Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5986 E. 2014/12507 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harç eksikliği↗ belirsiz alacak davası↗ delillerin toplanmaması↗ sorumluluk davası↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ alacak davası↗ usulden reddi↗ harç↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca HMK. 107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak harç eksikliğini tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına belirsiz alacak davası olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sorumluluk davası niteliğinde olup mankemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir..." hükmü öngörülmüştür. Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Talep sonucunun belirlenememesi iki halde mümkündür: Ya dava açarken talep sonucunun belirlenmesi imkansızdır ya da davacının dava açarken talep sonucunu belirlemesinin kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Ancak, MK'nın 107/3'nci maddesiyle bu konuda bir istisna getirilmiştir. Böylelikle
dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse belirsiz alacak davası açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir tespit davası açabilecektir. Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya bakıldığında, niteliği itibariyle tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Temsil yetkisinin sınırlandırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5812 E. 2013/22160 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · delillerin toplanmaması · tespit davası · tazminat davası · alacak davası · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak «harç eksikliğini» tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına «belirsiz alacak davası» olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse «belirsiz alacak davası» açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir «tespit davası» açabilecektir.
Benzer bu kararda6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107.maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Böylelikle dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse «belirsiz alacak davası» açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir «tespit davası» açabilecektir.
Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya baktığımızda, niteliği itibariyle «tazminat davası» olan işbu davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılması mümkün bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · ortaklar kurulu kararının iptali · limited şirket ortaklığı · muvazaa · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · limited şirket
Benzer bu kararda… e davalı ... olmak üzere iki ortaktan oluştuğu, davalı ...'un 10/03/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar gereğince her türlü yetkiye haiz «şirket müdürü» olarak seçildiği, yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu iddia edildiğinden bu kararın iptali için TTK 381 maddesine göre bu atama işleminin dayanağı olan «ortaklar kurulu kararının iptali» istekli bir dava açıldığının iddia edilmediği, birleşen dosya yönünden ise, davalının tek başına şirketi «temsile» yetkili olmadığı, sadece bir ortak için davanın açılmasının söz konusu olamayacağı, davacı MSM İş makineleri Ltd.
1-Asıl dava, «limitet şirket müdürü» aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 556 ncı maddesi «limited şirket ortaklık» müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin uygulanacağını öngörmüştür.
Bu davada şirket müdürünün «muvazaalı» olarak şirketin menkul ve gayrimenkul mallarını sattığı, şirketi zor duruma soktuğu belirtildiğine göre, yine TTK.nun 556 ncı maddesinin göndermesi ile TTK.nun 309 ncu maddesi uyarınca pay sahiplerinin «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın böyle bir dava açma hakları vardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · dava şartı
İncelediğiniz kararda107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak «harç eksikliğini» tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına «belirsiz alacak davası» olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir..." hükmü öngörülmüştür.
Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, «belirsiz alacak davası» açılamaz.
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5986 E. , 2014/12507 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ESKİŞEHİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/01/2014
NUMARASI 2013/346-2014/13
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2014 tarih ve 2013/346-2014/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile dava dışı E.. Elektrik Ltd Şti'de ortak olduklarını, davalının kasıtlı ve usulsüz işlemleri ile şirketi tespit edebildikleri kadarıyla 685.083,10 TL zarar uğrattığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca HMK. 107. maddesi gereği "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde" belirsiz alacak davasının açılabileceği, davacının dava dışı şirketin hangi kalemlerde ne gibi işlemlerle ne kadar zararının, oluştuğunu tam olarak açıklayamadığı ve dolayısıyla bu açıklamalara göre taraflar arasındaki ihtilaflı hususların net olarak belirlenme imkanının bulunmadığı, bu hususların davacı vekilince açıklanması, açıklama sonucuna göre belirsiz alacak davasına konu olmayacak talepler yönünden davasını tam davaya dönüştürmesi ve belirli olan kalemler yönünden bu hususta işlem yaparak harç eksikliğini tamamlaması hususunda davacıya süre verildiği ancak davacının davasına belirsiz alacak davası olarak devam edeceğini beyan etmesi karşısında dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sorumluluk davası niteliğinde olup mankemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası Başlıklı 107. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir..." hükmü öngörülmüştür. Açılacak davanın miktarı biliniyor ya da tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Talep sonucunun belirlenememesi iki halde mümkündür: Ya dava açarken talep sonucunun belirlenmesi imkansızdır ya da davacının dava açarken talep sonucunu belirlemesinin kendisinden beklenemeyecek olmasıdır.
Ancak, MK'nın 107/3'nci maddesiyle bu konuda bir istisna getirilmiştir. Böylelikle
dava açarken talep sonucunu belirleyemeyen davacı dilerse belirsiz alacak davası açabilecek, dilerse kısmi dava ile birlikte alacağın geri kalan kısmının tespitini isteyebilecek ve yine dilerse alacağın tümünün belirlenebilmesi için bir tespit davası açabilecektir. Açıklanan yasal düzenlemelerin ışığı altında somut olaya bakıldığında, niteliği itibariyle tazminat davası olan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101931400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz