Ortaklığının Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2142 E. 2019/3636 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gider avansı↗ sözlü yargılama↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ usulden reddi↗ ihtar↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen kesin sürede gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle sözlü yargılama ihtarını içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime takdir hakkı bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen istisnalar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği, ilk süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Bununla birlikte kesin süre kuralı kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda mahkemece, 07.11.2017 tarihli celsede 150 TL gider avansı yatırması için davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince de 1 haftalık kesin süreden 1 gün sonrasında 15.11.2017 tarihinde 150 TL gider avansı yatırılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında öncelikle mahkemece HMK'nın 120. maddesinde belirlenen 2 haftalık sürenin azaltılarak 1 hafta olarak belirlenmesi nedeniyle verilen kesin süre usule aykırı olup kanuna aykırı olarak verilen süre içerisinde avansın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15368 E. 2016/4064 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda mahkemece, 07.11.2017 tarihli celsede 150 TL «gider avansı» yatırması için davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 haftalık kesin süreden 1 gün sonrasında 15.11.2017 tarihinde 150 TL gider avansı yatırılmıştır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «gider avansı» yatırılmış ise de, «masrafın» kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · alacak davası · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan «alacak davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «gider avansı» yatırılmış ise de, «masrafın» kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2099 E. 2016/2965 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacağın likit olması · ticari defter ibrazı · fatura alacağı · ticari defter incelemesi · bilirkişi incelemesi · ticari defter · fatura · asıl alacak
Benzer bu kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kaldı ki; bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalının «ticari defterleri incelettirilmeksizin» «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4285 E. 2025/2854 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan «ihtarda» "takdir edilen toplam 12.000,00 TL «masrafın» davacı tarafından iki haftalık «kesin süre» içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek «ihtarat» yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden …
Şu halde Mahkemece, yapılan «kesin süre» «ihtarının» gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın «delil avansı» mı yoksa «gider avansı» mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin «ihtaratın» yapıldığı, bu nedenle «kesin mehilin» sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · usulden ret · vazgeçmiş sayılma · kesin mehil · ihtarat · bilirkişi ücreti · ek mehil · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaŞu halde Mahkemece, yapılan «kesin süre» «ihtarının» gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın «delil avansı» mı yoksa «gider avansı» mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin «ihtaratın» yapıldığı, bu nedenle «kesin mehilin» sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Öte yandan HMK'nın 120. maddesinde gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık «kesin süre» verileceği düzenlenmiş, 114. maddesinde ise «gider avansı» eksikliğinin yaptırımı dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden ret» olarak belirtilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan «ihtarda» "takdir edilen toplam 12.000,00 TL «masrafın» davacı tarafından iki haftalık «kesin süre» içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek «ihtarat» yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden …
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli kararın tebliği · ihtarat · bilirkişi ücreti · dava dilekçesinin tebliği · tenfiz · tebligat · taahhütname · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14318 E. 2015/6976 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda mahkemece, 07.11.2017 tarihli celsede 150 TL «gider avansı» yatırması için davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 haftalık kesin süreden 1 gün sonrasında 15.11.2017 tarihinde 150 TL gider avansı yatırılmıştır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · istirdat · ortaklık ilişkisi · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «masraf» yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4820 E. 2014/10803 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi · ibraz
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı belge asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1326 E. 2022/3365 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda mahkemece, 07.11.2017 tarihli celsede 150 TL «gider avansı» yatırması için davacı vekiline 1 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 haftalık kesin süreden 1 gün sonrasında 15.11.2017 tarihinde 150 TL gider avansı yatırılmıştır.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, mahkemece, 09.10.2019 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 2 haftalık kesin süre sonrasında 23.01.2020 tarihinde «gider avansı» yatırılmıştır.
… emizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; aralarında fiili hizmet sınıfında uzmanın bulunduğu bir heyetten rapor alınmasına ve davacı vekilinin bu kapsamda ek «bilirkişi ücreti» yatırmasına karar verildiği, ancak davacının «kesin süreye» rağmen ek avansı yatırmadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilerek, Yargıtay bozma ilamındaki bozma kararının davalılar lehine olduğundan da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · dosya masrafı
Benzer bu kararda… emizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; aralarında fiili hizmet sınıfında uzmanın bulunduğu bir heyetten rapor alınmasına ve davacı vekilinin bu kapsamda ek «bilirkişi ücreti» yatırmasına karar verildiği, ancak davacının «kesin süreye» rağmen ek avansı yatırmadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilerek, Yargıtay bozma ilamındaki bozma kararının davalılar lehine olduğundan da …
Somut olayda, mahkemece, 09.10.2019 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 2 haftalık kesin süre sonrasında 23.01.2020 tarihinde «gider avansı» yatırılmıştır.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «masraf» yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12971 E. 2014/5002 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi · ibraz
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece tahsilat makbusu aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı belge asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece «kesin süre» içinde belge asılları «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara al …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2142 E. , 2019/3636 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 21/11/2017 tarih ve 2014/280-2017/771 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Park Turz. A.Ş.' nin ortağı iken kendi hissesinin gayri yasal bir şekilde yok edilerek ortaklıktan çıkarıldığını, gayri yasal olarak davacının bilgisi haricinde ortaklıktan çıkarılması nedeni ile alınan tüm kararların iptali gerektiğini ileri sürerek, davacının davalı şirketteki ortaklığının tespitine, davacının ortaklıktan çıkarılmasından sonra yapılan genel kurul toplantılarının iptaline ve yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen kesin sürede gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle sözlü yargılama ihtarını içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime takdir hakkı bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen istisnalar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği, ilk süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Bununla birlikte kesin süre kuralı kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda mahkemece, 07.11.2017 tarihli celsede 150 TL gider avansı yatırması için davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince de 1 haftalık kesin süreden 1 gün sonrasında 15.11.2017 tarihinde 150 TL gider avansı yatırılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında öncelikle mahkemece HMK'nın 120. maddesinde belirlenen 2 haftalık sürenin azaltılarak 1 hafta olarak belirlenmesi nedeniyle verilen kesin süre usule aykırı olup kanuna aykırı olarak verilen süre içerisinde avansın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/512818400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz