Ortaklar kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/375 E. 2019/2622 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklar kurulu kararının iptali↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ karar nisabı↗ toplantı tutanağı↗ infazda tereddüt↗ kısıtlılık↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ibra↗ dava şartı yokluğu↗ infaz↗ iptal davası↗ limited şirket↗ ilan↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi ilan ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını kısıtlayıcı bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; şirket müdürü olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma nisabına yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibrasına yönelik 4 ve 5 nolu maddelerinin iptaline diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı ortağın genel kurula kendisinin katıldığı, iptali istenen özellikle 9. maddeye ve diğer maddelere yönelik olarak daha karar alınmadan önce peşinen muhalefette bulunduğu, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından mahkemece istinafa konu genel kurulun 4 ve 5. maddeler dışında kalan 9 ve diğer maddeler ile ilgili kararın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçe ile esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinde hata edilmiş olması yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesin kararının kaldırılmasına ve istinaf sebepleriyle sınırlı olmak üzere gerekçe düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin, dava dilekçesindeki istemlerinden biri de 15.04.2015 tarihli ortaklar kurulunda müdürlerin ibrasına ilişkin alınan kararların iptalidir. Yine dava dilekçesinde de somutlaştırıldığı üzere, bahse konu maddeler genel kurul toplantı tutanağında 4, 5 ve 6. maddelerde belirtilmiştir. Bu hususa ilişkin hüküm kurulurken, gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesince ibraya ilişkin maddeler 4 ve 5. maddeler olarak belirtilmiş, ibra kararının iptali iradesi ortaya konulmuş ancak 6. madde zikredilmemiştir. İnfazda tereddüt oluşturacak şekilde tesis edilen hükmün, bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre; davacı vekilinin, temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3337 E. 2012/2965 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi «ilan» ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını «kısıtlayıcı» bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin «genel kurul kararının iptali» talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; «şirket müdürü» olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma «nisabına» yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibras …
Benzer bu karardaTTK’nun 374/2. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün «emredici» nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan «ibraya» ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın «geçersiz» olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptaline» değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muhalefet şerhi
Benzer bu karardaTTK’nun 374/2. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmayıp, bu hükmün «emredici» nitelikte bulunması nedeniyle bu kuralın aksine genel kurulda karar alınamayacağı gibi şirket ana sözleşmesine de bu konuda bir hüküm konulamayacak olmasına göre bu hükme aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan «ibraya» ilişkin genel kurul kararına karşı ortaklar «muhalefet şerhi» koymamış olsalar bile bu kararın iptalini isteyebilmeleri mümkündür.Somut olayda, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandıkları ve kullandıkları oylar sonucu ibra kararının alındığı, bu durumda alınan kararın «geçersiz» olması nedeniyle mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak alınan «genel kurul kararının iptaline» değil, anılan madde hükmü uyarınca geçersizliğine karar verilmesi gerektiğinden mahkemece bu hususta verilen kararın gerekçesinin anılan şekilde değiştirilmesi ger …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5250 E. 2012/4756 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · ibra · ilan · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi «ilan» ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını «kısıtlayıcı» bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin «genel kurul kararının iptali» talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; «şirket müdürü» olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma «nisabına» yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibras …
Bu hususa ilişkin hüküm kurulurken, gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesince «ibraya» ilişkin maddeler 4 ve 5. maddeler olarak belirtilmiş, ibra kararının iptali iradesi ortaya konulmuş ancak 6. madde zikredilmemiştir.
Benzer bu kararda… asına, davaya konu edilen genel kurula yalnızca 80 payın katılmış olmasına, bu paylardan 70 payın yönetim kuruluna ait bulunmasına, diğer 10 payın yönetim kurulunun «ibrası» aleyhinde oy kullanmasına, bu bağlamda mevcut yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olmasına nazaran davalı vekilinin yönetim kurulunun ibrasına …
2- Davalı vekilinin iptale konu diğer hükümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa anonim ortaklıkların genel kurullarında alınan kararların, «geçersiz» olması hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, «çağrının usulsüzlüğü», gündemin gereği gibi «ilan» veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · iyiniyet · cy/cy şerhi · anonim şirket · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin kâr dağıtmama kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, bir şirkete sermaye koyarak ortak olan kişilerin kâr elde etmek düşüncesi dışında bir düşünceye sahip olmalarının düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa anonim ortaklıkların genel kurullarında alınan kararların, «geçersiz» olması hali ile oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, «çağrının usulsüzlüğü», gündemin gereği gibi «ilan» veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya yetkili olmayan kimselerin karara iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırıl …
Somut olayda davacı tarafından, davalı şirketin dava konusu 15.04.2008 tarihli genel kurulunda gündeme ilişkin maddeler görüşülürken, henüz oylamalara geçilmeden önce muhalefet edilmiş olup «muhalefet şerhi» TTK'nun 381. maddesinde öngörüldüğü şekilde tutanağa geçirilmiş değildir.
2- Davalı vekilinin iptale konu diğer hükümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/3504 E. 2014/10251 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · toplantı tutanağı · ortaklar kurulu kararı · ibra · iptal davası · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket» «ortaklar kurulu kararının iptali» istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi «ilan» ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını «kısıtlayıcı» bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin «genel kurul kararının iptali» talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; «şirket müdürü» olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma «nisabına» yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibras …
… nce peşinen muhalefette bulunduğu, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın bulunmadığı, bu durumda «iptal davası» açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından mahkemece istinafa konu genel kurulun 4 ve 5. maddeler dışında kalan 9 ve diğer maddeler ile ilgili kararın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçe ile esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinde hata edilmiş olması yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesin kararının kaldırılmasına ve istinaf sebepleriyle sınırlı olmak üzere «gerekçe düzeltilmek» suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, 21/04/2012 günlü «ortaklar kurulu» toplantısının tüm ortakların katılımı ile gerçekleştirildiği, davacının da vekili marifetiyle toplantıya katılarak «toplantı tutanağını» «şerh» beyanı ile imzaladığı, söz konusu alınan aynı gün ve 62 sayılı ortaklar kurulu toplantısının 6762 TTK'nın 538. maddesindeki düzenleme uyarınca toplantıya çağrıya ilişkin usule riayet edilmediği, davalı tarafça bu konuda soyut beyandan başka delil sunulmadığı, ayrıca davacının her ne kadar toplantıya vekil marifetiyle katılmış ise de toplantı tutanağına şerh koymak suretiyle tutanağın imzalandığı, yine 6762 sayılı TTK'nın 537. maddesine aykırı olacak şekilde hakkında «ibra» kararı verilen şirket müdürünün alınan kararda kabul oyu kullandığının anlaşılması karşısında açıkça kanundaki düzenlemeye aykırılığı nedeniyle şirket müdürünün ibrasına ilişkin toplantının 7. maddesinin yok hükmünde sayılması gerektiği, yine 2011 yılı faaliyet raporunun kabulüne ilişkin toplantının 1. maddesinde de ortaklar genel kuruluna sunulan bilançonun sonradan değiştirilmesi nedeniyle iptali gerektiği yine şirket müdürüne 3 ayda bir «huzur hakkı» ödenmesi ve şirket ortağı A..Y..'a da her ay 5.000 TL ödeme yapılmasına ilişkin alınan kararların da zarar ettiği anlaşılan şirketin mali durumu göz önüne alınarak …
Ayrıca, gündem maddelerinin tebliğ edilmemesi tek başına «ortaklar kurulu kararının iptali» veya yokluğu sonucunu doğurmayıp «çağrının usulsüzlüğü» kapsamındadır ve davacıya katılmadığı genel kurul kararına muhalefeti aranmaksızın «iptal davası» hakkı verir ve iptal sebepleri olan kanuna veya ana sözleşmeye veya «iyiniyet kurallarına» aykırılığın tartışılması gerekir.
Dava konusu «ibra» kararında oy kullanması yasak olan müdürün oyu haricinde kalan oyların ibra için yeterli karar «nisabını» oluşturup oluşturmadığı belirlenerek «yokluk» sonucunu doğurup doğurmadığı belirlenmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · huzur hakkı · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · yokluk · iyiniyet · cy/cy şerhi · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaDava konusu diğer gündem maddelerinin de iptaline karar verilmiş ise de, mahkemece bu maddeler yönünden de davacının «muhalefet şerhi» bulunup bulunmadığı ve aktif dava «ehliyeti» değerlendirilmeden karar verilmiştir.
Ayrıca, gündem maddelerinin tebliğ edilmemesi tek başına «ortaklar kurulu kararının iptali» veya yokluğu sonucunu doğurmayıp «çağrının usulsüzlüğü» kapsamındadır ve davacıya katılmadığı genel kurul kararına muhalefeti aranmaksızın «iptal davası» hakkı verir ve iptal sebepleri olan kanuna veya ana sözleşmeye veya «iyiniyet kurallarına» aykırılığın tartışılması gerekir.
Öncelikle «muhalefet şerhi» ve aktif dava «ehliyetinin» belirlenmesi şarttır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, 21/04/2012 günlü «ortaklar kurulu» toplantısının tüm ortakların katılımı ile gerçekleştirildiği, davacının da vekili marifetiyle toplantıya katılarak «toplantı tutanağını» «şerh» beyanı ile imzaladığı, söz konusu alınan aynı gün ve 62 sayılı ortaklar kurulu toplantısının 6762 TTK'nın 538. maddesindeki düzenleme uyarınca toplantıya çağrıya ilişkin usule riayet edilmediği, davalı tarafça bu konuda soyut beyandan başka delil sunulmadığı, ayrıca davacının her ne kadar toplantıya vekil marifetiyle katılmış ise de toplantı tutanağına şerh koymak suretiyle tutanağın imzalandığı, yine 6762 sayılı TTK'nın 537. maddesine aykırı olacak şekilde hakkında «ibra» kararı verilen şirket müdürünün alınan kararda kabul oyu kullandığının anlaşılması karşısında açıkça kanundaki düzenlemeye aykırılığı nedeniyle şirket müdürünün ibrasına ilişkin toplantının 7. maddesinin yok hükmünde sayılması gerektiği, yine 2011 yılı faaliyet raporunun kabulüne ilişkin toplantının 1. maddesinde de ortaklar genel kuruluna sunulan bilançonun sonradan değiştirilmesi nedeniyle iptali gerektiği yine şirket müdürüne 3 ayda bir «huzur hakkı» ödenmesi ve şirket ortağı A..Y..'a da her ay 5.000 TL ödeme yapılmasına ilişkin alınan kararların da zarar ettiği anlaşılan şirketin mali durumu göz önüne alınarak …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17405 E. 2013/15902 K.
Ortak:karar nisabı · ibra · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi «ilan» ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda «temsil» edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını «kısıtlayıcı» bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin «genel kurul kararının iptali» talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; «şirket müdürü» olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma «nisabına» yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibras …
Bu hususa ilişkin hüküm kurulurken, gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesince «ibraya» ilişkin maddeler 4 ve 5. maddeler olarak belirtilmiş, ibra kararının iptali iradesi ortaya konulmuş ancak 6. madde zikredilmemiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, şirket genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun «ibrası» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinde davacının «hukuki menfaatinin» bulunmadığı ve alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf, «yönetim kurulu» kararının ibrasına ilişkin karar «nisabının» oluşmadığını ileri sürdüğüne göre, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacakları gözetilerek, toplantıya katılan davacının pay miktarı ile diğer ortakların oyları dikkate alınarak nisabın oluşup oluşmadığı belirlenip, nisabın oluşmaması durumunda kararın «yoklukla malul» olacağı ve bu hususu tespit ettirmekte de davacının «hukuki yararının» bulunduğu kabul edilerek, buna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoklukla malul karar · hukuki menfaat · sorumluluk davası · yokluk · muvazaa · hisse devri · hukuki yarar · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya «tebligat» yapılmadığı hususunun aksinin davalı vekili tarafından dosyaya sunulan posta alındısı belgesiyle ispat edildiği, oylamaya katılan ...'ya yapılan «hisse devrinin» «muvazaalı» olduğu iddia edilmişse de, davacının katıldığı toplantıda hisse devri kararının alındığı, davacının sonradan bunun muvazaalı olduğunu bu davada ileri süremeyeceği, bu hususun ancak ayrı bir dava konusu olabileceği, «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinin davacı açısından «hukuki yarar» sağlamayacağı, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi olmayan ...'nın oyuyla karar alınmasında bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
Davacı taraf, «yönetim kurulu» kararının ibrasına ilişkin karar «nisabının» oluşmadığını ileri sürdüğüne göre, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacakları gözetilerek, toplantıya katılan davacının pay miktarı ile diğer ortakların oyları dikkate alınarak nisabın oluşup oluşmadığı belirlenip, nisabın oluşmaması durumunda kararın «yoklukla malul» olacağı ve bu hususu tespit ettirmekte de davacının «hukuki yararının» bulunduğu kabul edilerek, buna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeyle» davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, şirket genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun «ibrası» kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın iptalinde davacının «hukuki menfaatinin» bulunmadığı ve alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/375 E. , 2019/2622 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/02/2017 tarih ve 2015/660 E - 2017/125 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 17/11/2017 tarih ve 2017/1018-2017/1321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %30 paya sahip olduğunu, diğer ortağın % 70 paya sahip Mustafa Hilmi... olduğunu, 28/03/2010 tarihinde yapılan toplantı sonucunda Mustafa Hilmi...'nın devirlerle birlikte 5 yıl süreyle şirketi temsile tek yetkili müdür olarak atandığını, 5 yıllık süre içerisinde Mustafa Hilmi...'nın şirket ile ilgili yürüttüğü faaliyetlerle şirketi zarara uğrattığını, kendisinin de sebepsiz zenginleştiğini, Nazillideki ''Nazilli Su '' isimli fabrikanın Süleyman Tuğrul Tarım Ürün. Tic. San. Ltd. Şti. 'ne sattığını, bu satış bedelinin 1.950.000,00 TL olmasına rağmen şirket kayıtlarına 1.200.000,00 TL olarak geçirildiğini, Mustafa Hilmi...'nın 15/04/2015 tarihli genel kurulun 9.
maddesinde davacının muhalefetine rağmen yeniden süresiz olarak şirket müdürlüğüne seçildiğini, şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yöneten şirket müdürünün süresiz olarak görevini yürütmesinin TMK 2'ye aykırı olduğunu, yine 4, 5 ve 6. maddelerinde müdürün kendi ibrasını kendisinin yapmasının da dürüstlük kurallarına uymadığını ileri sürerek 15/04/2015 tarihli ortaklar kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı ile Mustafa Hilmi...'nın ortak olduğunu, 15/04/2015 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile Mustafa Hilmi...'nın oy çokluğu ile şirket müdürü seçildiğini, müdürlerin görev süreleri ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacının isnatlarının doğru olmadığını, su fabrikasının ruhsatlarının olmaması sebebiyle 1.200.000,00 TL 'ye satıldığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/693 esas sayılı dosyasında bu konu ile ilgili dava açıldığını, bekletici mesele yapılması gerektiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi ilan ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını kısıtlayıcı bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; şirket müdürü olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan Mustafa Hilmi...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620.
maddesindeki karar alma nisabına yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibrasına yönelik 4 ve 5 nolu maddelerinin iptaline diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı ortağın genel kurula kendisinin katıldığı, iptali istenen özellikle 9. maddeye ve diğer maddelere yönelik olarak daha karar alınmadan önce peşinen muhalefette bulunduğu, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından mahkemece istinafa konu genel kurulun 4 ve 5. maddeler dışında kalan 9 ve diğer maddeler ile ilgili kararın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçe ile esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle;
davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinde hata edilmiş olması yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesin kararının kaldırılmasına ve istinaf sebepleriyle sınırlı olmak üzere gerekçe düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin, dava dilekçesindeki istemlerinden biri de 15.04.2015 tarihli ortaklar kurulunda müdürlerin ibrasına ilişkin alınan kararların iptalidir. Yine dava dilekçesinde de somutlaştırıldığı üzere, bahse konu maddeler genel kurul toplantı tutanağında 4, 5 ve 6. maddelerde belirtilmiştir. Bu hususa ilişkin hüküm kurulurken, gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesince ibraya ilişkin maddeler 4 ve 5. maddeler olarak belirtilmiş, ibra kararının iptali iradesi ortaya konulmuş ancak 6. madde zikredilmemiştir. İnfazda tereddüt oluşturacak şekilde tesis edilen hükmün, bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre; davacı vekilinin, temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/500738900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz