Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1660 E. 2019/6010 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortalama tüketici↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, markadaki esas unsurun "ERDEM" ibaresi olduğu, davalının "ERDEM" markasını kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, "ERDEM TEKSTİL" markasının ayırt edici karakteri olan "ERDEM" ibaresini değiştirmeden kullandığı, fakat ortalama tüketicinin davalının kullanımına konu “ERDEM” markasını dava konusu “ERDEM TEKSTİL” markası olarak algılamayacağı, davalının “www.erdemcamasircom.tr” internet sitesinden iç giyim ve pijama ürünleri alanında faaliyet gösterdiği, davalının markasını 556 sayılı KHK’nın 14. m. anlamında tescil sınıflarından 25. sınıfta yer alan "iç çamaşırlar, gecelik, sabahlık, kombinezon, sütyen, atlet, fanila, slip, bikini, bakser, pijama, jüpon, kaşkorse, tşört" emtialarında kullandığı, 23, 24 ve 25. sınıfta yer alan diğer emtialar bakımından bir kullanımının olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz ilamında yazılı olan sebeplerle bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka iptali | Marka hükümsüzlüğü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3930 E. 2017/5897 K.
Ortak:ortalama tüketici
İncelediğiniz kararda… n "ERDEM" markasını kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, "ERDEM TEKSTİL" markasının ayırt edici karakteri olan "ERDEM" ibaresini değiştirmeden kullandığı, fakat «ortalama tüketicinin» davalının kullanımına konu “ERDEM” markasını dava konusu “ERDEM TEKSTİL” markası olarak algılamayacağı, davalının “www.erdemcamasircom.tr” internet sitesinden iç g …
Benzer bu kararda… n "ERDEM" markasını kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, "ERDEM TEKSTİL" markasının ayırt edici karakteri olan "ERDEM" ibaresini değiştirmeden kullandığı, fakat «ortalama tüketicinin» davalının kullanımına konu “ERDEM” markasını dava konusu “ERDEM TEKSTİL” markası olarak algılamayacağı, davalının “www.erdemcamasircom.tr” internet sitesinden iç g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9853 E. 2013/14316 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaŞti.'nin unvanından “Erdem” ibaresinin TTK'nın 54. maddesi uyarınca ticaret sicilinden silinmesine, «ilan» talebi ile «haksız rekabete» dair talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14272 E. 2011/6718 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sürenin hesaplanması · makul süre · ticaret unvanı · hak düşürücü süre · kâr kaybı · kötü niyet · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ettirdiği, davacının markasının tanınmışlığına ilişkin adım atma sürecinin bu tarih itibarıyla başladığı ve sunulan gazete haberlerindeki tarihlerin de 2002 yılının «son» dönemine ait olduğu, davalının davaya konu marka tescili için 27.04.2001 tarihinde başvuruda bulunduğu, «ticaret unvanının» da 15.05.2001 tarihinde tescil edildiği, davacı markasının davalı şirketin markasının TPE nezdinde tescil edildiği tarih itibarıyla tanınmış marka olmadığı, davacının davalı markasının ve ticaret unvanının tescilini takip eden «makul sürede» sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… lişkin davasına gelince, mahkemece her ne kadar dava konusu markanın tescil edildiği tarihte dava konusu markanın tanınmış olmadığı ve tescil tarihinden itibaren de «makul süre» içerisinde dava açılmayarak sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» oluştuğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, Dairemizin süreklilik kazanan kararlarına göre 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) bendindeki tanınmış markalarla ilgili davanın 5 yıl içerisinde açılmasına ilişkin hükümde yer alan 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» tanınmış olmayan markalar yönünden de uygulanması gereklidir.
Kaldı ki, «kötü niyetin» varlığı iddia ve ispat edildiği hallerde hükümsüzlük davası 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra da açılabileceğinden, ancak böyle bir durumda davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra makul bir sürede açılıp açılmadığı ve sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Bu durumda, davalı markasına yönelik hükümsüzlük davasının markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açıldığı belirlendiği takdirde, «makul süre» içerisinde dava açılmadığından bahisle sessiz kalma yoluyla hak «kaybı» oluştuğundan söz edilemez.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8451 E. 2022/4023 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · ticari defter ibrazı · navlun alacağı · navlun bedeli · navlun · cezai şart · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Somut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
1-Bilindiği üzere, TTK. m 88/1 ve 6100 sayılı HMK 222/1 maddesinde; "Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4456 E. 2022/6180 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme tazminatı · resmi şekil · ilamsız icra takibi · cezai şart · iş bölümü · husumet yokluğu · protokol · geçersizlik
Benzer bu kararda… avanın kısmen kabulüne dayanak kıldığı, davalılardan ...’in de imzasının bulunduğu taraflar arasında akdedilen, davalılardan ...’in maliki olduğu C 94 nolu bağımsız «bölümün», 115.000,00 Dolar karşılığı davacı ...’e satışını konu alan 07.09.2007 tarihli «protokol», 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi) uyarınca «resmi şekilde» düzenlenmediği için «geçersizdir».
İş bu «protokol» «geçersiz» olduğundan bu protokole dayanılarak davalı ...’den «cezai şart» veya «gecikme tazminatı» istenmesi mümkün değildir.
Dava, 07.10.2005 tarihli noterde düzenlenen «taahhütnameye» ve 07.09.2007 tarihli adi yazılı «protokole» dayalı olarak davacılar tarafından başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
Adi Komandit Şirketi hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine, davalılardan ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce davacı ... yönünden temyiz itirazlarının reddine, davacı ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1660 E. , 2019/6010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01/12/2015 gün ve 2014/182-2015/271 sayılı kararı bozan Daire'nin 31/10/2017 gün ve 2016/3930-2017/5897 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının adına tescilli 2003/04587 no’lu, “Erdem Tekstil” ibareli markayı kullanmadığını ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, markadaki esas unsurun "ERDEM" ibaresi olduğu, davalının "ERDEM" markasını kullandığı göz önünde bulundurulduğunda, "ERDEM TEKSTİL" markasının ayırt edici karakteri olan "ERDEM" ibaresini değiştirmeden kullandığı, fakat ortalama tüketicinin davalının kullanımına konu “ERDEM” markasını dava konusu “ERDEM TEKSTİL” markası olarak algılamayacağı, davalının “www.erdemcamasircom.tr” internet sitesinden iç giyim ve pijama ürünleri alanında faaliyet gösterdiği, davalının markasını 556 sayılı KHK’nın 14. m. anlamında tescil sınıflarından 25. sınıfta yer alan "iç çamaşırlar, gecelik, sabahlık, kombinezon, sütyen, atlet, fanila, slip, bikini, bakser, pijama, jüpon, kaşkorse, tşört" emtialarında kullandığı, 23, 24 ve 25.
sınıfta yer alan diğer emtialar bakımından bir kullanımının olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz ilamında yazılı olan sebeplerle bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 17,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 01/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/535921200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz