Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5734 E. 2019/6766 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen yükümlülüğü↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankaya ön alım bedelinin değerlendirilmesi ve davacı adına birer ay vadeli hesabın açılması için mahkememiz tarafından müzekkere yazıldığı, davalı banka tarafından bu müzekkerenin gereğinin yerine getirilmediği ve bu talimata cevap verilmediği, davalı banka tarafından bakiye hesapta bulunmadan vadeli hesap açılamayacağı savunulsa da, mahkemenin uygulanacak prosedürü bilmemesinin olağan olduğu ve bu hususta davalı banka tarafından bilgilendirilmediği, özen yükümlülüğü ve güven ilkesi gereği davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dava konusu zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 6.530,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK’nın 26’ıncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı tarafından 18.06.2012 tarihinden itibaren ana paranın ödendiği 18.03.2014 tarihine kadarki faizi talep edildiği halde mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 26.04.2012 tarihinden itibaren hesaplanan faiz alacağına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17342 E. 2013/16035 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · havale · avans faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDavacı taraf, 07.02.2012 «havale» tarihli dilekçesi ile 29.000 TL'lik isteme ilişkin olarak «son» ödeme tarihi olan 25.06.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» talep ettiği halde, talebi aşar şekilde anılan tarihten önceki ödeme tarihleri esas alınarak faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalı ... ve ...'un 9.850 TL ve 29.000 TL yönünden «şirketi zarara» uğrattığı, davalı ... ... yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı Ümut ve Ayhan yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4853 E. 2015/12097 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talep aşımı · şirketin tasfiyesi · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · tasfiye memuru · olumsuz oy · def'i · feragat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından açılan davalarda «şirketlerin tasfiyesine» karar verilerek davacının «tasfiye memuru» olarak atandığı, davacının ücret almasının kanuni hakkı olduğu, tasfiyenin kamu tarafından istendiği, tasfiye edilen şirketlerin «malvarlığının» bulunmadığının davalı kurum tarafından bilindiği ve tasfiye ücretlerden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan miktarla birlikte 51.772,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 500,00 TL'lik kısımdan «feragat» edildiğinden 500,00 TL'lik kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekili süresi içinde verdiği cevap layihasında davacının talebinin «zamanaşımına» uğradığını savunmuş, mahkemece davalının «zamanaşımı def»'i konusunda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
O halde, mahkemece, davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu savunma konusunda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde «tasfiye» ücreti alacağını «tasfiye memuru» olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, «ıslah» dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak «talep aşımı» olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7977 E. 2011/8612 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12840 E. 2018/141 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · işlemiş faiz · kefil · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teminat
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2013/10662 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalıların vaki itirazının 9.216,00 TL «asıl alacak», 2.530,72 TL «işlemiş faiz», 126,55 TL BSMV olmak üzere toplam 11.873,27 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2013/10662 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalıların vaki itirazının 9.216,00 TL «asıl alacak», 2.530,72 TL «işlemiş faiz», 126,55 TL BSMV olmak üzere toplam 11.873,27 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanacak «icra inkar tazminatının» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline….” karar verilmiş olup, böylece açılan alacak davasında, talep dışına çıkılarak itirazın iptaline dair hüküm kuru …
Somut olayda davacı, davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatları ile nakde çevrilen banka «teminat» mektupları bedelinden sorumlu olduklarını iddia ederek 9.216,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8673 E. 2012/15436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · eş rızası · fesih · limited şirket · ilan · cy/cy kaydı · husumet
Benzer bu kararda… kemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin kuruluşuna ilişkin usulü işlemlerin tamamlandığını, vergi dairesinden vergi numarası alınarak tescil ve «ilan» ile faaliyete başladığı, sicil dosyasında bulunan nüfus «kaydı» ve fotoğraf ile davacının aynı şahıs olmadığının duruşmada davacının bizzat görülerek teyit edildiği, davacının kaybolan kimlik bilgileri kullanılarak «rızası» dışında ve «sahtecilikle» davalı şirketin kurulduğu, iki ortaklı «limited şirketlerde» davacının talebi gibi karar verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, faaliyet gösterdiği anlaşılan şirketin üçüncü şahıslarla olan hak ve ilişkileri nedeni ile «fesih» ve tasfiyesine karar vermek gerektiği, davalı ..., Ankara ... ve ...'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
… kim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez” maddesine aykırı şekilde talebi aşılarak, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5734 E. , 2019/6766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25/09/2018 tarih ve 2016/330-2018/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine açılan şufa sebebi ile tapu iptali ve tescili davasında verilen ara karar gereği 18/06/2012 tarihinde şufa bedeli olarak belirlenen 79.702,00 TL'nin ... adına davalı banka şubesi nezdinde açılacak vadeli bir hesaba aktarılmasına karar verildiğini, vekil edeni adına birer ay vadeli hesap açılması ve dönem sonlarında faiz ana paraya eklenerek birer aylık vadeli hesapta değerlendirilmeye devam edilmesine, karar kesinleştikten sonra mahkemece yazılacak yazı üzerine bloke edilen paranın serbest bırakılarak talebi halinde hesap sahibi müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, ancak müvekkilinin bankaya gittiğinde kendisine yalnızca 79.702,00 TL ana para ödendiğini, mahkemenin ara kararı doğrultusunda 18/06/2012 tarihinden paranın çekildiği tarih olan 12/03/2014 tarihine kadar işletilmiş olması gereken faizin ödenmediğini, faiz alacağının tespit edilerek davacıya ödenmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından vadeli hesap açılabilmesi için öncelikle müzekkereye konu tutarın bankalarına ulaştırılmasının gerektiği yönünde mahkemeye şifahi bilgi verildiğini, ancak Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/343 esas numarası ile görülen dava dosyasından bankalarının Bandırma Şubesine gönderilen 18/06/2012 tarihli müzekkerede ifade edildiği gibi 79.702,00 TL tutarın aktarılması konusunda herhangi bir talimatın verilmediğini, paranın talimat gereği ilgilisine ödendiğini, 17/03/2014 tarihi itibari ile söz konusu paranın halen emanet hesapta tutulduğunun mahkemece bilindiğini, haksız ve yersiz açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamından sonra yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankaya ön alım bedelinin değerlendirilmesi ve davacı adına birer ay vadeli hesabın açılması için mahkememiz tarafından müzekkere yazıldığı, davalı banka tarafından bu müzekkerenin gereğinin yerine getirilmediği ve bu talimata cevap verilmediği, davalı banka tarafından bakiye hesapta bulunmadan vadeli hesap açılamayacağı savunulsa da, mahkemenin uygulanacak prosedürü bilmemesinin olağan olduğu ve bu hususta davalı banka tarafından bilgilendirilmediği, özen yükümlülüğü ve güven ilkesi gereği davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dava konusu zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 6.530,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK’nın 26’ıncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı tarafından 18.06.2012 tarihinden itibaren ana paranın ödendiği 18.03.2014 tarihine kadarki faizi talep edildiği halde mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 26.04.2012 tarihinden itibaren hesaplanan faiz alacağına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle ve yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04/11/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, davalı bankanın kendisine mahkemece tevdi olunan paraya faiz işletmemiş olmasından kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir. Bu bağlamda ve taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı da gözetildiğinde davanın, davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı eyleminden kaynaklanan zararın tazminine yönelik olduğu ortadadır.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karara vaki davalının temyiz itirazının kabulü suretiyle verilen ve mahkemece uyulan bozma ilamımızda da belirtildiği üzere, davalı bankanın, bu yolda açık bir talimat söz konusu olmaması halinde, mahkeme veznesine yatırılan şufa bedelini, vezne hesabının bulunduğu hesaptan davacı adına açılacak hesaba virman yetkisi bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı bankaya bir kusur izafe edilmesi olanaklı değildir. Mahkemece, bir yandan vezne hesabından virman yapılmasına ilişkin açık bir talimatın var olmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen bu yoldaki işlemlerin ilgili mahkeme tarafından bilinemeyeceği, buna bağlı olarak davalı bankanın mahkemeyi bu konuda bilgilendirmemesinin davalı bakımından bir kusur kabul edilmesinin ve davacının uğradığı zarar ile davalının açıklanan fiili arasında illiyet bağı kurulmasının yanlış değerlendirmeye dayalı olduğu kanısındayım.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının esastan bozulması görüşünde olduğumdan Daire çoğunluğunun sair temyiz itirazlarının reddine yönelik (1) numaralı bentte belirtilen düşüncesine katılamıyorum.
...
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/555112200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz