Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8995 E. 2012/16028 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ sorumluluk davası↗ aktif dava ehliyeti↗ vade↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların şirketteki hisselerini yeni ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13/05/2010 tarihli devir protokolünde 13/05/2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise yani ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırılmış bulunduğu, davaya konu alacağın ...'in 08/05/2010 keşide tarihli 12/05/2010 vade tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereğince devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu bulunduğu gerekçesi ile ...'den 31.184,43 TL, diğer davalı ... Kalender'den ise 90,30 TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin haczedilme tarihi olan 21/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair istemin de reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış sorumluluk davası niteliğindedir. Bu nedenle davacı şirket adına açılan dava yönünden TTK'nın 341. maddesi gereğince genel kuruldan sorumluluk davası açmak için karar alınması ve davanın aynı maddenin 2. fıkrası gereğince denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Dairemiz uygulamasına göre, dava ön şartı niteliğinde bulunan bu hususlar sonradan tamamlanabileceğinden bu eksiklikler giderilmeden davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca sorumluluk davasının TTK'nın 309. maddesi uyarınca ortaklar tarafından açılmasının mümkün bulunmasına göre, davanın ortaklar yönünden reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle de davacı ortaklar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2764 E. 2024/726 K.
Ortak:sorumluluk davası · vade · protokol · taraf ehliyeti · avans faizi
İncelediğiniz kararda… unma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların şirketteki hisselerini yeni ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13/05/2010 tarihli devir «protokolünde» 13/05/2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise yani ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırılmış bulunduğu, davaya konu alacağın ...'in 08/05/2010 keşide tarihli 12/05/2010 «vade» tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereğince devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu …
Kalender'den ise 90,30 TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin haczedilme tarihi olan 21/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair istemin de reddine karar verilmiştir.
1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Benzer bu kararda… 2010/271 E. ve 2011/178 K. sayılı kararı ile davalıların şirketteki hisselerini ... ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13.05.2010 tarihli devir «protokolünde» 13.05.2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise ... ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırıldığı, davaya konu alacağın ...'in 08.05.2010 keşide tarihli 12.05.2010 «vade» tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereği devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu olduğu gerekçesi ile ...'den 31.184,43 TL, diğer davalı ...'den ise 90,30.-TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin «haciz» tarihi olan 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair talebin de reddine karar verilmiş, davacılar vekili ve davalı ... vekilince temyiz …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.05.2017 tarih, 2012/537 E. ve 2017/761 K. sayılı kararı ile davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile ...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 612 nci maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı, davacı şirkete mülga 6762 sayılı Kanun'un 341 ... maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmadığı ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir davanın da olmadığı, mülga 6762 sayılı Kanun'un 336 ve devamı maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve protokolün düzenlendiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip ..., borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, ...
… ı Dairemizin 12.10.2012 tarih, 2011/8995 E. ve 2012/16028 K. sayılı kararıyla, dava iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğinde olduğundan davacı şirket adına açılan dava yönünden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (mülga 6762 sayılı Kanun'un) 341 ... maddesi gereği genel …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedel kaydı · kusur karinesi · ihdas nedeni · ticari defter ibrazı · zararın ispatı · kısmi kabul · vade tarihi · lehdar
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15.05.2017 tarih, 2012/537 E. ve 2017/761 K. sayılı kararı ile davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile ...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 612 nci maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı, davacı şirkete mülga 6762 sayılı Kanun'un 341 ... maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmadığı ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir davanın da olmadığı, mülga 6762 sayılı Kanun'un 336 ve devamı maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve protokolün düzenlendiği dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip ..., borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, ...
… yamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de açıklandığı üzere öncelikle davacıların, davalı yöneticilerin işlemleri nedeniyle oluşan «şirket zararını» ispatlamaları gerektiği, mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre şirket zararının nedeni olduğu iddia edilen senetlerin şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olup, yevmiye «kaydına» göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde «ihdas nedeninin» “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı bunun yanında senetlerin «lehdarı» olarak da görünen dava dışı Abdulhamit Tağ’dan 100.000,00 TL daha borç alındığının belirtildiği, yine raporda, senetlerin düzenlenme tarihinden bir gün öncesinde, şirketin kasasında 176.450,39 TL nakit para bulunduğunun belirtildiği, davaya konu sorumluluğun «sebebi» olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket «lehtardan» borç para almış olduğu takdirde, yani ... bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, şirketin zarara uğradığının iddia edilemeyeceği, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda bu hususun yeteri kadar incelenmedşpşi şirket kasasına giren 100.000,00 TL ve 176.450,39 TL’lik kasadaki mevcudun ... ve sebebinin belirtilmediği, senetlerin düzenlenme tarihinde yapılan yevmiye kaydıyla kasa mevcudunda artış olup olmadığının irdelenmediği, mahkemece, öncelikle davacıların şirket zararını ispatlamaları gerektiği göz önüne alınarak, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyize Konu Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davacı şirketin 2010 yılı ve sonrasına ait «ticari defter» ve belgelerinin yeniden incelenmesine karar verildiği ancak verilen «kesin» sürelere rağmen şirketin 2010 ve 2011 yıllarına ait «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği, Adana 2.
Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasına «ibraz» edilen «defterlerin» davacı vekiline «teslim» edildiği dikkate alınarak talebin yerinde görülmediği, bozma ilamına uyulmakla ilam lehine olan taraf için «usulü kazanılmış hak» oluştuğu, bozma gereği işlem yapılması gerektiği, davacı tarafın «şirketin zararını ispat» etmekle yükümlü olduğu, davacı tarafça «kesin süre» içerisinde defterler ibraz edilmediği, bu defterlerin nerede olduğunun karar tarihi itibariyle bilinmediği, davacı tarafça «ticari defterler» dışında başka bir delil de gösterilmediği gerekçesiyle «anonim şirket» yöneticileri aleyhine açılmış sorumluluk davasında şirket adına bu davanın açılabilmesi için genel kurul tarafından alınmış bir karar bulunmadığından ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1173 E. 2019/2948 K.
Ortak:sorumluluk davası · vade · protokol · taraf ehliyeti · avans faizi
İncelediğiniz kararda… unma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların şirketteki hisselerini yeni ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13/05/2010 tarihli devir «protokolünde» 13/05/2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise yani ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırılmış bulunduğu, davaya konu alacağın ...'in 08/05/2010 keşide tarihli 12/05/2010 «vade» tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereğince devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu …
Kalender'den ise 90,30 TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin haczedilme tarihi olan 21/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair istemin de reddine karar verilmiştir.
1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve «protokolün» düzenlendiği dönemlerde «yönetim kurulu» üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ...
Kalender aleyhine açılan davanın kabulü ile 75.252,00 TL'nın 21.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Tunç Döviz Ticaret A.Ş.' ye verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel kaydı · kusur karinesi · ihdas nedeni · vade tarihi · pasif husumet ehliyeti · lehtar · müteselsil sorumluluk · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olan davalılar ... ile...'in diğer ortaklarla birlikte şirketteki paylarını, 13.05.2010 tarihinde düzenlenen «protokole» göre; genel kurul ve devir tarihi olan 13.05.2010 tarihine kadar tahakkuk eden ve ödenmesi gerekli tüm vergi, «harç», «çek», senet ve sair ödemelerden eski ortaklar sorumlu olmak üzere devrettikleri, davalı ...'in bu tarihten çok kısa bir süre önce 08.05.2010 tarihinde şirketi borçlu, kendisini de «kefil» olarak gösterdiği iki adet «bono» düzenlediği, bonoların şirket kaşesi kullanılarak ... tarafından imzalandığı, 08.05.2010 tanzim tarihli bonoların «vade tarihinin» de protokolden bir gün öncesi olan 12.05.2010 olarak gösterildiği, bonolarda «bedel kaydı» olarak nakden yazıldığı, kayıtlarda borç para alınmış gibi gösterilmesine rağmen, şirketin o tarihte kasasında nakit parasının bulunduğu, borç para almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, kaldı ki bu paranın şirkete ödendiğini gösteren herhangi bir belgenin de dosyaya «ibraz» edilemediği, senet bedellerinin icra yoluyla şirketten tahsil edildiği, o dönemde yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'in şirketi karşılıksız borçlandırarak zarara uğrattığı, ancak yargılama sırasında vefatı ve «mirasçılarının» mirası reddi karşısında reddedilen mirasın TMK’nın 612. maddesine göre «iflas» hükümleri uyarınca tasfiyesi gerekeceğinden mirasçıların «pasif husumet ehliyetlerinin» kalmadığı ve aleyhlerindeki davanın pasif husumet nedeniyle reddinin gerektiği, davacı şirkete 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesine göre genel kurul tarafından alınmış kararı sunması için verilen süreye rağmen kararın sunulmaması ve denetçiler tarafından şirket adına açılmış bir dava olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddelerinde yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» öngörülerek yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının olmadığını ispat etmedikleri müddetçe zarardan sorumlu olacaklarının düzenlendiği, davalı ...
Kalender'in senetlerin düzenlendiği, «deftere» işlendiği, devrin yapıldığı ve «protokolün» düzenlendiği dönemlerde «yönetim kurulu» üyesi olduğu, davalının, «ticari defterlerin» tutulmasından, bu defterlere işlenecek kayıtlardan ve defterlerin düzenli ve doğru bir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu, ancak davalının diğer yöneticilerin usulsüz işlemlerini takip edip, borca ihtiyacı olmayan şirketin kasasına girmeyen bir paraya rağmen şirkete ait olmayan borç için düzenlenen senetlerin varlığını tespit ederek yasal yollara müracaat etmesi, konuyu genel kurula, yönetim kuruluna taşıması ve hatta davacıları protokolün düzenlendiği sırada bilgilendirmesi gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, zararın oluşumunda kusursuz olduğunu ispata yarar delil de sunamadığı ve zarardan yönetim kurulu üyesi olarak «müteselsilen sorumlu» olduğu, kaldı ki düzenlenen devir protokolü gereğince de devreden ortak olarak sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, Tunç Döviz Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... tarafından muris ... «mirasçıları» aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacılar ... ve ... tarafından davalı ...
Hal böyle olmakla birlikte; mahkemece alınıp itibar edilen bilirkişi raporuna göre, «şirket zararının» nedeni olduğu iddia edilen senetler şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olup, yevmiye «kaydına» göre senetlerin nakit alınan borç mukabili verildikleri, senetlerde «ihdas nedeninin» “nakden” şeklinde gösterildiği, senet bedelleri kadar nakit para alındığı ve belirtilmiştir.
Davaya konu sorumluluğun «sebebi» olarak gösterilen senetler nedeniyle davacı şirket «lehtardan» borç para almış olduğu takdirde, yani gerçek bir borç alacak ilişkisi bulunduğu takdirde, «şirketin zarara» uğradığı iddia edilemeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2707 E. 2013/19831 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz kararda1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Bu nedenle davacı şirket adına açılan dava yönünden TTK'nın 341. maddesi gereğince genel kuruldan «sorumluluk davası» açmak için karar alınması ve davanın aynı maddenin 2. fıkrası gereğince denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaAnılan «ihtarnamenin» kapsamından davacının şirket denetçisi sıfatıyla davaya konu alacağın şirkete ödenmesini talep ettiği, ayrıca takip için verilen vekaletnamenin de şirket denetçisi olan davacının «sorumluluk davası» açmak üzere yetkilendirilmesi nedeniyle verildiği anlaşılmakta olup, yine dava dilekçesinde de “ ... (ICS A.Ş. denetçisi sıfatıyla) dava açıldığı görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · aktif husumet yokluğu · aktif husumet · şirket zararı · husumet yokluğu · ihtar · yetki · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… avacı asil tarafından açıldığı, şirket adına yürütülen bir icra takibinin söz konusu olmadığı, icra takip dosyasına konu edilen alacak bakımından dayanak gösterilen «ihtarname» incelendiğinde ise «ihtar» edenin ... olduğu, TTK 341 kapsamında itirazın iptali yönündeki davanın dava dışı şirketi «temsilen» açılması ve icra takibinde aynı şekilde açılmasının zorunlu olduğu, oysa takibin şahıs adına başlatıldığı, takibin ve davanın şirketi temsilen açılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle dava itirazın iptali olup, itirazın iptali davasının takip alacaklısı tarafından açılması gerektiğinden ve bu davanın takip alacaklısı tarafından açılmadığından «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tarafların ortağı oldukları şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davalının usulsüz işlemlerle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı, zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, TTK'nun 341.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olan daval …
Dosya kapsamından şirketin 25.08.2009 tarihli genel kurulunda davalı aleyhine dava açılması için karar alınmış ve şirket denetçisine bu konuda dava açması için «yetki» verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının şirket denetçisi sıfatıyla şirketin genel kurulunun verdiği yetkiye dayalı olarak işbu sorumluluk davasını açtığı anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek tarafların «delilleri toplanıp» sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz kararda1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Bu nedenle davacı şirket adına açılan dava yönünden TTK'nın 341. maddesi gereğince genel kuruldan «sorumluluk davası» açmak için karar alınması ve davanın aynı maddenin 2. fıkrası gereğince denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8995 E. , 2012/16028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2010/271-2011/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin 27/04/2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalıların hisselerin tamamını devrederek ortaklıktan ayrılmalarına karar verildiğini ve 13/05/2010 tarihinde de hisse devrinin yapılarak durumun tescil ve ilan edildiğini, ancak davalı ...'in 08/05/2010 tarihinde 12/05/2010 vade tarihli 65.000 USD bedelli ve 30.000 Euro bedelli iki adet bono düzenlediğini ve söz konusu bedellerin şirkete ve devralan ortaklara tesliminin gerçekleşmediğini, buna rağmen takip üzerine haciz işlemi yapılarak şirket kasasındaki 75.252,00 TL'nin ihtiyaten haczedildiğini, oysaki bonoların müvekkili şirket lehine değil ... tarafından kendisi veya bir başkası menfaatine düzenlendiğini ileri sürerek 75.252,00 TL'nin haczedilme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların şirketteki hisselerini yeni ortaklara devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları, 13/05/2010 tarihli devir protokolünde 13/05/2010 tarihine kadar olan şirket borçlarından eski ortakların, devir tarihinden sonra ise yani ortakların sorumlu olacaklarının kararlaştırılmış bulunduğu, davaya konu alacağın ...'in 08/05/2010 keşide tarihli 12/05/2010 vade tarihli düzenlediği bonolardan kaynaklandığı, protokol gereğince devir tarihinden önceye ait bu borçtan davacı şirketin eski ortaklarının payları oranında sorumlu bulunduğu gerekçesi ile ...'den 31.184,43 TL, diğer davalı ... Kalender'den ise 90,30 TL olmak üzere toplam 31.274,73 TL'nin haczedilme tarihi olan 21/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı alınarak davacı ...Ş.'ye verilmesine, diğer davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile bu davacılar yönünden davanın reddine ve fazlaya dair istemin de reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, iddiaların ileri sürülüş biçimine göre önceki şirket yöneticisi aleyhine açılmış sorumluluk davası niteliğindedir. Bu nedenle davacı şirket adına açılan dava yönünden TTK'nın 341. maddesi gereğince genel kuruldan sorumluluk davası açmak için karar alınması ve davanın aynı maddenin 2. fıkrası gereğince denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Dairemiz uygulamasına göre, dava ön şartı niteliğinde bulunan bu hususlar sonradan tamamlanabileceğinden bu eksiklikler giderilmeden davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca sorumluluk davasının TTK'nın 309. maddesi uyarınca ortaklar tarafından açılmasının mümkün bulunmasına göre, davanın ortaklar yönünden reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle de davacı ortaklar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı ortaklar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı ortaklar yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063999600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz