Makul süre
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4820 E. 2014/10803 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
makul süre↗ tanıma↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ ara karar↗ kesin süre↗ kazanılmış hak↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı belge asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı ibraz edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle dava tarihinde yürürlükte olan HUMK'nın 159. ve sonradan yürürlüğe giren HMK’nın 90. maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HUMK 163. ve HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için kesin süre verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Makul süre 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12971 E. 2014/5002 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · istirdat · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece tahsilat makbusu aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14582 E. 2014/5003 K.
Ortak:makul süre · tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · istirdat
İncelediğiniz karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · ortaklık sözleşmesi
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf verilen süre içinde «ortaklık sözleşmesi» isimli belgeyi «ibraz» etmiş, ancak «tahsilat makbuzunu» sunmamış, mahkemece davacıya «kesin süreye» uymamanın neticeleri açıkca anlatılmadan ve davacı asilin yurtdışında olması nedeniyle belgeyi ibraz etmesinin belli bir süre alacağı nazara alınıp «makul süre» verilmeden hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, davacının aslını sunduğu ve davalı tarafından inkar edilmeyen «ortaklık sözleşmesi» isimli belgede 50.000 DM miktarın ödendiği açık olarak anlaşılmakta birlikte, davacı vekilinin temyiz aşamasında «tahsilat makbuzu» isimli belgenin aslını da «ibraz» etmesi karşısında, mahkemece işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olm …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece «tahsilat makbuzu» aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14737 E. 2012/10834 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için «kesin süre» verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını «ibraz» etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · bilirkişi incelemesi · dosya masrafı · e-defter
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece 12.02.2010 tarihli duruşmada «bilirkişi ücretinin» yatırılması için inceleme gününden 5 gün öncesine kadar süre verilmesine, taraf vekillerine «defterlerini» «ibraz» etmesi için «kesin süre» verilmesine karar verilmiş, 03.05.2010 tarihli duruşmada davacı taraf bilirkişi ücretini yatırmak için yeniden süre talep etmiş, davalı vekili ise davacının kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve defterlerini ibraz etmediği yönünde itirazda bulunmuş, mahkemece davalı vekilinin bilirkişi ücretinin ödenmesine ilişkin itirazının yerinde olmadığına, defterlerin ibrazına ilişkin sürenin kesin olup olmadığının celse arasında heyet tarafından değerlendirilmesine, yapılan bu değerlendirme sonucunda davalı vekilinin talebinin yerinde olmadığı anlaşılır ise geçen celse verilen «bilirkişi inceleme» «ara» kararının yerine getirilmesi için 30 gün süre verilmesine, «masrafların» yatırılmaması halinde dosyadaki mevcut duruma göre karar verileceğine yönelik ara kararı kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı ile davalı vekilinin itirazların …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşme hükümleri uyarınca alacağını ispatlamakla yükümlü olduğu, «defterler» ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacının «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, işletme devrinden kaynaklanan tazminat ve eksik ödendiği iddia edilen miktarın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin 03.05.2010 tarihli duruşmasında şartlı olarak «ara» karar kurulmuş, 04.05.2010 tarihli heyet kararı davacıya tebliğ edilmemiş, «bilirkişi ücretinin» yatırılmasına ilişkin ara kararda ise yukarıda yazılan ilkelere uygun hareket edilmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3566 E. 2012/9629 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 06.07.2010 tarihli duruşmada davacı vekilinden bir önceki «ara» kararların yerine getirilmesi için posta «masrafı» talep edildiği, «kesin süreye» rağmen masrafın ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Dava,«ortaklar kurulu» kararı gereğince davacıya tahsis edildiği iddia olunan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süreye» rağmen müzekkere «masraflarını» yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · mazeret · ek mehil · vekile tebliğ · ortaklar kurulu kararı · ihtar · tebligat · dosya masrafı
Benzer bu karardaYukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, «kesin süre» «ihtarının» yapıldığı 06.07.2010 tarihli duruşmaya davacı taraf «mazeret» bildirerek katılmamış, mahkemece mazereti kabul edilerek duruşma gününün kendisine tebliğine karar verilmiş, ancak tebliğ belgesinde kesin süre ihtarının yapıldığı duruşma zaptının davacı «vekiline tebliğ» edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamakta olup, «tebligat» üzerinde «kesin mehil» içeren karar yazılmamıştır.
Dava,«ortaklar kurulu» kararı gereğince davacıya tahsis edildiği iddia olunan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süreye» rağmen müzekkere «masraflarını» yatırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle davacı tarafın «kesin mehil» ihtarından haberdar olduğu kabul edilemez.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 06.07.2010 tarihli duruşmada davacı vekilinden bir önceki «ara» kararların yerine getirilmesi için posta «masrafı» talep edildiği, «kesin süreye» rağmen masrafın ödenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14400 E. 2014/4983 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · istirdat · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece davacının verilen «kesin süre» içerisinde alacağını kanıtlayacak belgeleri dosyaya «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · ba formu · bilirkişi incelemesi · kâr payı
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekiline delillerini sunması için «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de dosyaya «kar payı» ortaklık sertifikası talep «formu» sunulmuş olup bu haliyle inceleme yapan bilirkişi heyetince, sunulan belgenin alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığı, davacı tarafın kime ne kadar para ödediğini gösterir belgeleri dosyaya sunması gerektiği yönünde rapor düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafa 27.01.2010 tarihinde tüm delillerini sunması hususunda «kesin süre» verildiği, sunulan deliller kapsamında «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davacıların öncelikle kime ne miktarda para yatırdıklarına ilişkin delillerini dosyaya «ibraz» etmelerinin gerektiğinin, sadece davacıların imzası bulunan talep formunun alacağın tespiti için yeterli olmadığının bilirkişi raporunda açıklandığı, davalı tarafı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14318 E. 2015/6976 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · istirdat · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Öncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Benzer bu karardaDava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · bilirkişi ücreti · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, 25.04.2013 tarihli celsede Dairemizin bozma ilamı kapsamında bilirkişi raporu alınmak üzere belirlenen «bilirkişi ücretinin» yatırılması için davacı vekiline 1 aylık «kesin süre» verilmiş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 03.06.2013 tarihinde «gider avansı» ile «masraf» yatırılmıştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınması için «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı gibi dosyada delil olarak dayanılan ortaklık kayıtları, belgeler ve taraf beyanları «ortaklık ilişkisinin» geçerli olarak kurulmadığının tespitine elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup, mahkemece davacının «kesin süre» içerisinde «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «masraf» yatırılmış ise de, masrafın kesin sürenin verildiği celse ile bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celse atlanmasına ve yargılam …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14594 E. 2015/7249 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · gerekçeli kararın tebliği · ihtarat · bilirkişi ücreti · dava dilekçesinin tebliği · tenfiz · ihtar · tebligat
Benzer bu karardaSomut olayda, uyulan Dairemizin bozma ilamı gereğince mahkemece, 30.01.2011 tarihli celsede davacı vekiline "Tenfize konu kararın karar ve dava «dilekçesinin tebliğine» ilişkin belgelerin istenebilmesi için gerekli tercüme ve tebliğ için toplam 190 TL'nin (40 TL yurt dışı «tebligat» harcı ve 150 TL «bilirkişi ücreti») ve ayrıca istenilen «taahhütü» vermek üzere davacı tarafa bir aylık «kesin süre» verilmesine, bu süre içerisinde «masrafın» yatırılmaması, taahüdün verilmemesi halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılacağının tarafına «ihtarına»," şeklinde kesin süre «ihtaratı» yapılmış ise de, davacı tarafın ne şekilde ve hangi konuda taahhütü vereceği hususu açıklanmayıp belirsiz bir şekilde ihtarat yapıldığı gibi, kesin süreden sonra olsa da takip eden duruşma tarihinden önce kesin süreye konu «gider avansı» yatırılmakla celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediği de gözden kaçırılarak davacınının «tenfiz» şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yine, karar «gerekçesinde kararın tebliğine» dair belgelerin «kesin sürede» sunulmadığı belirtilmiş ise de verilen kesin sürede davacı vekiline ilgili belgelerin sunulması konusunda da bir «ihtarat» yapılmadığından gerekçe ile dosyadaki fiili durum da örtüşmemektedir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen kararın tebliğine ilişkin belgeleri sunması için «kesin süre» verildiği ancak davacı tarafça buna ilişkin delil sunulmadığı, MÖHUK'nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemce, tenfizi istenen kararın tebliğine ilişkin belgelerin verilen «kesin sürede» sunulmadığı, tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15368 E. 2016/4064 K.
Ortak:tanıma · usuli kazanılmış hak · emredici hüküm · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına «usulü kazanılmış hak» doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun «kesin süre» içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Benzer bu karardaÖncelikle, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir.
… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gider avansı · bilirkişi ücreti · alacak davası · kredi sözleşmesi · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafa «bilirkişi ücretini» yatırmak üzere iki haftalık «kesin süre» verildiği, bu süre zarfında gerekli «masrafların» yatırılmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan «alacak davası» olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince «kesin süre» bittikten sonra «gider avansı» yatırılmış ise de, «masrafın» kesin sürenin verildiği celse ile 10.07.2014 tarihli bir sonraki celse arasında yatırılmış olması nedeniyle davacı vekilince celsenin ertelenmesine ve yargılamanın …
… tarihli celsede ''(1) Bilirkişinin emeğine karşılık olarak 350,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacı tarafın gider avansından karşılanmasına, (2) Davacı vekiline «gider avansı» olarak 350,00 TL yatırması için bir (1) aylık «kesin süre» verilmesine, kesin süre içerisinde belirtilen işlemi yapmadığı takdirde bir daha yapamayacağı hususunun anlatılmasına, (ayrıntılı anlatıldı)'' şeklinde «ara» karar oluşturulmuş, davacı vekilince de 1 aylık kesin süre sonrasında 09.07.2014 tarihinde 350 TL yatırılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4820 E. , 2014/10803 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 07/11/2012
NUMARASI 2011/450-2012/544
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2012 tarih ve 2011/450-2012/544 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.06.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin istediği an geri alabileceği ve yüksek kâr verileceği vaadi ile davalılara 40.993 DM yatırdığını, davalıların binlerce kişiden bu şekilde para topladıklarını, müvekkilinin talebine rağmen parasının iade edilmediğini, davalıların, halka arz yönünde izinleri olmadığı halde faaliyetlerini BK, TTK ve SPK hükümlerine aykırı olarak hisse senedi satışı gibi gösterdiklerini, gerçekte bu paranın ortak yapma amacıyla toplanmadığını, Türkiye'ye aktarılarak J.. Holding yararına kullanıldığını, müvekkilinin dolandırılmış olduğunu, söz konusu paranın iadesinin gerektiğini, yönetim kurulu başkanı olana davalı M..F.. A..'ün 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca ayrıca zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki mevzuata aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğünü, 40.993 DM (20.959,38 euro) karşılığı 42.637,67 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumet itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı belge asıllarını dosyaya sunmadığı, belge aslı ibraz edilmeden fotokopiye dayalı olarak hüküm verilemeyeceği, davacının para yatırdığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece belge asıllarının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle dava tarihinde yürürlükte olan HUMK'nın 159. ve sonradan yürürlüğe giren HMK’nın 90.
maddesinde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HUMK 163. ve HMK 94. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.
Somut olayda, davacı tarafa yukarıda anlatıldığı şekilde belge asıllarını sunması için kesin süre verilmediği gibi, davacı asilin yurtdışında olması, belge asıllarını ibraz etmesinin belirli bir süre alacak olması karşısında, davacıya makul bir süre verilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101881000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz