Asli müdahale
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13366 E. 2012/4550 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asli müdahale↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ tek satıcılık↗ aktif dava ehliyeti↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ haksız rekabet↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sadece distribütör olduğu, dava tarihi itibariyle inhisari lisans sözleşmesi bulunmadığından davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ve müdahillik talebinin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve asli müdahale talep eden şirket vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, tek satıcılık sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden dağıtıcı) arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. ( Bkz.Prof.Dr.Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ank.1985. Sh.27 vd.) Dosyaya ibraz olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki tek satıcısı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, inhisari lisans sözleşmesinin dava tarihi itibariyle bulunmamasına rağmen davacının dava dilekçesinde davalı tarafından satılan ürünlerin taklit olduğunu ve bu nedenle kendi satışlarının azalması suretiyle maddi zararının oluştuğunu iddia etmiş olması karşısında, davacı isteminin dayanağının TTK 56. maddesi uyarınca haksız rekabet nedeniyle tazminat istemi olarak kabulü gereklidir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK 56. maddesi çerçevesinde ele alınarak çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının inhisari lisans sözleşmesini dava tarihinden sonra ibraz ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
2) Asli müdahale talep eden vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; davaya konu bilgisayar yazılımlarının üretici olduğu ileri sürülen Delcam PLC şirketinin 14 Kasım 2009 tarihli belgeyle yetkilendirdiği kişi tarafından mahkemeye sunulan 20.11.2009 havale tarihli asli müdahillik dilekçesinin reddi de doğru olmamıştır. Zira; asli müdahale, HUMK'nda açık ve genel bir hükümle düzenlenmemiş olmakla birlikte, doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (Bkz.[…],HMU,III.c.,2525-2530 s.,İstanbul,1982) Somut olayda da, üretici şirketin müdahillik dilekçesinde davalı eylemi nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için tazminat talebinde bulunmuş olduğundan bu dilekçenin asli müdahillik talebi olarak kabulü gereklidir. Bu durumda, her ne kadar asli müdahale davasının ayrı bir dava olarak açılması gerekli ise de, asli müdahil tarafından harçlandırılmış olarak ve asıl davanın bütün taraflarını belirterek mahkemeye dilekçe ile başvurmuş bulunmasına göre, bağlantı nedeniyle davanın bu şekilde birlikte görülmesi mümkün olacaktır.
O halde mahkemece, asli müdahale davacısının dilekçesinin açıklattırılarak tazminat talebinin FSEK. 68 ve 70.maddelerine dayalı miktarının belirlenmesi için müdahil vekiline süre verilmesi, dilekçesi davalıya tebliğ edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak yargılamada delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de asli müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5477 E. 2022/2637 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık
İncelediğiniz kararda1) Dava, «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden «dağıtıcı») arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere «tek satıcıya» bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bul …
Sh.27 vd.) Dosyaya «ibraz» olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesinde, «tek satıcıya» o bölgede «tekel hakkı» tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kuralları «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe «tek satıcılık sözleşmelerine» de uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağan fesih · müşteri çevresi · sözleşme serbestisi · portföy tazminatı · tekel hakkı · haksız fesih · rekabet yasağı · tanıma
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin «tek satıcılık sözleşmesi» niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının «fesih» gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle «olağanüstü fesih» olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir «sebebinin» bulunmadığı, bu nedenle feshin «haksız fesih» olarak değerlendirildiği ve davacının TTK.nın 122. maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 586.445,78.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “«tek satıcılık sözleşmeleri»”nin «tanımı» ve hukuki nitelikleri üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, «sözleşme serbestisi» ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir.
Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, «rekabet yasağı» gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.).
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4373 E. 2019/5710 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1) Dava, «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden «dağıtıcı») arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere «tek satıcıya» bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bul …
Sh.27 vd.) Dosyaya «ibraz» olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaAncak, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını ve …
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların dava konusu ürünleri basiretli bir «tacir» gibi davranmayarak «yetkisiz» bir şekilde satışa sunduklarından anılan eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, davalıların bu ürünleri satış yetkisinin bulunmadığı gibi davacı yanca da böyle bir onayın verilmediği, davacının davaya konu işitme cihazlarını sat …
… ları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı «kaydının» davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının «kişilik haklarını ihlal» etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile «haksız rekabetin» menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · kişilik haklarının ihlali · tekel hakkı · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · sözleşmeden doğan dava · iyiniyet
Benzer bu kararda… ları, sonradan delil gösterilebilmesi için HMK 145. maddesinde belirtilen istisna hallerin mevcudiyetinin ileri sürülmediği, "yildirimisitme.com" sitesinin alan adı «kaydının» davalılardan ... adına kayıtlı olduğu, delil olarak sunulan 11.08.2015 tarihli flash diske kaydedilen internet sayfalarında phonak marka ürünlerin internet sitesinde satış amaçlı yayınlandığı, davalıların TBK 58. maddesi kapsamında eylemlerinin davacının «kişilik haklarını ihlal» etmediği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile «haksız rekabetin» menine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin tarafları arasında geçerli olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez.
Bu haliyle davalıların eylemleri, ücretini ödemek suretiyle satın aldıkları orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Türk Ticaret Kanununun «haksız rekabete» ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi, «iyiniyet kurallarına» aykırı hareket olarak da değerlendirilemez.
Zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
-
Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9402 E. 2016/4290 K.
Ortak:tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık · maddi ve manevi tazminat · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1) Dava, «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden «dağıtıcı») arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere «tek satıcıya» bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bul …
Sh.27 vd.) Dosyaya «ibraz» olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki «tek satıcısı» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda1-Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Dairemizin, 12.03.1999 tarih 7997/2098 ve 02.05.2013 tarih 8292/8910 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, «tek satıcılık sözleşmesi», sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşmedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmelerin nisbiliği ilkesi · sözleşmenin nisbiliği · tekel hakkı · taşıyan · dosya masrafı · ilan · temsil · iltibas
Benzer bu kararda… ünleri ayırt etmesinin mümkün olmadığı, ürünlerin fiyatlarının farklı olması nedeniyle müşterileri davalının ürünlerine yönelteceği, tüketici nezdinde karışıklık ve «iltibasa» yol açacağı dolayısıyla «haksız rekabet» oluşturacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve men'ine, davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise .../... de, davacı ithalatında azalma olmadığı gibi yıllar itibarıyla artış gösterdiği, yine davacı müşterilerinin davalı ürünlerine yöneldiği veya davalı ürünlerinden dolayı davacının ürünlerini düşük fiyattan sattığı hususunda delil sunulmadığı, yine davalı satışlarından dolayı davacının ne oranda zarara uğradığının ispatlanamadığı gibi davalının tüm satışlarının davacı zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının maddi zararının bulunmadığı, yine davalının benzer ürün satışı haksız rekabet oluşturmakla birlikte, davalı markasının da tescilli olması, her iki firmanın üretici olmayıp ithalatçı firma olmaları ile bu haksız rekabet nedeniyle davacının piyasada itibarının zedelendiği veya küçük düşürüldüğü hususunun da ispatlanamamış olması karşısında manevi tazminat talebi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, «masrafı» davalı taraftan alınmak kaydıyla hüküm özetinin TTK 59. maddesi uyarınca «ilanına» karar verilmiştir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez, zira «tek satıcıya» bu bölgedeki «tekel hakkını» tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır.
Davacı, dava dışı ...tarafından üretilen ''...'' markalı ürünlerin Türkiye'deki «tek satıcısı» olduğunu, davalının bu markayı «taşıyan» mama sandalyesi emtiasının birebir taklidi suretiyle aynısını ''...'' markasıyla piyasaya sunmasının «haksız rekabet» olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça davacının ithal ettiği ürünlerin aynısının ''....” markası ile piyasaya sürüldüğü anlaşıldığına ve davacının orijinal ''...'' markalı ürünlerin Türkiye «temsilcisi» olduğu yolunda herhangi bir duyuru veya faaliyeti bulunduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı eyleminin 6762 sayılı TTK m.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/454 E. 2017/3242 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda1) Dava, «tek satıcılık sözleşmesine» dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının «haksız rekabet» oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bu itibarla, inhisari lisans sözleşmesinin dava tarihi itibariyle bulunmamasına rağmen davacının dava dilekçesinde davalı tarafından satılan ürünlerin taklit olduğunu ve bu nedenle kendi satışlarının azalması suretiyle maddi zararının oluştuğunu iddia etmiş olması karşısında, davacı isteminin dayanağının TTK 56. maddesi uyarınca «haksız rekabet» nedeniyle tazminat istemi olarak kabulü gereklidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında uzun yıllar «yetkili satıcılık sözleşmesi» ve «servis sözleşmesinin» olduğu, davalı kullanımlarının 556 sayılı KHK'nın 12.maddesi kapsamında dürüstçe ticari kullanım mahiyetinde olduğu, tazminatı gerektirir bir tecavüzün ve «haksız rekabetin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili satıcılık sözleşmesi · servis sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında uzun yıllar «yetkili satıcılık sözleşmesi» ve «servis sözleşmesinin» olduğu, davalı kullanımlarının 556 sayılı KHK'nın 12.maddesi kapsamında dürüstçe ticari kullanım mahiyetinde olduğu, tazminatı gerektirir bir tecavüzün ve «haksız rekabetin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13366 E. , 2012/4550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2009 tarih ve 2007/35-2009/273 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve asli müdahale talep eden şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’de tek satıcısı bulunduğu bilgisayar yazılımlarının lisanssız korsan üretimlerinin davalı tarafından kullanılmasının müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında Delcam PLC yetkilisi olduğunu beyan eden ... davaya davacı yanında asli müdahil olmak için dilekçe ibraz etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sadece distribütör olduğu, dava tarihi itibariyle inhisari lisans sözleşmesi bulunmadığından davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ve müdahillik talebinin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve asli müdahale talep eden şirket vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, tek satıcılık sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından satılan bilgisayar yazılımlarının taklitlerinin davalı tarafından satılmasının haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı (sağlayıcı) ile tek satıcı (tek elden dağıtıcı) arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, yapımcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. ( Bkz.Prof.Dr.Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ank.1985. Sh.27 vd.) Dosyaya ibraz olunan 11.07.2006 tarihli belge ile de davacının Delcam ürünlerinin Türkiye’deki tek satıcısı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, inhisari lisans sözleşmesinin dava tarihi itibariyle bulunmamasına rağmen davacının dava dilekçesinde davalı tarafından satılan ürünlerin taklit olduğunu ve bu nedenle kendi satışlarının azalması suretiyle maddi zararının oluştuğunu iddia etmiş olması karşısında, davacı isteminin dayanağının TTK 56. maddesi uyarınca haksız rekabet nedeniyle tazminat istemi olarak kabulü gereklidir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK 56. maddesi çerçevesinde ele alınarak çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının inhisari lisans sözleşmesini dava tarihinden sonra ibraz ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
2) Asli müdahale talep eden vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; davaya konu bilgisayar yazılımlarının üretici olduğu ileri sürülen Delcam PLC şirketinin 14 Kasım 2009 tarihli belgeyle yetkilendirdiği kişi tarafından mahkemeye sunulan 20.11.2009 havale tarihli asli müdahillik dilekçesinin reddi de doğru olmamıştır. Zira; asli müdahale, HUMK'nda açık ve genel bir hükümle düzenlenmemiş olmakla birlikte, doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (Bkz.[…],HMU,III.c.,2525-2530 s.,İstanbul,1982) Somut olayda da, üretici şirketin müdahillik dilekçesinde davalı eylemi nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için tazminat talebinde bulunmuş olduğundan bu dilekçenin asli müdahillik talebi olarak kabulü gereklidir.
Bu durumda, her ne kadar asli müdahale davasının ayrı bir dava olarak açılması gerekli ise de, asli müdahil tarafından harçlandırılmış olarak ve asıl davanın bütün taraflarını belirterek mahkemeye dilekçe ile başvurmuş bulunmasına göre, bağlantı nedeniyle davanın bu şekilde birlikte görülmesi mümkün olacaktır.
O halde mahkemece, asli müdahale davacısının dilekçesinin açıklattırılarak tazminat talebinin FSEK. 68 ve 70.maddelerine dayalı miktarının belirlenmesi için müdahil vekiline süre verilmesi, dilekçesi davalıya tebliğ edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak yargılamada delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle de asli müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenler de asli müdahale talep eden taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı vekili ve asli müdahale talep eden şirket'e iadesine, 23/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048913600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz