Fikri ve Sınai Haklar - Eser Hakkı İhlali Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/243 E. 2018/6401 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kanun yolu↗ istinaf dilekçesinin reddi↗ hmk 352↗ istinaf kanun yolu↗ tazmin talebi↗ dosyanın gönderilmesi↗ rayiç bedel↗ haksız eylem↗ kanun yolu↗ maddi tazminat↗ ilan↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ana dosya ve birleşen dosyada manevi tazminat, ilan, men ve tedbir konularında verilmiş olan önceki hükümler bakımından temyiz itirazlarının reddedilerek bu konuda verilen kararların kesinleştiği, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen 2.818,96 TL'lik rayiç bedelin FSEK'in 68. maddesine göre 3 kat hesapla 8.456,88 TL olduğu, bu tutar üzerinden, davacıların kendi miras paylarına düşen maddi tazminatı talep edebilecekleri gerekçesiyle, 8.456,88 TL'nin 02/03/1998 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle davalılardan alınarak, ... terekesine ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı ana ve birleşen dosyada davalılar vekili istinaf talep etmiş olup ... . Hukuk Dairesi dosyanın daha önce Yargıtay incelemesinden geçtiği bu haliyle 6723 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Kararı ana ve birleşen dosyada davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, FSEK kapsamında koruma altına alınan mali ve manevi hakların ihlali iddiası ile uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır. Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği ... . Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, HMK 352. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalılar vekilinin bu karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile ... . Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarih, 2016-49 E ve 2016-46 K sayılı kararının bozulup kaldırılarak esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız eylem devam ettiği sürecede zamanaşımı süresinin işlemeyecek olmasına göre, esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5193 E. 2019/2049 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 11/04/2017 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen karar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi · dolandırıcılık · harç · i̇i̇k 72/son · görevli mahkeme
Benzer bu karardaBank A.Ş'de değerlendirmek üzere başvuru yaptığı, banka «görevlilerinin» yönlendirmesiyle davacının tasarruflarının ... ... ...
Bank AŞ'nin yöneticisi olan Ali Balkaner hakkında "... hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle «dolandırıcılık»" suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay 7.
AŞ'nin yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki ... hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı, ... hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz kaldıkları, davacı ile banka arasındaki sözleşme gereğince bankanın müşterilerinin menfaatlerini korumakla «görevli» olduğu, davalı banka ile ...
A.Ş.'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde «harç» ile sorumlu tutulması doğru olmadığı gerekçesi ile fer'i müdahil ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/185 E. 2019/2208 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Benzer bu kararda… 2016 tarihli karar evvelce Dairemizin 18.04.2016 tarih, 2016/3212 esas 2016/4279 karar sayılı ilamıyla incelemeden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu davası · mazeret dilekçesi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · mazeret · yönetici sorumluluğu · sorumluluktan kurtulma · sorumluluk davası · ticari defter ve kayıtlar
Benzer bu kararda3- Dava, «limited şirket yöneticisinin sorumluluğu davası» olup, somut olaya davalının sorumlu tutulduğu dönem itibariyle 6762 sayılı Yasanın uygulanması gerekmektedir.
… hkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı vekili her ne kadar bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde «ticari defter kayıtlarına» dayanak olarak «ibraz» edilen hesap hareketlerinin sehven 2010 tarihli olduğunu beyan etmiş ise de karara kadar asıl dayanak olduğunu iddia ettiği belgelerinde ibraz edemediği ve «son» celsede «mazeret dilekçesi» ibraz etmesine rağmen bunun dikkate alınmadığı iddiasını da ispatlayamadığı, yapılan takipte «kötüniyetin» de davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Buna göre, yöneticinin şirketten almış olduğu paralar varsa bunları iade ettiğini veya şirket işlerinde kullandığını ispatlayarak ancak «sorumluluktan kurtulabilir».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4607 E. 2019/3591 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15/03/2013 gün ve 2013/103 Esas-2013/86 Karar sayılı ilam evvelce Dairemizin 29/11/2013 günlü 2013/16541 Esas- 2013/21725 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tecdit · borç üstlenimi · ibra · kötü niyet tazminatı · ifa · protokol · istirdat · kötü niyet
Benzer bu kararda… ddesiyle tarafların, daha önce aralarında mevcut olan borç ilişkilerini ve bu kapsamda dava konusu iki icra takibine konu davacının borçlarını da sona erdirdikleri, «tecdit» suretiyle bir sona ermenin söz konusu olduğu, davacıyı daha önce başlatılan iki takip konusu borçtan «ibra» ettikleri, taraflar için yeni hak ve yükümlülükler öngörüldüğü ve iki icra takibine konu olan borçların bir şarta bağlı olmaksızın sona erdiği, sözleşmeyle birlikte taraflar ve özellikle davacı için yeni borç ve yükümlülüklerin öngörüldüğü, fakat önceki borçların ve bu borçların konu olduğu takiplerin sona ermesinin bu sözleşmede kararlaştırılan yeni borçların «ifa» edilmesi şartına bağlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Ümraniye 2.
İcra Müdürlüğünün 2010/21840 Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen 60.988,00 TL'nin davalılardan «istirdadına», koşulları oluşmayan «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, «protokolün» B maddesi ile evvelki borçlardan davacının sorumlu olduğunun yazılmasının, yeni bir sorumluluk yüklenmesi değil, daha evvelki sözleşmedeki yükümlülüğün açıklanması anlamına geldiği, davacı ödenen vergi «borçlarını üstlenmiş» dahi olsa daha sonra yapılan ve davaya konu olan protokolde tüm yükümlülüklerin yeniden düzenlendiği yazılı olduğundan daha evvel davalı ... tarafından ödendiği anlaşılan vergi borçlarından davacının bir yükümlülüğünün kalmadığı sonucuna varıldığı, davacıya ait olduğu kararlaştırılan 3 madde halinde belirlenen davalı borcunun davacı tarafından «ifa» edildiği, İstanbul Anadolu 11.
İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2012 tarihli 2012/470 esas 2012/1042 karar sayılı ilamının onandığı, «protokolün» şarta bağlı olduğunun isabetli olarak kabul edildiği ve kesinleştiği, davacının üstlendiği borçların ilgisiz olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de sonuç itibariyle üç kalem borcun «ifa» edildiği anlaşılmakla, bu borçlar yerine geldiğinden, zira 3 adet borca ait olarak bir ödeme yaptığını iddia etmeyen davalıların takibe devam hakkı bulunmadığından …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4103 E. 2019/1466 K.
Ortak:temyiz kanun yolu · istinaf kanun yolu · dosyanın gönderilmesi · kanun yolu
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Buna göre, «dosyanın gönderildiği» ... .
Benzer bu karardaFikri ve Sınai Haklar Mahkemesi tarafından verilen ....04.2013 gün ve 2013/58 Esas-2013/76 Karar evvelce Dairemizin 04.03.2014 gün, 2013/15029 Esas- 2014/4060 Karar sayılı ilamıyla Yargıtay incelemesinden geçmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca hükmün «temyiz kanun yolu» incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında «istinaf kanun yolunun» gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine dair verilen 20...2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında «görevsizlik» kararı ile «dosyanın gönderildiği» ... ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · esnaf · kişilik hakları · görevsizlik kararı · haksız rekabet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bozma ilamına göre, «haksız rekabet» teşkil ettiği iddia edilen dergi aslı temin edilemediği için tüm sayfalarının incelemediği ancak, sunulan sayfalarda dergi içeriğini gösteren listede ...’den bahsedilmesinin haksız rekabet niteliğinde olmadığı, dergide ... logosunun yer alması, davacının internet sitesinde herkese açık bilgilerin dergide yer almasının haksız rekabet sayılmayacağı, kim olduğu yada kimin adına çalıştıkları belli olmayan şahısların bir «esnafa» kredi sağlayacağız diyerek aldatmalarında derginin başlı başına suç unsuru olmadığı, bu şahısların davalı firma adına hareket ettiğinin ispatlanamadığı, ödenen paranın karşılığında dergi kapağının altında ... logosu olan bir dergi gönderilmiş olmasının haksız rekabet teşkil etmediği, anılan eylemlerin davacının «kişilik haklarının ihlali» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine dair verilen 20...2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında «görevsizlik» kararı ile «dosyanın gönderildiği» ... ....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/243 E. , 2018/6401 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/09/2016 tarih ve 2016/54 E-2016/111 K. sayılı dosyasında verilen kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul kısmen reddine dair davada ... Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi’nce verilen 05/12/2016 tarih ve 2016/49-2016/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ...’ın (...) mirasçıları olduğunu, murisin çok sayıda tanınmış eseri bulunan, kitapları ve albümleri yayınlanmış olan bir halk ozanı olduğunu, “...” adlı eserin söz ve müziğinin murisleri ...'a ait olup, ölümünden evvel bu eseri okuduğunu, eserin plak ve kasetlerde yer aldığını, davalılardan Kalan Müzik etiketiyle çıkan “...” isimli albümde anılan eseri diğer davalı ...'un müvekkillerinden izin almadan okuduğunu, eserin orijinalinden farklı bir tarzda bestelenerek tespit ettirildiğini, eser sahibinin adının CD ve kaset kapaklarına yazılmadığını, içindeki kitapçığa ise söz sahibi olarak “... ” yazılarak yanıltıcı mahiyette umuma arz edilerek çoğaltılıp, yayıldığını, bu şekilde müvekkillerinin FSEK ile koruma altına alınmış olan mali ve manevi haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek, eser sahibinin adının bandrollere derç edilmesine, bu aşamada mümkün değilse mevcut haliyle çoğaltılıp yayılmasının men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir mirasçı için
2.000,00 TL olmak üzere FSEK 68. maddesi gereğince tespit edilecek mali hakka ilişkin rayiç bedelin 3 katı ile 70/3. maddesi gereğince temin edilen kârın ve her bir mirasçı için 5.000,00 TL olmak üzere FSEK 70/1 maddesi gereği tespit edilecek manevi tazminat ile davalının kötü niyetli olması ve eser sahibinin kişilik haklarının da ihlali nedeniyle MK'nın 2. ve BK'nın 49. maddeleri gereğince her bir mirasçı için 500,00 TL tazminatın eser işletme belgesinin alındığı 02.03.1998 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile karar özetinin ilanını talep ve dava etmiş, birleşen 2016/79 Esas-2016/94 Karar sayılı dosya bakımından davacı vekili müvekkilinin tereke temsilcisi olarak atandığını ıslah edilip harcı yatırılmayan kısım olan 2.456,88 TL tutarındaki tazminat için ek dava mahiyetinde davanın açıldığını ileri sürerek FSEK 68.
maddeye göre tespit edilecek mali hak bedelinin üç kat olarak ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu eserin davacıların murisine ait olmayıp, 17. yüzyılda yaşamış olan İzzetti adlı bir halk şairine ait olduğunu, davalılardan ... ’un icracı olduğunu, albümle ilgili izinlerin albümün yapımcısı tarafından alındığını, hukuken ... bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların tüm istemlerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş birleşen davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ana dosya ve birleşen dosyada manevi tazminat, ilan, men ve tedbir konularında verilmiş olan önceki hükümler bakımından temyiz itirazlarının reddedilerek bu konuda verilen kararların kesinleştiği, benimsenen bilirkişi raporunda belirlenen 2.818,96 TL'lik rayiç bedelin FSEK'in 68. maddesine göre 3 kat hesapla 8.456,88 TL olduğu, bu tutar üzerinden, davacıların kendi miras paylarına düşen maddi tazminatı talep edebilecekleri gerekçesiyle, 8.456,88 TL'nin 02/03/1998 tarihinden işleyen değişen oranlı ticari faiziyle davalılardan alınarak, ... terekesine ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı ana ve birleşen dosyada davalılar vekili istinaf talep etmiş olup ... . Hukuk Dairesi dosyanın daha önce Yargıtay incelemesinden geçtiği bu haliyle 6723 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Kararı ana ve birleşen dosyada davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, FSEK kapsamında koruma altına alınan mali ve manevi hakların ihlali iddiası ile uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi 2. fıkrası “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü haizdir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen 08.09.2016 tarihli karar, her ne kadar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş ise de, dava dosyasında ilk derece mahkemesince verilen kararlar evvelce Dairemizin incelemesinden geçmiş olup, anılan kanun maddesi uyarınca hükmün temyiz kanun yolu incelemesine tabi olduğu açıktır.
Bu meyanda, ilk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında istinaf kanun yolunun gösterilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir. Buna göre, dosyanın gönderildiği ... . Hukuk Dairesince, ilk derece mahkemesi kararına yönelik kanun yolu incelemesi talebini içeren dilekçenin, temyiz istemine ait olduğunun kabulü ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, HMK 352. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalılar vekilinin bu karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile ... . Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarih, 2016-49 E ve 2016-46 K sayılı kararının bozulup kaldırılarak esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız eylem devam ettiği sürecede zamanaşımı süresinin işlemeyecek olmasına göre, esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ... . Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarih ve 2016-49 E 2016-46 K sayılı kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle esas ve birleşen dosyada davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 432,69 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalılardan alınmasına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/452584200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz