Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5051 E. 2013/5837 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ el koyma↗ pay sahipliği↗ şirket zararı↗ anonim şirket↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen kasa açığı ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını şirket zararı olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin kesin zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, pay sahipliği devam ettiği sürece sermaye koyma taahhüdünden ... borcun zamanaşımına uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin ardından tüm sermaye borçluları için ... 407. maddesi ve devamında yer alan sermaye borcunun ifasını sağlayabilecek hukuki imkanlarının kullanılması olanağının mevcut bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin fiilen bu anlamda zararının olmadığı gerekçesiyle, 1.115,87 TL kasa açığı bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, kanuni halef sıfatıyla ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasa açığının, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın ve grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye ticari dayanaksız aktarılan paranın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece kasa açığı bedelinin tahsiline karar verilmiş, diğer talepler reddedilmiştir.
Davacı anonim şirket, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (...’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır. Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de
bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Ayrıca yeni seçilen yönetim kurulunun apel borcunu tahsili yoluna gitmemesi önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarmaz. O halde mahkemece, davalıların apel ödenmesine yönelik meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kanuni halef ... yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılan ....100 TL paranın tahsiline yönelik olarak, mahkemece adı geçen şirketin acze düştüğü ve alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin herhangi belge ibraz edilmediği dolayısıyla kesin zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Oysa alınan bilirkişi raporlarında ....100 TL'nin Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılma sebebi açıklanmamış ve dayanağı belirtilmemiştir. Bu sebeple mahkemece dava dışı şirkete aktarılan bu miktarın aktarılma sebebi ve dayanağı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, kanuni halef sıfatıyla kararı temyiz eden ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · şirket zararı · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Davacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
407. maddesi ve devamında yer alan sermaye borcunun ifasını sağlayabilecek hukuki imkanlarının kullanılması olanağının mevcut bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin fiilen bu anlamda zararının olmadığı gerekçesiyle, 1.115,87 TL «kasa açığı» bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · nispi vekalet ücreti · işlemden kaldırma · maktu vekalet ücreti · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · çek · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6728 E. 2013/5759 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · temerrüt
Benzer bu kararda… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5559 E. 2012/5966 K.
Ortak:kasa açığı · şirket zararı · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Davacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.Başka bir deyişle, apel borçları tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi gösterilmiş olması veya geç tahsil edilmesi davacı şirket için bir zarardır.Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
… valılar ... ile ...'nun 13.02.2002-13.02.2004 tarihleri arasında, ......'ın 13.02.2002-18.07.2003 tarihleri arasında ...'ın 13.02.2002-07.02.2003 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi, ...'m 13.02.2002-23.07.2003 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak davacı şirkette görev aldıklan, diğer davalılann kayıtlarda şirket ortağı olarak gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup «hakim ortak» tarafından yürütüldüğü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve «muvazaalı» bir şekilde ortak sıfatını taşıdıkları, şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiler tarafından hakim ortaklar lehine düzenlenen vekaletnamelerin, yönetici konumunda olan kişilerin göstermelik ortaklar olmakla birlikte şirketin hakim ortakları ile birlikte hareket ettikleri ve şirket zaranndan sorumlu oldukları kanıtlanamadığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle ya da önceki yıl sonu 31.12.2003 tarihi itibariyle şirket kasası ile ilgili fiziki sayım ve tespit sonuçlannı içeren, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabının gerçek durumunu objektif olarak ortaya koyacak özellikte, yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydının» listesinin ya da sayım tutanağının dosyaya sunulmadığı, sadece kaydi verilere dayanılarak çıkarılan ve «kasa açığı» olduğu ileri sürülen dava konusu bedele ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin TTK. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı kanıtlanamadığı, dosyada kasa açığını ispatlayan yeterli evrak bulunmadığından TTK.'nun 336 ve 359. maddelere aykırılık ve davacı «şirket zararı» kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.'nun 409/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar hakkında ki davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar başlığında vekil isimlerinde yapılan «maddi hatanın» mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine, davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olmasına, davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayanlar hakkında açılan davanın «haksız eylem» hükümleri uyarınca (Borçlar Kanunu 60. maddesi) 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olmasına göre, davalılardan ... vekili,... vekili, ... vekilinin tüm temy …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · malvarlığına ilişkin dava · haksız eylem · muvazaa · maddi hata · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… valılar ... ile ...'nun 13.02.2002-13.02.2004 tarihleri arasında, ......'ın 13.02.2002-18.07.2003 tarihleri arasında ...'ın 13.02.2002-07.02.2003 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi, ...'m 13.02.2002-23.07.2003 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak davacı şirkette görev aldıklan, diğer davalılann kayıtlarda şirket ortağı olarak gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup «hakim ortak» tarafından yürütüldüğü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve «muvazaalı» bir şekilde ortak sıfatını taşıdıkları, şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiler tarafından hakim ortaklar lehine düzenlenen vekaletnamelerin, yönetici konumunda olan kişilerin göstermelik ortaklar olmakla birlikte şirketin hakim ortakları ile birlikte hareket ettikleri ve şirket zaranndan sorumlu oldukları kanıtlanamadığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle ya da önceki yıl sonu 31.12.2003 tarihi itibariyle şirket kasası ile ilgili fiziki sayım ve tespit sonuçlannı içeren, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabının gerçek durumunu objektif olarak ortaya koyacak özellikte, yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydının» listesinin ya da sayım tutanağının dosyaya sunulmadığı, sadece kaydi verilere dayanılarak çıkarılan ve «kasa açığı» olduğu ileri sürülen dava konusu bedele ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin TTK. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı kanıtlanamadığı, dosyada kasa açığını ispatlayan yeterli evrak bulunmadığından TTK.'nun 336 ve 359. maddelere aykırılık ve davacı «şirket zararı» kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.'nun 409/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar hakkında ki davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar başlığında vekil isimlerinde yapılan «maddi hatanın» mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine, davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olmasına, davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayanlar hakkında açılan davanın «haksız eylem» hükümleri uyarınca (Borçlar Kanunu 60. maddesi) 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olmasına göre, davalılardan ... vekili,... vekili, ... vekilinin tüm temy …
Davacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.Başka bir deyişle, apel borçları tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi gösterilmiş olması veya geç tahsil edilmesi davacı şirket için bir zarardır.Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6622 E. 2012/14878 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olduğundan, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu kararda… atılmadığı, bu durumda iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarını gerektirir bir «kusur» ve işlem tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5051 E. , 2013/5837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....02.2011 tarih ve 2007/306-2011/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi kanuni halef ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, kasa hesabında muhasebe kayıtlarında gözükmekle birlikte fiilen mevcut olmayan nakit paranın gerekli takip yapılmayarak zarara dönüşmesine sebep olduklarını, mahkemece verilmiş tedbir kararına rağmen grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye kasa hesabından nakit olarak ....100.00 TL'nin ticari dayanaksız ödendiğini, 20.06.2003 tarihli Olağan Genel Kurul'da şirket sermayesinin arttırıldığını, ancak o döneme ait yönetim tarafından arttırılan sermayenin tahsil edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin sermaye apel ödemesi için ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmayarak ana sözleşmede belirtildiği zamanında ödemesini sağlamadığı, denetim kurulu üyelerinin ise uyarmayarak sorumlu olduklarını, bu şekilde şirketi zarara soktuklarını ileri sürerek, ....000 TL'nin davalıların sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Temlik alan ... vekili ıslah dilekçesinde, tespit edilen ortaklık zararının 254.215,87 TL olduğunu belirterek 254.215,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı ..., ... vekilleri, müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde hiçbir hukuka aykırı durumunun doğmadığı, davacı şirkette zarar durumunun gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., denetim kurulu üyesi olduğu dönemde hiçbir hukuka aykırı durumun doğmadığını, davacının zararının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., işini kaybetmemek için sözde denetçi olduğunu, bir sekreter olarak denetçilik vazifelerini yerine getirmek için gerekli bilgi ve donanıma sahip olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen kasa açığı ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını şirket zararı olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin kesin zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, pay sahipliği devam ettiği sürece sermaye koyma taahhüdünden ...
borcun zamanaşımına uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin ardından tüm sermaye borçluları için ... 407. maddesi ve devamında yer alan sermaye borcunun ifasını sağlayabilecek hukuki imkanlarının kullanılması olanağının mevcut bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin fiilen bu anlamda zararının olmadığı gerekçesiyle, 1.115,87 TL kasa açığı bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, kanuni halef sıfatıyla ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasa açığının, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın ve grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye ticari dayanaksız aktarılan paranın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece kasa açığı bedelinin tahsiline karar verilmiş, diğer talepler reddedilmiştir.
Davacı anonim şirket, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (...’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında, ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur. Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir. Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de
bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Ayrıca yeni seçilen yönetim kurulunun apel borcunu tahsili yoluna gitmemesi önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerini sorumluluktan kurtarmaz. O halde mahkemece, davalıların apel ödenmesine yönelik meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle kanuni halef ... yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılan ....100 TL paranın tahsiline yönelik olarak, mahkemece adı geçen şirketin acze düştüğü ve alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin herhangi belge ibraz edilmediği dolayısıyla kesin zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Oysa alınan bilirkişi raporlarında ....100 TL'nin Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılma sebebi açıklanmamış ve dayanağı belirtilmemiştir. Bu sebeple mahkemece dava dışı şirkete aktarılan bu miktarın aktarılma sebebi ve dayanağı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, kanuni halef sıfatıyla kararı temyiz eden ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kanuni halef sıfatıyla ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle kanuni halef ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/489241600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz