Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/6728 E. 2013/5759 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, apel borcu olan ortaklardan Rumeli Telefon Sistemleri A.Ş'ye ... tarafından el konulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, tasfiye ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun temerrüt faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği,
dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket bir anonim şirket olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (...’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Ayrıca yeni seçilen yönetim kurulunun apel borcunu tahsili yoluna gitmemesi önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarmaz. O halde mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6622 E. 2012/14878 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olduğundan, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu kararda… atılmadığı, bu durumda iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarını gerektirir bir «kusur» ve işlem tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5147 E. 2014/12078 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
Benzer bu kararda2- Bir «anonim şirket» olan davacı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · hakim ortak · rücuen tahsil · sermaye artırımı · illiyet bağı · maddi hata · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
Bu durum karşısında, davacı şirketin ortaklarca «taahhüt» edilen sermaye borcunun henüz ödenmediği, «sermaye taahhüdü» bulunan ortakların ve ödenmeyen sermaye borçlarının ödenmiş gibi gösterilmesinde şirketteki görevi gereği faaliyette bulunan şirket çalışanlarının eylemleri ve zarar ile olan «illiyet bağı» da araştırılmak suretiyle ispatlandığı takdirde işbu zarardan sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde h …
A.Ş.'nin unvanının karar başlığında yanlış gösterilmesi, yine ...'ın isminin hükümde ... şekilinde yanlış gösterilmesi «maddi hata» niteliğinde olup mahallinde düzeltilebilecek bulunmasına göre, davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili, ...'nun tüm temyiz itirazlarının, davacı .... vekilinin ise aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6010 E. 2012/7866 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · teminat · Tazminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · şirket zararı · muacceliyet
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/831 E. 2012/5961 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · haksız eylem · kâr payı · vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu kararda… dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniy …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının salt tespit edilemeyen zarar kavramında dayanağı olmadan sadece apel borcunun ödenmemiş olmasını zarar olarak tazmin ettirmesinin yerinde görülmediği, apel «payının» ödenmemesi nedeniyle davacının ne şekilde zarara uğradığının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
… ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5051 E. 2013/5837 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaDavacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · el koyma · pay sahipliği · şirket zararı · dava sebebi · vekalet ücreti · zamanaşımı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Bu sebeple mahkemece dava dışı şirkete aktarılan bu miktarın aktarılma «sebebi» ve dayanağı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, kanuni halef sıfatıyla kararı temyiz eden ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
407. maddesi ve devamında yer alan sermaye borcunun ifasını sağlayabilecek hukuki imkanlarının kullanılması olanağının mevcut bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin fiilen bu anlamda zararının olmadığı gerekçesiyle, 1.115,87 TL «kasa açığı» bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «kasa açığının», apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın ve grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye ticari dayanaksız aktarılan paranın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece kasa açığı bedelinin tahsiline karar verilmiş, diğer talepler reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16575 E. 2014/1918 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · temerrüt · teminat · Tazminat
İncelediğiniz kararda… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Benzer bu karardaOysa, davacı «anonim şirket», TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
K..’nın sorumlu olmak üzere anılan bedelin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · rayiç bedel · kusur sorumluluğu · ispat külfeti · muvazaa · genel kurul kararının iptali · ibra · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda2- Asıl dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyeleri, denetçileri ve müdürleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk, karşı dava, «ibra» kararının «geçersizliğine» yönelik «genel kurul kararının iptali», birleşen dava ise davacı şirket tarafından usulsüz ödeme yapılarak uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu hali ile «ispat külfeti» açısından değerlendirildiğinde ters çevrilmiş bir «kusur sorumluluğundan» söz etmek mümkündür.
G.’ın hesabına aktarıldığı, bu işlemin de «muvazaalı» olduğu ileri sürülmüş ve mahkemece anılan işlemler yönünden mümeyyiz davalılar sorumlu tutulmuş ise de, davalıların sorumluluğunun kabul edilebilmesi için yapılan ödemeler karşılığında hiçbir mal veya hizmet alınmadığının veya «rayiç bedel» üzerinde ödeme yapıldığının veya ihtiyaç olmadığı halde mal veya hizmet alındığının ispat edilmesi gerekmekte olup, açıklanan şekilde oluşmuş bir zararın belirlene …
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2000-2001-2002 yıllarına ilişkin ibraların bilançoların gerçeği yansıtmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle davalıların «ibra» edilmiş sayılmayacakları, TTK’nın 309. maddesinde düzenlenen «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, davacı şirketin genel müdürü olan davalı R.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5559 E. 2012/5966 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.Başka bir deyişle, apel borçları tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi gösterilmiş olması veya geç tahsil edilmesi davacı şirket için bir zarardır.Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
… valılar ... ile ...'nun 13.02.2002-13.02.2004 tarihleri arasında, ......'ın 13.02.2002-18.07.2003 tarihleri arasında ...'ın 13.02.2002-07.02.2003 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi, ...'m 13.02.2002-23.07.2003 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak davacı şirkette görev aldıklan, diğer davalılann kayıtlarda şirket ortağı olarak gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup «hakim ortak» tarafından yürütüldüğü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve «muvazaalı» bir şekilde ortak sıfatını taşıdıkları, şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiler tarafından hakim ortaklar lehine düzenlenen vekaletnamelerin, yönetici konumunda olan kişilerin göstermelik ortaklar olmakla birlikte şirketin hakim ortakları ile birlikte hareket ettikleri ve şirket zaranndan sorumlu oldukları kanıtlanamadığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle ya da önceki yıl sonu 31.12.2003 tarihi itibariyle şirket kasası ile ilgili fiziki sayım ve tespit sonuçlannı içeren, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabının gerçek durumunu objektif olarak ortaya koyacak özellikte, yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydının» listesinin ya da sayım tutanağının dosyaya sunulmadığı, sadece kaydi verilere dayanılarak çıkarılan ve «kasa açığı» olduğu ileri sürülen dava konusu bedele ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin TTK. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı kanıtlanamadığı, dosyada kasa açığını ispatlayan yeterli evrak bulunmadığından TTK.'nun 336 ve 359. maddelere aykırılık ve davacı «şirket zararı» kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.'nun 409/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar hakkında ki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · hakim ortak · malvarlığına ilişkin dava · haksız eylem · muvazaa · maddi hata · şirket zararı · açılmamış sayılma
Benzer bu kararda… valılar ... ile ...'nun 13.02.2002-13.02.2004 tarihleri arasında, ......'ın 13.02.2002-18.07.2003 tarihleri arasında ...'ın 13.02.2002-07.02.2003 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi, ...'m 13.02.2002-23.07.2003 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak davacı şirkette görev aldıklan, diğer davalılann kayıtlarda şirket ortağı olarak gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup «hakim ortak» tarafından yürütüldüğü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve «muvazaalı» bir şekilde ortak sıfatını taşıdıkları, şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiler tarafından hakim ortaklar lehine düzenlenen vekaletnamelerin, yönetici konumunda olan kişilerin göstermelik ortaklar olmakla birlikte şirketin hakim ortakları ile birlikte hareket ettikleri ve şirket zaranndan sorumlu oldukları kanıtlanamadığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle ya da önceki yıl sonu 31.12.2003 tarihi itibariyle şirket kasası ile ilgili fiziki sayım ve tespit sonuçlannı içeren, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabının gerçek durumunu objektif olarak ortaya koyacak özellikte, yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydının» listesinin ya da sayım tutanağının dosyaya sunulmadığı, sadece kaydi verilere dayanılarak çıkarılan ve «kasa açığı» olduğu ileri sürülen dava konusu bedele ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin TTK. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı kanıtlanamadığı, dosyada kasa açığını ispatlayan yeterli evrak bulunmadığından TTK.'nun 336 ve 359. maddelere aykırılık ve davacı «şirket zararı» kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.'nun 409/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar hakkında ki davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar başlığında vekil isimlerinde yapılan «maddi hatanın» mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine, davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olmasına, davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayanlar hakkında açılan davanın «haksız eylem» hükümleri uyarınca (Borçlar Kanunu 60. maddesi) 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olmasına göre, davalılardan ... vekili,... vekili, ... vekilinin tüm temy …
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.Başka bir deyişle, apel borçları tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi gösterilmiş olması veya geç tahsil edilmesi davacı şirket için bir zarardır.Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/6728 E. , 2013/5759 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....03.2011 tarih ve 2007/496-2011/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların Ceps Kurumsal Telekominikasyon Hizmetleri A.Ş'nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, şirketin esas sermayesinin ortaklar tarafından taahhüt edilmesine rağmen ödenmediğini, yönetim kurulu üyelerinin gerekli çağrıları yapmadığı gibi denetim kurulu üyelerinin de uyarma görevlerini yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek 150.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, şirket denetçisi olan müvekkilinin iddia edilen zarardan sorumlu tutulamayacağını, ileri sürülen iddiaların somutlaştırılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., ..., ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sermaye taahhüt borcunun muaccaliyet tarihinin şirket ana sözleşmesi ile belirlenmiş olması sebebiyle yönetim kurulunun ayrıca apel çağrısı yapma yükümünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, apel borcu olan ortaklardan Rumeli Telefon Sistemleri A.Ş'ye ... tarafından el konulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, tasfiye ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun temerrüt faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği,
dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket bir anonim şirket olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (...’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.
Ayrıca yeni seçilen yönetim kurulunun apel borcunu tahsili yoluna gitmemesi önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarmaz. O halde mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/489363500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz