Bedel kaydı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1173 E. 2019/2948 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedel kaydı↗ kusur karinesi↗ ihdas nedeni↗ vade tarihi↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ pasif husumet ehliyeti↗ lehtar↗ müteselsil sorumluluk↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet yokluğu↗ şirket zararı↗ mirasçılık↗ pasif husumet↗ bono↗ husumet yokluğu↗ vade↗ anonim şirket↗ kefil↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ ticari defter↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ harç↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ ibraz↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen protokole göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, harç, çek, senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de kefil olarak gösterdiği iki adet bono düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların vade tarihinin de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda bedel kaydı olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya ibraz edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve mirasçılarının mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre iflas hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların pasif husumet ehliyetlerinin kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ... Kalender'in senetlerin düzenlendiği, deftere işlendiği, devrin yapıldığı ve protokolün düzenlendiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının, ticari defterlerin tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak müteselsilen sorumlu olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... mirasçıları aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ... Kalender aleyhine açılan davanın kabulü ile 75.252,00 TL'nın 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Tunç Döviz Ticaret A.Ş.' ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Kalender vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket yöneticisi aleyhine açılmış sorumluluk davası olup; olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336. vd. maddeleri doğrultusunda öncelikle şirket veya ortakları tarafından şirketin yapılan işlem dolayısıyla zarara uğradığı ispatlanmalı; akabinde sorumlu olduğu iddia olunan yöneticinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı yöneticinin kusursuzluğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda da açıklandığı üzere öncelikle davacıların, davalı yöneticilerin işlemleri nedeniyle oluşan şirket zararını ispatlamaları gerekmektedir.
Hal böyle olmakla birlikte; mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre, şirket zararının nedeni olduğu iddia edilen senetler şirketin yevmiye defterinde kayıtlı olup, yevmiye kaydına göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde ihdas nedeninin “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı ve belirtilmiştir. Davaya konu sorumluluğun sebebi olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket lehtardan borç para almış olduğu takdirde, yani gerçek bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, şirketin zarara uğradığı iddia edilemeyecektir. Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda bu husus yeteri kadar incelenmemiş, şirket kasasına giren 100.000 TL ve 176.450,39 TL’lik kasadaki mevcudun kaynak ve sebebi belirtilmemiş, senetlerin düzenlenme tarihinde yapılan yevmiye kaydıyla kasa mevcudunda artış olup olmadığı irdelenmemiştir.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacıların şirket zararını ispatlamaları gerektiği göz önüne alınarak, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus dikkate alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına bozulması gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2764 E. 2024/726 K.
Ortak:bedel kaydı · kusur karinesi · ihdas nedeni · vade tarihi · sorumluluk davası · pasif husumet ehliyeti · lehtar · müteselsil sorumluluk · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve «protokolün» düzenlendiği dönemlerde «yönetim kurulu» üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ...
1- Dava, «anonim şirket» yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olup; olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336. vd. maddeleri doğrultusunda öncelikle şirket veya ortakları tarafından şirketin yapılan işlem dolayısıyla zarara uğradığı ispatlanmalı; akabinde sorumlu olduğu iddia olunan yöneticinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.05.2017 tarih, 2012/537 E. ve 2017/761 K. sayılı kararı ile davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile ...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 612 nci maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı, davacı şirkete mülga 6762 sayılı Kanun'un 341 ... maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmadığı ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir davanın da olmadığı, mülga 6762 sayılı Kanun'un 336 ve devamı maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve protokolün düzenlendiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip ..., borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, ...
… yamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de açıklandığı üzere öncelikle davacıların, davalı yöneticilerin işlemleri nedeniyle oluşan «şirket zararını» ispatlamaları gerektiği, mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre şirket zararının nedeni olduğu iddia edilen senetlerin şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olup, yevmiye «kaydına» göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde «ihdas nedeninin» “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı bunun yanında senetlerin «lehdarı» olarak da görünen dava dışı Abdulhamit Tağ’dan 100.000,00 TL daha borç alındığının belirtildiği, yine raporda, senetlerin düzenlenme tarihinden bir gün öncesinde, şirketin kasasında 176.450,39 TL nakit para bulunduğunun belirtildiği, davaya konu sorumluluğun «sebebi» olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket «lehtardan» borç para almış olduğu takdirde, yani ... bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, şirketin zarara uğradığının iddia edilemeyeceği, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda bu hususun yeteri kadar incelenmedşpşi şirket kasasına giren 100.000,00 TL ve 176.450,39 TL’lik kasadaki mevcudun ... ve sebebinin belirtilmediği, senetlerin düzenlenme tarihinde yapılan yevmiye kaydıyla kasa mevcudunda artış olup olmadığının irdelenmediği, mahkemece, öncelikle davacıların şirket zararını ispatlamaları gerektiği göz önüne alınarak, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
… ı Dairemizin 12.10.2012 tarih, 2011/8995 E. ve 2012/16028 K. sayılı kararıyla, dava iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğinde olduğundan davacı şirket adına açılan dava yönünden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (mülga 6762 sayılı Kanun'un) 341 ... maddesi gereği genel …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · zararın ispatı · kısmi kabul · lehdar · bozma sonrası karar · usuli kazanılmış hak · kesin süre · kazanılmış hak
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesinin dosyasına «ibraz» edilen «defterlerin» davacı vekiline «teslim» edildiği dikkate alınarak talebin yerinde görülmediği, bozma ilamına uyulmakla ilam lehine olan taraf için «usulü kazanılmış hak» oluştuğu, bozma gereği işlem yapılması gerektiği, davacı tarafın «şirketin zararını ispat» etmekle yükümlü olduğu, davacı tarafça «kesin süre» içerisinde defterler ibraz edilmediği, bu defterlerin nerede olduğunun karar tarihi itibariyle bilinmediği, davacı tarafça «ticari defterler» dışında başka bir delil de gösterilmediği gerekçesiyle «anonim şirket» yöneticileri aleyhine açılmış sorumluluk davasında şirket adına bu davanın açılabilmesi için genel kurul tarafından alınmış bir karar bulunmadığından ...
… yamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de açıklandığı üzere öncelikle davacıların, davalı yöneticilerin işlemleri nedeniyle oluşan «şirket zararını» ispatlamaları gerektiği, mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre şirket zararının nedeni olduğu iddia edilen senetlerin şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olup, yevmiye «kaydına» göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde «ihdas nedeninin» “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı bunun yanında senetlerin «lehdarı» olarak da görünen dava dışı Abdulhamit Tağ’dan 100.000,00 TL daha borç alındığının belirtildiği, yine raporda, senetlerin düzenlenme tarihinden bir gün öncesinde, şirketin kasasında 176.450,39 TL nakit para bulunduğunun belirtildiği, davaya konu sorumluluğun «sebebi» olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket «lehtardan» borç para almış olduğu takdirde, yani ... bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, şirketin zarara uğradığının iddia edilemeyeceği, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda bu hususun yeteri kadar incelenmedşpşi şirket kasasına giren 100.000,00 TL ve 176.450,39 TL’lik kasadaki mevcudun ... ve sebebinin belirtilmediği, senetlerin düzenlenme tarihinde yapılan yevmiye kaydıyla kasa mevcudunda artış olup olmadığının irdelenmediği, mahkemece, öncelikle davacıların şirket zararını ispatlamaları gerektiği göz önüne alınarak, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyize Konu Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davacı şirketin 2010 yılı ve sonrasına ait «ticari defter» ve belgelerinin yeniden incelenmesine karar verildiği ancak verilen «kesin» sürelere rağmen şirketin 2010 ve 2011 yıllarına ait «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği, Adana 2.
Kalenderoğlu yönünden «payı» oranında verilen «kısmi kabul» kararının hukuka aykırı olduğunu, senetlerin tanzim tarihinden öndeki güne denk gelen tarihte şirket kasasında 176.450,39 TL nakit para bulunduğu ve şirketin borç para almasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi senetlerin karşılığının devralan ortaklara «teslim» edilmediğinin bilirkişi raporuyla belirlendiğini, «bono» bedellerinin şirket yedine geçirilmediğini, bozma ilamında belirtilen meblağın müvekkilleri tarafından şirkete sermaye olarak getirilen para olduğunu, senetlerle i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8995 E. 2012/16028 K.
Ortak:sorumluluk davası · vade · protokol · taraf ehliyeti · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve «protokolün» düzenlendiği dönemlerde «yönetim kurulu» üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ...
Kalender aleyhine açılan davanın kabulü ile 75.252,00 TL'nın 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Tunç Döviz Ticaret A.Ş.' ye verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… unma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların şirketteki hisselerini yeni ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13/05/2010 tarihli devir «protokolünde» 13/05/2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise yani ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırılmış bulunduğu, davaya konu alacağın ...'in 08/05/2010 keşide tarihli 12/05/2010 «vade» tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereğince devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu …
Kalender'den ise 90,30 TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin haczedilme tarihi olan 21/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair istemin de reddine karar verilmiştir.
1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Kooperatif ortaklığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14126 E. 2010/11763 K.
Ortak:husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve «protokolün» düzenlendiği dönemlerde «yönetim kurulu» üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ...
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Davalı kooperatif «yönetim kurulu» 25.04.2006 tarihli kararı ile bu devir sözleşmesini benimseyerek davacı ...’nın ortaklığının düşürülmesine, ...’ın ortaklığa kabulüne karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · hisse devir sözleşmesi · temsil
Benzer bu karardaAncak, davalı «temsilcisi» temyiz itirazlarında davacının hissesini 11.04.2006 tarihinde dava dışı ...’a devrettiğini, «ortaklık sıfatı» kalmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz aşamasında dosya arasına alınan Havran Noterliği’nin 11.04.2006 tarih 01170 yevmiye nolu “kooperatif «hisse devir sözleşmesi»” ile davacı ...’nın davalı kooperatifte sahip olduğu hissesini dava dışı ...’a devrettiği anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1173 E. , 2019/2948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 15/05/2017 tarih ve 2012/537-2017/761 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı ... Kalender vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin 27.04.2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalıların hisselerin tamamını devrederek ortaklıktan ayrılmalarına karar verildiğini ve 13.05.2010 tarihinde de hisse devrinin yapılarak durumun tescil ve ilan edildiğini, ancak davalı ...'in 08.05.2010 tarihinde 12.05.2010 vade tarihli 65.000 USD bedelli ve 30.000 Euro bedelli iki adet bono düzenlediğini ve söz konusu bedellerin şirkete ve devralan ortaklara tesliminin gerçekleştirilmediğini, buna rağmen takip üzerine haciz işlemi yapılarak şirket kasasındaki 75.252,00 TL'nın ihtiyaten haczedildiğini, oysaki bonoların müvekkili şirket lehine değil ... tarafından kendisi veya bir başkası menfaatine düzenlendiğini ileri sürerek 75.252,00 TL'nın haczedilme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen protokole göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, harç, çek, senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de kefil olarak gösterdiği iki adet bono düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların vade tarihinin de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda bedel kaydı olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya ibraz edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve mirasçılarının mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612.
maddesine göre iflas hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların pasif husumet ehliyetlerinin kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, deftere işlendiği, devrin yapıldığı ve protokolün düzenlendiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının, ticari defterlerin tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak müteselsilen sorumlu olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş.
tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... mirasçıları aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ... Kalender aleyhine açılan davanın kabulü ile 75.252,00 TL'nın 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile Tunç Döviz Ticaret A.Ş.' ye verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Kalender vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket yöneticisi aleyhine açılmış sorumluluk davası olup; olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336. vd. maddeleri doğrultusunda öncelikle şirket veya ortakları tarafından şirketin yapılan işlem dolayısıyla zarara uğradığı ispatlanmalı; akabinde sorumlu olduğu iddia olunan yöneticinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davalı yöneticinin kusursuzluğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda da açıklandığı üzere öncelikle davacıların, davalı yöneticilerin işlemleri nedeniyle oluşan şirket zararını ispatlamaları gerekmektedir.
Hal böyle olmakla birlikte; mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre, şirket zararının nedeni olduğu iddia edilen senetler şirketin yevmiye defterinde kayıtlı olup, yevmiye kaydına göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde ihdas nedeninin “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı ve belirtilmiştir. Davaya konu sorumluluğun sebebi olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket lehtardan borç para almış olduğu takdirde, yani gerçek bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, şirketin zarara uğradığı iddia edilemeyecektir. Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda bu husus yeteri kadar incelenmemiş, şirket kasasına giren 100.000 TL ve 176.450,39 TL’lik kasadaki mevcudun kaynak ve sebebi belirtilmemiş, senetlerin düzenlenme tarihinde yapılan yevmiye kaydıyla kasa mevcudunda artış olup olmadığı irdelenmemiştir.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacıların şirket zararını ispatlamaları gerektiği göz önüne alınarak, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus dikkate alınmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına bozulması gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/500293400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz