Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11271 E. 2018/3410 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adil yargılanma hakkı↗ tebliğ tarihi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ savunma hakkı↗ tenfiz↗ tebligat↗ geçersizlik↗ cy/cy kaydı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan tebligatların diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, şirket merkezinin bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın geçersiz ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak tebligatın usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." Bu durumda davalı şirkete tebligatın 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca davalılardan ... yönünden de tenfiz talebinde bulunulmuş olup hiçbir araştırma yapılmaksızın ve gerekçesiz olarak davanın reddi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2597 E. 2013/10714 K.
Ortak:tebliğ tarihi · tebligat · teslim
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak «tebligatın» usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahs …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi, "Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." hükmünü haiz olup, madde bu hali ile iki durumu birlikte düzenlemiştir.
Muhatabın adreste bulunmama halinde «tebligat» memurunun ne şekilde davranacağı Tüzüğün 28. maddesinde yazılıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · tahkikat · ticari defter · dava sebebi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 34. maddesi uyarınca davacı ... şirketinin «ticari defter» ve belgelerinin delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, defterlerin incelenmesinden davalı şirketin davacı ... şirketine 63.619.444.941 TL borçlu olduğunun tesbit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 63.619.44 TL’nın faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Buna göre, muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından «tahkik» ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalaması, imzadan çekinmeleri halinde de durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.
Burada Tüzüğün 28. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını «tahkik» etme görevi yüklemiştir.
Buna göre tebliğ memuru «tahkik» etmekle kalmayıp bunu tevsike yönelik yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1920 E. 2013/20927 K.
Ortak:savunma hakkı · tebligat · geçersizlik · cy/cy kaydı · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak «tebligatın» usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahs …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesi «tebligatında» “muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle, tebligatla ilgili evrakın mahalle muhtarlığına imza mukabili «teslim» edildiği, keyfiyeti bildiren ihbarnamenin adresin kapısına asıldığı, durumu muhataba haber vermesi için en yakın komşusu ...'ya haber bırakıldığı” yazılı bulunsa da mazbatada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalının adreste bulunmama «sebebinin» araştırıldığına dair bir «kaydın» bulunmadığı, buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmadığı, imzadan çekinilmesi halinde bu durumun yazılarak tebligat memurunca imzalanmadığı anl …
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… Tebligat Kanunun 21., Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30., yürürlükten kaldırılan Tebligat Tüzüğünün ise 28. maddesi hükümlerine göre de, kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şah …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · usulüne uygun tebliğ · kısıtlılık · ciro · bono
Benzer bu kararda1- Dava, «bono» bedelinin «istirdatı» istemine ilişkin olup davalı ... vekili, dava dilekçesinin «usulüne uygun tebliğ» edilmediğini, yargılamanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırılarak, müvekkilinin «savunma hakkının kısıtlandığını» ileri sürmüştür.
Bu durumda, adı geçen davalıya yapılan «tebligatın usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulüyle mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «geçersiz» tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… tahsil etmek üzere avukatlık bürosuna tevdi edilen emre muharrer senetlerin, avukatlık bürosunda sigortalı olarak çalışan avukat ... tarafından dosyasından alınarak «ciro» yoluyla daha önceden tanıdığı davalılar ... ve ...'a devredildiği gerekçesiyle, dava konusu üç adet 20.000,00 TL bedelli «bononun» bedelinin ... ve ...'tan «temerrüt» faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine («istirdadına»), davalı ... hakkındaki davanın «feragat» sebebiyle reddine karar verilmiştir.
1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK'nun 27. maddeleri hükümleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, «hukuki dinlenilme hakkı» nazara alınmadan karar verilemeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17595 E. 2013/10936 K.
Ortak:savunma hakkı · tebligat · cy/cy kaydı · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak «tebligatın» usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahs …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Bu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
… e "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte «şirket müdürü» olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun «vekalet görevinin kötüye kullanılması» anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · tebligat usulsüzlüğü · savunma hakkının kısıtlanması · delillerin toplanmaması · tahkikat · kısıtlılık · şirket müdürü · ihbar
Benzer bu karardaBu durumda, davalıya yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunun ve davalının «savunma hakkının kısıtlandığının» kabulü gerekir.
… e "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte «şirket müdürü» olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun «vekalet görevinin kötüye kullanılması» anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir «tebligattan» söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. «tahkik» ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna «teslim» edilmesi, 2 numaralı «ihbar» fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki «delilleri toplanarak» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5336 E. 2020/3796 K.
Ortak:tebliğ tarihi · tebligat · teslim
İncelediğiniz kararda7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak «tebligatın» usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahs …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır." Bu durumda davalı şirkete «tebligatın» 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan «tebligatların» diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, «şirket merkezinin» bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde «kaydının» bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın «geçersiz» ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan «savunma hakkının» ve «adil yargılanma hakkının» elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… un reddine karar verilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında; “Kendisine «tebligat» yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde «teslim» eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şah …
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, «tebliğ tarihi» sayılır.” hükmü yer almaktadır.
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · belirsiz alacak davası · yerleşim yeri · ortaklıktan çıkarılma · tahkikat · davanın konusu · tazminat davası · yargılama giderleri
Benzer bu karardaHukuk Dairesi’nce, hisselerin dava sırasında 3. kişiye devredilerek dava konusuz kaldığından ve söz konusu hak üzerinde tarafların «tasarruf yetkisi» bulunmadığından «ortaklıktan çıkarılmaya» ilişkin davada haklı veya haksız olma durumunun kalmadığı, buna göre «yargılama giderleri» konusunda karar verilmesine olanak bulunmadığı, «maddi tazminat» davasının «belirsiz alacak davası» olarak 10.000,00 TL bedel gösterilmek suretiyle açıldığı, tarafların haricen anlaştığı ve harici anlaşmayı «protokol» haline getirmediği, duruşmada mahkemeden talepleri ile ilgili olarak haricen «sulh» olduklarını ve söz konusu taleplerle ilgili davanın konusunun kalmadığını belirterek karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesini istedikleri, dava değerinin belirlenmesi taraflara ait olduğundan ve HMK'nın 107/2. maddesine göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin belirlenebilir olduğu anda dava değerinin arttırılması davacıya bırakıldığından mahkemece bu hususta yapılabilecek bir işlem bulunmadığı, davacının maddi tazminat davasında dava değerini belirleyerek buna göre «harç» ikmalinde bulunmadığı için dava değeri üzerinden «vekalet ücretine» hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, manevi tazminat davasının davalının onayı ile davacı tarafça geri alındığı, davalı vekilinin bu dava ile ilgili vekalet ücreti talebinden «feragat» ettiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı, HMK'nın 332/1. maddesine göre «yargılama giderlerine» mahkemece resen hükmedileceğinden bu dava ile ilgili davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili …
İlk Derece Mahkemesince, taraf vekillerinin beyanları nedeniyle «ortaklıktan çıkarılma» ve «maddi tazminat davalarının konusu» kalmadığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», manevi tazminat istemli olarak açılan dava geri alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… murunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki «yerleşim yeri» adresine meşruhat verilerek çıkarılan «tebligatlar» hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama «sebebini» bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazı …
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna, ilgilinin neden adreste bulunmadığını “«tahkik» etme” görevini yüklemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11271 E. , 2018/3410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/05/2016 tarih ve 2016/22-2016/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların davacı müvekkilinden para tahsil edip, iade etmediğinden müvekkili tarafından davalılar aleyhinde ....Eyalet Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinde alacak davası açtıklarını, açılan bu dava sonucunda ....Eyalet Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince 21/05/2012 tarihinde davalıların müteselsil borçlu olarak davacıya 20.451,68 Euro ana parayı 19/12/2011 tarihinden itibaren ve 1561,28 Euro tutarında ek meblağı 19/12/2011 tarihinden itibaren %5 faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini, bu mahkeme kararının 04/10/2013 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek ....Eyalet Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin ilamının ....'de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin yabancı mahkemede açılan davadan haberdar olmadığı gibi kendilerine bu hususta usul ve yasaya uygun yapılan bir tebligatın mevcut olmadığını, bununla beraber tenfiz davası açabilmek için MÖHUK m. 53/1-a gereğince "ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı ve belge ile onanmış tercümesinin tenfiz dilekçesine eklenmesi gerektiğini, bu ilamın kesinleştiğini gösteren belgede bu kararın müvekkiline tebliğinin nasıl ve hangi tarihte yapıldığına ilişkin" bir ifadenin bulunmasının zorunlu olduğunu, müvekkilerinin böyle bir kararı tebliğ almadığını, yabancı mahkemece yapıldığı belirtilen kesinleşme işleminin hukuka aykırı olduğunu, zira kararın taraflara nasıl ve ne zaman tebliğ edildiğinin kesinleşme şerhine yazılması gerektiğini savunarak davacı tarafın tenfiz talebinin ve davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılara yapılan tebligatların diplomatik yollarla yapıldığı ve .... yetkili makamlarının, mahkemeye, davalılara tebligat yapıldığını bildiren belgeler gönderdiği ve kararın da bu şekilde -şeklen-kesinleştiği, ancak davalı ...'ya yapılan tebligatın, şirket merkezinin bulunduğu adresin muhtarlığına yapıldığı, ....'de şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmaması nedeniyle yapılan bu tebligatın geçersiz ve esasen maddi anlamda bu davalının davadan haberdar olmadığı ve davaya karşı da savunma yapamadığı ve Alman kanunlarına göre de yapılan tebliğe rağmen yargılamaya katılmayan davalının davayı kabul ettiğine dair hukuki düzenleme karşısında davalının evrensel ve bütün hukuki normların üstünde ve hem ferdi hem de kamusal nitelikte bir hakkı olan savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının elinden alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddeleri hükmi şahıslara yapılacak tebligatın usulünü gösterilmiş olup aynı Yasa'nın 21. maddesine göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ve tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıtırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." Bu durumda davalı şirkete tebligatın 1965 tarihli "Hukuki ve ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgeler Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi)"hükümlerine uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla ....'de ve Tebligat Yasası'nın 21. maddesine göre yapıldığı anlaşılmakta olup Mahkemece şirketlerin yerel yönetimlerde kaydının bulunmadığından bahisle yazılı gerekçe ile şirket yönünden davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca davalılardan ... yönünden de tenfiz talebinde bulunulmuş olup hiçbir araştırma yapılmaksızın ve gerekçesiz olarak davanın reddi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/423207400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz