Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/831 E. 2012/5961 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 20 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fon alacağı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ haksız eylem↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ taahhütname↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının salt tespit edilemeyen zarar kavramında dayanağı olmadan sadece apel borcunun ödenmemiş olmasını zarar olarak tazmin ettirmesinin yerinde görülmediği, apel payının ödenmemesi nedeniyle davacının ne şekilde zarara uğradığının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle zamanaşımı süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniyle de davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki temyiz itirazı yerinde olmadığından hükmü temyiz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, fiilen ödenmediği halde kayıtlarda ödenmiş gibi gösterilen sermaye borçlarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket bir anonim şirket olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda görünmemelerine rağmen şirketi fiilen yönettiği iddia edilen kişiler yönünden de davacının bu husustaki iddialarının incelenerek bu kişilerin ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönettiklerinin tespiti halinde bunların da somut olayla ilgili olarak haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olup olmadıklarının tartışılması gerekmektedir.O halde mahkemece, davacının ortak, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönetenler ve şirket çalışanları olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6622 E. 2012/14878 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olduğundan, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu kararda… atılmadığı, bu durumda iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluklarını gerektirir bir «kusur» ve işlem tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5559 E. 2012/5966 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · haksız eylem · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı 20 yıl · Alacak
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
… dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniy …
… ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.Başka bir deyişle, apel borçları tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi gösterilmiş olması veya geç tahsil edilmesi davacı şirket için bir zarardır.Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı ol …
… kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar başlığında vekil isimlerinde yapılan «maddi hatanın» mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine, davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olmasına, davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayanlar hakkında açılan davanın «haksız eylem» hükümleri uyarınca (Borçlar Kanunu 60. maddesi) 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olmasına göre, davalılardan ... vekili,... vekili, ... vekilinin tüm temy …
3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · hakim ortak · muvazaa · maddi hata · şirket zararı · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… valılar ... ile ...'nun 13.02.2002-13.02.2004 tarihleri arasında, ......'ın 13.02.2002-18.07.2003 tarihleri arasında ...'ın 13.02.2002-07.02.2003 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi, ...'m 13.02.2002-23.07.2003 tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak davacı şirkette görev aldıklan, diğer davalılann kayıtlarda şirket ortağı olarak gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup «hakim ortak» tarafından yürütüldüğü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve «muvazaalı» bir şekilde ortak sıfatını taşıdıkları, şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişiler tarafından hakim ortaklar lehine düzenlenen vekaletnamelerin, yönetici konumunda olan kişilerin göstermelik ortaklar olmakla birlikte şirketin hakim ortakları ile birlikte hareket ettikleri ve şirket zaranndan sorumlu oldukları kanıtlanamadığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle ya da önceki yıl sonu 31.12.2003 tarihi itibariyle şirket kasası ile ilgili fiziki sayım ve tespit sonuçlannı içeren, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabının gerçek durumunu objektif olarak ortaya koyacak özellikte, yetkililer tarafından imzalanmış bir envanter «kaydının» listesinin ya da sayım tutanağının dosyaya sunulmadığı, sadece kaydi verilere dayanılarak çıkarılan ve «kasa açığı» olduğu ileri sürülen dava konusu bedele ilişkin olarak davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin TTK. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı kanıtlanamadığı, dosyada kasa açığını ispatlayan yeterli evrak bulunmadığından TTK.'nun 336 ve 359. maddelere aykırılık ve davacı «şirket zararı» kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.'nun 409/«son» maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», diğer tüm davalılar hakkında ki davanın ise reddine karar verilmiştir.
… kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, karar başlığında vekil isimlerinde yapılan «maddi hatanın» mahalinde düzeltilmesinin mümkün görülmesine, davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olmasına, davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayanlar hakkında açılan davanın «haksız eylem» hükümleri uyarınca (Borçlar Kanunu 60. maddesi) 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olmasına göre, davalılardan ... vekili,... vekili, ... vekilinin tüm temy …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6728 E. 2013/5759 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı «taahhüt» ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · temerrüt
Benzer bu kararda… onulduğu ve bilahare bu şirketin hukuki varlığının sona erdirilmesine ve terkinine karar verildiği, oysa borçlu şirket ile davacı şirketin iştirak şirketler olduğu, «tasfiye» ve terkinden önce birbirlerinden olan alacak ve borçlarının tasfiye edilmesinin mümkün olduğu, tasfiye olmadığı takdirde borcun «temerrüt» faiziyle birlikte tahsili için dava edilmesinin gerektiği, dava sonucunda yasal prosedüre rağmen alacağın tahsilinin mümkün olmaması durumunda zararın varlığından bahsedilebileceği ve bu zarardan davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerinin sorumlu tutulabileceği, davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddin …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5147 E. 2014/12078 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
Benzer bu kararda2- Bir «anonim şirket» olan davacı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · hakim ortak · rücuen tahsil · sermaye artırımı · illiyet bağı · maddi hata · üçüncü kişi · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirket resmi kayıtlarına göre ortak olmayan ve «hakim ortak» olarak nitelendirilen ... ve arkadaşlarının sorumlu olmadığı, şirkette çalışan ve çeşitli görevler üstlenen kişilerin de yapmış oldukları işler nedeniyle apel borcundan sorumlu tutulmalyacakları, şirket yöneticileri ve denetçilerinin görev yaptıkları sırada «sermaye artırımı» nedeniyle ortakların ödemekle yükümlü oldukları apel borçlarının tahsili için gereken özeni göstermediklerinden TTK.nın 336. maddesi gereğince sorumlu oldukları, apel borcunu ödemeleri durumunda, apel «taahhüt» eden ortaklardan «rücuen tahsil» imkanlarının bulunduğu, kayıtlara göre ödenmiş gösterilmiş ise de; kayıtlarda yapılan işlemler fiktif olduğu gerekçesiyle; Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri …
Bu durum karşısında, davacı şirketin ortaklarca «taahhüt» edilen sermaye borcunun henüz ödenmediği, «sermaye taahhüdü» bulunan ortakların ve ödenmeyen sermaye borçlarının ödenmiş gibi gösterilmesinde şirketteki görevi gereği faaliyette bulunan şirket çalışanlarının eylemleri ve zarar ile olan «illiyet bağı» da araştırılmak suretiyle ispatlandığı takdirde işbu zarardan sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde h …
A.Ş.'nin unvanının karar başlığında yanlış gösterilmesi, yine ...'ın isminin hükümde ... şekilinde yanlış gösterilmesi «maddi hata» niteliğinde olup mahallinde düzeltilebilecek bulunmasına göre, davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili, ...'nun tüm temyiz itirazlarının, davacı .... vekilinin ise aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6010 E. 2012/7866 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
Benzer bu karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye taahhüdü · şirket zararı · muacceliyet · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… mına göre; şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, «sermaye taahhüt» borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun TTK nın 406. maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu «muaccel» olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak «şirketi zarara» uğratması dolayısıyla TTK nın 336. maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı «yönetim kurulu» üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5051 E. 2013/5837 K.
Ortak:anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı 20 yıl
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
… dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında «haksız eylem» hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniy …
3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Davacı «anonim şirket», ...’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.
Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu mal varlığı ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin .... kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması .... kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · el koyma · pay sahipliği · şirket zararı · dava sebebi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen ....11.2006 tarihli denetim kurulu raporunda belirtilen «kasa açığı» ile ilgili dayanak olarak sunulan kasa sayım tutanağı dikkate alındığında ....02.2004 tarihi itibariyle saptanan 1.115,87 TL tutarındaki kasa açığınını «şirket zararı» olarak kabulü gerektiği, Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye dayanaksız yapıldığı belirtilen ....100 TL'lik ödemenin «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği, sermaye borcunun ödenmeyen 1/4'ü olan 250.000,00 TL'nin talebine ilişkin olarak ise, böyle bir zararın oluşması için tahsilinin olanaksız hale gelmesi gerektiği, «pay sahipliği» devam ettiği sürece sermaye «koyma» «taahhüdünden» ... borcun «zamanaşımına» uğramayacağı, zamanaşımı süresi olsa bile 5 yıllık sürenin ... tarafından el konulduğu zamanda dolmadığı, davacı şirketin yönetimi ve kontrolünün ...'ye geçişinin …
Ayrıca, grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye aktarılan ....100 TL paranın tahsiline yönelik olarak, mahkemece adı geçen şirketin acze düştüğü ve alacak tutarının borç ödemeden aciz belgesine bağlandığına ilişkin herhangi belge «ibraz» edilmediği dolayısıyla «kesin» zarar oluştuğunun dosya kapsamına göre ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiştir.
407. maddesi ve devamında yer alan sermaye borcunun ifasını sağlayabilecek hukuki imkanlarının kullanılması olanağının mevcut bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin fiilen bu anlamda zararının olmadığı gerekçesiyle, 1.115,87 TL «kasa açığı» bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «kasa açığının», apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın ve grup şirketi Standart Elektrik Sanayi A.Ş.'ye ticari dayanaksız aktarılan paranın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece kasa açığı bedelinin tahsiline karar verilmiş, diğer talepler reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9467 E. 2014/19501 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · anonim şirket · taahhütname · vekalet ücreti · teminat
İncelediğiniz karardaDavacı şirket bir «anonim şirket» olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise «taahhüt» etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen …
3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaBorçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu «malvarlığı» ile sınırlı bulunan «anonim şirketlerin» bu nedenle de sermayelerinin «üçüncü kişiler» için bir «teminat» ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması, üçüncü kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.
2- Ancak dava, davacı «anonim şirketin» eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri bulunan davalılar aleyhine açılmış olan sorumluluk davasıdır.
Zira davacı bir «anonim şirket» olup, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sınırlı şekilde sorumludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · üçüncü kişi · ıslah · yönetim kurulu kararı · avans faizi
Benzer bu karardaE.. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 534.750 TL’nin 10.000 TL’sine dava, bakiyesine 20.07.2007 «ıslah» tarihinden itibaren «avans faizi» işletilerek bu davalılardan müteselsilen tahsiline, diğer davalılar yönünden yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin sermaye borcu ve usulsüz para aktarımı toplamı 534.750 TL'yi tazminle yükümlü bulundukları, denetçilerin ise esasen Uzan grubu şirket çalışanları olması ve mevcut deliller çerçevesinde davranışlarının olağan davranış kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle bir sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davalılar K..
Mahkemece davalı «yönetim kurulu» üyeleri hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalı denetim kurulu üyeleri hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla her ne kadar davalı «yönetim kurulu» üyeleri, sermaye borcunu zamanında ödemeyen dava dışı ortaklar aleyhine gerekli yasal yollara başvurmadığından bu alacak kalemi bakımından meydana gelen zarardan sorumlu iseler de davalı denetim kurulu üyeleri de aynı nedenle bu zarardan sorumludur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/831 E. , 2012/5961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2008 tarih ve 2005/980-2008/674 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Ant Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş.’nin yönetim ve denetimine Fon tarafından el konulduğunu, muhasebe kayıtlarında yapılan inceleme sonucu kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farkların bulunduğunun tespit edildiğini, şirket kasasında mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, aynı zamanda şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup tarafından yürütüldüğünü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatını taşıdıklarını, apel yükümlülüğü yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi usulsüzlüğüne karışarak şirketi zarara uğratan yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirket çalışanlarının şirketin tüm zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, 10.11.2000 tarihinden beri ödenmeyen toplam 100.000,00 TL apel ödemesinin dilekçede gösterilen şekilde davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının salt tespit edilemeyen zarar kavramında dayanağı olmadan sadece apel borcunun ödenmemiş olmasını zarar olarak tazmin ettirmesinin yerinde görülmediği, apel payının ödenmemesi nedeniyle davacının ne şekilde zarara uğradığının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle zamanaşımı süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniyle de davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki temyiz itirazı yerinde olmadığından hükmü temyiz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, fiilen ödenmediği halde kayıtlarda ödenmiş gibi gösterilen sermaye borçlarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket bir anonim şirket olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3.
kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır.
Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda görünmemelerine rağmen şirketi fiilen yönettiği iddia edilen kişiler yönünden de davacının bu husustaki iddialarının incelenerek bu kişilerin ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönettiklerinin tespiti halinde bunların da somut olayla ilgili olarak haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olup olmadıklarının tartışılması gerekmektedir.O halde mahkemece, davacının ortak, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönetenler ve şirket çalışanları olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden ...'dan alınmasına, 12/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056407000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz