Ziya
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5832 E. 2019/7331 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ basiretli tacir↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ tacir↗ dava sebebi↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2018/5832 E. , 2019/7331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/11/2017 tarih ve 2016/353 E.- 2017/432 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/10/2018 tarih ve 2018/370 E- 2018/1072 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "VİTALAC" ibaresinin tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2015/27907 kod numarası verilen başvuruya müvekkilince adına tescilli, "VİTAL", "FİLLİ BOYA VİTAL" ve "BETEK VİTAL" markalarına dayalı olarak yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, ayrıca dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında, "VİTAL" ibaresinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, başvurunun tescil edilmesi halinde müvekkilinin markaları ile irtibatlı olduğu ve seri marka imajı yaratacağını, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmayarak 2007 yılından beri boya-kimya sektöründe varlığını sürdüren ve belirli bir tanınmışlığa ulaşan “VİTAL” ibaresini kötü niyetli olarak seçtiğini ileri sürerek YİDK'in 2016-M-7552 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında bir benzerlik bulunmadığını, "VİTAL BOYA" ibaresinin bir kısım boyalar için tanımlayıcı olduğunu, dolayısıyla "VİTAL" sözcüğünün ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, "VİTALAC" ibaresinin ise anlamı olmayan, ayırt edici niteliği çok yüksek bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, taraf markaları benzemediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşulları oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esasta reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketçe yapılan marka başvurusuna, tanınmışlık ve iltibas hukuki sebebine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair verilen YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK’nın 8/1-b hükmü gereği markalar arasında karşılıştırma yapılırken tescile konu markanın ortalama tüketici kitlesi esas alınmalıdır. Tüketici kitlesi ise her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasında, karıştırılma ihtimalinin tespitinde; markaların başlangıç kısmının, son kısımlarına göre ortalama tüketici kitlesi üzerinde daha etkili olacağının kabulü gerekmektedir.
Somut olayda, davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, ortalama tüketici kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, son kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına ayırt edicilik katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından KHK’nın 8/1-b hükmü gereği karıştırılma ihtimalinin oluşacağının kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle davacı taraf lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5722 E. 2023/2506 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… da, davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, «ortalama tüketici» kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, «son» kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına «ayırt edicilik» katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından KHK’nın 8/1-b hükmü ge …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir un …
Markalar arasında, karıştırılma ihtimalinin tespitinde; markaların başlangıç kısmının, «son» kısımlarına göre «ortalama tüketici» kitlesi üzerinde daha etkili olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu kararda… ı ile davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının tescil kapsamı itibariyle «ortalama tüketici» kitlesince bilinemeyeceği, başvuru markasının itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, «son» kısıma getirilen "URE" harflerinin, başvuru markasına «ayırt edicilik» katacak nitelikte olmadığı, davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından karıştırılma ihtimalinin oluşacağı, Yargıtay 1 …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin VİTALURE markasının tescili için davalı Kurum'a yaptığı başvuruya müvekkili tarafından VİTAL, FİLLİ BOYA VİTAL ve BETEK VİTAL markalarını gerekçe göstererek «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasıyla yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacının VİTAL, FİLLİ BOYA VİTAL ve BETEK VİTAL ibareli markaları ile davalının VİTALURE ibareli başvuru markası arasında «iltibas» bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin VİTALURE markasının tescili için davalı Kurum'a yaptığı başvuruya müvekkili tarafından VİTAL, FİLLİ BOYA VİTAL ve BETEK VİTAL markalarını gerekçe göstererek «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasıyla yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5911 E. 2024/3314 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · tacir · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… da, davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, «ortalama tüketici» kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, «son» kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına «ayırt edicilik» katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından KHK’nın 8/1-b hükmü ge …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir un …
Markalar arasında, karıştırılma ihtimalinin tespitinde; markaların başlangıç kısmının, «son» kısımlarına göre «ortalama tüketici» kitlesi üzerinde daha etkili olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu kararda… ile; davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “...” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, «ortalama tüketici» kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, «son» kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına «ayırt edicilik» katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından 556 sayılı Markaların …
… acı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "...", "... ..." ve " ..." ibareli tescilli tanınmış markaları bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili markaları ile «iltibas» oluşturacak şekilde "VITALAC" ibaresinin marka olarak tescili için 2015/27907 sayılı başvuru yaptığını, başvuruya müvekkili tarafından karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve «kötü niyet» gerekçelerine dayalı olarak itiraz edildiğini, yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında "..." ibaresinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, başvurunun tescil edilmesi hâlinde müvekkilinin markaları ile irtibatlı olduğu ve seri marka imajı yaratacağını, davalı şirketin basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak 2007 yılından beri boya-kimya sektöründe varlığını sürdüren ve belirli bir tanınmışlığa ulaşan “...” ibaresini kötü niyetli olarak seçtiğini ile …
… gili, hayati, yaşamsal” anlamına geldiği, dolayısıyla “...” ibaresinin İngilizce anlamı gözetildiğinde taraf markalarının tescilli olduğu 2. sınıf emtialar yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük bir ibare olarak algılanabileceği, ancak yabancı dilde cins ve vasıf bildiren veya ayırt ediciliği düşük olan bir sözcüğün Türkiye’de marka olarak kullanılıp kullanılmayacağına bu yabancı dilin Türkiye’de yaygın biçimde bilinip bilinmediğine ve buna bağlı olarak Türkiye’deki «ortalama tüketicinin» o ibareyi ayırt edici bir işaret mi yoksa eşya ismi olarak mı algılayacağına bakılarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla “...” ibaresinin “yaşamla ilgili, hayati, yaşamsal” anlamına geldiğinin Türkiye’deki ortalama tüketici kitlesince bilinmesinin mümkün olmadığı, anlamı bilinmeyen bu ibarenin tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir işaret olarak algılandığı gözetildiğinde her iki marka da bütüncül bakış açısına göre karşılaştırıldıklarında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesi ile «direnme» kararı bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı · kazanılmış hak · kötü niyet
Benzer bu kararda… acı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "...", "... ..." ve " ..." ibareli tescilli tanınmış markaları bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili markaları ile «iltibas» oluşturacak şekilde "VITALAC" ibaresinin marka olarak tescili için 2015/27907 sayılı başvuru yaptığını, başvuruya müvekkili tarafından karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve «kötü niyet» gerekçelerine dayalı olarak itiraz edildiğini, yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında "..." ibaresinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, başvurunun tescil edilmesi hâlinde müvekkilinin markaları ile irtibatlı olduğu ve seri marka imajı yaratacağını, davalı şirketin basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak 2007 yılından beri boya-kimya sektöründe varlığını sürdüren ve belirli bir tanınmışlığa ulaşan “...” ibaresini kötü niyetli olarak seçtiğini ile …
Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 24.06.2020 tarih, 2020/20 E. ve 2020/126 K. sayılı kararı ile «direnme» kararı verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… gili, hayati, yaşamsal” anlamına geldiği, dolayısıyla “...” ibaresinin İngilizce anlamı gözetildiğinde taraf markalarının tescilli olduğu 2. sınıf emtialar yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük bir ibare olarak algılanabileceği, ancak yabancı dilde cins ve vasıf bildiren veya ayırt ediciliği düşük olan bir sözcüğün Türkiye’de marka olarak kullanılıp kullanılmayacağına bu yabancı dilin Türkiye’de yaygın biçimde bilinip bilinmediğine ve buna bağlı olarak Türkiye’deki «ortalama tüketicinin» o ibareyi ayırt edici bir işaret mi yoksa eşya ismi olarak mı algılayacağına bakılarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla “...” ibaresinin “yaşamla ilgili, hayati, yaşamsal” anlamına geldiğinin Türkiye’deki ortalama tüketici kitlesince bilinmesinin mümkün olmadığı, anlamı bilinmeyen bu ibarenin tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir işaret olarak algılandığı gözetildiğinde her iki marka da bütüncül bakış açısına göre karşılaştırıldıklarında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesi ile «direnme» kararı bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, 556 sayılı KHK'nin 8 inci maddesinde yer alan koşulların oluşmadığını, davacı tarafın itiraz aşamasında «kötü niyet» iddialarını ispatlar nitelikte delil sunamadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4322 E. 2024/796 K.
Ortak:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir un …
… da, davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, «ortalama tüketici» kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, «son» kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına «ayırt edicilik» katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından KHK’nın 8/1-b hükmü ge …
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında bir benzerlik bulunmadığını, "VİTAL BOYA" ibaresinin bir kısım boyalar için tanımlayıcı olduğunu, dolayısıyla "VİTAL" sözcüğünün «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğunu, "VİTALAC" ibaresinin ise anlamı olmayan, ayırt edici niteliği çok yüksek bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… olduğunu, her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke göz önüne alındığında yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, «ortalama tüketici» nezdinde başvuru markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin mesnet markaları kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin davalı tarafa ait dava konusu marka kapsamında birebir bulunduğunu, söz konusu bu işaretler arasında «iltibas» olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında tescil için başvurusu yapılmış bir markanın başkasına ait herhangi bir sınaî mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceğinin hükme bağladığını, müvekkiline ait “macro/makro” ibareli markaların yoğun kullanımı ve tanıtımı neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olduğunu, «kötüniyete» dair koşulların oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · kötüniyet
Benzer bu kararda… n karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» ve www.macrocenter.com.tr alan adının esas unsuru olan “macro” ve “makro” markalarını barındırdığını, marka başvurusunun «kötüniyetle» yapıldığının ileri sürerek 2018-M-4222 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
… n kullanabileceği bir kelime olduğunu, müvekkilinin markasının farklı kelime, renk ve şekil unsuru taşıması nedeniyle davacı markalarından ayrıldığını, müvekkilinin «kötüniyetli» olmadığını, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… meyeceği, YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı, davacı markasının tanınmışlığının dava konusu 05. sınıf emtiaya sirayet eder mahiyette olmayacağı, davalının «kötüniyetli» olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… olduğunu, her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilmeyeceğine ilişkin ilke göz önüne alındığında yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, «ortalama tüketici» nezdinde başvuru markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin mesnet markaları kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin davalı tarafa ait dava konusu marka kapsamında birebir bulunduğunu, söz konusu bu işaretler arasında «iltibas» olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında tescil için başvurusu yapılmış bir markanın başkasına ait herhangi bir sınaî mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceğinin hükme bağladığını, müvekkiline ait “macro/makro” ibareli markaların yoğun kullanımı ve tanıtımı neticesinde «ayırt edicilik» kazanmış ve tüketici nezdinde tanınmış markalar olduğunu, «kötüniyete» dair koşulların oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Şirkete markalarının iptali ile terkinini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6610 E. 2018/417 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16079 E. 2013/14444 K.
Ortak:ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz karardaDavalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında bir benzerlik bulunmadığını, "VİTAL BOYA" ibaresinin bir kısım boyalar için tanımlayıcı olduğunu, dolayısıyla "VİTAL" sözcüğünün «ayırt ediciliğinin» düşük bulunduğunu, "VİTALAC" ibaresinin ise anlamı olmayan, ayırt edici niteliği çok yüksek bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir un …
Dava, davalı şirketçe yapılan marka başvurusuna, tanınmışlık ve «iltibas» hukuki «sebebine» dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair verilen YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… VİTA” sözcüğü olduğu, itiraza dayanak davacı markalarının ise “YOVİTA” ve “YOVİTAL” ibarelerinden oluştuğu ve 29., 30., 32. sınıftaki mallar için tescilli bulunduğu «iltibas» değerlendirmesinin en önemli kriteri olan önceki markanın «ayırt ediciliği» yönünden davacı markalarının en düşük seviyede ayırt edicilik ve koruma kapsamına sahip olduğu, markalar arası salt kısmi telafuz benzerliğinin özellikle görülerek alınan gıda ürünlerinde anlam görünüm ve genel izlenim farkını geri plana itemeyeceği, idari, ticari, ekonomik bağlantı ihtimali «dahil» markalar arası iltibas riskinin bulunmadığı gererkçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… konusu işaretlerin gıda malları için "vitamin" kelimesinin kökeni olan VİTA ve yine Latince "yaşamsal" anlamındaki "VİTAL" kelimelerinden oluşturulmaları nedeniyle «ayırt ediciliği» düşük markalar niteliğinde bulundukları, bu nedenle de 556 Sayılı KHK'nin 8/1-(b) maddesi anlamında benzer olmadıkları gerekçesiyle dava reddedilmişse de, dava konusu markaları oluşturan işaretlerin gıda maddeleri için doğrudan cins, vasıf, coğrafi kaynak vb. karakteristik özellik belirten ibareler olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, "VİTA" ve "VİTAL" kelimelerinin türetilmesi sonucu meydana getirilen davacı markaları tescilli oldukları sürece aynı KHK hükümlerine göre, başkaları tarafından da aynı kökten türetilecek kelime ve ibareler ile marka oluşturulması mümkün bulunmasına karşın, bu şekilde türetilen markanın da davacı markaları ile «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olmaması gereklidir.
Davacı tarafça, daha önceki tarihlerde 29., 30. ve 32. sınıflar için tescil edilen "YOVİTA", "YOVİTAL" markalarına dayanılarak dava konusu işaret ile «iltibas» yaratacak derecede benzerlik ve tanınmışlık iddiasıyla davalı şirket başvurusuna karşı itirazda bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · dahili dava
Benzer bu kararda… VİTA” sözcüğü olduğu, itiraza dayanak davacı markalarının ise “YOVİTA” ve “YOVİTAL” ibarelerinden oluştuğu ve 29., 30., 32. sınıftaki mallar için tescilli bulunduğu «iltibas» değerlendirmesinin en önemli kriteri olan önceki markanın «ayırt ediciliği» yönünden davacı markalarının en düşük seviyede ayırt edicilik ve koruma kapsamına sahip olduğu, markalar arası salt kısmi telafuz benzerliğinin özellikle görülerek alınan gıda ürünlerinde anlam görünüm ve genel izlenim farkını geri plana itemeyeceği, idari, ticari, ekonomik bağlantı ihtimali «dahil» markalar arası iltibas riskinin bulunmadığı gererkçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TPE tarafından Resmi Marka Bülteni'nde «ilana» çıkartılan dava konusu başvuru "NOVİTA" ibaresinden ibaret olup 29., 30., 31. ve 42. sınıf mal ve hizmetlere ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5832 E. , 2019/7331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/11/2017 tarih ve 2016/353 E.- 2017/432 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/10/2018 tarih ve 2018/370 E- 2018/1072 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "VİTALAC" ibaresinin tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2015/27907 kod numarası verilen başvuruya müvekkilince adına tescilli, "VİTAL", "FİLLİ BOYA VİTAL" ve "BETEK VİTAL" markalarına dayalı olarak yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, ayrıca dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında, "VİTAL" ibaresinden kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, başvurunun tescil edilmesi halinde müvekkilinin markaları ile irtibatlı olduğu ve seri marka imajı yaratacağını, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmayarak 2007 yılından beri boya-kimya sektöründe varlığını sürdüren ve belirli bir tanınmışlığa ulaşan “VİTAL” ibaresini kötü niyetli olarak seçtiğini ileri sürerek YİDK'in 2016-M-7552 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında bir benzerlik bulunmadığını, "VİTAL BOYA" ibaresinin bir kısım boyalar için tanımlayıcı olduğunu, dolayısıyla "VİTAL" sözcüğünün ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, "VİTALAC" ibaresinin ise anlamı olmayan, ayırt edici niteliği çok yüksek bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, "VITALAC" ibareli başvurusu ile davacının "VİTAL+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, taraf markaları benzemediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşulları oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esasta reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketçe yapılan marka başvurusuna, tanınmışlık ve iltibas hukuki sebebine dayalı olarak yapılan itirazın reddine dair verilen YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
556 Sayılı KHK’nın 8/1-b hükmü gereği markalar arasında karşılıştırma yapılırken tescile konu markanın ortalama tüketici kitlesi esas alınmalıdır. Tüketici kitlesi ise her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasında, karıştırılma ihtimalinin tespitinde; markaların başlangıç kısmının, son kısımlarına göre ortalama tüketici kitlesi üzerinde daha etkili olacağının kabulü gerekmektedir.
Somut olayda, davacının mesnet markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun İngilizce “vital” kelimesi olduğu, söz konusu kelimenin Türkçe anlamının, tescil kapsamı itibariyle, ortalama tüketici kitlesince bilinemeyeceği; başvuru markasının, itiraza mesnet markanın tamamını aynı harf sırasıyla ve aynen kapsadığı, son kısıma getirilen “-AC” harflerinin, başvuru markasına ayırt edicilik katacak nitelikte olmadığı da gözönüne alındığında; davalı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında aynı tür emtia bakımından KHK’nın 8/1-b hükmü gereği karıştırılma ihtimalinin oluşacağının kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle davacı taraf lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/562060900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz