Tasfiye memuru ücreti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4853 E. 2015/12097 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ şirketin tasfiyesi↗ malvarlığına ilişkin dava↗ zamanaşımı def'i↗ tasfiye memuru↗ olumsuz oy↗ def'i↗ feragat↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından açılan davalarda şirketlerin tasfiyesine karar verilerek davacının tasfiye memuru olarak atandığı, davacının ücret almasının kanuni hakkı olduğu, tasfiyenin kamu tarafından istendiği, tasfiye edilen şirketlerin malvarlığının bulunmadığının davalı kurum tarafından bilindiği ve tasfiye ücretlerden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan miktarla birlikte 51.772,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 500,00 TL'lik kısımdan feragat edildiğinden 500,00 TL'lik kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili süresi içinde verdiği cevap layihasında davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunmuş, mahkemece davalının zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde tasfiye ücreti alacağını tasfiye memuru olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, ıslah dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak talep aşımı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17342 E. 2013/16035 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · havale · avans faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDavacı taraf, 07.02.2012 «havale» tarihli dilekçesi ile 29.000 TL'lik isteme ilişkin olarak «son» ödeme tarihi olan 25.06.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» talep ettiği halde, talebi aşar şekilde anılan tarihten önceki ödeme tarihleri esas alınarak faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalı ... ve ...'un 9.850 TL ve 29.000 TL yönünden «şirketi zarara» uğrattığı, davalı ... ... yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, davalı Ümut ve Ayhan yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5734 E. 2019/6766 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özen yükümlülüğü
Benzer bu kararda… adan vadeli hesap açılamayacağı savunulsa da, mahkemenin uygulanacak prosedürü bilmemesinin olağan olduğu ve bu hususta davalı banka tarafından bilgilendirilmediği, «özen yükümlülüğü» ve güven ilkesi gereği davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dava konusu zarardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 6.530,33 T …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7977 E. 2011/8612 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8673 E. 2012/15436 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik · eş rızası · fesih · limited şirket · ilan · cy/cy kaydı · husumet
Benzer bu kararda… kemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirketin kuruluşuna ilişkin usulü işlemlerin tamamlandığını, vergi dairesinden vergi numarası alınarak tescil ve «ilan» ile faaliyete başladığı, sicil dosyasında bulunan nüfus «kaydı» ve fotoğraf ile davacının aynı şahıs olmadığının duruşmada davacının bizzat görülerek teyit edildiği, davacının kaybolan kimlik bilgileri kullanılarak «rızası» dışında ve «sahtecilikle» davalı şirketin kurulduğu, iki ortaklı «limited şirketlerde» davacının talebi gibi karar verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, faaliyet gösterdiği anlaşılan şirketin üçüncü şahıslarla olan hak ve ilişkileri nedeni ile «fesih» ve tasfiyesine karar vermek gerektiği, davalı ..., Ankara ... ve ...'na «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
… kim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez” maddesine aykırı şekilde talebi aşılarak, davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3995 E. 2021/2328 K.
Ortak:talep aşımı
İncelediğiniz kararda2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde «tasfiye» ücreti alacağını «tasfiye memuru» olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, «ıslah» dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak «talep aşımı» olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDavacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaSomut olayda davacılar takip talebinde, 67.570,00 TL «asıl alacak» ile 45,36 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 67.615,36 TL'nin faizi ile davalı bankadan icra marifetiyle tahsilini talep etmiş; davalı bankanın borca ve fer'ilerine yönelik itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4853 E. , 2015/12097 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2014 tarih ve 2011/474-2014/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 5 şirket aleyhine açtığı fesih ve tasfiye davalarının kabul edilip müvekkilinin de tasfiye memuru olarak atandığını, bu görevin yerine getirilmesine başlanmasına rağmen uzun süre tasfiye ücretinin ödenmediğini, bu yüzden müvekkilinin tasfiye memurluğundan istifa ettiğini, birikmiş tasfiye memuru alacağı bulunduğunu ileri sürerek, toplam 50.400,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, talep sonucunu 51.772,00 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, zaman aşımı definde bulunarak tasfiye memurunun ücretini müvekkilinden talep edemeyeceğini, ancak tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiye masasından talep edebileceğini, davacının talebinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından açılan davalarda şirketlerin tasfiyesine karar verilerek davacının tasfiye memuru olarak atandığı, davacının ücret almasının kanuni hakkı olduğu, tasfiyenin kamu tarafından istendiği, tasfiye edilen şirketlerin malvarlığının bulunmadığının davalı kurum tarafından bilindiği ve tasfiye ücretlerden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan miktarla birlikte 51.772,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 500,00 TL'lik kısımdan feragat edildiğinden 500,00 TL'lik kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili süresi içinde verdiği cevap layihasında davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunmuş, mahkemece davalının zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde tasfiye ücreti alacağını tasfiye memuru olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, ıslah dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak talep aşımı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/185359500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz