6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasfiye memuru ücreti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4853 E. 2015/12097 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı şirketin tasfiyesi malvarlığına ilişkin dava zamanaşımı def'i tasfiye memuru olumsuz oy def'i feragat ek tasfiye ıslah zamanaşımı

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 26

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından açılan davalarda şirketlerin tasfiyesine karar verilerek davacının tasfiye memuru olarak atandığı, davacının ücret almasının kanuni hakkı olduğu, tasfiyenin kamu tarafından istendiği, tasfiye edilen şirketlerin malvarlığının bulunmadığının davalı kurum tarafından bilindiği ve tasfiye ücretlerden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan miktarla birlikte 51.772,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 500,00 TL'lik kısımdan feragat edildiğinden 500,00 TL'lik kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili süresi içinde verdiği cevap layihasında davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunmuş, mahkemece davalının zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde tasfiye ücreti alacağını tasfiye memuru olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, ıslah dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak talep aşımı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17342 E. 2013/16035 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5734 E. 2019/6766 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7977 E. 2011/8612 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

2 benzer karar daha
  • Şirket Ortaklığının Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8673 E. 2012/15436 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3995 E. 2021/2328 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2015/4853 E.  ,  2015/12097 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2014 tarih ve 2011/474-2014/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının 5 şirket aleyhine açtığı fesih ve tasfiye davalarının kabul edilip müvekkilinin de tasfiye memuru olarak atandığını, bu görevin yerine getirilmesine başlanmasına rağmen uzun süre tasfiye ücretinin ödenmediğini, bu yüzden müvekkilinin tasfiye memurluğundan istifa ettiğini, birikmiş tasfiye memuru alacağı bulunduğunu ileri sürerek, toplam 50.400,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, talep sonucunu 51.772,00 TL'ye çıkarmıştır.

Davalı vekili, zaman aşımı definde bulunarak tasfiye memurunun ücretini müvekkilinden talep edemeyeceğini, ancak tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiye masasından talep edebileceğini, davacının talebinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından açılan davalarda şirketlerin tasfiyesine karar verilerek davacının tasfiye memuru olarak atandığı, davacının ücret almasının kanuni hakkı olduğu, tasfiyenin kamu tarafından istendiği, tasfiye edilen şirketlerin malvarlığının bulunmadığının davalı kurum tarafından bilindiği ve tasfiye ücretlerden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan miktarla birlikte 51.772,00 TL'nin davalıdan tahsiline, 500,00 TL'lik kısımdan feragat edildiğinden 500,00 TL'lik kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili süresi içinde verdiği cevap layihasında davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunmuş, mahkemece davalının zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. O halde, mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin incelenip değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde tasfiye ücreti alacağını tasfiye memuru olarak atandığı her bir şirket yönünden ayrı ayrı belirtmiş olup, ıslah dilekçesinde ise talep sonucunu ayrı ayrı belirleme yapmadan kümülatif olarak ıslah etmiştir.6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.Bu durumda mahkemece, her bir şirket yönünden talep edilen ücret alacağı konusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarlar ile ıslah edilen miktar nazara alınarak talep aşımı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 17.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/185359500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.