İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2099 E. 2016/2965 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın likit olması↗ ticari defter ibrazı↗ fatura alacağı↗ ticari defter incelemesi↗ tanıma↗ ticari defter ve kayıtlar↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ fatura↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye ibraz etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL asıl alacak ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı ara kararı ile taraflara ticari defterlerini ibraz etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar kesin süre verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği ihtar edilmiş olmakla, aynı celsenin bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Davalı taraf ise ticari defterlerinin hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibraz etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde, davalı tarafın ticari defterlerinin hacmi nedeniyle yerinde incelenmesi talebi makul olup, mahkemece defter ibrazı için kurulan ara karar yapılabilir nitelik taşımadığından HMK'nın 94. maddesine uygun değildir. Kaldı ki; bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalının ticari defterleri incelettirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4820 E. 2014/10803 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12971 E. 2014/5002 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, mahkemece «kesin süre» içinde belge asılları «ibraz» edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara al …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece tahsilat makbusu aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · bilirkişi incelemesi · ibraz
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin 03.05.2010 tarihli duruşmasında şartlı olarak «ara» karar kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı davacıya tebliğ edilmemiş, «bilirkişi ücretinin» yatırılmasına ilişkin ara kararda ise yukarıda yazılan ilkelere uygun hareket edilmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14582 E. 2014/5003 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf ise «ticari defterlerinin» hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defterlerini ibraz» etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · makul süre · ortaklık sözleşmesi · istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece «tahsilat makbuzu» aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davacının aslını sunduğu ve davalı tarafından inkar edilmeyen «ortaklık sözleşmesi» isimli belgede 50.000 DM miktarın ödendiği açık olarak anlaşılmakta birlikte, davacı vekilinin temyiz aşamasında «tahsilat makbuzu» isimli belgenin aslını da «ibraz» etmesi karşısında, mahkemece işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olm …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · gerekçeli kararın tebliği · ihtarat · bilirkişi ücreti · dava dilekçesinin tebliği · tenfiz · tebligat · taahhütname
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14318 E. 2015/6976 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · bilirkişi ücreti · istirdat · ortaklık ilişkisi · dosya masrafı
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «masraf» yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılam …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3566 E. 2012/9629 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 06.07.2010 tarihli duruşmada davacı vekilinden bir önceki «ara» kararların yerine getirilmesi için posta «masrafı» talep edildiği, «kesin süreye» rağmen masrafın ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, «kesin süre» «ihtarının» yapıldığı 06.07.2010 tarihli duruşmaya davacı taraf «mazeret» bildirerek katılmamış, mahkemece mazereti kabul edilerek duruşma gününün kendisine tebliğine karar verilmiş, ancak tebliğ belgesinde kesin süre ihtarının yapıldığı duruşma zaptının davacı «vekiline tebliğ» edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamakta olup, «tebligat» üzerinde «kesin mehil» içeren karar yazılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · mazeret · ek mehil · vekile tebliğ · ortaklar kurulu kararı · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaYukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, «kesin süre» «ihtarının» yapıldığı 06.07.2010 tarihli duruşmaya davacı taraf «mazeret» bildirerek katılmamış, mahkemece mazereti kabul edilerek duruşma gününün kendisine tebliğine karar verilmiş, ancak tebliğ belgesinde kesin süre ihtarının yapıldığı duruşma zaptının davacı «vekiline tebliğ» edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamakta olup, «tebligat» üzerinde «kesin mehil» içeren karar yazılmamıştır.
Dava,«ortaklar kurulu» kararı gereğince davacıya tahsis edildiği iddia olunan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süreye» rağmen müzekkere «masraflarını» yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle davacı tarafın «kesin mehil» ihtarından haberdar olduğu kabul edilemez.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 06.07.2010 tarihli duruşmada davacı vekilinden bir önceki «ara» kararların yerine getirilmesi için posta «masrafı» talep edildiği, «kesin süreye» rağmen masrafın ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15368 E. 2016/4064 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan «fatura alacağının» tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı «ara» kararı ile taraflara «ticari defterlerini ibraz» etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar «kesin süre» verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği «ihtar» edilmiş olmakla, aynı celsenin «bilirkişi incelemesi» yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir.
Bu itibarla, öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen «kesin süreye» rağmen «ticari defter» ve kayıtlarını mahkemeye «ibraz» etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL «asıl alacak» ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı «alacağın likit olması» nedeniyle davacı lehine ayrıca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · bilirkişi ücreti · alacak davası · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan «alacak davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «gider avansı» yatırılmış ise de, «masrafın» kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın …
… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2099 E. , 2016/2965 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2014 tarih ve 2012/688-2014/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan ardiye ve demuraj hizmetinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağının bulunduğunu, alacağının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine..... İcra Müdürlüğü'nün 2012/13507 esas sayılı dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, ancak haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, vaki itirazının iptali, takibin devamı ve asıl alacağın % 40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, davacının icra inkar tazminatı ve icra inkar tazminat oranının yasal olmadığını ,% 20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye ibraz etmediği, davacının mevzuata uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dayandığı faturalardan dolayı davalıdan takip tarihi itibariyle 6.872,91 TL asıl alacak ve 218,62 TL birikmiş faiz alacağının bulunduğu, davacının takip tarihi sonrası faiz talebinin yerinde olduğu faturalara dayalı alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava,.... ve ...hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece 16/01/2014 tarihli celsenin 3 numaralı ara kararı ile taraflara ticari defterlerini ibraz etmeleri için 21/01/2014 tarihine kadar kesin süre verildiği, defter ibrazı olmadığı takdirde karşı tarafın defter kayıtlarına itibar edilerek karar verileceği ihtar edilmiş olmakla, aynı celsenin bilirkişi incelemesi yapılmasına yönelik 2 numaralı ara kararında da, bilirkişilere tarafların ticari defterlerini yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Davalı taraf ise ticari defterlerinin hacmi nedeniyle yerinde incelenmesini talep etmiş ise de; mahkemece, verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibraz etmeyen davalı tarafın bu talebi kabul edilmeyerek, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde, davalı tarafın ticari defterlerinin hacmi nedeniyle yerinde incelenmesi talebi makul olup, mahkemece defter ibrazı için kurulan ara karar yapılabilir nitelik taşımadığından HMK'nın 94. maddesine uygun değildir. Kaldı ki; bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalının ticari defterleri incelettirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217730300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz