Ttk 23. madde
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3589 E. 2021/2517 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ ayıp↗ pasif husumet yokluğu↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ haksız rekabet↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu ilanların bütün olarak incelenmesi halinde, davacı yanın aboneleri nezdinde firmanın kendilerini aldattığını düşündürecek anlamlar içerdiği şeklinde yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirilebileceği, davacı yanın bu ilanlardan dolayı haksız rekabetten kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak; davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş hakkında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla ilan verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, haksız rekabet basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 10.06.2014 tarihli ilan metninin haksız rekabet yaratmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 19.12.2013 tarihli ilan ile basın yoluyla gerçekleştirildiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın esastan reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6102 sayılı TTK'nın 56. madde uyarınca işbu davanın yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceği, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; 19.03.2014 tarihli 42 nolu RTÜK kararından önce davalıya ait Sabah Gazetesi'nde yayınlanan 19.12.2013 tarihli ilk ilanda, ilan olduğu dahi açıkça belirtilmeksizin, kullanılan "ayıp" ibaresinin veriliş şekli ve metin içerisindeki (D-Smart'ın "Burası Türkiye, biz istediğimizi yaparız" zihniyetiyle kamuoyunu ve kurumları hiçe sayarak yaptığı büyük ayıba...) ibarelerinin olduğu gibi yayınlanması nedeniyle, davalı kuruluşun Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 21/5. maddesinde ifade edilen hususlarda gereken dikkat ve özeni göstermediği ve bu sebeple kusurlu bulunduğu gözetildiğinde TTK'nın 58/2. madde hükmü uyarınca davalı yana da husumet düşeceğinin kabulü ile yargılamaya devam olunup varsa davacının zararı da tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5188 E. 2019/1739 K.
Ortak:ilan · haksız rekabet · kesin hüküm · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, «haksız rekabet» basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirilebileceği, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 10.06.2014 tarihli «ilan» metninin «haksız rekabet» yaratmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu kararda… i, tüm dosya kapsamı deliller dikkate alındığında dava konusu ilanların bir tür uyarı olarak değerlendirilmesinin uygun bulunduğu, davacı yanın bu ilanlardan dolayı «haksız rekabetten» kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının «kesin» ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6102 sayılı TTK'nın 58/1 maddesi hükmüyle, «haksız rekabetin» basın vasıtasıyla işlenmesi halinde sorumluluğun hangi koşullarda kimlere ait olduğunun düzenlendiği, zikredilen madde uyarınca, aynı Kanun’un 56/1. maddesinde düzenlenen davaların ancak yazı sahibi veya «ilan» veren aleyhine açılabileceği, dosya içeriğine göre, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve …
13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · ihbar · maddi tazminat · kusur
Benzer bu kararda13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, bu itibarla TTK’nın 56/1 maddesinde sayılan davalardan olan işbu davanın söz konusu ilanların yayıncısı olan davalı şirkete yöneltilemeyeceği, TTK'nın 56/d bendine göre, «haksız rekabet» halinde «maddi tazminata» hükmedilebilmesi için «kusurun» varlığı şart olduğu, Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in “Yükümlülük” başlıklı 21. maddesinin “Reklamı yayımlayan, …
İlk derece mahkemesince, «ihbar olunan» şirket tarafından davalı şirkete ait gazetede yayınlanan dava konusu «ilanlarda» «haksız rekabet» teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise, …
… hizmetin verilmesinde hiç kimseye ayrımcılık yapılmamasına ilişkin RTÜK’ün 42 numaralı kararının ilanından ibaret olduğu, RTÜK tarafından verilen bir karar ilişkin «ilanın» yayınlanmasından dolayı davalıya «kusur» izafe edilmesi ve davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5135 E. 2017/6628 K.
Ortak:ilan
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak; davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak «ilan» sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş hakkında İstanbul 13.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla «ilan» verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, «haksız rekabet» basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
… gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 10.06.2014 tarihli «ilan» metninin «haksız rekabet» yaratmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Ticaret Sicili Gazetesindeki «ilanın» 29.000 USD «çek» bedeli belirtilerek yapılmasına dair yazı yazılmış ise de, çek bedeli 29.000 TL olduğu belirtilerek yapılan ilanlara dair Ticaret Sicili Gazeteleri «dosyaya gönderilmiş», mahkemece 3 aylık süre de bekledikten sonra davanın kabulüne ve dava konusu çekin 29.000 TL bedel taşıdığı belirtilerek «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde çekin diğer unsurları belirtilmiş ancak «çek» bedeli 29.000 TL olarak yazılmış, dilekçeye ekli tahsilat fişinde de görüldüğü üzere çek bedeli 29.000 USD olup davacı vekili dilekçesindeki çek bedeline ilişkin «maddi hatayı düzelterek» Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanların 29.000 USD çek bedeli belirtilerek yapılmasını istemiş ve mahkemece de bu hususta yazı yazılmasına rağmen «ilanlar» ilk yazı uyarınca 29.000 TL çek bedeli belirtilerek yapıldığı gibi, mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanların çekin unsurları doğru belirtilerek yapılması, dava konusu çeki elinde bulunduranların mahkemeye getirmesi amacıyla olup «ilanda» «çek» bedelinin USD yerine TL olarak yapılması ve mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmesi talebe ve usul ve yasaya aykırı olup, 29.000 USD çek için yeniden ilan yapılıp 3 aylık sürenin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi bakımınd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle çek iptali · dosyanın gönderilmesi · maddi hatanın düzeltilmesi · zayi nedeniyle iptal · çek iptali · maddi hata · zayi · çek
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde çekin diğer unsurları belirtilmiş ancak «çek» bedeli 29.000 TL olarak yazılmış, dilekçeye ekli tahsilat fişinde de görüldüğü üzere çek bedeli 29.000 USD olup davacı vekili dilekçesindeki çek bedeline ilişkin «maddi hatayı düzelterek» Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanların 29.000 USD çek bedeli belirtilerek yapılmasını istemiş ve mahkemece de bu hususta yazı yazılmasına rağmen «ilanlar» ilk yazı uyarınca 29.000 TL çek bedeli belirtilerek yapıldığı gibi, mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Mahkemece, Ticaret Sicili Gazetesindeki «ilanın» 29.000 USD «çek» bedeli belirtilerek yapılmasına dair yazı yazılmış ise de, çek bedeli 29.000 TL olduğu belirtilerek yapılan ilanlara dair Ticaret Sicili Gazeteleri «dosyaya gönderilmiş», mahkemece 3 aylık süre de bekledikten sonra davanın kabulüne ve dava konusu çekin 29.000 TL bedel taşıdığı belirtilerek «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmiştir.
Dava, «zayi nedeniyle çek iptaline» ilişkindir.
Ticaret Sicil Gazetesindeki ilanların çekin unsurları doğru belirtilerek yapılması, dava konusu çeki elinde bulunduranların mahkemeye getirmesi amacıyla olup «ilanda» «çek» bedelinin USD yerine TL olarak yapılması ve mahkemece de 29.000 TL bedelli çekin «zayi nedeniyle iptaline» karar verilmesi talebe ve usul ve yasaya aykırı olup, 29.000 USD çek için yeniden ilan yapılıp 3 aylık sürenin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi bakımınd …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13193 E. 2010/4529 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zayi
Benzer bu karardaDava, «zayi» nedeni ile senet iptali istemine ilişkin olup, mahiyeti itibariyle maktu karar harcına tabi olduğu halde mahkemece nisbi harca hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7 madde uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3589 E. , 2021/2517 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 27.06.2019 tarih ve 2019/1215 E. - 2019/921 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2021 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili Doğan TV Digital Platform İşl. A.Ş.'nin "DSmart" markası ile 2007 yılından beri ödemeli yayıncılık pazarında faaliyet gösterdiğini, diğer davacının ise, bu markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu Sabah Gazetesinde yer alan 19.12.2013 tarihli ilanda, müvekkilinin kişilik hakları ve ticari itibarının saldırıya uğradığını, 10.06.2014 tarihli ilanın da aynı şekilde olduğunu, 10.06.2014 tarihli ilanda kurul kararının çarpıtıldığının RTÜK'ün 11.06.2014 tarihli tekzip metninde de belirtildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 58. maddesi uyarınca davalıların sorumlu oldukları ve eylemlerinin TTK'nın 55. maddede düzenlenen gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunmak yoluyla haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, men'ine, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, tecavüzün önlenmesine, 19.10.2013 tarihli yayın için 50.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi, 10.06.2014 tarihli yayın için 50.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın her bir yayın tarihinden itibaren yürütülecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumetin davaya konu ilanları veren ihbar olunan şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu ilanları, içeriklerinin doğruluğu hususunda gerekli dikkate ve özeni gösterdikten sonra yayınlama yoluna gittiğini, söz konusu ilanlarda davacının ticari itibarına zarar verecek tarzda her hangi bir ibarenin yer almadığını, 19.12.2013 tarihli ilanın, yetkili kurumların göreve çağrılmasından, 10.06.2014 tarihli ilanın ise, RTÜK’ün, Dsmart’ı, mevzuat hükümlerine uygun davranmaya davet ettiği kararının yayınlanmasından ibaret olduğunu,10.06.2014 tarihli ilana ilişkin olarak RTÜK tarafından yayınlanmış bir tekzip metni bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu ilanların bütün olarak incelenmesi halinde, davacı yanın aboneleri nezdinde firmanın kendilerini aldattığını düşündürecek anlamlar içerdiği şeklinde yorumlanabileceği ancak, bu ifadelerin aynı zamanda yetkilileri göreve çağırmak ve uyarı nitelikli olarak değerlendirilebileceği, davacı yanın bu ilanlardan dolayı haksız rekabetten kaynaklı zarara uğradığını belirtmiş ise de, bu nedenle zarara uğratıldığının kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak; davalı şirkete ait gazetede yayınlanan ilanlarla ilgili olarak ilan sahibi olan Sinema Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş hakkında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı dolayısıyla ilan verenin kim olduğunun davacılar tarafından bilindiği, haksız rekabet basın vasıtasıyla işlenmiş ise, TTK'nın 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaların, ancak yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceğinden ve dava konusu ilanlar ile ilgili olarakta davacı tarafından ilan veren aleyhine İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/397 Esas sayılı dosyasında dava açıldığından, davacının TTK 56.
maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları davalı aleyhine açmasının mümkün olmadığı, davacılar tarafından davalının Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı ve TTK'nın 58/1-a,b,c, 2.ve 4. maddesindeki koşulların varlığı iddiasının ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacının yasal sorumluluğu bulunmayan davalıdan talep hakkı olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ilamının HMK 'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 10.06.2014 tarihli ilan metninin haksız rekabet yaratmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 19.12.2013 tarihli ilan ile basın yoluyla gerçekleştirildiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın esastan reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6102 sayılı TTK'nın 56. madde uyarınca işbu davanın yazı sahibi veya ilan veren aleyhine açılabileceği, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de;
19. 03.2014 tarihli 42 nolu RTÜK kararından önce davalıya ait Sabah Gazetesi'nde yayınlanan 19.12.2013 tarihli ilk ilanda, ilan olduğu dahi açıkça belirtilmeksizin, kullanılan "ayıp" ibaresinin veriliş şekli ve metin içerisindeki (D-Smart'ın "Burası Türkiye, biz istediğimizi yaparız" zihniyetiyle kamuoyunu ve kurumları hiçe sayarak yaptığı büyük ayıba...) ibarelerinin olduğu gibi yayınlanması nedeniyle, davalı kuruluşun Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 21/5. maddesinde ifade edilen hususlarda gereken dikkat ve özeni göstermediği ve bu sebeple kusurlu bulunduğu gözetildiğinde TTK'nın 58/2. madde hükmü uyarınca davalı yana da husumet düşeceğinin kabulü ile yargılamaya devam olunup varsa davacının zararı da tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/666993100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz