6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14272 E. 2011/6718 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '5 yıl', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sürenin hesaplanması makul süre ticaret unvanı hak düşürücü süre kâr kaybı kötü niyet eksik inceleme i̇i̇k 72/son

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Hamam ve Hamam+şekil ibareli markalarından ilkini 07.09.1999 tarihinde tescil ettirdiği, markayı kullanacağı emtia sınıfının bayan ve erkek iç çamaşırı, pantolon, gömlek, etek, gecelik, sabahlık, pijama, ceket, palto, manto, kravat, çocuk iç giyim ve dış giyim çamaşırları olduğu, aynı ibareyi 25.04.2002 tarihinde 24. ve 25.sınıftaki ürünler için tescil ettirdiği, davacının markasının tanınmışlığına ilişkin adım atma sürecinin bu tarih itibarıyla başladığı ve sunulan gazete haberlerindeki tarihlerin de 2002 yılının son dönemine ait olduğu, davalının davaya konu marka tescili için 27.04.2001 tarihinde başvuruda bulunduğu, ticaret unvanının da 15.05.2001 tarihinde tescil edildiği, davacı markasının davalı şirketin markasının TPE nezdinde tescil edildiği tarih itibarıyla tanınmış marka olmadığı, davacının davalı markasının ve ticaret unvanının tescilini takip eden makul sürede sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı tarafın markaya tecavüze ilişkin davasına gelince, mahkemece her ne kadar dava konusu markanın tescil edildiği tarihte dava konusu markanın tanınmış olmadığı ve tescil tarihinden itibaren de makul süre içerisinde dava açılmayarak sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, Dairemizin süreklilik kazanan kararlarına göre 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) bendindeki tanınmış markalarla ilgili davanın 5 yıl içerisinde açılmasına ilişkin hükümde yer alan 5 yıllık hak düşürücü sürenin tanınmış olmayan markalar yönünden de uygulanması gereklidir. Bu durumda, davalı markasına yönelik hükümsüzlük davasının markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açıldığı belirlendiği takdirde, makul süre içerisinde dava açılmadığından bahisle sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğundan söz edilemez. Kaldı ki, kötü niyetin varlığı iddia ve ispat edildiği hallerde hükümsüzlük davası 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra da açılabileceğinden, ancak böyle bir durumda davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra makul bir sürede açılıp açılmadığı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.

O halde, öncellikle dava konusu markanın hükümsüzlüğüne yönelik davanın tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının belirlenmesi zorunludur. Mahkemenin dava konusu markanın tescil tarihi olarak kabul ettiği 27.04.2011 tarihi esasen 556 sayılı KHK'nın 40.maddesi uyarınca marka başvurusunun yapıldığı tarih olup, 5 yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanmasında başvuru ve markanın koruma süresinin başladığı tarih değil aynı KHK'nin 40.maddesine göre sicile tescil tarihinin esas alınması gerekir. Bu durumda TPE'den dava konusu markanın başvuru işlemleri tamamlandıktan sonra sicile tescil olunduğu tarih sorulup hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilip şayet 5 yıllık hak düşürücü süre dolmamış ise işin esasına girilerek karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/14272 E.  ,  2011/6718 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/03/2009 tarih ve 2007/237-2009/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 99/014574 sayı ile tescilli "HAMAM" markası bulunduğunu, müvekkilinin aynı markayı 2002/07498 sayı ile 24. ve 25. sınıflarda, 2003/29483 sayı ile 23, 24, 25 ve 40. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkili markasının gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında tanınmış marka olduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının 2001/14599 nolu "Old HAMMAM + Şekil" ibareli markasını müvekkilinin iştigal alanı ve marka ile koruma altına aldığı emtia ve hizmet listesinde yazılı ürünlerde kullandığını, bu durumun müvekkilinin tanınmış markası ile iltibasa yol açtığını ve müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının ticaret unvanından "Hammam" ibaresinin silinmesini, davalı markasının tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, davalı adına tescilli "Old HAMMAM" markasının hükümsüzlüğünü, davacıya ait her türlü tanıtım vasıtaları üzerinde bulunan "Hammam" ibaresinin silinmesini veya kaldırılmasını, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin markasının tescil tarihinin 24.07.2001 olduğunu, davacının 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığını, davacının sessiz kalmak yoluyla hükümsüzlük davası açma hakkını kaybettiğini, müvekkilinin markasının davacının markasının tanınmış olduğu tarihten önce tescil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Hamam ve Hamam+şekil ibareli markalarından ilkini 07.09.1999 tarihinde tescil ettirdiği, markayı kullanacağı emtia sınıfının bayan ve erkek iç çamaşırı, pantolon, gömlek, etek, gecelik, sabahlık, pijama, ceket, palto, manto, kravat, çocuk iç giyim ve dış giyim çamaşırları olduğu, aynı ibareyi 25.04.2002 tarihinde 24. ve 25.sınıftaki ürünler için tescil ettirdiği, davacının markasının tanınmışlığına ilişkin adım atma sürecinin bu tarih itibarıyla başladığı ve sunulan gazete haberlerindeki tarihlerin de 2002 yılının son dönemine ait olduğu, davalının davaya konu marka tescili için 27.04.2001 tarihinde başvuruda bulunduğu, ticaret unvanının da 15.05.2001 tarihinde tescil edildiği, davacı markasının davalı şirketin markasının TPE nezdinde tescil edildiği tarih itibarıyla tanınmış marka olmadığı, davacının davalı markasının ve ticaret unvanının tescilini takip eden makul sürede sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacı tarafın markaya tecavüze ilişkin davasına gelince, mahkemece her ne kadar dava konusu markanın tescil edildiği tarihte dava konusu markanın tanınmış olmadığı ve tescil tarihinden itibaren de makul süre içerisinde dava açılmayarak sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, Dairemizin süreklilik kazanan kararlarına göre 556 Sayılı KHK'nin 42/1-(a) bendindeki tanınmış markalarla ilgili davanın 5 yıl içerisinde açılmasına ilişkin hükümde yer alan 5 yıllık hak düşürücü sürenin tanınmış olmayan markalar yönünden de uygulanması gereklidir. Bu durumda, davalı markasına yönelik hükümsüzlük davasının markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açıldığı belirlendiği takdirde, makul süre içerisinde dava açılmadığından bahisle sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğundan söz edilemez.

Kaldı ki, kötü niyetin varlığı iddia ve ispat edildiği hallerde hükümsüzlük davası 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra da açılabileceğinden, ancak böyle bir durumda davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra makul bir sürede açılıp açılmadığı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.

O halde, öncellikle dava konusu markanın hükümsüzlüğüne yönelik davanın tescilden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının belirlenmesi zorunludur. Mahkemenin dava konusu markanın tescil tarihi olarak kabul ettiği 27.04.2011 tarihi esasen 556 sayılı KHK'nın 40.maddesi uyarınca marka başvurusunun yapıldığı tarih olup, 5 yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanmasında başvuru ve markanın koruma süresinin başladığı tarih değil aynı KHK'nin 40.maddesine göre sicile tescil tarihinin esas alınması gerekir. Bu durumda TPE'den dava konusu markanın başvuru işlemleri tamamlandıktan sonra sicile tescil olunduğu tarih sorulup hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilip şayet 5 yıllık hak düşürücü süre dolmamış ise işin esasına girilerek karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027979000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.