Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1280 E. 2019/3159 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tebligat↗ hak arama özgürlüğü↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ adil yargılanma hakkı↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ dava dilekçesinin tebliği↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ ticari faiz↗ cy/cy şerhi↗ işlemiş faiz↗ tebligat↗ ıslah↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu tarihlerde şirketi tek başına temsile yetkili olması, dava konusu zararın mahiyeti ve raporlarda da belirtilen içeriğine nazaran davalının dava konusu zarardan sorumlu olduğu ve bilirkişi raporları çerçevesinde davanın subüt bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne; 7.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren, ıslah edilen miktar olan 32.176,99 TL'nin ise 04/07/2011 itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili ile asıl alacağın dava tarihine kadar işlemiş olan faiz miktarı olarak 49.707,31 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin eski yöneticisinin, yönetim yetkisinin bulunduğu tarihlerde dava dışı firmadan almış olduğu faturaların sahte çıkması dolayısıyla şirketin uğramış olduğu zararın tazminine ilişkindir.
Dava dilekçesi, davalıya, davacının dava dilekçesi ve temyiz dilekçesinde bildirdiği " O. Yılmaz mh. İstanbul cd. No. 29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " şerhi ile tebliğ edilmiş olup, tebligat mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Yargılama sırasında aynı adrese bilirkişi raporu 24.01.2011, ıslah dilekçeside 17.08.2011 tarihinde T.K. 35 maddesine göre tebliğ edilerek, davalının yokluğunda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin tebliği tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcı ya da bildireceği ", Yasanın 23/5 maddesinde", tebliğin, tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adının, soyadının, adresinin ve 22 madde uyarınca tebellüğe ehil olduğunun tebliğ mazbatasına " derç edileceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesinin tebliği, açıklanan yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından usulsüz olduğu gibi, bu tebligata istinaden T.K. 35. maddesine göre yapılan ıslah dilekçesinin tebliği de usulsüzdür.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK'nın 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Bu itibarla mahkemece, yargılama sırasında davalı ...’a usulüne uygun şekilde savunma hakkı tanınmadan hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı esasa ilişkin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11271 E. 2018/3410 K.
Ortak:adil yargılanma hakkı · savunma hakkı · tebligat · teslim
İncelediğiniz karardaDava «dilekçesinin tebliği» tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "«tebligatın» tebliğ yapılacak şahsa bilinen en «son» adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
1086 sayılı HUMK'nın 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " «şerhi» ile tebliğ edilmiş olup, «tebligat» mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak «tebligatın» usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahs …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebliğ tarihi · şirket merkezi mahkemesi · tenfiz · geçersizlik · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ayrıca davalılardan ... yönünden de «tenfiz» talebinde bulunulmuş olup hiçbir araştırma yapılmaksızın ve gerekçesiz olarak davanın reddi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6889 E. 2013/6383 K.
Ortak:tebligat · ıslah · teslim
İncelediğiniz karardaDava «dilekçesinin tebliği» tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "«tebligatın» tebliğ yapılacak şahsa bilinen en «son» adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu tarihlerde şirketi tek başına «temsile» yetkili olması, dava konusu zararın mahiyeti ve raporlarda da belirtilen içeriğine nazaran davalının dava konusu zarardan sorumlu olduğu ve bilirkişi raporları çerçevesinde davanın subüt bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne; 7.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren, «ıslah» edilen miktar olan 32.176,99 TL'nin ise 04/07/2011 itibaren «ticari faizi» ile birlikte tahsili ile asıl alacağın dava tarihine kadar işlemiş olan faiz miktarı olarak 49.707,31 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " «şerhi» ile tebliğ edilmiş olup, «tebligat» mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...'nın 434. maddesinde düzenlenen feshe hükmedilmesini gerektiren fiili şartların oluştuğu, şirketin maksadını gerçekleştirmesinin ve «ıslahının» mümkün olmadığı, şirketin sermayesinin tamamen karşılıksız kaldığı, sözleşmede belirtilen amaç ve konusunun gerçekleşmesinin veya yeniden oluşmasının imkansız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı şirketin «tebligat» adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · usulüne uygun tebliğ · ihbar · dava sebebi · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAncak Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddeleri uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen güvenlik «görevlisinin» isim ve imzasının tebliğ tutağında bulunmaması karşısında dava dilekçesinin davalıya «usulüne uygun tebliğ» edildiğinin kabulü mümkün değildir.
O halde, davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, haber verilen en yakın komşu, kapıcı veya yöneticinin isim ve imzasının bulunmaması karşısında gerekçeli kararın davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve bu durumda da temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1920 E. 2013/20927 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · tebligat · teslim
İncelediğiniz kararda1086 sayılı HUMK'nın 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Dava «dilekçesinin tebliği» tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "«tebligatın» tebliğ yapılacak şahsa bilinen en «son» adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " «şerhi» ile tebliğ edilmiş olup, «tebligat» mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Benzer bu karardaBu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
… Tebligat Kanunun 21., Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30., yürürlükten kaldırılan Tebligat Tüzüğünün ise 28. maddesi hükümlerine göre de, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · delillerin toplanmaması · usulüne uygun tebliğ · ciro · bono · istirdat · feragat · geçersizlik
Benzer bu kararda… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5336 E. 2020/3796 K.
Ortak:tebligat · teslim
İncelediğiniz karardaDava «dilekçesinin tebliği» tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "«tebligatın» tebliğ yapılacak şahsa bilinen en «son» adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " «şerhi» ile tebliğ edilmiş olup, «tebligat» mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Dava «dilekçesinin tebliği», açıklanan yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından usulsüz olduğu gibi, bu «tebligata» istinaden T.K.
Benzer bu kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Somut olayda «tebligat» mazbatasında komşu olarak ismi geçen “Mert Hakkı” isimli kişinin kaç numaralı dairede komşu olduğunun belirli olmadığı, bunun yanında davacı vekili tarafından dosy …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · belirsiz alacak davası · yerleşim yeri · ortaklıktan çıkarılma · tebliğ tarihi · tahkikat · davanın konusu · tazminat davası
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, taraf vekillerinin beyanları nedeniyle «ortaklıktan çıkarılma» ve «maddi tazminat davalarının konusu» kalmadığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», manevi tazminat istemli olarak açılan dava geri alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi’nce, hisselerin dava sırasında 3. kişiye devredilerek dava konusuz kaldığından ve söz konusu hak üzerinde tarafların «tasarruf yetkisi» bulunmadığından «ortaklıktan çıkarılmaya» ilişkin davada haklı veya haksız olma durumunun kalmadığı, buna göre «yargılama giderleri» konusunda karar verilmesine olanak bulunmadığı, «maddi tazminat» davasının «belirsiz alacak davası» olarak 10.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle açıldığı, tarafların haricen anlaştığı ve harici anlaşmayı «protokol» haline getirmediği, duruşmada mahkemeden talepleri ile ilgili olarak haricen «sulh» olduklarını ve söz konusu taleplerle ilgili davanın konusunun kalmadığını belirterek karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesini istedikleri, dava değerinin belirlenmesi taraflara ait olduğundan ve HMK'nın 107/2. maddesine göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin belirlenebilir olduğu anda dava değerinin arttırılması davacıya bırakıldığından mahkemece bu hususta yapılabilecek bir işlem bulunmadığı, davacının maddi tazminat davasında dava değerini belirleyerek buna göre «harç» ikmalinde bulunmadığı için dava değeri üzerinden «vekalet ücretine» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat davasının davalının onayı ile davacı tarafça geri alındığı, davalı vekilinin bu dava ile ilgili vekalet ücreti talebinden «feragat» ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, HMK'nın 332/1. maddesine göre «yargılama giderlerine» mahkemece resen hükmedileceğinden bu dava ile ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır.” hükmü yer almaktadır.
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1280 E. , 2019/3159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2011 tarih ve 2008/424-2011/699 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, 19/04/2005 tarihine kadar davacı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili eski ortağı olduğunu, 19/04/2005 tarihli karar ile şirketteki hisslerini devrederek müdürlük görevinden de ayrıldığını, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Başkanlığının 26/05/2008 tarih ve VDENR-20088-VII-156/8 sayı numaralı vergi incelemesi ile 2004 yılına ait bir kısım alışa konu alış faturalarının sahte olduğunun belirlendiğini, şirket defterleri ve kayıtlarının inceleme yapılamayacak derecede eksik ve usulsüz olduğu, vergi ve cezalar ile birlikte uzlaşma kapsamında 92.007 TL ödendiğini, bu zararın davalının görevini gereği gibi yerine getirmediğinden kaynaklandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 7.000 TL'nin 26/05/2008 vergi inceleme raporu tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı adına şartları gerçekleştiğinden 35. maddeye göre usulüne uygun tebligat yapılmış olup, usulüne uygun tebligata rağmen gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu tarihlerde şirketi tek başına temsile yetkili olması, dava konusu zararın mahiyeti ve raporlarda da belirtilen içeriğine nazaran davalının dava konusu zarardan sorumlu olduğu ve bilirkişi raporları çerçevesinde davanın subüt bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne;
7. 000 YTL'nin dava tarihinden itibaren, ıslah edilen miktar olan 32.176,99 TL'nin ise 04/07/2011 itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili ile asıl alacağın dava tarihine kadar işlemiş olan faiz miktarı olarak 49.707,31 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin eski yöneticisinin, yönetim yetkisinin bulunduğu tarihlerde dava dışı firmadan almış olduğu faturaların sahte çıkması dolayısıyla şirketin uğramış olduğu zararın tazminine ilişkindir.
Dava dilekçesi, davalıya, davacının dava dilekçesi ve temyiz dilekçesinde bildirdiği " O. Yılmaz mh. İstanbul cd. No. 29/D Gebze" adresine 16.09.2008 tarihinde "Yetkili Özgür Yılmaz'a tebliğ edildiği " şerhi ile tebliğ edilmiş olup, tebligat mazbatası başka bir şerh taşımamaktadır.
Yargılama sırasında aynı adrese bilirkişi raporu 24.01.2011, ıslah dilekçeside 17.08.2011 tarihinde T.K. 35 maddesine göre tebliğ edilerek, davalının yokluğunda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin tebliği tarihinde yürürlükte bulunan 7201 sayılı T.K 10 maddesinde "tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı ", Yasa'nın 21 maddesinde" kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunmaması durumunda evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edilerek tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcı ya da bildireceği ", Yasanın 23/5 maddesinde", tebliğin, tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adının, soyadının, adresinin ve 22 madde uyarınca tebellüğe ehil olduğunun tebliğ mazbatasına " derç edileceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesinin tebliği, açıklanan yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından usulsüz olduğu gibi, bu tebligata istinaden T.K.
35. maddesine göre yapılan ıslah dilekçesinin tebliği de usulsüzdür.
Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK'nın 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
Bu itibarla mahkemece, yargılama sırasında davalı ...’a usulüne uygun şekilde savunma hakkı tanınmadan hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı esasa ilişkin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının esasa ilişkin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/505400300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz