Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15368 E. 2016/4064 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gider avansı↗ bilirkişi ücreti↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ alacak davası↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, bu süre zarfında gerekli masrafların yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davası olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar
verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda, mahkemece 11.03.2014 tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline gider avansı olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde ara karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince kesin süre bittikten sonra gider avansı yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden mahkemece, kesin süre içinde gerekli masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14318 E. 2015/6976 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · Alacak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14591 E. 2015/6977 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 26.09.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 15.11.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler yönünden ispatlanamayan davanın reddine, davalı D..
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davalı şirket yönünden davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · taraf ehliyeti · istirdat
Benzer bu karardaU.. yönünden ise «pasif husumet ehliyeti» yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
U..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davalı şirket yönünden davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı D..
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1326 E. 2022/3365 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 09.10.2019 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 2 haftalık kesin süre sonrasında 23.01.2020 tarihinde «gider avansı» yatırılmıştır.
… emizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; aralarında fiili hizmet sınıfında uzmanın bulunduğu bir heyetten rapor alınmasına ve davacı vekilinin bu kapsamda ek «bilirkişi ücreti» yatırmasına karar verildiği, ancak davacının «kesin süreye» rağmen ek avansı yatırmadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilerek, Yargıtay bozma ilamındaki bozma kararının davalılar lehine olduğundan da …
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · dosya masrafı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14583 E. 2015/7103 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 26.09.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 25.11.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay bozma ilamı uyarınca bilirkişiden yeniden rapor alınması için «bilirkişi ücreti» yatırılması hususunda davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesi hükmü uyarınca bilirkişi «masrafının» delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı belirtildiği, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanlarının «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden ispat olunamadığından reddine, davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece dava, davalı şirket yönünden, davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, diğer davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket · taraf ehliyeti · istirdat
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece dava, davalı şirket yönünden, davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, diğer davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Yargıtay bozma ilamı uyarınca bilirkişiden yeniden rapor alınması için «bilirkişi ücreti» yatırılması hususunda davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 324/1-2-3'üncü maddesi hükmü uyarınca bilirkişi «masrafının» delil ikamesi avansı olduğu, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması haline dayanılan o delilden vazgeçilmiş sayılacağı belirtildiği, bilirkişi masrafı yatırılmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanlarının «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden ispat olunamadığından reddine, davalı ... yönünden de «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 32l/«son» maddesinde de «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...’ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin, bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçeli kararın tebliği · ihtarat · dava dilekçesinin tebliği · tenfiz · ihtar · tebligat · taahhütname
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4820 E. 2014/10803 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi · ibraz
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı belge asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı «ibraz» edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4285 E. 2025/2854 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu kararda… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.09.2023 tarihli celsede FSEK hükümleri çerçevesinde FSEK uzmanı, grafik uzmanı, yayıncı ve mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, davacı vekiline «bilirkişi ücretini» yatırması için iki haftalık «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istin …
Değerlendirme ve Gerekçe Dava, FSEK'ten doğan haklara tecavüz edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece yazılı şekilde «bilirkişi ücreti» verilen «kesin sürede» yatırılmadığından ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve celse atlanılması suretiyle yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ispatlanama …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · usulden ret · vazgeçmiş sayılma · kesin mehil · ihtarat · ek mehil · dava şartı yokluğu · kâr kaybı
Benzer bu karardaŞu halde Mahkemece, yapılan «kesin süre» «ihtarının» gider avansına ilişkin olduğu belirtilerek bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmişse de yapılan ihtarın «delil avansı» mı yoksa «gider avansı» mı olduğu noktasında belirsizlik arz ettiği, hem gider avansı yatırılması için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin «ihtaratın» yapıldığı, bu nedenle «kesin mehilin» sonuç doğurmayacağı, ayrıca davacı tarafından sonraki celseden önce belirtilen ücret yatırılmak suretiyle celse atlanılmasına da sebebiyet verilmediği dikkate alınarak dosya muhteviyatına göre gerekli olan «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
… Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, «maddi tazminatın» belirlenmesi için «bilirkişi incelemesi» yapılmasının zorunlu olduğu, yargılamanın 12.09.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına, her bir bilirkişi için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere davacı vekiline 2 haftalık «kesin süre» verilmesine karar verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davacının bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut durumuna göre yargılamaya devam edileceğinin de davacı vekiline «ihtar» edildiği, verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin tamamının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, bilirkişi ücretinin bir sonraki duruşma günü olan 14.12.2023 tarihinden 2 gün önce 12.12.2023 tarihinde tamamlandığı, bilirkişi ücretine ilişkin verilen 2 haftalık sürenin makul olduğu, yatırılacak miktarın açık olarak belirtildiği, «ara» karada kesin süreye uyulmamasının müeyyidesinin de belirtildiği, bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine bilirkişi ücretinin duruşma gününden 2 gün önce tamamlanmış olmasının celse «kaybına» neden olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Öte yandan HMK'nın 120. maddesinde gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık «kesin süre» verileceği düzenlenmiş, 114. maddesinde ise «gider avansı» eksikliğinin yaptırımı dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden ret» olarak belirtilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesince, davacı yana 12.09.2023 tarihinde yapılan «ihtarda» "takdir edilen toplam 12.000,00 TL «masrafın» davacı tarafından iki haftalık «kesin süre» içerisinde yatırılmasına, bu süre içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı takdirde, bilirkişi delilinden «vazgeçmiş sayılmasına» karar verilerek dosyanın mevcut duruma göre yargılamaya devam edileceğinin kendisine ihtarına" karar verilerek «ihtarat» yapılmış, davacı tarafça ihtar olunan bedel her ne kadar hakim tarafından verilen 2 haftalık kesin süre içinde olmasa da peyderpey ve nihayetinde sonraki celseden …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15368 E. , 2016/4064 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/07/2014 tarih ve 2013/187-2014/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalılardan ...'e kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmediğini ileri sürerek, asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte toplam 120.270,48 TL alacağın, ana paraya 05.10.2009 tarihinden itibaren tüketici kredisi için %120,90, kredili mevduat hesabı için yıllık %153 ve artan oranlarda temerrrüt faiz oranı uygulanmak sureti ile ve BSMV'si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar ve vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, bu süre zarfında gerekli masrafların yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davası olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle karar tarihinde yürürlükte olan HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir.
Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar
verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla, geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda, mahkemece 11.03.2014 tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline gider avansı olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde ara karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince kesin süre bittikten sonra gider avansı yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden mahkemece, kesin süre içinde gerekli masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 13/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/219867600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz