Vekaletname eksikliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4647 E. 2019/3855 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname eksikliği↗ ttk 447↗ ttk 445↗ ttk 446↗ mutlak butlan↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ şekil şartı↗ butlan↗ esas sözleşme↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ olağanüstü genel kurul↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ tbk 99↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ ilan↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...” hükmü mevcuttur.
Somut olayda davacı ortağın temsilcilerinin vekaletteki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir. Ancak, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9622 E. 2016/4384 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan · olağanüstü genel kurul · iptal davası
İncelediğiniz kararda… lunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen «şekil şartlarına» göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı «temsilcilerinin» genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
Benzer bu karardaMutlak «butlan» hali dışında toplantıya katılıp alınan karara karşı aleyhe oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten ortağın yukarıda belirtilen nedenlerle «iptal davası» açması mümkündür.
1- Dava, TTK'nın 445. vd maddeleri uyarınca açılmış «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · ana sözleşme değişikliği · infazda tereddüt · genel kurul kararının iptali · infaz · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 15/06/2013 tarihli genel kurul toplantısı için yapılan «çağrı usulsüzlüklerinin» ve alınan bazı kararların TTK'nın 446/1-b. maddesine aykırı olduğu, bu eksikliğin sonuca etkili olduğu, «ana sözleşme değişikliği» ile A gruba paylara yönetim kuurlu üyelerine seçme konusunda tanınan imtiyazın TTK'nın 360. ve 434/2. maddesine aykırı olduğu ve TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile 15/06/2013 tarihli davalı ... 'nin «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir.
2- Ayrıca, mahkeme kararının hüküm fıkrasında da davanın kabulüne karar verildikten sonra “...şirketinin «genel kurul kararının iptaline»” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak genel kurulda alınan hangi kararların iptal edildiği hususu açık ve net olarak ifade edilmemiş, tüm genel kurul kararlarının iptal edildiği şeklinde ve «infazda tereddüt» yaratacak şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava, TTK'nın 445. vd maddeleri uyarınca açılmış «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilebilmesi için her bir karar bakımından mahkemece davacıdan hangi nedenle kararın iptalini istediğinin sorulması ve buna göre de her bir karar bakımından inceleme yapılması, gerekiyorsa «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve kararın gerekçesinde de davacının taleplerinin hangi nedenle reddine veya kabulüne karar verildiğinin ayrı ayrı açıklanması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10025 E. 2018/4770 K.
Ortak:butlan · iptal davası · anonim şirket · ilan
İncelediğiniz kararda1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi «ilan» edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren «pay sahipleri»...” hükmü mevcuttur.
Somut olayda davacı ortağın «temsilcilerinin» «vekaletteki eksiklikler» gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya «iptal davası» açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, «anonim şirketlerde» yapılan genel kurul kararlarının TTK’nın 445. ve devamı maddeleri gereğince iptal ve «butlanına» ilişkin olduğu, dava konusu 30/12/2015 tarihli genel kurul kararlarının tescil ve «ilan» edilmeyerek uygulanmadığı, aynı konuda yönetim kurulunca, genel kurulun 15/07/2016 tarihinde toplanmasına karar verildiği, bu nedenle anılan kararların «geçersiz» hale geldiği, davanın konusuz kaldığı, davacıların davayı açmakta haklı oldukları gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacılar lehine «yargılama giderine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece şirketin 30/12/2015 tarihli genel kurul kararlarının tescil ve «ilan» edilmeyerek uygulanmadığı, bu nedenle kararların «geçersiz» hale geldiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 445. ve kapsamı maddelerine göre kanunda sayılan kişiler tarafından genel kurul kararlarının verildiği tarihten itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde yine kanunda belirtilen nedenler ileri sürülerek «iptal davası» açılabilir ayrıca, «genel kurul kararlarının iptalini» talep edebilmek için kararların tescil ve «ilan» edilmesi gerekmediği gibi tescil ve ilan edilmeyen kararlar «geçersiz» hale gelmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · hak düşürücü süre · yargılama gideri · geçersizlik · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, «anonim şirketlerde» yapılan genel kurul kararlarının TTK’nın 445. ve devamı maddeleri gereğince iptal ve «butlanına» ilişkin olduğu, dava konusu 30/12/2015 tarihli genel kurul kararlarının tescil ve «ilan» edilmeyerek uygulanmadığı, aynı konuda yönetim kurulunca, genel kurulun 15/07/2016 tarihinde toplanmasına karar verildiği, bu nedenle anılan kararların «geçersiz» hale geldiği, davanın konusuz kaldığı, davacıların davayı açmakta haklı oldukları gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacılar lehine «yargılama giderine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece şirketin 30/12/2015 tarihli genel kurul kararlarının tescil ve «ilan» edilmeyerek uygulanmadığı, bu nedenle kararların «geçersiz» hale geldiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 445. ve kapsamı maddelerine göre kanunda sayılan kişiler tarafından genel kurul kararlarının verildiği tarihten itibaren 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde yine kanunda belirtilen nedenler ileri sürülerek «iptal davası» açılabilir ayrıca, «genel kurul kararlarının iptalini» talep edebilmek için kararların tescil ve «ilan» edilmesi gerekmediği gibi tescil ve ilan edilmeyen kararlar «geçersiz» hale gelmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3299 E. 2017/7390 K.
Ortak:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · olağanüstü genel kurul · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · iptal davası · ilan
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi «ilan» edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren «pay sahipleri»...” hükmü mevcuttur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
Benzer bu karardaPay «defterinde» yazılı «pay sahipleriyle» önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve «ilanın» çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilir.'' Yine, 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre de, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul …
… in değiştirilmesine dair kararın, TTK 445. maddesi uyarınca kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, TTK 453. maddesine göre ''Genel kurul, «esas sözleşmenin» değiştirilmesi için toplantıya çağrıldığı takdirde; 333'üncü madde uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın izninin alınmasının gerekli olduğu şirketlerde izni alınmış, diğer şirketlerde, yönetim kurulunca karara bağlanmış bulunan değişiklik taslağının, değiştirilecek mevcut hükümlerle birlikte 414 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtildiği şekilde «ilanı» gerekir.
… genel kurul kararının, TTK’nın 445 vd. hükümlerince iptali gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 31/01/2014 tarihinde gerçekleştirilen «olağan genel kurul» toplantısında «ana sözleşmenin değişikliğine» dair 3 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · nisap · taahhütname · e-defter
Benzer bu karardaPay «defterinde» yazılı «pay sahipleriyle» önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve «ilanın» çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilir.'' Yine, 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre de, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul …
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde TTK 453. maddesinde «ana sözleşme değişikliğinin» eski ve yeni metinlerinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde «ilan» edilmemesi ve davacıya iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmemesi çağrıya ilişkin bir eksiklik olup, tek başına alınan kararın iptali sonucunu doğurmaz.
… genel kurul kararının, TTK’nın 445 vd. hükümlerince iptali gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 31/01/2014 tarihinde gerçekleştirilen «olağan genel kurul» toplantısında «ana sözleşmenin değişikliğine» dair 3 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.
Genel kurulun kararına 421 inci maddede öngörülen «nisaplar» uygulanır.'', TTK.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4647 E. , 2019/3855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/01/2017 tarih ve 2016/857 E. - 2017/6 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/07/2017 tarih ve 2017/319-2017/405 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.05.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette %16 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2015 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 03/08/2016 tarihinde yapıldığını, ancak, davacı şirket temsilcilerinin toplantının yapıldığı yerde bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğini, davacı şirket yetkili temsilcilerinin toplantı öncesinde ibraz ettikleri vekaletnamede pay adedinin yer almadığı, noter tasdikli imza sirkülerinin vekaletnameye eklenmemiş olduğu gerekçesiyle davacı şirket yetkili temsilcilerin toplantıya alınmadığını, oysa ibraz edilen vekalet ve imza sirkülerinin yeterli bulunduğunu, genel kurul toplantısına katılma, oy kullanma, bilgi alma ve denetçi talebinde bulunma gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez ve müktesep hakları ihlal edilen davacı şirketin haksız olarak toplantıya katılmaması sonucunda alınan tüm kararların TTK'nın 447.
maddesi kapsamında batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/08/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına karar verilmesini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında davacı tarafı temsil etmek üzere toplantıya katılmak isteyenlerce sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekaleti verenin pay sahibini temsile yetkili olduğunu ispata dair sunulan imza sirkülerinin de kanunun aradığı şartlara haiz olmadığını, bu nedenle davacı temsilcilerinin toplantıya katılmalarının haksız olarak engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davacının sahip olduğu oy oranının alınan kararların sonucunu değişmeye etki edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445.
maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...” hükmü mevcuttur.
Somut olayda davacı ortağın temsilcilerinin vekaletteki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir. Ancak, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445.
maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/512824400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz