Eşitlik ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4590 E. 2019/3495 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'üç aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşitlik ilkesi↗ ttk 445↗ kesin hükümsüzlük↗ ana sözleşme değişikliği↗ rüçhan hakkı↗ nisap↗ butlan↗ esas sözleşme↗ kişilik hakları↗ pay sahipliği↗ emredici hüküm↗ genel kurul kararının iptali↗ dürüstlük kuralı↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya çağrının usulüne uygun şekilde yapılmadığı, ancak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise rüçhan hakkının kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin butlanla malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin 6. maddesinin butlanla sakat olduğunun tespitine, aynı genel kurulun 7, 8, 9, 10, 11 ve 15. maddelerinin butlanla malül olduğunun tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuş, İstanbul BAM 12. H.D. tarafından başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bent dışında kalan yön bakımından bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlanla sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın rüçhan hakkı kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Butlan sebepleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinde “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde genel olarak sayılmış olup Türk Ticaret Kanunu 447. maddesinde de “Genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.” şeklinde daha özel ve somut olarak sayılmıştır. Genel kurul kararlarının iptal sebepleri ise Türk Ticaret Kanunu 445. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açabilecektir. Yine aynı Kanun'un 446. maddesinde ifade edildiği üzere, toplantıya katılsın yada katılmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını ve bu aykırılığın genel kurul kararı alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri bunu iptal davasına konu edebilecektir. Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda, çağrı usulüne uyulmaksızın yapılan genel kurul toplantısında oybirliğiyle ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirketin sermaye arttırım kararı alarak ana sözleşme değişikliğine gittiği, ancak diğer tüm ortaklara eşit oranda sermaye arttırımına iştirak hakkı tanınırken haklı bir gerekçe sunulmaksızın davacı ortağın sermaye arttırımına iştirakının sağlanmamış olduğu, rüçhan hakkının kullandırılmadığı, bu haliyle alınan kararın herşeyden önce dürüstlük ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Oysa ki TTK'nın 461. maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haizdir. Eşitlik ilkesine bir defalık aykırılık oluşturan genel kurul kararları iptal edilebilir niteliktedir. Bir defalık değil de sürekli olarak aykırılık oluşturan kararlar ise batıl olur (Moroğlu, Erdoğan; Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 227 vd.). Nitekim dosya kapsamında bulunan 08.08.2016 tarihli bilirkişi raporu da aynı doğrultuda olup, raporda sermaye arttırıma ilişkin kararın iptal edilebilir bir karar olduğu, batıl olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, sermaye arttırımı yönünden butlanı gerektirir bir genel kurul kararı söz konusu değildir. Bu nedenle de, alınan genel kurul kararlarının ancak iptali istenebilecektir. İptal davasının ise TTK 445. maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılması gerektiği, genel kurulun 26.10.2015 tarihinde yapıldığı ancak davanın 03.03.2016 tarihinde açılmış olduğu anlaşıldığından, üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince butlana tabi bir karar olduğuna kanaat getirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi'nin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11386 E. 2018/3628 K.
Ortak:butlan · esas sözleşme · anonim şirket
İncelediğiniz kararda… ncak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar «nisaplarının» sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise «rüçhan hakkının» kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin «butlanla» malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun serma …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın «rüçhan hakkı» kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın «butlanla» sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu Genel Kurul Kararının «butlanla» sakat olduğu için «geçersizliğinin» tespit edilebileceğini, butlanla sakat olan kararın TTK'nin 445.maddesi uyarınca iptalinin mümkün ve gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» genel kurul kararı iptali talebine ilişkindir.
Ancak, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu genel kurul kararının «temsil» «yetkisinin» devri ve diğer «imza yetkilerinin» tayinini düzenlediği, bu düzenlemelerin TTK 375/1-d maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinden olduğu, bu suretle de TTK 447/1-c maddesinde zikredilen «butlan» sebeplerinin somut olayda oluştuğu yanılgılı değerlendirilmesi ile bu tespit üzerine inşa edilen ve davanın reddine gerekçe olan, butlanla sakat olan bir genel kur …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imza yetkisi · sözleşmeye aykırılık · geçersizlik · yetkisizlik kararı · dava sebebi · temsil
Benzer bu karardaAncak, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu genel kurul kararının «temsil» «yetkisinin» devri ve diğer «imza yetkilerinin» tayinini düzenlediği, bu düzenlemelerin TTK 375/1-d maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinden olduğu, bu suretle de TTK 447/1-c maddesinde zikredilen «butlan» sebeplerinin somut olayda oluştuğu yanılgılı değerlendirilmesi ile bu tespit üzerine inşa edilen ve davanın reddine gerekçe olan, butlanla sakat olan bir genel kur …
Ayrıca, davacının iddiası dava konusu genel kurul kararının şirket «esas sözleşmesinin» 15. maddesine aykırılık teşkil ettiği yönünde olup, TTK 445. maddesi uyarınca ana «sözleşmeye aykırılık» hali bir iptal «sebebi» olarak düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu Genel Kurul Kararının «butlanla» sakat olduğu için «geçersizliğinin» tespit edilebileceğini, butlanla sakat olan kararın TTK'nin 445.maddesi uyarınca iptalinin mümkün ve gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
O halde, mahkemece dava konusu genel kurul kararının ana «sözleşmeye aykırılık» teşkil edip etmediği değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7935 E. 2016/6276 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz kararda… ncak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar «nisaplarının» sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise «rüçhan hakkının» kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin «butlanla» malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun serma …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın «rüçhan hakkı» kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın «butlanla» sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/28 esas sayılı davasında «hisse devrinin iptaline», davacı adına tesciline karar verildiği, hisse devrinin «butlanla» sakat olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiği, davacının baştan itibaren hisse sahibi olduğu, genel kurul ve toplantıda alınan kararların da butlanla sakat hale geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, genel kurulun butlanla malul olduğunun tespitine, işletme ruhsatı devir işleminin ve bu devre ilişkin «yönetim kurulu» kararının «geçersizliğine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · hisse devri · geçersizlik · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/28 esas sayılı davasında «hisse devrinin iptaline», davacı adına tesciline karar verildiği, hisse devrinin «butlanla» sakat olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiği, davacının baştan itibaren hisse sahibi olduğu, genel kurul ve toplantıda alınan kararların da butlanla sakat hale geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, genel kurulun butlanla malul olduğunun tespitine, işletme ruhsatı devir işleminin ve bu devre ilişkin «yönetim kurulu» kararının «geçersizliğine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4647 E. 2019/3855 K.
Ortak:butlan · esas sözleşme · pay sahipliği · dürüstlük kuralı · iptal davası · anonim şirket
İncelediğiniz karardaGenel kurul kararlarının iptal sebepleri ise Türk Ticaret Kanunu 445. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «iptal davası» açabilecektir.
… ncak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar «nisaplarının» sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise «rüçhan hakkının» kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin «butlanla» malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun serma …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi «ilan» edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren «pay sahipleri»...” hükmü mevcuttur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname eksikliği · mutlak butlan · dürüstlük kuralına aykırılık · şekil şartı · şirket merkezi mahkemesi · olağanüstü genel kurul · olumsuz oy · ilan
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi «ilan» edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren «pay sahipleri»...” hükmü mevcuttur.
… lunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen «şekil şartlarına» göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı «temsilcilerinin» genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1886 E. 2020/939 K.
Ortak:butlan · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ncak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar «nisaplarının» sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise «rüçhan hakkının» kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin «butlanla» malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun serma …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın «rüçhan hakkı» kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın «butlanla» sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · sermaye artırımı · aktif husumet · husumet yokluğu · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12216 E. 2010/3433 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz kararda… ncak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar «nisaplarının» sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise «rüçhan hakkının» kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin «butlanla» malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun serma …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların «butlanla» sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın «rüçhan hakkı» kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın «butlanla» sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davalı şirketin «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri
Benzer bu karardaAncak, davacının yaptığı «yargılama giderinin» eksik hesaplanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4590 E. , 2019/3495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/11/2016 tarih ve 2016/221 E. - 2016/793 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/06/2017 tarih ve 2017/234-2017/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.05.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %5'ine sahip hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin 26.10.2015 tarihinde kanun ve ana sözleşmede yer alan çağrı usulüne aykırı şekilde toplanarak olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, müvekkilinin iadeli taahhütlü mektupla toplantıya çağrılmadığını, şirketin internet sitesinde de ilan yapılmadığını, bu durumun TTK. 419. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda şirket ana sözleşmesinin sermaye ve pay senetlerinin nevine ilişkin 6. maddesi, yönetim kurulu ve süresine ilişkin 7. maddesi, şirketin temsili ve yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımına ilişkin 8. maddesi, ana sözleşmenin yönetim kurulu üyelerinin görev dağılımı ve temsile yetkili olanlar ve temsil şekli başlıklı 9.
maddesinin kaldırılmasına ilişkin 9. maddesi, genel kurulun toplantı yeri, toplanma şekli, toplantıda bakanlık temsilcisinin bulunması, oy hakkı ve kullanma şekli, genel kurul başkanı, karar yeter sayısı, yıllık belgeler ve esas sözleşme değişikliğine ilişkin 10. maddesi, şirkete ait ilanların yapılış şekline ait 11. maddesi, kanuni hükümlere ilişkin 15. maddesinin değiştirilmesine ilişkin tüm kararların butlan yaptırımına tabi olduğunu, çağrı usulsüz olduğu gibi toplantı yeter sayısı ve karar nisabına da uyulmadığını ileri sürerek 26.10.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve ana sözleşmenin 6, 7, 8, 9, 10, 11, 15. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tüm kararların butlanla sakat olduğunun tespite karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; genel kurul toplantısına çağrının yasaya ve ana sözleşmeye uygun olduğunu, alınan kararların butlanını veya iptalini gerektiren sebeplerin oluşmadığını, toplantı ve karar nisabına uyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya çağrının usulüne uygun şekilde yapılmadığı, ancak bunun kararların geçerliliğine etkisine bakmak gerektiği, toplantıya %95'e sahip hissedarların katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı, toplantı ve karar nisaplarının sağlanmış olduğu, ana sözleşmenin 6. maddesinin tadili ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği, davacı dışındaki ortakların arttırıma iştirak ettiği, davacının ise rüçhan hakkının kullandırılmadığı ve iştirakinin sağlanmadığı, çağrı usulüne uymadan ve davacı haberdar edilmeden yapılan bu değişikliğin butlanla malul olduğu, diğer değişikliklerin butlanını gerektirir bir halin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 26.10.2015 tarihli genel kurulun sermaye arttırımına ilişkin 6.
maddesinin butlanla sakat olduğunun tespitine, aynı genel kurulun 7, 8, 9, 10, 11 ve 15. maddelerinin butlanla malül olduğunun tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuş, İstanbul BAM 12. H.D. tarafından başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bent dışında kalan yön bakımından bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketin 26.10.2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlanla sakat olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, toplantının çağrı usulüne uyulmaksızın yapıldığı, sermaye arttırımına ilişkin 6. maddenin kabulü ile şirket sermayesinin arttırılmasına karar verildiği ancak davacı ortağın rüçhan hakkı kullandırılmaksızın sermayenin yeni dağılımının belirlendiği gerekçesiyle alınan kararın butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Butlan sebepleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinde “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde genel olarak sayılmış olup Türk Ticaret Kanunu 447. maddesinde de “Genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.” şeklinde daha özel ve somut olarak sayılmıştır.
Genel kurul kararlarının iptal sebepleri ise Türk Ticaret Kanunu 445. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açabilecektir. Yine aynı Kanun'un 446. maddesinde ifade edildiği üzere, toplantıya katılsın yada katılmasın, çağrının usulüne göre yapılmadığını ve bu aykırılığın genel kurul kararı alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri bunu iptal davasına konu edebilecektir. Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda, çağrı usulüne uyulmaksızın yapılan genel kurul toplantısında oybirliğiyle ana sözleşmenin 6.
maddesinin tadili ile şirketin sermaye arttırım kararı alarak ana sözleşme değişikliğine gittiği, ancak diğer tüm ortaklara eşit oranda sermaye arttırımına iştirak hakkı tanınırken haklı bir gerekçe sunulmaksızın davacı ortağın sermaye arttırımına iştirakının sağlanmamış olduğu, rüçhan hakkının kullandırılmadığı, bu haliyle alınan kararın herşeyden önce dürüstlük ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Oysa ki TTK'nın 461. maddesine göre, her pay sahibi yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haizdir. Eşitlik ilkesine bir defalık aykırılık oluşturan genel kurul kararları iptal edilebilir niteliktedir. Bir defalık değil de sürekli olarak aykırılık oluşturan kararlar ise batıl olur (Moroğlu, Erdoğan;
Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 227 vd.). Nitekim dosya kapsamında bulunan 08.08.2016 tarihli bilirkişi raporu da aynı doğrultuda olup, raporda sermaye arttırıma ilişkin kararın iptal edilebilir bir karar olduğu, batıl olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, sermaye arttırımı yönünden butlanı gerektirir bir genel kurul kararı söz konusu değildir. Bu nedenle de, alınan genel kurul kararlarının ancak iptali istenebilecektir. İptal davasının ise TTK 445. maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılması gerektiği, genel kurulun 26.10.2015 tarihinde yapıldığı ancak davanın 03.03.2016 tarihinde açılmış olduğu anlaşıldığından, üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince butlana tabi bir karar olduğuna kanaat getirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesi'nin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517366800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz