Ortaklar cari hesabı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1432 E. 2019/4030 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar cari hesabı↗ takas defi↗ anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu davası↗ ttk 408/2-b↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ ibraname↗ takas↗ yemin delili↗ ilamsız icra takibi↗ yemin↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya ortaklar cari hesabına dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini ibraz etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, takas ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin takas olarak öne sürdüğü işçi alacağı ile ilgili verilmiş ibraname olduğu, ayrıca bu alacağın yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takas defiinin yerinde olmadığı, dava dışı Engin demir tarafından yapılan 14.000,00 TL’lik banka havalesindeki ödemenin bu kişinin davacı şirkete olan borcu karşılığı yapıldığının bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiği, ayrıca davalı tarafça yemin deliline dayanılmamış olduğu, bu durumda yemini hatırlatmanın mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalıya verilen avansları tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İşbu dava, niteliği itibarıyla yöneticinin sorumluluğu davasıdır. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Ayrıca somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15047 E. 2018/3281 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya «ortaklar cari hesabına» dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini «ibraz» etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, «takas» ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İşbu dava, niteliği itibarıyla «yöneticinin sorumluluğu» davasıdır.
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise «ibrazının» sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · haksız fiil · çek
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın «haksız fiil» hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet «çek» nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4755 E. 2019/5675 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz kararda6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya «ortaklar cari hesabına» dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini «ibraz» etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, «takas» ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İşbu dava, niteliği itibarıyla «yöneticinin sorumluluğu» davasıdır.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Dava, «yöneticinin sorumluluğuna» ilişkindir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «sorumluluk davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket zararı · ıslah · yasal faiz
Benzer bu kararda… apsamına göre; aracın 21/08/2014 tarihi ile yakalandığı tarih arasında davalının sebepsiz ve haksız olarak uhdesinde bulunduğu, aracın kullanımından kaynaklı davacı «şirket zararının» tazmini gerektiği, dava tarihi 14/05/2015 tarihi olup, dava tarihine kadar hesaplamanın yapılması gerektiği, araç kirası olarak 2014 yılında 21/08/2014 tarihinden o yıl sonuna kadar 4.000,00 TL 2015 yılı için aylık 1.200,00 TL rayiç belirlendiği, 14/05/2015 dava tarihi nazara alındığında 2015 yılı için 4 ay 13 gün için aylık 1.200,00 TL'den 4 ay için 4x1.200,00=4.800,00 TL, 13 gün için 1.200,00/30x13=520,00 TL olmak üzere dava tarihine kadar toplam 4.000,00+4.800,00+520,00=9.320,00 TL aracın günlük rayiç kullanımından kaynaklı miktarın talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.320,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 1.500,00 TL'sine 14/05/2015 dava, kalanına 02/03/2018 «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | Yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3371 E. 2016/1194 K.
Ortak:yönetici sorumluluğu · sorumluluk davası · anonim şirket · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya «ortaklar cari hesabına» dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini «ibraz» etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, «takas» ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
İşbu dava, niteliği itibarıyla «yöneticinin sorumluluğu» davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, dava tarihi 06.11.2012 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · yönetim kurulu kararı · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının 27.358,02 TL borçlu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.358,02 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, «icra inkar tazminatının» tahsiline, faize ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Davacı taraf, davalının eski «yönetim kurulu» başkanı olduğunu, kişisel harcamalarını şirket kasasından ödediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise harcamaların görev icabı yapıldığını savunmuş olup, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre dava, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» başkanı hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6786 E. 2018/2437 K.
Ortak:takas defi · takas
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin «takas» olarak öne sürdüğü işçi alacağı ile ilgili verilmiş «ibraname» olduğu, ayrıca bu alacağın yargılamayı gerektirdiği, bu durumda «takas defiinin» yerinde olmadığı, dava dışı Engin demir tarafından yapılan 14.000,00 TL’lik banka havalesindeki ödemenin bu kişinin davacı şirkete olan borcu karşılığı yapıldığının «bilirkişi incelemesi» neticesinde tespit edildiği, ayrıca davalı tarafça «yemin deliline» dayanılmamış olduğu, bu durumda yemini hatırlatmanın mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya «ortaklar cari hesabına» dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini «ibraz» etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, «takas» ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «takas definin» kabulü ile takas nedeniyle davanın reddine, karar ve ilam harcı ile «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1432 E. , 2019/4030 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/05/2017 tarih ve 2015/457 Esas 2017/360 Karar sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/12/2017 tarih ve 2017/764-2017/859 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin eski yöneticisi olduğunu, davalıya verilen avansların bir kısmının ödenmediğini, 44.796,29 TL bakiye alacağın tahsili için takip yapıldığını, takibe davalı tarafın itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketten işçilik hakları nedeniyle alacaklı olduğunu, alacak var ise takas defiinde bulunduklarını, fakat alacağın bulunmadığını, zira müvekkili tarafından avansların davacı tarafın işleri için kullanıldığını, buna dair bazı faturaların müvekkili yedinde bulunduğunu, bakiye bir alacağın kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından şirket ortağı ve çalışanı konumunda bulunan davalıya ortaklar cari hesabına dayalı 44.796,29 TL ödeme yapıldığı, davalının bu bedele ilişkin harcama belgelerini ibraz etmediği, bir kısım alacağın ödendiği yolundaki savunmasını kanıtlayamadığı, takas ve mahsuba konu bir alacağının bulunmadığı, yapılan ödeme dökümüne göre, ödemelerin iş avansı niteliğinde kabul edilerek ancak harcama belgelerinin ibrazı halinde düşümünün yapılabileceği, davalı tarafın ödemeleri ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin takas olarak öne sürdüğü işçi alacağı ile ilgili verilmiş ibraname olduğu, ayrıca bu alacağın yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takas defiinin yerinde olmadığı, dava dışı Engin demir tarafından yapılan 14.000,00 TL’lik banka havalesindeki ödemenin bu kişinin davacı şirkete olan borcu karşılığı yapıldığının bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiği, ayrıca davalı tarafça yemin deliline dayanılmamış olduğu, bu durumda yemini hatırlatmanın mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalıya verilen avansları tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İşbu dava, niteliği itibarıyla yöneticinin sorumluluğu davasıdır. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Ayrıca somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517176800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz