İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5747 E. 2019/2162 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kanun yolu↗ istinaf kanun yolu↗ dosyanın gönderilmesi↗ itirazın iptali davası↗ kanun yolu↗ cezai şart↗ muacceliyet↗ icra takibine itiraz↗ fesih↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ görevsizlik kararı↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu nedenle adı geçene husumet yöneltilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketçe haksız olarak feshedildiği, davacı yanın sözleşmenin 8.maddesini, fesih halinde ve fesih anında toplam 6 aylık ücretin muaccel olacağı, fesih tarihinde 6 aylık ücret istenebileceği şeklinde bir yorum atfederek talepte bulunduğu ancak, anılan maddenin böyle bir yoruma müsait olmayıp, davacının ancak 6 ay süre geçmesiyle birlikte 6 aylık ücrete hak kazanabileceği, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğu, bu nedenle icra takip tarihindeki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiği,sözleşmenin Mart 2010 tarihinde feshedildiği, takibin ise 10/06/2010 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davacının sadece Nisan ve Mayıs 2010 dönemlerine ilişkin 2 aylık ücrete hak kazanacağı, davacının talebinin cezai şartın tahsili niteliğinde olup, yargılamayı gerektirdiği bu nedenle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 14.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 8. maddesinin, iş akdinin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden itibaren her ay ve altı ayı geçmemek üzere işçiye aylık ücret ödeneceği şeklinde yorumlanmasının madde metni içeriğine uygun düşmediği, söz konusu maddeyle düzenlenen 6 aylık sürenin işçinin işten çıkarılması halinde talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması amacını taşıdığının madde metninden anlaşıldığı, zira, anılan maddenin baş kısmında işçinin aylık net ücretinin belirlendiği, işçinin iş akdi davalı şirket tarafından haksız bir şekilde feshedildiğine göre davacının altı ay üzerinden ücret almaya hak kazandığı, belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesince icra takibine itirazın 42.000,00 TL üzerinden iptal edilmesi gerekirken fesih tarihinden takip tarihine kadar geçen iki aylık süre için tespit edilen miktar üzerinden itirazı iptal etmesi dosya içeriğine uygun düşmediği, davalı şahıs hakkındaki davanın husumetten ret edilmesinde ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesin de ise usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, takibin 42.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.01.2017 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, davaya konu uyuşmazlık bakımından İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi tarafından verilen 21.04.2014 gün ve 2013/368 Esas-2014/21 Karar sayılı görevsizlik kararı evvelce Yargıtay 9. H.D’nin 06.11.2014 gün, 2014/24264 Esas-2014/33094 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır. Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip istinaf başvurusuyla ilgili karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarih, 2017/525 Esas ve 2017/686 Karar sayılı ilamının bozulup kaldırılarak, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2376 E. 2021/6358 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu nedenle adı geçene «husumet» yöneltilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketçe haksız olarak feshedildiği, davacı yanın sözleşmenin 8.maddesini, «fesih» halinde ve fesih anında toplam 6 aylık ücretin «muaccel» olacağı, fesih tarihinde 6 aylık ücret istenebileceği şeklinde bir yorum atfederek talepte bulunduğu ancak, anılan maddenin böyle bir yoruma müsait olmayıp, davacının ancak 6 ay süre geçmesiyle birlikte 6 aylık ücrete hak kazanabileceği, huzurdaki davanın «itirazın iptali davası» olduğu, bu nedenle icra takip tarihindeki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiği,sözleşmenin Mart 2010 tarihinde feshedildiği, takibin ise 10/06/2010 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davacının sadece Nisan ve Mayıs 2010 dönemlerine ilişkin 2 aylık ücrete hak kazanacağı, davacının talebinin «cezai şartın» tahsili niteliğinde olup, yargılamayı gerektirdiği bu nedenle «icra inkar tazminatı» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, «icra takibine itirazın» kısmen iptaline, takibin 14.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
… valı şirket tarafından haksız bir şekilde feshedildiğine göre davacının altı ay üzerinden ücret almaya hak kazandığı, belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesince «icra takibine itirazın» 42.000,00 TL üzerinden iptal edilmesi gerekirken «fesih» tarihinden takip tarihine kadar geçen iki aylık süre için tespit edilen miktar üzerinden itirazı iptal etmesi dosya içeriğine uygun düşmediği, davalı şahıs hakkındaki davanın «husumetten» ret edilmesinde ve «icra inkar tazminatına» hükmedilmemesin de ise usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı «kaldırılıp yeniden» hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, takibin 42.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 50.000,00 TL'nin üzerinde bir meblağ ile şirketi borçlandırdığı, bu haliyle bunun şirkete iadesinin gerektiği, davada ...'a «husumet» düşmediği gerekçesi ile davacı ... tarafından ileri sürülen davanın «aktif husumet» nedeniyle reddine, davacı şirketin davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 50.000,00 TL'nin üzerinde bir meblağ ile şirketi borçlandırdığı, bu haliyle bunun şirkete iadesinin gerektiği, davada ...'a «husumet» düşmediği gerekçesi ile davacı ... tarafından ileri sürülen davanın «aktif husumet» nedeniyle reddine, davacı şirketin davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5500 E. 2013/22539 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “taraflar arasında yapılan «taşıma sözleşmesindeki» taşıma miktarının asgari taşıma miktarı olduğuna ve bunun davalı tarafından «taahhüt» edildiğine yönelik mahkemenin gerekçesi ve yorumu isabetli olmayıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aksi sonuca varılması doğru olm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/462 E. 2017/1124 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · sigorta sözleşmesi · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz · kusur · karar verilmesine yer olmadığına · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «sigorta sözleşmeleri» gereğince davacının kendi «kusuru» olmadan işsiz kaldığı gerekçesiyle «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 15.237,27 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline; davacının manevi tazminat talebine ilişkin karar kesinleşmiş olmakla karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir. .../...
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve davacının işten ayrıldıktan sonra da çalıştığını «ispat külfetinin» davalı sigorta şirketinde olmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak, dava tarihi 23.03.2010 olup, dava dilekçesinde davacının mart ayı başında çalışmaya başladığı kabul edildiği halde, bu husus dikkate alınmaksızın mart ve nisan aylarına dair de işsizlik «teminatının» tahsiline karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Fikri ve Sınai Haklar - Eser Hakkı İhlali Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/243 E. 2018/6401 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaH.D’nin 06.11.2014 gün, 2014/24264 Esas-2014/33094 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf dilekçesinin reddi · tazmin talebi · rayiç bedel · haksız eylem · maddi tazminat · ilan · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ana dosya ve birleşen dosyada manevi tazminat, «ilan», men ve tedbir konularında verilmiş olan önceki hükümler bakımından temyiz itirazlarının reddedilerek bu konuda verilen kararların kesinleştiği, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen 2.818,96 TL'lik «rayiç bedelin» FSEK'in 68. maddesine göre 3 kat hesapla 8.456,88 TL olduğu, bu tutar üzerinden, davacıların kendi miras paylarına düşen «maddi tazminatı» talep edebilecekleri gerekçesiyle, 8.456,88 TL'nin 02/03/1998 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle davalılardan alınarak, ... terekesine ödenmesine ka …
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, «haksız eylem» devam ettiği sürecede «zamanaşımı» süresinin işlemeyecek olmasına göre, esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Hukuk Dairesi dosyanın daha önce Yargıtay incelemesinden geçtiği bu haliyle 6723 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi uyarınca «istinaf dilekçesinin reddine» karar verilmiştir.
1-Dava, FSEK kapsamında koruma altına alınan mali ve manevi hakların ihlali iddiası ile uğranılan maddi ve manevi zararların «tazmini talebine» ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5747 E. , 2019/2162 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/01/2017 tarih ve 2015/327 E.- 2017/20 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 26/10/2017 tarih ve 2017/525-2017/686 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketle akdettiği 07.09.2009 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesiyle davalı şirket nezdinde genel müdür sıfatıyla çalışmaya başladığını, davalı şirketçe iş sözleşmesinin 19.03.2010 tarihinde şirketin kapanacağı bahanesiyle haksız olarak feshedildiğini, iş sözleşmesinin 8. maddesinin, işçinin herhangi bir nedenle işten çıkarılması veya ortaklığın sürdürülememesi halinde işten çıkarıldığı tarihten itibaren 6 ay süreyle maaş ve her türlü sosyal haklarının şirket ortaklarının sorumluluğunda olduğu ve ortakların bu miktarı nakit olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hükmünü haiz olduğunu, davalı şirket ve ortaklarının iş sözleşmesinin feshine rağmen sözleşmeyle taahhüt ettikleri ücret alacağını ödememesi üzerine davalılar aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve asıl alacağının %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, müvekkilinin davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirketçe cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iş sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu nedenle adı geçene husumet yöneltilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketçe haksız olarak feshedildiği, davacı yanın sözleşmenin 8.maddesini, fesih halinde ve fesih anında toplam 6 aylık ücretin muaccel olacağı, fesih tarihinde 6 aylık ücret istenebileceği şeklinde bir yorum atfederek talepte bulunduğu ancak, anılan maddenin böyle bir yoruma müsait olmayıp, davacının ancak 6 ay süre geçmesiyle birlikte 6 aylık ücrete hak kazanabileceği, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğu, bu nedenle icra takip tarihindeki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiği,sözleşmenin Mart 2010 tarihinde feshedildiği, takibin ise 10/06/2010 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davacının sadece Nisan ve Mayıs 2010 dönemlerine ilişkin 2 aylık ücrete hak kazanacağı, davacının talebinin cezai şartın tahsili niteliğinde olup, yargılamayı gerektirdiği bu nedenle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, icra takibine itirazın kısmen iptaline, takibin 14.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 8. maddesinin, iş akdinin sona ermesi halinde, sona erme tarihinden itibaren her ay ve altı ayı geçmemek üzere işçiye aylık ücret ödeneceği şeklinde yorumlanmasının madde metni içeriğine uygun düşmediği, söz konusu maddeyle düzenlenen 6 aylık sürenin işçinin işten çıkarılması halinde talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması amacını taşıdığının madde metninden anlaşıldığı, zira, anılan maddenin baş kısmında işçinin aylık net ücretinin belirlendiği, işçinin iş akdi davalı şirket tarafından haksız bir şekilde feshedildiğine göre davacının altı ay üzerinden ücret almaya hak kazandığı, belirtilen nedenlerle, ilk derece mahkemesince icra takibine itirazın 42.000,00 TL üzerinden iptal edilmesi gerekirken fesih tarihinden takip tarihine kadar geçen iki aylık süre için tespit edilen miktar üzerinden itirazı iptal etmesi dosya içeriğine uygun düşmediği, davalı şahıs hakkındaki davanın husumetten ret edilmesinde ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesin de ise usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şahıs hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, takibin 42.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.01.2017 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, davaya konu uyuşmazlık bakımından İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi tarafından verilen 21.04.2014 gün ve 2013/368 Esas-2014/21 Karar sayılı görevsizlik kararı evvelce Yargıtay 9.
H.D’nin 06.11.2014 gün, 2014/24264 Esas-2014/33094 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır. Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip istinaf başvurusuyla ilgili karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.
Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarih, 2017/525 Esas ve 2017/686 Karar sayılı ilamının bozulup kaldırılarak, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarih, 2017/525 Esas ve 2017/686 Karar sayılı ilamının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, usul ve yasaya uygun bulunan ilk derece mahkemesi kararının ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504080600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz