Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4607 E. 2019/3591 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ temyiz kanun yolu↗ borç üstlenimi↗ istinaf kanun yolu↗ dosyanın gönderilmesi↗ icra hukuk mahkemesi↗ kanun yolu↗ ibra↗ kötü niyet tazminatı↗ ifa↗ protokol↗ istirdat↗ kötü niyet↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesiyle tarafların, daha önce aralarında mevcut olan borç ilişkilerini ve bu kapsamda dava konusu iki icra takibine konu davacının borçlarını da sona erdirdikleri, tecdit suretiyle bir sona ermenin söz konusu olduğu, davacıyı daha önce başlatılan iki takip konusu borçtan ibra ettikleri, taraflar için yeni hak ve yükümlülükler öngörüldüğü ve iki icra takibine konu olan borçların bir şarta bağlı olmaksızın sona erdiği, sözleşmeyle birlikte taraflar ve özellikle davacı için yeni borç ve yükümlülüklerin öngörüldüğü, fakat önceki borçların ve bu borçların konu olduğu takiplerin sona ermesinin bu sözleşmede kararlaştırılan yeni borçların ifa edilmesi şartına bağlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2010/21839 ve 2010/21840 Esas sayılı takip dosyaları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptaline, Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2010/21840 Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen 60.988,00 TL'nin davalılardan istirdadına, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, protokolün B maddesi ile evvelki borçlardan davacının sorumlu olduğunun yazılmasının, yeni bir sorumluluk yüklenmesi değil, daha evvelki sözleşmedeki yükümlülüğün açıklanması anlamına geldiği, davacı ödenen vergi borçlarını üstlenmiş dahi olsa daha sonra yapılan ve davaya konu olan protokolde tüm yükümlülüklerin yeniden düzenlendiği yazılı olduğundan daha evvel davalı ... tarafından ödendiği anlaşılan vergi borçlarından davacının bir yükümlülüğünün kalmadığı sonucuna varıldığı, davacıya ait olduğu kararlaştırılan 3 madde halinde belirlenen davalı borcunun davacı tarafından ifa edildiği, İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2012 tarihli 2012/470 esas 2012/1042 karar sayılı ilamının onandığı, protokolün şarta bağlı olduğunun isabetli olarak kabul edildiği ve kesinleştiği, davacının üstlendiği borçların ilgisiz olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de sonuç itibariyle üç kalem borcun ifa edildiği anlaşılmakla, bu borçlar yerine geldiğinden, zira 3 adet borca ait olarak bir ödeme yaptığını iddia etmeyen davalıların takibe devam hakkı bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1) b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 22/12/2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır. Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereği istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarihli 2017/311 Esas- 2017/358 Karar sayılı ilamının bozulup kaldırılarak davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3607 E. 2021/3679 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · kanun yolu · kötü niyet tazminatı · istirdat · kötü niyet · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2010/21840 Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen 60.988,00 TL'nin davalılardan «istirdadına», koşulları oluşmayan «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2010/21840 Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen 60.988,00 TL'nin davalılardan «istirdadına», koşulları oluşmayan «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1) b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine daha önce göreve ilişkin verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Fikri ve Sınai Haklar - Eser Hakkı İhlali Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/243 E. 2018/6401 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · tazmin talebi · rayiç bedel · haksız eylem · maddi tazminat · ilan · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ana dosya ve birleşen dosyada manevi tazminat, «ilan», men ve tedbir konularında verilmiş olan önceki hükümler bakımından temyiz itirazlarının reddedilerek bu konuda verilen kararların kesinleştiği, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen 2.818,96 TL'lik «rayiç bedelin» FSEK'in 68. maddesine göre 3 kat hesapla 8.456,88 TL olduğu, bu tutar üzerinden, davacıların kendi miras paylarına düşen «maddi tazminatı» talep edebilecekleri gerekçesiyle, 8.456,88 TL'nin 02/03/1998 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle davalılardan alınarak, ... terekesine ödenmesine ka …
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, «haksız eylem» devam ettiği sürecede «zamanaşımı» süresinin işlemeyecek olmasına göre, esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Hukuk Dairesi dosyanın daha önce Yargıtay incelemesinden geçtiği bu haliyle 6723 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi uyarınca «istinaf dilekçesinin reddine» karar verilmiştir.
1-Dava, FSEK kapsamında koruma altına alınan mali ve manevi hakların ihlali iddiası ile uğranılan maddi ve manevi zararların «tazmini talebine» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5747 E. 2019/2162 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Benzer bu karardaH.D’nin 06.11.2014 gün, 2014/24264 Esas-2014/33094 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · cezai şart · muacceliyet · icra takibine itiraz · fesih · iptal davası · kaldırma ve yeniden hüküm · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu nedenle adı geçene «husumet» yöneltilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketçe haksız olarak feshedildiği, davacı yanın sözleşmenin 8.maddesini, «fesih» halinde ve fesih anında toplam 6 aylık ücretin «muaccel» olacağı, fesih tarihinde 6 aylık ücret istenebileceği şeklinde bir yorum atfederek talepte bulunduğu ancak, anılan maddenin böyle bir yoruma müsait olmayıp, davacının ancak 6 ay süre geçmesiyle birlikte 6 aylık ücrete hak kazanabileceği, huzurdaki davanın «itirazın iptali davası» olduğu, bu nedenle icra takip tarihindeki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiği,sözleşmenin Mart 2010 tarihinde feshedildiği, takibin ise 10/06/2010 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davacının sadece Nisan ve Mayıs 2010 dönemlerine ilişkin 2 aylık ücrete hak kazanacağı, davacının talebinin «cezai şartın» tahsili niteliğinde olup, yargılamayı gerektirdiği bu nedenle «icra inkar tazminatı» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, «icra takibine itirazın» kısmen iptaline, takibin 14.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
… valı şirket tarafından haksız bir şekilde feshedildiğine göre davacının altı ay üzerinden ücret almaya hak kazandığı, belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesince «icra takibine itirazın» 42.000,00 TL üzerinden iptal edilmesi gerekirken «fesih» tarihinden takip tarihine kadar geçen iki aylık süre için tespit edilen miktar üzerinden itirazı iptal etmesi dosya içeriğine uygun düşmediği, davalı şahıs hakkındaki davanın «husumetten» ret edilmesinde ve «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesin de ise usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı «kaldırılıp yeniden» hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, takibin 42.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi tarafından verilen 21.04.2014 gün ve 2013/368 Esas-2014/21 Karar sayılı «görevsizlik» kararı evvelce Yargıtay 9.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5193 E. 2019/2049 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 11/04/2017 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen karar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · dolandırıcılık · harç · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBank A.Ş'de değerlendirmek üzere başvuru yaptığı, banka «görevlilerinin» yönlendirmesiyle davacının tasarruflarının ... ... ...
Bank AŞ'nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında "... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»" suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay 7.
AŞ'nin yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki ... hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı, ... hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz kaldıkları, davacı ile banka arasındaki sözleşme gereğince bankanın müşterilerinin menfaatlerini korumakla «görevli» olduğu, davalı banka ile ...
A.Ş.'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde «harç» ile sorumlu tutulması doğru olmadığı gerekçesi ile fer'i müdahil ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, ...
-
Yönetim Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7615 E. 2012/11549 K.
Ortak:dosyanın gönderilmesi
İncelediğiniz karardaBuna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, tarafların sıfatı da gözetilerek HMK’nun 14. maddesi uyarınca re’sen «yetkisizlik» kararı verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değilse de, davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla açılmış ve mahkemece de bu sıfatla karar verilmiş bulunmasına, davalı şirketin faaliyet merkezinin bulunduğu Ümraniye’nin HSYK’nun 23.10.2008 tarih ve 360 sayılı kararı uyarınca Kadıköy Ticaret Mahkemesi’nin «görev alanı» içerisinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, yerel mahkemenin «dosyanın gönderileceği» yetkili ve «görevli» mahkemenin Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin gerekçesi ve hükmü yerinde bulunmadığından kararın bu cihetten bozulmasına karar vermek gerekiyor ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 ve «son» maddeleri uyarınca yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilip hükmü düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · iş mahkemesi görev alanı · yetki · yönetim kurulu kararı · yetkisizlik kararı · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, davalı şirketin tescilli merkezinin Ümraniye Asliye Mahkemelerinin «yetki» alanında kaldığı, davanın davalı şirketin «yönetim kurulu» kararlarına ilişkin olmakla 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesinde düzenlenen «kesin yetki kuralı» gereğince anılan mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle «yetkisizlik» nedeniyle dava dilekçesinin reddine, talep halinde dosyanın yetkili Ümraniye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) gönderilmesine karar v …
Bu itibarla, mahkemece, tarafların sıfatı da gözetilerek HMK’nun 14. maddesi uyarınca re’sen «yetkisizlik» kararı verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değilse de, davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla açılmış ve mahkemece de bu sıfatla karar verilmiş bulunmasına, davalı şirketin faaliyet merkezinin bulunduğu Ümraniye’nin HSYK’nun 23.10.2008 tarih ve 360 sayılı kararı uyarınca Kadıköy Ticaret Mahkemesi’nin «görev alanı» içerisinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, yerel mahkemenin «dosyanın gönderileceği» yetkili ve «görevli» mahkemenin Ümraniye Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin gerekçesi ve hükmü yerinde bulunmadığından kararın bu cihetten bozulmasına karar vermek gerekiyor ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 ve «son» maddeleri uyarınca yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilip hükmü düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4607 E. , 2019/3591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/12/2016 tarih ve 2014/62 E 2016/939 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/07/2017 tarih ve 2017/311-2017/358 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından duruşmalı temyiz istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen günde tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı ...'in davalı Tasfiye Halinde Dasu Sağlık Hiz. San. Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olduğunu, davalı ...'in aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, davacı aleyhine davalılardan her ikisinin alacaklı sıfatıyla Ümraniye 1.İcra Müdürlüğünün 2010/21839 esas sayılı takip dosyasıyla ve davalılardan ...'in alacaklı sıfatıyla Ümraniye 2.İcra Müdürlüğünün 2010/21840 esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, taraflar arasında 12/01/2011 tarihli “sulh ve ibraname” başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşme hükümleri uyarınca davacının icra dosyalarında ibra edilmesine rağmen icra takiplerine devam edilerek ev eşyalarına ve maaşına hacizler konulduğunu, ibra ve sulh sözleşmesi uyarınca takiplerin iptali için Ümraniye 2.
İcra Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını, ancak mahkemece ibranın şarta bağlı olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının ibra edilen icra dosyalarından borçlu olmadığının tespitine ve takiplerin İİK'nın 71/1 maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, protokolün şarta bağlı olduğunu, davacının protokol kapsamında yüklendiği edimleri ifa etmediğini savunarak, davanın reddini ve alacağın % 20'si oranında tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesiyle tarafların, daha önce aralarında mevcut olan borç ilişkilerini ve bu kapsamda dava konusu iki icra takibine konu davacının borçlarını da sona erdirdikleri, tecdit suretiyle bir sona ermenin söz konusu olduğu, davacıyı daha önce başlatılan iki takip konusu borçtan ibra ettikleri, taraflar için yeni hak ve yükümlülükler öngörüldüğü ve iki icra takibine konu olan borçların bir şarta bağlı olmaksızın sona erdiği, sözleşmeyle birlikte taraflar ve özellikle davacı için yeni borç ve yükümlülüklerin öngörüldüğü, fakat önceki borçların ve bu borçların konu olduğu takiplerin sona ermesinin bu sözleşmede kararlaştırılan yeni borçların ifa edilmesi şartına bağlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Ümraniye 2.
İcra Müdürlüğünün 2010/21839 ve 2010/21840 Esas sayılı takip dosyaları nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptaline, Ümraniye 2. İcra Müdürlüğünün 2010/21840 Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen 60.988,00 TL'nin davalılardan istirdadına, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, protokolün B maddesi ile evvelki borçlardan davacının sorumlu olduğunun yazılmasının, yeni bir sorumluluk yüklenmesi değil, daha evvelki sözleşmedeki yükümlülüğün açıklanması anlamına geldiği, davacı ödenen vergi borçlarını üstlenmiş dahi olsa daha sonra yapılan ve davaya konu olan protokolde tüm yükümlülüklerin yeniden düzenlendiği yazılı olduğundan daha evvel davalı ... tarafından ödendiği anlaşılan vergi borçlarından davacının bir yükümlülüğünün kalmadığı sonucuna varıldığı, davacıya ait olduğu kararlaştırılan 3 madde halinde belirlenen davalı borcunun davacı tarafından ifa edildiği, İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2012 tarihli 2012/470 esas 2012/1042 karar sayılı ilamının onandığı, protokolün şarta bağlı olduğunun isabetli olarak kabul edildiği ve kesinleştiği, davacının üstlendiği borçların ilgisiz olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de sonuç itibariyle üç kalem borcun ifa edildiği anlaşılmakla, bu borçlar yerine geldiğinden, zira 3 adet borca ait olarak bir ödeme yaptığını iddia etmeyen davalıların takibe devam hakkı bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1) b-1.
maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 22/12/2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereği istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarihli 2017/311 Esas- 2017/358 Karar sayılı ilamının bozulup kaldırılarak davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarihli 2017/311 Esas- 2017/358 Karar sayılı ilamının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, usul ve yasaya uygun bulunan ilk derece mahkemesi kararının ONANMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.147,24 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 09/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508979800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz