Telif Hakkı İhlali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4285 E. 2025/2854 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil avansı↗ usulden ret↗ gider avansı↗ vazgeçmiş sayılma↗ kesin mehil↗ ihtarat↗ bilirkişi ücreti↗ ek mehil↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ kâr kaybı↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, maddi tazminatın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline ihtar edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, ara karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse kaybına neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının FSEK kapsamında hak sahipliğine davalı yanca tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde bilirkişi ücreti verilen kesin sürede yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de karar isabetli bulunarak davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nın 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Önemi nedeniyle hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır.
Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu doğrultuda olmak üzere, kesin süreye ilişkin ara karar her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan HMK'nın 120. maddesinde gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiş, 114. maddesinde ise gider avansı eksikliğinin yaptırımı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret olarak belirtilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan ihtarda "takdir edilen toplam 12.000,00 TL masrafın davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek ihtarat yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden önce tamamlanmak üzere yatırılmıştır.
Şu halde Mahkemece, yapılan kesin süre ihtarının gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın delil avansı mı yoksa gider avansı mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin ihtaratın yapıldığı, bu nedenle kesin mehilin sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan bilirkişi incelemesi yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15368 E. 2016/4064 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan «alacak davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14318 E. 2015/6976 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1326 E. 2022/3365 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 09.10.2019 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 2 haftalık kesin süre sonrasında 23.01.2020 tarihinde «gider avansı» yatırılmıştır.
… emizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; aralarında fiili hizmet sınıfında uzmanın bulunduğu bir heyetten rapor alınmasına ve davacı vekilinin bu kapsamda ek «bilirkişi ücreti» yatırmasına karar verildiği, ancak davacının «kesin süreye» rağmen ek avansı yatırmadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilerek, Yargıtay bozma ilamındaki bozma kararının davalılar lehine olduğundan da …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:gider avansı · ihtarat · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan «ihtarda» "takdir edilen toplam 12.000,00 TL «masrafın» davacı tarafından iki haftalık «kesin süre» içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek «ihtarat» yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden …
Şu halde Mahkemece, yapılan «kesin süre» «ihtarının» gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın «delil avansı» mı yoksa «gider avansı» mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin «ihtaratın» yapıldığı, bu nedenle «kesin mehilin» sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli kararın tebliği · dava dilekçesinin tebliği · tenfiz · tebligat · taahhütname
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14591 E. 2015/6977 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · dava şartı
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 26.09.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 15.11.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler yönünden ispatlanamayan davanın reddine, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davalı şirket yönünden davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · taraf ehliyeti · istirdat
Benzer bu karardaU.. yönünden ise «pasif husumet ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davalı şirket yönünden davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı D..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14583 E. 2015/7103 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · dava şartı
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 26.09.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 25.11.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay bozma ilamı uyarınca bilirkişiden yeniden rapor alınması için «bilirkişi ücreti» yatırılması hususunda davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesi hükmü uyarınca bilirkişi «masrafının» delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı belirtildiği, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanlarının «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden ispat olunamadığından reddine, davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece dava, davalı şirket yönünden, davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, diğer davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · taraf ehliyeti · istirdat
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece dava, davalı şirket yönünden, davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, diğer davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay bozma ilamı uyarınca bilirkişiden yeniden rapor alınması için «bilirkişi ücreti» yatırılması hususunda davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesi hükmü uyarınca bilirkişi «masrafının» delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı belirtildiği, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanlarının «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden ispat olunamadığından reddine, davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 32l/«son» maddesinde de «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...’ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin, bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2142 E. 2019/3636 K.
Ortak:gider avansı · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ihtar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan «ihtarda» "takdir edilen toplam 12.000,00 TL «masrafın» davacı tarafından iki haftalık «kesin süre» içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek «ihtarat» yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden …
Şu halde Mahkemece, yapılan «kesin süre» «ihtarının» gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın «delil avansı» mı yoksa «gider avansı» mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin «ihtaratın» yapıldığı, bu nedenle «kesin mehilin» sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline verilen «kesin sürede» gider avansının yatırılmadığı, gider avansının HMK'nın 114/1-g maddesi uyarınca dava şartı olduğu, avansın zamanında yatırılmaması sebebiyle «sözlü yargılama» «ihtarını» içerir davetiyelerin bir tanesinin duruşma günü itibariyle davalı vekiline, bir tanesinin duruşmadan bir gün önce davalıya tebliğ edildiği, bir tanesinin iade döndüğü için yeniden işlem yapılamadığı ve bu durumun karar celsesinin ertelenmesine sebebiyet verecek şekilde gecikme yaşanması sonucu doğuracağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında öncelikle mahkemece HMK'nın 120. maddesinde belirlenen 2 haftalık sürenin azaltılarak 1 hafta olarak belirlenmesi nedeniyle verilen «kesin süre» usule aykırı olup kanuna aykırı olarak verilen süre içerisinde avansın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4285 E. , 2025/2854 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
16. 05.2011 tarihli New Yorker dergisinin kapağının müvekkili tarafından çizildiğini, ''...'' isimli illüstrasyon çalışması eserin sahibi olduğunu, müvekkilinin illüstrasyonlarında kullanmış olduğu imzasının orjinal eserin üzerinde de yer aldığını, davalı şirketin izin almaksızın söz konusu illüstrasyonu '' 4. ... Yayıncılık ...
8. Sınıf Türkçe Soru Bankası” adlı test kitabının 250. sayfasının içerisinde kullandığını, davalı şirketin yurtiçi mağazalarda ve internet sitelerinde söz konusu test kitabını piyasa sürerek ticari kar elde ettiğini, davalı şirketin bu eylemiyle müvekkiline ait basma hakkı, çoğaltma hakkı ve yayma haklarını ihlal ettiğini, bu kullanımın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında ihlal oluşturduğu gibi ayrıca 5187 sayılı Basın Kanunu (5187 sayılı Kanun) kapsamında da ihlal oluşturduğunu ileri sürerek FSEK 68/1 hükmü uyarınca müvekkilinin sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere 1.000,00 TL’nin, söz konusu ihlalin gerçekleştiği 09.08.2018 tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, FSEK'in 70.
maddesi uyarınca davalının davaya konu derginin satışı neticesinde elde etmiş olduğu kârın şimdilik 1.000,00 TL’sinin söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarih olan 09.08.2018 itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, FSEK'in 70. maddesi uyarınca ihlal edilen manevi hakları ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle toplamda 8.000,00 TL manevi tazminatın 09.08.2018 tarihinden tarihlerinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresinin Esenyurt/İstanbul'da olduğunu ve yetki itirazının bulunduğunu, dava konusu kitabın içeriğinin ihbar olunan yazar tarafından yazılmış olduğunu, davanın ...'e yöneltilmesi gerektiğini, 01.10.2017 tarihinde davaya konu karikatürün de yer aldığı "4 ... Yayıncılık Türkçe 8. Sınıf Soru Bankası" kitabının da yer aldığı birtakım yayınlara ilişkin olarak yayıncı müvekkili şirket ile ihbar olunan arasında Mali Hakları Devir Sözleşmesi imzalandığını, davacıya ait olduğu iddia edilen karikatürün hazırlanan soruya yazar tarafından eklendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacının iddiaları doğru kabul edilse dahi müvekkilinin herhangi bir kasıt olmaksızın hareket ettiğini ve durumdan haberdar olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, maddi tazminatın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL bilirkişi ücretini yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline ihtar edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, ara karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse kaybına neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının FSEK kapsamında hak sahipliğine davalı yanca tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde bilirkişi ücreti verilen kesin sürede yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de karar isabetli bulunarak davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nın 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Önemi nedeniyle hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır.
Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu doğrultuda olmak üzere, kesin süreye ilişkin ara karar her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan HMK'nın 120. maddesinde gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiş, 114.
maddesinde ise gider avansı eksikliğinin yaptırımı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret olarak belirtilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan ihtarda "takdir edilen toplam 12.000,00 TL masrafın davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek ihtarat yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden önce tamamlanmak üzere yatırılmıştır.
Şu halde Mahkemece, yapılan kesin süre ihtarının gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın delil avansı mı yoksa gider avansı mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin ihtaratın yapıldığı, bu nedenle kesin mehilin sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan bilirkişi incelemesi yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1146665100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz