açma hakları vardır.
Bu itibarla mahkemece, işin esasına girilip, tarafların delillerinin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın asıl davada davacı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Birleşen dava yönünden ise; davacı şirket, davalı ...’un eski şirket yöneticisi olduğunu, yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketi zarara uğrattığını iddia ederek tazminat TTK’nun 556.maddesi yollaması ile TTK’nun 341.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açmıştır.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107.maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir..." hükmü öngörülmüştür. Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Talep sonucunun belirlenememesi iki halde mümkündür: dava açarken talep sonucunun belirlenmesi imkansızdır yada davacının dava açarken talep sonucunu belirlemesinin kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Ancak, HMK'nun 107/3'nci maddesiyle bu konuda bir istisna getirilmiştir.
Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse belirsiz alacak davası açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir tespit davası açabilecektir. Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya baktığımızda, niteliği itibariyle tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece birleşen dava yönünden de işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın birleşen davanın davacısı MSM İş Makineleri Ltd.
Şti. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davacı ... yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davanın davacısı MSM İş Makineleri Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın birleşen davanın davacısı MSM İş Makineleri Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirket'e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568678200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz